|
Haber:
Didem Çivici
Çevre Haberleri, İstanbul
Küresel
Isınma Oyunu
Türkiye Çevre Platformu'nun (TÜRÇEP)
geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği toplantılar sonucunda 2007, "Küresel
Isınma ve İklim Değişikliği ile Mücadele Yılı" ilan edildi.
Özellikle son yıllarda "popülerliğini"
koruyan küresel ısınmanın geri bildirilerini "eksiksiz" bir şekilde
almaktayız. Çeşitli bölgelerden 22 temsilcinin katılımcı olarak yer aldığı
TÜRÇEP toplantısının üçüncüsü Aralık ayında gerçekleşmişti. Yayımlanan
bildirgede altı çizilen konuların içerisinde Türkiye'nin kirli teknoloji
transferinin hızlı bir şekilde devam ettiğinin, fabrika atıkları ve 20'yi
geçkin yerde termik santral yapılmasına karşı olan çevrecilere de dikkat
çekildi. TÜRÇEP Koordinatörü Doç. Dr. Tonay Sıdkı Uy ar,
yenilenebilir enerji üzerinde durarak: "Nükleer santraller tüm dünyada
kapatılsın" çağrısında bulundu. Türkiye'nin enerji ihtiyacının iki mislinin,
yenilenebilir enerji kaynakları ile temin edilebileceğini de ekledi.
Japonya'nın, yenilenebilir enerjiye
tümüyle geçmeye başlama çalışmaları; Almanya'nın ise bu değişimi planlıyor
olması artık gündemde olan ayrıntılar. Alternatif enerji kaynaklarının
yürürlüğe girmesi ve atmosferdeki karbon miktarının acil olarak %80
dolayında düşürülmesi gerektiği açıklandı.
Basında
gün geçmiyor ki "felaket" haberleri gündeme gelmesin. Her sabah, elimize
aldığımız gazetelerdeki manşetlerde ya da köşe yazılarında sürekli küresel
ısınma ile karşılaşıyoruz: "Gezegen hızla ısınıyor", "Küresel ısınma
tehditi!" gibi başlıklar, yaşamımızın vazgeçilmez öğeleri oldu sanıyorum.
Özellikle son günlerde gündeme taşınan küresel ısınma, sıcaklarıyla birlikte
tansiyonu da yükseltiyor gibi gözüküyor. En son 1947'de kurularak çalışmaya
başlatılan "kıyamet saati"nin yeniden ayarlanması ve 12'ye 7 kaladan 5
kalaya getirilmesi tüm dünyada kırmızı alarmın verildiğinin bir göstergesi.
Amerika'nın Hiroşima ve Nagazaki'ye atom
bombası atmasının ardından 1947'de çalıştırılan bu saat, o zamandan günümüze
kadar 17 kere ileri-geri alınmıştı. Son olarak 2002 senesinde 2 dakika ileri
alınmıştı; ki bunun sebebi de ABD'nin anti balistik füze anlaşmasından
çekilmesi ve teröristlerin kitle imha silahını ele geçirdiklerine dair
haberlerdi. Şu an bulunulan nokta, Soğuk Savaş'tan bu yana olan en tehlikeli
konum.
İçine girmiş olduğumuz ve değişimleri de
beraberinde getiren 2007 yılının ilk günlerinden itibaren gündeme "tekrar ve
tekrar" getirilen başlıklara bir bakarsak, gerçekten de ne gibi bir
"değişim"in içerisinde olduğumuzu bir kere daha görebiliriz sanıyorum...
Çevresel
değişimler
Amerikan Jeofizik Birliği, geçtiğimiz
sonbaharda bir toplantı daha düzenledi. Beyan edilen rapora göre, 2040
yılından itibaren Kuzey Buz Denizi'nde yılın bazı dönemlerinde hiç buz
kütlesine rastlanmayacak. Yapılan hesaplamalara göre, her yıl deniz buzu
yüzeyinde oluşan azalma miktarı 60.421 kilometrekare genişliğinde. Colorado
Üniversitesi'nden Marika Holland'a göre, dünyanın ısınmasına "katkıda"
bulunacak bir başka oluşum da şu: Buzun kalkması ile birlikte deniz yüzeyi,
şimdiye kadar tahmin edilenlerin çok daha ötesinde bir seviyeye yükselecek.
Bu durumu destekler şekilde American Science dergisinde yayımlanan
araştırmaya göre, deniz seviyesindeki yükselmenin 2100 yılına kadar 1.4
metreye ulaşacağı açıklandı. Bu tahmin, önceden beyan edilen verilerin iki
katına denk; ancak hızla değişen atmosferin bizlere yapacağı
sürprizlerin
hesaba katılmadığı da aşikar. Şimdiye kadar yapılan tahminlerin 2 katı
veriye ulaşıldığını açıklayan bilim adamlarının, önümüzdeki dönemde "daha
karamsar" açıklamalar yapamayacakları elbette ki bu noktadan sonra şüpheli.
