Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Didem Çivici

Çevre Haberleri, İstanbul

Düşmeyen Gündem Küresel Isınma

Son iki aydır hızlanan haberlerle birlikte gündemimize taşıdığımız "İklim Değişikliği ve Küresel Isınma" konusunu her ay dergimizin içeriğinde görmeye devam edeceksiniz.

Bireylerin daima gözü önünde bulunması gereken ve her birimizi yakından ilgilendiren bu değişimleri, İndigo Dergisi olarak gündemimizden çıkarmama ve kimseye unutturmama kararı aldık. 

Her geçen gün çok daha farklı senaryoların sunulması artık bizleri şaşırtmıyor. Bu değişikliklerin geçtiğimiz Mart Ayı boyunca gündemde yer alması ile oluşturduğumuz "İndigo Dergisi Raporu"nda bu ay da maalesef pek iyimser haberlere yer veremiyoruz. Lakin haberimizin sonunda da ayrıntıları ile ileteceğimiz "Live Earth", sanıyoruz ki tepkilerimizi biraz olsun dile getirecek bir nitelik taşıyor. 

 Uluslararası Kutup Yılı

Geçtiğimiz ay yayınlanan haberlere göz attığımda, daha öncekileri aratmamakla birlikte, artık son raddelerini deneyimlemekte olan gezegenimize dair atıflarda bulunan "yüksek makam" yetkililerimizin halka beyan ettikleri bilgilere şöyle bir değinmek istiyorum: 

Göze çarpanlar arasında, kutuplar için kararlar almak adına Paris'te toplanan binlerce bilim adamının "Uluslararası Kutup Yılı"nı duyurması vardı. Son 50 yılın bu en büyük bilimsel araştırmasına 50.000 araştırmacı katıldı. Kuzey ve Güney Kutupları'nı kapsayan bu araştırmada 228 projenin yer aldığı, ve bu projelerin 2 yıl süreceği belirtildi. 1.5 milyar dolar tutacağı belirlenen araştırma üzerine, BM tarafından da desteklenen Uluslararası Kutup Yılı programı Başkanı David Carlson da yorumda bulundu. Artık çok daha fazla dikkat çekilmesi gerektiğini söyleyen Carlson'ın sözlerinin yanısıra, Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Sekreteri Michel Jarraud da, bu programın gezegenimizin geleceği açısından büyük önem taşıdığını ekledi.

Buzullar eriyor, okyanuslar ısınıyor

Araştırmalara göre, son 20 yılda sıcaklık artışının en yüksek olduğu bölgelerin başını Alaska, Sibirya ve Antarktika çekiyor. Ayrıca, Kuzey Kutbu'ndaki sıcaklık artışının, son 100 yılın ortalama artışının 2 katı olduğu da bilgiler arasında. Ocak'ta yapılan Hükümetlerarası iklim Değişikliği Paneli'nde açıklanan bir gerçek ise şu şekilde: Buzullardaki kutupların hepsinin çökmesi durumunda, okyanus seviyesinde 77 metre kadar bir yükselme yaşanması ile karşı karşıyayız. Tamamlamak üzere olduğumuz kış mevsimi boyunca Tokyo'ya hiç kar düşmediğinin ve bu durumun, meteoroloji kayıtlarının tutulmaya başlandığı 1876 senesinden, yani 131 yıldan beri bir ilk olduğunun da  tarihe geçmesi gibi bilim adamlarını şaşırtan bir olayın ardından, bu felaket senaryosu da kaçınılmaz görünüyor.

Bu rapordan çıkan başka bir sonuç da, 1961 yılından beri yapılan gözlemlerin, küresel okyanusların ortalama sıcaklığının en az 3000 metre derinliğe kadar arttığını ve okyanusların iklim sistemine verilen ısı enerjisinin %80'inden fazlasını emdiğini göstermesiydi. Okyanuslardaki bu ısınma deniz suyunun genleşmesine neden olarak, deniz seviyesinin yükselmesine neden olmaktadır. Ayrıca hazırlanan bu taslak raporda altı çizilen bir başka hakikat ise 20 yıl içerisinde yüz milyonlarca kişinin susuz kalacağı. 

