Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Didem Çivici

Cennetimin Kapıları

İlahi bir müzik yükseliyor topraktan.

Gökler...

Semavi sihrini açıyor ruhlara bu sabah.

Kuşlar...
Onlar cennetin kapılarını çalıyorlar kanatlarıyla.

İnsan...
Her ne kadar umutsuz da olsa hala,
İşte sevgili yaklaşıyor o an!
İçlerden akanın okyanusa kavuşacağı an yakın!
Gözlerden ruhlara akılacak olan o an.

Her an Gaia'dan göğe salınacak,
Göklerden kanatlarla özgürleşilecek o an yakın sevgilim.

Ne güzel...
Beklenilen vakit geldi, en sonunda.
Ve birbirimizle sevişeceğimiz o an yakındır.


Geçmiş ve gelecek dualitesini "şimdi"de buluşturan bir vadide demirledim.

Yanınızda durmadan akan bir su, ağaçların sizi karşılıksız sevgi ile karşıladığı, toprağın tüm varoluş enerjisini sizinle paylaştığı, ve mavi göğü aralayarak size sonsuzluğun ateşini sunan güneşin, bedeninizi yakarak ölümsüzlüğü sunduğu bir yer düşleyin.

Orman perileriyle şarkı söylüyorum; atalarımın şarkılarını haykırıyor içim; ve akan kutsal suyumda vaftiz ediliyor ruhumla bedenim, bir... Daimi BİRliği kucaklarken, kuşlarımın şen şarkıları donatıyor her yeri. "Biz"den öte bir yer sanki burası; ne sen var ne de ben; lakin şimdi BİZ de kalmamış sanki. "Biz" demek bile BİZ'i BİR'den ayırıyor gibi tınlıyor kulaklarımda adeta; zira her nefes, toprağımda yanarak suyumda havaya karışmak gibi...

"Güzel" dahi anlamını yitirmiş burada; kifayetsizlikler çağırmış saf ruhumu. Konuşasım yok. Sadece dinliyor yüreğim; yapası yok hiç bir şey. "Sadece OL"uyorum bu ilahi esintilere şükranlarımı sunarcasına. Ritimler... Kalp atışım kadar aşinayım onlara. Su gibi, toprak gibi, rüzgar gibi içime akıyor kendimi bıraktıkça bu koşulsuzluğa. Lothlorien'imdeyim zira; kalbimden göğüme, özgürce kanatlarını açan beş tane ejderhayı selamlıyorum şimdi. Beyaz olanı savrulurken mavi semalara, diğer dördü bürünmüş doğanın kutsal renklerine. Biri menekşemin rengini almış, toprağımı göğe sunan; diğeri ateşi sunmuş meğer yüreğimin ortasına. Bir diğeri mavi göğüme bulanmış sanki, ve başkası yemyeşil ağaçlarıma. Özgür bıraktığım dragonlarım, sevgimi temsilen BİR şimdi... 

Deniz kenarı düşleri... bana dair.

Gece, dalgaların fısıltısını ulaştırıyor kulaklarıma;
Meltem, nemli denizin ıslaklığıyla sarıyor bedenimi.
Gün, geceme yarenlik mi eder;
Yoksa gecem, ay ile sevişirken mi doğurur günümün güneşini?

Sen sevgili...
Gördüklerim ne ay, ne güneş bundan sonra;
Sadece deniz.
Masmavi gecelerime uzanan kumsallarımda içtiğim bir kadeh şarap olsun bu gece!

 

"Zaman geçer..." Gün gelir, an farksız olur yaşamdan... 

Asma yapraklarının arkasından yüzüme vuran güneş ışığıyla, bulutların masmavi göğümdeki dansını seyre koyulmuşum. Yeşilin yeşile karıştığı; hanımellerinin yaseminlerle birleştiği bahçemdeyim; cennetimde... Huzurun ebediyeti dile getirilemeyecek yoğunlukta; bir gün öncesinin ise enerjisi hala içimde titreşmekte.