Diğer bir taraftan, hidrolojik döngünün ve yağmurların da değişime
uğrayacağı öngörülüyor. Kar ve buz seviyelerinin azalması ve bu erimelerin
ilkbahar öncesinde görünecek olması sulak bölgelerin de kuruma tehlikesi ile
karşılaşmasına neden olacaktır. Alpler'de bulunan buzulların %80'inin bu
yüzyıl sonuna kadar yok olmuş olacağı tahmin edilmekte artık. Ayrıca,
denizdeki ısınmanın, balık türlerinin soğuk sulara göç etmesini
tetikleyeceği de bir başka sorun olarak öngörülüyor.
Kutuptaki
değişimlerden birinci derecede müzdarip olanlar ise elbette ki hayvanlar.
Eğer ısınma bu şekilde devam eder ve hiç bir önlem alınmazsa, kutup
ayılarının soyunun tükeneceğinden korkuluyor. Geçtiğimiz aylarda dikkat
çekilen nokta şu olmuştu: İspanya'nın kuzeyindeki dağlarda bulunan ayıların
son bir kaç senedir kış uykusuna yatmadıkları tespit edildi. Boz Ayı
Derneği'nin yaptığı açıklamaya göre İspanya'nın kuzey dağlarında yaşamakta
olan 130'a yakın ayının hala kış uykusuna yatmamış olması çevrecilerin
dikkatini çekmekte. Bilimadamları, bu değişimin sebebinin küresel ısınma
olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu açıkladı.
İngiltere'nin İndependent gazetesinde
geçtiğimiz ay çıkan bir habere göre, İngiltere'de Aralık ayında dahi arılar,
kelebekler ve kırlangıçlar uçuyordu. Hava sıcaklığının normalden 4-5 derece
daha fazla seyretmesinden ortaya çıkan sonuçlar ve felaket senaryoları
elbette ki duyarlı olan her insanı endişelendirmeye başladı.
New York'ta 22 derecelik bir havanın
hüküm sürmesi de notlar arasında. Hala bazı ülkeler tarafından imzalanmayan
Kyoto Protokolü'nün, tüm bu etkileri
değiştireceği düşünülüyor. Ancak, önlemlerin alınmaması halinde, 2050 yılına
kadar atmosferdeki karbondioksit miktarının, sanayi öncesi döneme kıyasla 2
kat fazla olacağı da bilinmekte. Bunun sonucunda açığa çıkan durum ise
şöyle: Dünya, 1.4 ile 5.8 derece arasında ısınacak.
Şimdiden
ciddi sonuçların "çok net" olarak görüldüğü ısınma, tüm yaşam alanlarını
tehdit ediyor. Ülkemizde açığa çıkan sonuçlarından biri de İzmir Kuş
Cenneti'nin son yılların en kalabalık kuş nüfusunu barındırıyor olması.
Sıcak havaların devam ediyor olması nedeniyle yer değiştirmeyen kuşların,
havaların aniden soğuması halinde olumsuz şekilde etkilenecekleri sanılıyor.
Bir diğer dikkat çekici olay ise Uludağ, Erciyes gibi kayak merkezlerine son
senelerde "yeterli" miktarlarda kar düşmemesi. Uludağ'ın son 3 yıldır pek
fazla kar görmemesi, bu seneki kayak sezonu alçılışının 15 Aralık'tan daha
sonraki haftalara atılmasına neden olmuştu. Önceki senelerde 70 cm'e ulaşan
kar kalınlığı, bu seneki kar miktarında dikkat çeken bir değişimin söz
konusu ol duğunu akıllara kazıyan nitelikte. Bu durum, elbette ki sadece
ülkemizde değil, tüm dünyada da aynı şekilde. Avrupa'da da kayak merkezleri
aynı sorundan yakınmaktalar ve "yapay kar" gibi geçici çözümlerde çare
arıyorlar.
Yayınlanan raporlara göre tarihin en
sıcak 10 yılının, 1990'dan beri yaşandığı belirtiliyor. Verilere göre, metan
ve karbondioksit oranları, son 650.000 yılın en yüksek seviyesinde. Bu
değişimlerin sonucunda hayvan ve bitki türlerinin yer değiştireceği,
tarımsal alanların kuruyacağı ve doğal felaketlerin de hızla artacağı (şu an
olduğu gibi) açıklandı. Ülkemizde bu kış görülen hava sıcaklığının mevsim
normallerinin üzerinde seyretmesi ve yağışların çok az olması da tarlalarda
sıkıntılara neden oluyor. Çukurova'ya hala beklenilen
miktarda
yağmur düşmemesi çiftçilere sıkıntı yaratıyor. Son iki buçuk aydır
Çukurova'ya yağmur düşmemesi elbette ki esnafı ve tarımla uğraşanları
düşündürmeye yetti. Akdeniz bölgesinde meydana gelen değişimler, elbette ki
ısınmanın baş rolünü oynadığı yangınları da tetikliyor. Bu yangınların yanı
sıra etkileyecek olan bir diğer doğal afet ise fırtınalar ve nehir
taşmaları. Bunların sonucunda ise turizm bölgelerinin olduğu gibi zarar
görme olasılığının çok yüksek olduğu bildiriliyor. Akdeniz sahil şeridi
yerine turistlerin artık Kuzey ve Baltık denizlerinin sahillerini tercih
edecekleri sanılıyor.
