Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Didem Çivici

Mor Yağmur 

Gecenin sessizliği çökmekte bahçemin toprağına... Karşı evin bahçesindeki ufaklığın havlamaları yankılanmakta vadide. Bir yandan da bacadaki baykuşun sesi, ona eşlik eden. Ağaçlarıma dalmış gitmiş içim; mumların ışıklarıyla yıkanıyor gövdeleri. Köklerini Gaia'nın derinlerine doğru bırakırken, kollarını büyük bir huşu içerisinde göğün sonsuzluğuna teslim etmişler adeta.

Bu gün ağladı gözlerim. Uzun zamandır böylesine hüzünlenmemişlerdi. Bir yandan dünyayı izliyorum, bir yandan da hüznün varlığını kabul edercesine bırakıyorum içimdekileri kainatımın uçsuz bucaksızlığına. Acım neden? Neden gözyaşlarım ıslatıyor hala toprağımı? Babamın o bir kaç cümlesi yüreğimi öylesine örseledi ki. Ne var orada bu kadar acıyan? Yapılabilecek bir kaç öneri sunarken, umursamazcasına kendilerinin yapamadığını kabul edip hiç bir şey yapmayacağını dile getirdikçe neden sızladı içim derinlerinden? Bu seferki başkaydı, bambaşka. Konuşan varlık... Tanrım! Bambaşkaydı...

O bir kaç cümleyi sıraladıktan sonra bahçeme koştu bedenim, kaçarcasına. Pembe kristalimi kucakladım, toprağa uzandım. Sarıldım Gaia'ma. Saçlarını okşadım, özür diledim.

'Purple Rain'... "Mor Yağmur..."

Prince'ten sözler 'Ezgi'leşirken, İstanbul'un bulutlu gökyüzüne karışıyorum şeftali kokuları arasında. Dallara dizilmiş, yeşim rengindeki yaprakların rüzgarla cilveleşmeleri bana bir şeyleri anımsatıyor. Yaz biterken aşk kokusu duyuyorum, topraktan yükselen. Karşımda beyaz gitarıyla beni kendimden geçiren Prince'in içinden dökülen her kelime uzaklara taşırken beni, ben burada kayıplara karışmanın durağanlığını yaşıyorum sanki. Dudaklarından dökülenler rüzgar olup bedenimi savuruyor.

"Bu hissettiğim aşk mı?"...

"Evet, aşk olmalı..."

Yükselen latin müziğiyle dolunayı birleştiren her adım, bedenimi gecenin şehvetine teslim etmekte. İki beden kavuşurken yalnızlığına, kendimi incitmemek için değiştirdiğim onca maskenin ve onca zamanın beyhudeliği üzerine düşünüyorum. Kimi üzmekten korkuyor ki içim? Neden çekiniyorum? O nedendendir ki içimden gelenlere yol veriyorum...

"Seni istiyorum..."

"İsteme"nin kişisel eksiklikten mi, yoksa olağan bir oluş hali içerisindeki "sadece"likten mi kaynaklandığı çelişkisini umursamayan bir varlık. Önemi ne ki! Kimin umrunda! Neyi, neye göre yargılayıp, neden kutulara istiflemeye çalışıyoruz ki! Yaşayalım gitsin!

2007'nin Ağustos gecelerinde dans etmeli umursamadan, ve tüm yetileri güzel olana yüklemeli, ki sevgi doldursun benliklerimizi. Kendini 'anlatmaya çalışmak' olmaksızın, varoluşumun sadeliği içerisinde, gelene izin vererek kabul etmek 'şu an'ı yaşanır kılmaz mı sanki? Maddi-manevi geçilen her zorluk ile birlikte kendimize kattıklarımız, ve farkına vardığımız cevherlerimizle güzelleştirmiyor muyuz düşlerimizi?

Zor ya da kolay olan hiç bir şey yok aslında. Öylesine değişken ve olasılıklarla dolu ki bu evren! Ne, kime göre zor? Ya da kime göre kolay ki...

Sanırım tam da bu noktada söylenecek hiç bir şey kalmıyor. Var; her şey sadece VAR, o kadar. Bak, bahçedeki hurmalar büyüyor, karpuz kocaman olmuş, domatesler kızarmış, ve biberlerin kokusu duyuluyor esen her rüzgarla birlikte. Ve içeriden gelen tınılar...

"Seni cennette görsem,

Elimi tutar mıydın?..."

Dostane benliklerle birleşilesi bir gün.

Güneşi, selamlayarak uğurladım dağların arkasına doğru; yarın sabah tekrardan 'merhaba' demek üzere.

Yaşam güzel. Hep olması gerektiği gibi güzel...


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor, araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına inanıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

“Hippie”ler Yeniden Doğuyor


Heykellerin Üstadı


Suların Çekilmesiyle Gelecek Kıyamet


Nazca Çizgilerinin Sırrı


Kadının Adı


'Engel'lenemeyen Çocuklar


Pembe Hayatın Kaldırım Serçesi


Gençlik ve Ergenlik Şeytanları


Yeni Dünya Düzeni ve Terörizm


BDönmesi Hayatı Zorlaştırıyor


Anti-Yaşlanmanın Vitaminleri


Beyin Sağlığı İçin Öneriler 


Kelaynaklar Göç Yolunda


Yüzylların Uyuyan  ilçesi: Lice


Her Şeyin Teorisi Bir Mi?


Atatürk’ten Öğrendiğim Bir Şey Var


Hala, Her Yerde, Dönüyorsun...


Dijital Magandalık 


Gömürgen’de 14 Gönüllüyüz! 


"The Secret" Hatalarına Çok Yönlü Bir Bakış


Alfred Adler, İnsan Çabalarının Temeli; Yetersizlik Duyguları


Tanıdık Yabancı

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Melda Güngül

Özgürlük İllüzyonu


Hale Karaarslan

Özgür İnsan Olmak


Can Duman

Doğru Kalemin Yazdığı Yanlış Yazılar 


Hale Karaarslan 

Sevgide Yok Olmak 


Meliha Başal

Küçük Sevinçlerimizi Kaybettik


Didem Çivici

Hu


Tuğçe Karaarslan

Dört Gün


Rüya Yüksel

Evren Boşlukları Sevmez


Eray Çetinkaya

Bu Ego’yu Sevsek Mi? 


Asu Sanem Kaya

Tanrı; Bir de Yaşamdır, Yaşam; Bir de Tanrıdır


Didem Çivici

Mor Yağmur 


Nilgün Doğan

Düşlerimdeki Yaşam - III


Burcu Akar

İçimizdeki Bizden Sesler


Didem Çivici 

Özlem


Gürhan Faik Yeğit

Biraz da Tabiatı Sevmeyi Öğrenelim

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11