Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Didem Çivici

Şimdi ve Burada

Muazzam bir düşün içerisindeki yokoluş mu deneyimliyor olduğumuz hakikat; yoksa hakikat diye "var" saydığımız düşün bir yansıması mı hayat? Birbirinden ayırmaya çalıştığımız, lakin bir olduğu gerçeğini kendimize itiraf edemediğimiz bir ütopya... Beklentiler bahçesinden koparılmış bir lilyumun kokusunun büyüsüne kapılmış şekilde, zamana yayarak yaşıyor olduğumuz; lakin zamanın yokluğu içerisindeki şaşırmışlıkla birlikte sadece yaşıyor olduğumuz bir düşten ibaret sadece... Benlik karmaşasının yerini alan arayış çabalarında kaybolmak pahasına çıkılan macerada karşımıza çıkan yol ayrımında ne yapacağını bilmemek gibi bir şey... 

"Saklanan" sıfatının cazibiyeti içerisinde, kendimize yediremediğimiz duygulara ahkam kesmek değil mi yüz yüze gelinen tartışmaların, hesaplaşmaların nedeni? Ya da kelimelere dökmekten kaçındığımız "bildiklerimiz"in bizi esir alması? 

Harekete geçmeyi amaç edinmiş bir içsellik içerisinde, durağanlığı kabul edemeyen bir bilinç hali, göz göze gelinen varlık. Düşüncelerin, ortadan bir anda kalkabileceği ihtimalinin varlığını kabul etmeksizin, düşlerin olabilirliğini yadsımak ise bambaşka  bir varoluş belki de... 

Yağmurun şiddetindeki dinginliğin tadına varmaktansa kargaşaya mahkum olmak sanıyorum ki başka bir ahmaklık, kim bilir... İşte böyle bir anda içime dolan kelimeler daha fazla tutunamayarak kendilerini özgür bıraktırıyorlar bedenime:

Ve göklerden gelen sesi işittim..."Gel!..Varlığın ve yokluğun burada... Ve yarılan topraktadır seni merkeze ulaştıracak olan... Sadece bak ve parçan olan hakikatin farkına var!.. Unutma, ne buradasın, ne de orada...".

Ve yağan yağmurla birleştim ve karıştım toprağa... Gövdesinde yüce ağaçların, hayat buldum ölümsüzlüğüme ulaştırırcasına... Ve yapraklarında esen rüzgar oldum, havayı ruhuma çekerek... Ve ateşte eridi ruhum, sonunda BİR olanda uyanırcasına... 

Kulaklarımda yankılanan sesin kaynağını sorgulamadığımı farkettim o an... Bana gelen, zaten "ben"de var olandı zira. Düşler içerisinde varlığını zaten yitirmiş olan zihnimle birlikte tüm boyutlarda gezinmeye başlamışken, geçişlerimde işittiklerim kazınmaya başladılar birer birer: 

Yeryüzüne düşen damlalar,

Göklerden yağan yıldız tohumları misali, düştüler toprağıma...

Ve Apollon'un ışığıyla Ether'i içlerine çekerek,

Buldular hakikati, varlıklarındaki Tanrı'da...

Açmaya dahi gerek kalmadan gözlerini,

Gördüler bilgeliği; zahir olan zihinlerdeki...

Ve işittikleri kendi sesleriydi,

Yankılanan kainatın duvarlarından...

Ve dokundukları kendi bedenleri,

Her bir canlıda hayat bulan...  

Sonrasında, gözüme çarpan bir yıldızla birlikte çıktığım yolda, gecenin bana getireceği gizemlerin endişelerini yaşamaksızın, her varoluşu "ben"e kabul ederek rüyaya dalmanın ruhuma bahşettiği mucizevi, iksirane sihri yadsımaksızın, gözlerini maddeye kapakta olan bedenimin, sessiz gecede yatağa serilişine sahne olan odamın içerisindeki etkileyici müziğe kaptırmaktayım kendimi. Sessizliği içime çekiyor, bir "ben"in dile getirmiş olduğu gibi, "binlerce yıldır acıyan" diye düşünülmüş olan bu bedeni, yorgun bir şekilde geride bırakıyorum bu akşam da... 

Ruhumda, bana geri gelen ışıklarımın çoşku ve mutlulukları, sevgileri var... "Bir" diye bile nitelendiremeyeceğim, sıfatlardan arındırılmaya layık bir oluşun içerisindeki "ben" artık ne var, ne de hiç... Tek bildiği: "ŞİMDİ ve BURADA"...


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul


Beyin Göçü


Nükleere Hayır!


Uygarlığımızın Vicdanında Yargılanmak!


Yüreğimde Bir Çocuk, Yüreğim de Bir Çocuk!


Doktor Sülükler Hayat Veriyor


Resimlerle Konuşun


Düşler Atölyesi'nde Hedef 80 Bin Çocuk


X-Ray Cihazına Takılan Güvenlik Tutumu


Düşünce İkliminde Serbest Salınımlar


Gençlik Çalışmaları Birimi


Dondurmam Gaymak


Hayatımızdaki Büyüteç (astroloji)


Aralık Numeroskopu


Ayurveda


Maya Takvimi’nin Beşinci Gündüzü Başladı

 

kitap

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Fırat Erdoğan 

Üniversitelerim


Arbil Çelen

Aralık Issızı, Sızı Aralığı...


Rüya Yüksel

Her şey çok güzel olacak


Uzay Gökerman

Aşkın Kuantumunda


Can Duman

Sebepsiz Fırtına


Mahmut Şaylıkay

Mavi Çarşaflı Siverek


Serpil Ata 

İspanya=çok (sıcak×sıcak)


Mahmut Şaylıkay

En Büyük Söz, Sözcüklerde Gizlidir


Didem Çivici

Şimdi ve Burada

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11