Büyük sel felaketleri

Nisan ayı içerisinde Brüksel'de yapılacak olan toplantı öncesinde hazırlanan raporda, ısı ve deniz seviyesi artışları nedeniyle kıyılarda oluşması beklenen sellerden ötürü her yıl milyonlarca kişi evlerini terk etmek zorunda kalacak. Bu sellere karşın susuzluğun da 20 yıl içerisinde Afrika ve Latin ülkelerindeki milyonlarca kişiyi etkileyeceği tahmin ediliyor. Bu sayı 2050 yılından itibaren 1 milyar; 2080'de ise 1.1-3.2 milyar arasında. Doğrudan ilişkili olarak ortaya çıkacak olan kıtlık sonucunda, 2080 yılında 200-600 milyon kişinin açlık çekeceği; ve sellerin ise 100 milyon kişiyi etkileyeceği sanılıyor. Lakin burada durup düşünülmesi gereken, bu verilere dayanarak çıkarılan sonuçların temel alındığı ortamın korunması durumunda böylesi bir değişimle karşılaşılabilecek olunması. Zira, özellikle son iki sene içerisinde, şimdiye kadar belirtilmiş olan tüm o olasılıklar ters tepti ve "hiç tahmin edilmeyen"(!) geri dönüşümlerle karşılaşmaya başladık! 

NASA: "Deniz seviyesindeki artış ve buzullardaki erime sanıldığından çok daha hızlı"

YANDAKİ FOTOĞRAF:

SALİH GÜLER, THE RISING STAR National Geographic ve Nikon'un ortak düzenlediği "Küresel Isınma" konulu uluslararası fotoğraf yarışmasında birinci oldu.

Dağ buzulları ve kar örtüsünün ortalamasında her iki yarımkürede de azalmaların belirlenmesi, ve buzullar ve şapkalarındaki azalmaların deniz seviyesi yükselmesine neden olduğu da elbette ki aşikar şekilde gözlemlenen bir gerçek oldu. Bilim adamlarının açıklamalarına göre, deniz seviyesindeki artış ve buzullardaki erime sanıldığından çok daha hızlı. NASA Okyanus Bilimi Bölümü Başkanı Eric Lindstorm'un uydu verilerine dayanarak  Reuters'a yaptığı açıklamaya göre, buzullardaki erime ve deniz suyu seviyesinin yükselmesi "daha da hızlanacak". 

Göz önünde olan ve bizlere sağlam mesajlar veren Afrika'nın en yüksek dağı Kilimanjaro da çığlıklarını duyurmaya çalışanlardan. Ohio Üniversitesi'nden Lünnie Thomson, Kilimanjaro'ya yaptığı son araştırma gezisinde, erime sürecinin daha da hızlandığını fark etti. Dünya genelinde meydana gelen erimeler hızlanırken, her yerden gelen erime haberleri de gündemlere taşınır oldu. 19. yy ortalarından beri %20 ile 30 arasında erimenin gerçekleştiği Alpler için buz kaybı beklenilenin çok çok üzerinde oldu örneğin. 2004 senesindeki buz kaybı, 2025 yılı için beklenilen orana ulaştı; ki bu sonuç, şu anda olagelen ısınma ve değişikliğin, tüm o söylenilen ya da beyan edilen verilerle paralel doğrultuda işlemediğinin de bir kanıtı diye düşünüyorum. Yüksek dağların zirveleri git gide yok olmakta. Doğu Himalayalar'da yaklaşık 2000 buzul yok oldu. Kilimanjaro için düşünürsek, 1912 senesinden 2000'e kadarki süreçte %80 buz tabakası kaybı olduğu da yüzümüze vurulan gerçeklerden biri. Bilim adamları, bu son verilere dayanarak yaptıkları hesaplamaların sonucunda tek bir cümle kuruyorlar: Küresel ısınma yüzünden Kilimanjaro'nun zirvesindeki buzullar, 2015 yılından önce tamamen yok olacak. Araştırma ve ölçümler gösteriyor ki, 1962 ve 2002 yılları arasında Kilimanjaro'daki buz tabakasının kalınlığı, bazı bölgelerde 17 metre kadar azaldı. Volkan'ın üç ana zirvesinden biri olan Kibo'da artık hiç buz yok; ki burada şoke eden ve biraz (!) da düşündürmesi gereken bir durumda şu: Böyle bir durum 11.000 yıl içinde hiç yaşanmamıştı! 