Bunların
yanında, dünya üzerindeki endüstri ülkelerinin gaz emisyonlarını 2020'ye
kadar %15-30 düşürmesi kaçınılmaz bir çıkış olarak öngörülüyor. AB
Komisyonu'nun, küresel ısınmanın engellenmemesi halinde Avrupa Kıtası'nda
oluşacak olan büyük bir değişimin tüm yaşamı olumsuz yönde etkileyeceği
uyarısı tüm dikkatleri "tekrardan" yapılan açıklamalara çekti. Bu rapor da,
AB'nin uluslararası enerji politikası oluşturmasında Türkiye ile
kurulabilecek stratejik ortaklığın çok önemli olduğu belirtildi.Tüm bu
önlemlerin alınmaması hailinde önümüze serilecek (seriliyor) olan tablo ise
"kıyamet senaryoları"nın canlı bir performansı olacak gibi görünüyor...
Peki kurtuluş
senaryoları?
Yazar, öğretim üyesi ve ünlü çevreci
George Monbiot'nun, kendi ülkesi İngiltere için yaptığı plan dudak ısırtacak
cinsten; lakin belki de son şanslar için geçerliliğini koruyan bir plan:
1-
Bilimin son verileri ışığında kısıtlama hedeflerini hükümetlerin koyması.
(Hemen)
2- Bu hedef doğrultusunda yıllık karbon tavanının saptanması. Her vatandaşa
yıllık karbondioksit kotası verilmesi. Her vatandaş, doğalgaz, benzin/mazot,
elektrik, tren ve uçak biletlerini bu karneyle alır. Kotasını bitiren,
bitirmeyenden alır. (Yürürlük: 2009)
3- Yeni bina standartlarının konması. Yenilemede, kiralamada, yeni bina
yapılmasında enerji verimliliği kuralları zorunlu olacak. (Yürürlük: En geç
2012)
4-
Mevcut tungsten ampul satışlarının, bahçe ve sokak ısıtıcıları, bahçe
aydınlatması gibi gereksiz ve müsrif teknolojilerin yasaklanması. Aşırı
enerji harcayan plazma TV, verimsiz bulaşık makinesi gibi cihazların
satışında enerji verimliliğine göre vergilendirme uygulanması. (Yürürlük:
2007 Kasım)
5- Pahalı silahlara ayrılan paraların enerji üretim ve dağıtım yatırımlarına
sevki. Özellikle, büyük çapta rüzgâr çiftlikleri ve hidrojen boru hattı
şebekesinin doğal gaz şebekesinin ve ev-ofis ısınma sisteminin yerini
alması. Bunlara hükümet desteği. (2007 sonunda başlar, 2018'de biter.)
6- Yeni ulusal otobüs şebekesi yapılması. Otobüsler karayollarında tahsisli
yollardan gider, karayollarını hiç terk etmez. Karayolu kenarındaki
istasyonlardan merkeze servis konur. (2008'de başlar, 2020'de biter.)
7- Bütün benzin istasyonlarına, elektrikli arabalar için şarj edilebilir akü
kiralama zorunluluğu konması. Akü biterken benzin istasyonunda şarjı dolu
yeni akü takılır. Akülerin şarjı da rüzgâr çiftliklerinden gelen 'fazla'
elektrikle yapılır. (Yürürlük: 2011)
8-
Yeni yol yapımları, yol genişletme, köprü, altgeçit gibi projeler durdurulur
ve eldeki para iklim değişikliğiyle mücadele fonlarına aktarılır. (Hemen)
9- Havalimanları kapasitesi dondurulur ve uçuşlarda azaltıma gidilir. (Hemen
başlanır)
10- Şehir dışındaki süpermarketlerin kapatılması ve yerlerini depolara ve
dağıtım sistemine bırakması için yasalar çıkarılması. Marketler, fabrikalara
göre altı kat fazla enerji harcamaktadırlar. Şehir dışındaki marketlerin
mallarının araba servisleriyle taşınması, yüzde 70 yakıt tasarrufu
sağlamaktadır. (2012'ye kadar tümüyle yürürlüğe girer)
İçerisinde olduğumuz bu oyun artık can
acıtmaya "gerçekten" başlıyor... Yapılabilecekler, yapılan ve yaşananlarla
birlikte önümüze sunuluyor... Seçim bizim: Ya tamam diyeceğiz bu oyuna, ve
ayrılacağız; ya da devam oyu ile çabalarımızın karşılığını almaya
başlayacağız. İşte başlıyoruz.
Kaynaklar:
http://www.gezegenimiz.com
Cumhuriyet Gazetesi
Radikal Gazetesi

İklim Değişimi Raporu Açıklandı! Şubat,
2007
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Didem Çivici,
1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve
Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve
latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor.
Detaylı Bilgi
|