Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Didem Çivici

Ruhun Yolculuğu - 2

Düşlerimle kurduğum Babil Kulesi'nin basamaklarını tırmanıyor gibiyim. Ruhum hiç olmadığı kadar özgür, hiç olmadığı kadar BİZ...

Günün ilk şuaları ulaşırken gökyüzünden toprağıma;

Ve toprağımdan göğüme uzanan yemyeşil çimlerle sevişirken bedenim;

Mavi ile yeşile toprağımın kokusunu sunarken;

Ve soluduğum havanın getirdiği iksiri yudumlarken.

İşte o gün tanık oldu içim,

Varlıkların kutlamasına bu dünyada.

Ezgiler yükselirken Gaia'nın yüreğinden;

Ve göklerden aşağıya yağarken sihirli gözyaşları;

Yenilenme ve değişimin son tohumları ekilir toprağıma. 

 

"Ruhun Yolculuğu-2" bunun adı. Bakıyorum da, tam bir sene olmuş. Yaşadıklarım, 20 sene boyunca deneyimlediklerime denk gibi geliyor şimdi. Zaman hızlandı, lakin bu kısa süre içerisinde o kadar senenin deneyimini paylaştım kendimle; yaşamlar kadar uzun.

Son iki ayda ne değişti peki? Hiç bir şey, ve her şey! Önünde uzun zamandır dikildiğim duygular kendilerini birden bire bırakıverdiler. Hiç bir şey "zamanla" olmuyor, bunu anladım. Her şey "aniden", "an"da oluveriyor; lakin sonsuz kavram içerisinde gerçekleşerek uçsuz bucaksız bir okyanus seriveriyor gözlerimizin önüne. Sanırım BİZ, ya da BEN, ya da "O" kim, bunu anlamaya başladım bu süre dahilinde. "Ruhun Yolculuğu"nu yazdığım günü hatırlıyorum. Öylesine büyük bir heyecan... İşte o gün, yolculuğumu yazdım ben, o dakika; ve başlattım her şeyi bir anda. Şimdi, iyi ki diyorum.

Bu dünyada geçirdiğim son dönemler çok farklı deneyimler sundu; hoş, hala da sunmakta. Kainatın genişliğinde var-yokoluşu tatmak; BİRliği tekrar ve tekrar yaşamak; beden-ruha dahi sahip olmadığının farkına varmak... Son noktada sadece şunları söyleyebiliyor içim: "Yaşam güzel."

Öyle ki, 'O'nu idrak ettiğiniz, ya da şöyle diyelim: "idrak etmeye başladığınızı sandığınız" o an, var olmuş olan tüm yaşantınız bir anda yok oluveriyor; "Finito!!!". Düşünün bir; aileniz, arkadaşlarınız, okulunuz, çevreniz, seks hayatınız bile! Her şey yerle bir! Zira fark ediyorsunuz ki hiç bir şey 'var' değil; her şey basit bir ilüzyondan ibaretmiş; masal gibi! Adeta biri geliyor ve, "Hey uyan! Gördüğünü sandığın her şey halisünasyonik bir düzlemde senin yaratmış olup yaşadığını sandığın anlık parıltılar o kadar!" deyiveriyor. Ne yapardınız? Her şeyi terk etmek? Sahip olduklarını bağışlayıp kendine çekilmek ve tüm yaşamını hiç etmek? (gerçi sanki ondan önce neydi ki!). Kimileri intiharı seçiyor, seçtiler; lakin küçük bir ayrıntıyı göremediler belki de; ancak tabii ki "her şey olması gerektiği gibi" ve onlar da kendi antlaşmaları doğrultusunda gitmeyi seçmişlerdi. Peki bu "küçük ayrıntı" ne idi? Tüm bu "zaman"lar boyunca bizi "oyalayan" (!), yerden yere vuran, lakin mutluluk ve haz da getiren bu ayrıntı ne idi? Nacizane yüreğimin bana fısıldadıklarını paylaşırsa içim, şöyle ki: tüm bu yok oluş, inançların ve var olduğunu sandığımız bu ilüzyonların yerle bir olması muhteşem bir yenilenmeyi getirir. Foton Kuşağı'ndaki "Zero Point" misali! Bir anlık bir sıfırlama tüm yaşamın kaynağına, "Ab-ı Hayat"ın kaynağına ulaştırır. İşte o an "Ruhun Gerçek Yolculuğu" başlar belki de; ve bu, yepyeni bir yaşamın kapılarını açan anahtar olur içinizde. O andan sonra bedeniniz hiç olmadığı kadar güzel gelir içinize; zira kitaplarda yazılan, kiliselerde, manastırlardaki vaazlarda söylenenlerin ne denli uzak ve anlamsız olduğunu fark edersiniz: O'na, Sonsuz Olan'a ulaşmak için bedeninizi terketmek zorunda değilsinizdir; aksine sizi, muhteşem bir yaşamın onunla beklediğini fark ettiğiniz an bedeninize çok daha itina göstermeye başlarsınız; zira ruh ve beden BİRdir.