Beklenenden daha da hızlı

1995-2006 arası 12 yıldan 11'i, 1850'den beri yapılmakta olan aletli küresel yüzey sıcaklığı ölçüm kayıtlarında en sıcak 12 yılın arasında yer aldı. Bu yüzden, güncellenen 100 yıllık (1906-2005) doğrusal eğilimin büyüklüğü, 0.74 dereceye ulaştı. Bu değer, Paris'teki İklim Değişikliği Paneli 3. Değerlendirme Raporu'nda 1901-2000 dönemi için 0.6 derece olarak hesaplanan doğrusal ısınma eğiliminden daha büyük. Doğrusal ısınma eğilimi, geçtiğimiz 50 yıllık dönemde, 100 yıllık dönemin yaklaşık 2 katı (0.13/10 yıl).  

Peki, bu değişimlerin sonucunda yaşanacakları düşündüğümüzde, bize açıklamalar yapan yetkililerin beyanatları ne yönde? 

Mart ayında açıklama yapan BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, bu ısınmanın ve getirilerinin, tüm dünyaya "Savaş kadar" zarar verdiğini söyledi. "Savaş kadar" sözlerini geçiyoruz, bu değişimlerin gelecek dönemde "savaşa neden" olacakları da kati gibi görünmekte. ABD'nin bu mücadelede öncü olması gerektiğini de sözlerine ekleyen Ban, bu değişime en az etkide bulunan Afrika ve küçük ada ülkelerindeki yoksul halkın, en fazla etkiye maruz kalacaklarını açıkladı. Buradan çıkarılan şu ki; en az katkı, en çok zarar alımı. Kyoto Protokolü üzerine de yorum yapan Ban, 2012'de bitecek olan bu protokolün yerini daha etkili bir sistemin alması gerektiğini söyledi. Ayrıca Haziran'da Gerçekleşecek olan G8 toplantısında da küresel ısınma sorununun masaya yatırılacağını da sözlerine ekledi. 

Dünya liderleri tehlikelerin farkında değil!

Ya AB'nin bu ısınma karşıtı savaşında aldığı yeni kararlar? Brüksel'de bir araya gelen AB devlet ve hükümet başkanları, karbondioksitin 2020'ye kadar en az % 20 azaltılması gerektiğini açıkladılar. Bio-yakıt ve yenilenebilir enerjiyi zorunlu kılan liderler, küresel ısınma savaşında olan ülkelerin nükleer enerji kullanımını da serbest bıraktı! Angela Marker'ın "çok azimli hedefler" olarak ele aldığı bu kararlarda yer alan nükleer enerji kullanımı gibi çevre ile çelişen bir kavramın nasıl olup da gündeme getirildiği de kafa karıştıran cinsten sanırım. 

14 Mart'ta da İngiltere'de iklim değişikliği karşısında durarak bir tasarı parlamentoya sunuldu. Bu tasarı, 2050 yılına kadar(!) karbon emisyonlarının %60 oranında azaltılmasını öngörmekte. Anlaşılan o ki, Blair isminden söz ettirerek görevi bırakmaya hazırlanıyor. Yetkili kişilerimizin hala politik çıkarları ya da anılmaları(!) doğrultusunda bir şeyler yapma(!) çalışmaları takdire şayan gerçekten de! Hal böyle olunca, Çevre ve Orman Bakanlığımızın, İngiltere'nin kararı ile aynı zamanda yaptığı açıklamaya değinmeden olmaz sanırım. Çok sevgili bakanlığımız, Kyoto Protokolü'ne imza atılması ve bunun gerekliliklerinin yerine getirilmesi halinde, Türk ekonomisinin finansman açısından ciddi bir şekilde etkileyeceğini bildirmesi, ve bu konunun her açıdan(!) ele alınması gerektiğini açıklaması bizi yeterince bilgilendirdi!   

07.07.07

Tüm bu tartışma ve çelişkilere(!) karşı "Dur!" diyecek olan ve dünya çapında eyleme geçecek olan bir etkinlik ise, önümüzdeki yaz gerçekleşecek.  