Anlatılanların yaşama geldiği, yaşanılanların zahirden ötelere taşındığı bu vakit, sen sevgili, neredesin? Gözlerim aramıştı yıllar boyu bu yaşamda, elimi tutacak ve her an yanımda olacak bir bedeni. Şimdi neredesin der içim, özlem nerede? Kalmayanlar, geceden gün doğumuna bırakılanlarla bir; ve geride bırakılanlar lirin telleri kadar hassas düşer içime. Pan düşlerken notalarının içselliğini, ormanımın toprağını serperim bedenimin üzerine huşu içerisinde; ve rahmeti ile kutsarken vücudumun en gizli yerlerini yağmur, benden akanlar 'biz'e ulaşmaktadır artık, sevgimizle. Toprağımdan bana sunulanlar tüm kainatta var edilir bundan böyle, ne bende ne de sende kalır bir şey; zira 'TEK BEDEN' nefes alır şimdi; tek beden sevişir, tek beden var oluruz içimizde.

Mum ışığına aksi düşen baykuş sesleri... Gece yerini zifiri olana bırakırken, ışık toplarının gökyüzündeki ifşalarını seyre dalıyor gözlerim. Bahçemdeki çileğimin tadı, ruhumun ebedi istirahatı kadar tatlı. Rüzgarın esintisi ile dalgalanan mum alevlerinin, içimde açtığı kapıları izliyorum. Mazimde zahir olmuş bir rüya canlanıyor birden bire: dokuz kapı... Sonuncusundan giriyorum Cennetim'e...

Cennetimin bahçesini bulmuş içim. Ağustos böceğinin sesindeki yasemin kokusu kadar büyüleyici. Hep olmayı düşlediğim zamanlarımı yaşıyor olmanın yaratmakta olduğu hoşnutluk öylesine güzel... Amacın yok olduğu, lakin o amacın, yaşamın kendisi olmaya başladığı zamanlarda soluklanmakta bedenim. "Bulutların sesi"ni bile işitmekte içim, günüm doğarken sahilimde. Dostlardan öte bir şey olmaksızın, onlarla birlikte aşka düşmekte şimdilerde. 

"Güne aydın doğmuş ruhlarımız bu gün de.
Sevinç, ışığımız olmuş doldurmuş her yeri.

Gözler, gören organlar değil,
İçe bakan bilenler olmuş yeniden.

Günaydın sevgilim...
Işığımız bir olsun..." 

Tohumu filize doğmuş; yapraklarını güneşe dönüyor...

Nefes gibi içim... "Cennetteyim."


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor, araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına inanıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Mars'taki İnsan Yüzü


Hangi Partiye Oy Vereceğim?


22 Temmuz Seçim Tahminleri


Karamela Sepeti


Politika Pazarı


Ölüdoğan Bir Demokrasi Denemesi


Zamanya


Aşırı Sıcaklarda Kalp Krizi Riski


Sıcak Havalara Dikkat!


Ölümün Ardından


Ağrı Dağı Neden Bu Kadar Çekici?


Akupunkturun Bilinmeyenleri


İstiklal’in Sanat Dolu Sokakları


Dilimiz, En Büyük Zenginliğimiz!


Costa Brava


Sağlığınız Tehlikede Olabilir!


Ölümsüz Ölümler


Küresel Isınmanın Kanıtları


Yurtdışındaki Okullarda Artan Şiddet 

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

 

Burcu Akar

Gerçek Kimliğimiz "Tanrısallık"


Zuhal Keresteci

Geleceğime Dikilen Umutlar


Hale Karaarslan

Coşkuda olmak 


Rüya Yüksel Ersavcı 

Cehenneme Giden Yol İyilik Taşlarıyla Döşelidir


Buse Doğan

Karanfil Kokusu Kalır 


Didem Çivici

Cennetimin Kapıları


Dr. Levent Atlaş

Yıldızlar Yalnız Gezer


Volkan Burnaz

Just Help Me Save Padmé’s Life


Didem Çivici

Let it Be 


Didem Çivici

Ruhun Yolculuğu-2

 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11