|
Yazar:
Didem Çivici
Kasım 2007
Kapı
“-Işıksın…
karanlıkla BİR.
-Ve
karanlıksın… ışıkla BİZ.”
Ruhun
kıyısındaki taşları toplamaya çıktı. Masmavi gökyüzünü taçlandıran pamuk
bulutlar arasında ağaçlarla sohbet ederek kayaların üzerinde yürüyordu.
Yeşil, beyaz ve karanlık taşlarla bezenmişti yeryüzü. Masumiyetin en saf
hali ile üzerindeki bez parçalarını çıkarmaya başladı, ta ki saf bilincine
ulaşana dek…
Yanında her
hangi bir yük taşıması manasızdı; SADECE O…
Gökyüzü, o
vakte kadar onun hiç görmediği kadar mavi idi; ebedi okyanusta yüzme
hissiyatı yaratacak kadar mavi. Sesler, o vakte kadar hiç olmadıkları kadar
sessiz idi; ve orman, hiç olmadığı kadar davetkar. Su, hiç olmadığı kadar
saf, ve ağaçlar hiç olmadıkları kadar bilge...
Dingin
rüzgar, hafif nemli esintisiyle yüzünden akarken, ve toprağın yumuşaklığı,
ayaklarını pamuk misali kaplarken o, kelebeklerin raksını ağaçların dalları
arasından izlemeye koyuldu. Yağmurun arkasından suretini gösteren güneş,
bulutların arasından kayan gökkuşağına can veriyordu. Yaşam…
Aşk, ona
BİZ'liğini
anımsatırken o, varlığını kutsayarak sunuyordu kainata. Zira o vakte kadar
hiç hissetmediği kadar tamdı; BİR, BÜTÜN ve HİÇ.
Zaman, hiç
olmadığı kadar geniş, ve mekan hiç olmadığı kadar...
Çocukluğundan hatırladığı mekansızlık deneyimlerini tekrardan yaşıyordu
sanki: bulunduğu yer genişliyor, kapsamakta olduğu her cismi de kendisi ile
birlikte sonsuzluğa taşıyordu.
İşte o andı
ki fark etti:
"Ölüm, aydınlanmaya giden yoldur."
Ağacın
gövdesinde can bulan mantarın, kaktüs ile birleşerek onun iç yolculuğuna
böylesi bir ahenk ile eşlik edeceğini nasıl bilebilirdi ki?! Ya da
kaybedeceği bir şeyin var olma olasılığının evrenler içerisinde yer
almayacağını. Maddelere yüklediği, ya da içinde bulunduğu var oluş
gezegeninde yaşamakta olan "diğer benlik"lerin onun için atfettikleri yargı,
tutum ve sıfatlamalar ile bütünselleştirip biçimlendirdiği onca kavramın
'gerçekte' var olmadıklarını, her birinin "sadece onda" olduklarını fark
edeceğini... İşte an gelip çatmıştı. Anahtar ona sunulmuştu. Şimdi tek
yapacağı şey kapıyı açmaktı.
***
Kütüphanenin
bir yerlerinde saklıydı, biliyordu. Kitaplar, salonun yüksek tavanına dek
uzanan raflar boyunca dizilmişlerdi. Mistik, eski ve kutsal bir koku
duyumsanıyordu salonda. Raflar dışında salonun ortasında tek bir masa yer
almaktaydı; üzerinde ise parlamakta olan bir cisim: kuvars kristal bir
piramit. Salonun geniş ve ferah oturumuna uygun, ahşap çerçeveli
pencerelerinden içeri doğan gün ışığını merkezinde, ÖZ’ünde, KALP’te
toplayan sihirli bir küre misali tüm AŞK’ı yansıtmaktaydı. “Ve işte, orada”,
diye iç geçirdi. Kırmızı bir kapı…
Yolculuğu
boyunca geçtiği kapılardan hiç birine benzemiyordu. Onlar ki soyutluğun
özünden sunulmuş gibi berrak ve atıfsızlardı; onlar ki ebediyet duygusunu
yaratmışlardı içinde. Peki ya şimdi?
İlk kapı…
Mavi.
Şelalelerle
dolu bir su kaynağına girmişti. Dinginliğin yuvasına yeniden yaşam vermişti,
doğum anını yeniden deneyimlercesine bir dinginlik…
İkincisi…
Beyaz.
Hiç ummazdı
ki bu kavram sunulmuş olsun belleğine, ‘ben’liğine… Zira hep reddetmiş,
gereksiz olduğunu düşünmüştü. Lakin şimdi, her var oluşu, Oldukları gibi
kabul etme vakti idi. Beyazlık… Ebediyete uzanan kozmostan başka bir şey
olamazdı: BİR olanla evlilik. Ve karanlık olan beyazdan doğmalıydı; işte
geliyor…
Üçüncüsü…
Siyah.
İşte
hikayenin kitaplarla dolu kütüphanesine varmıştı: BİLGİ. Tüm toz ve
yüklerden arınmış, evrenin tüm dillerinde yazılmış binlerce kitapla kaplı
raflara bürünmüş bir ortaçağ mimarisi eseri: YUVA. İlerlerken kendisini
önünde bulduğu kapı, o ana dek çözümlemeye çalıştıklarını sembolize
etmekteydi…
Dördüncüsü…
Kırmızı.
Kilitli
demir bir kapı… Anahtarı, kütüphanenin derinliklerinde bir yerde, biliyordu;
lakin seçimi, akışa bırakmaktı; açmadı.
Ve şimdi,
vakit geldi.
***
—
Şimdi, tek
yapacağın şey kapıyı açmak…
—
Yardımcım
olacak mısın açarken?
—
Sendeyim…BİR.
—
Orada kal.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Didem Çivici,
1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce
Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor,
araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni
deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına
inanıyor. Detaylı Bilgi
|