Bundan 22 yıl önce Etiyopya'daki açlığın önüne geçmek ve bunun için para toplamak amacıyla bir araya gelen binlerce insan Londra Stadyumu ve ABD Philadelphia'daki JFK Stadyumu'nu hıncahınç doldurmuştu. Bob Geldof'un atılımı ile gerçekleşen bu organizasyon sonunda elde edilen sadece para ile sınırlı kalmadı elbette ki; aynı zamanda tüm dünyadaki insanların da dikkatlerini toplayan bir eyleme dönüştü. İkincisi 2005 yılında, G8 liderlerine baskı uygulayarak kendilerini halkın sesi haline getiren sanatçıların katkısı ile, dünyanın 10 şehrinde yine binlerce insan, eylemleriyle meydanlara döküldü ve bu liderlerin Afrika ve yoksul ülkelere yardımlarını arttırmaları ve borçlarını silmeleri için şarkılar söylediler. 

Bu sene ise, enerjisinin bizler için de bambaşka bir şeyi temsil eden 07.07.07 tarihinde, şimdiye kadar yapılmamış bir eylem daha tarihe geçiriliyor! Daha öncekilerden farklı olarak, "bölgesel" amaçlar doğrultusunda değil, şimdi "tüm gezegen için" birleşiliyor!  "Live Earth" adı altında, "Dünya için S.O.S! -Save Our Selves!" -Kendimizi Kurtaralım!- projesi, global ısınma ve iklim krizine karşı bir savaşın önde ilerleyenlerini bir araya getirmeye hazırlanıyor! 

Organizasyon mimarlarının başında Cameron Diaz, Live 8 organizatörlerinden Kevin Wall, Pharrel Williams, Mana ve Al Gore var. Ana sponsorluğunu Microsoft Net (MSN)'in yapacağı programda, 7 Temmuz günü 24 saat boyunca konserler verileceği açıklandı. 7 kıtada; Şangay, Sidney, Johannesburg, Londra, Kyoto ve Rio de Janerio'da gerçekleşecek olan konserlerin ABD'de nerede yapılacağı daha kararlaştırılmadı. Bu etkinlikler kapsamında konser verecek olan sanatçılar ise şimdilik şöyle: 

Pharrel, Red Hot Chili Peppers, Foo Fighters, Snoop Dogg, Lenny Kravitz, Bon Jovi, Sherly Crow, AFI, Melissa Etheridge, John Mayer, Damien Rice, Duran Duran, Snow Patrol, John Legend, Black Eyed Peas, Akon, Enrique Iglesias, Fall Out Boy, Mana, Keane, Kelly Klarkson, Korn, Faith Hill ve Bloc Party. Tabi ki de bunların dışında daha pek çok sanatçının da konserlerde olması bekleniyor. Ayrıca projenin, bilim adamları, sanatçılar, politikacılar ve işadamları tarafından da destekleneceği umuluyor. 


Konserlerle ilgili detay ve Live Earth ile ilgili bilgi için:

http://liveearth.msn.com

http://liveearth.org

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi- Bilim Teknik eki


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor. Detaylı Bilgi


 

HABERLER

 

 

Manyetik Takla Olası Mı ?


Cumhuriyet, Başkanını Seçiyor


Düşmeyen Gündem Küresel


Isınma

Genetiğimizle mi Oynanıyor?


İnsanı Değiştirecek Genetik Keşif


Süt Gerçekten Besleyici mi?


Sen Bir Meleksin


Tarlabaşı'nda Yaşamak


"7 Ağaç" Anlamlı Hediye


Cinsellik ve Toplumsal Ahlâk


26. Uluslararası İstanbul Film Festivali


Dolmabahçe'nin Fotoğrafları


Hayal Gücünüzün Sınırlarını Zorlayın


Hallac-ı Mansûr'u Anlamak


Neva Makamında Bir Nuck Muay


İndigo Anna

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Arbil Çelen

Deliceleri Kesmeli Mi?


Burcu Özgeçen

Yaratıcı Gücümüzü Kabul Etmek


Volkan Burnaz

Bir Aşkı Kovalamak Gibisi


Burçin İvren

Okuyanlarıma Sesleniş


Beyaz Özbalçık

Pozitivizmin Kadın Üzerindeki Etkileri


Didem Çivici

Savrul Gitsin


Burcu Akar

Düşünce Yansıması Hayatlar


İdil Soyseçkin

Bir Yazı


Burcu Özgeçen

Her ‘An’ Sonsuz Seçimler Barındırır


Funda Umut Pakkal

Esas Kurtuluş(?)


Didem Çivici

Mavi


Burcu Özgeçen

Varlığımın Şimdiki Zaman Hali

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 19:20