Hep dönüş yolunda değil midir içimiz?
Görmeyi reddettiklerimizde değil midir gün ışığı;
Ya gecenin karanlığı?
O göstermez mi en karanlık ışığı?
Acıların çekiciliği ve kaçışların gizi.
Onlar fark ettirmez mi VARlığımıza ait en değerli mücevherleri?
Toprağı ıslatırken yağmur,
Kokusu bürümez mi tenimizi üşütürken?

Biz...
En yalnızlığımızda BİRleşmez mi bedenlerimiz?
En umutsuzluklarda gülmez mi gözlerimiz?

Biz sevgili...
En sevilesi sevgilileriz. 

Nefes ihtiyaç değildir artık, siz nefes olmuşsunuzdur, siz nefessiniz. Yiyeceklere gereksinim kalkar, zira siz 'yiyecek'sinizdir. Toprak, size her şeyiyle kucak açar. Güneşi selamlayarak başladığınız gün, size tüm nimetlerini sunar. Gaia'yı kucaklar, göğün meleklerine ilahiler söyler, suyun şarkılarını dinler, ateşin kızılını giyinirsiniz. İşte o an, arayışlarınızın bittiği, yepyeni yaşamınıza merhaba dediğiniz, tüm "benlik"lerinizi "BİZ"de buluşturduğunuz, ve hep düşlemiş olduğunuz "KUTLAMA"yı gerçek kıldığınız andır.

 

İşte sevgili!

Böyle bir zamana doğmanın mutluluğu,

Ve yaşamak, kutlamanın verdiği o sevinci;

Ne güzeldir kutsanmış olan bu bedenlerde...

In Lak'ech...


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor, araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına inanıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Mars'taki İnsan Yüzü


Hangi Partiye Oy Vereceğim?


22 Temmuz Seçim Tahminleri


Karamela Sepeti


Politika Pazarı


Ölüdoğan Bir Demokrasi Denemesi


Zamanya


Aşırı Sıcaklarda Kalp Krizi Riski


Sıcak Havalara Dikkat!


Ölümün Ardından


Ağrı Dağı Neden Bu Kadar Çekici?


Akupunkturun Bilinmeyenleri


İstiklal’in Sanat Dolu Sokakları


Dilimiz, En Büyük Zenginliğimiz!


Costa Brava


Sağlığınız Tehlikede Olabilir!


Ölümsüz Ölümler


Küresel Isınmanın Kanıtları


Yurtdışındaki Okullarda Artan Şiddet 

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

 

Burcu Akar

Gerçek Kimliğimiz "Tanrısallık"


Zuhal Keresteci

Geleceğime Dikilen Umutlar


Hale Karaarslan

Coşkuda olmak 


Rüya Yüksel Ersavcı 

Cehenneme Giden Yol İyilik Taşlarıyla Döşelidir


Buse Doğan

Karanfil Kokusu Kalır 


Didem Çivici

Cennetimin Kapıları


Dr. Levent Atlaş

Yıldızlar Yalnız Gezer


Volkan Burnaz

Just Help Me Save Padmé’s Life


Didem Çivici

Let it Be 


Didem Çivici

Ruhun Yolculuğu-2

 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11