|
Haber:
Didem Çivici
Kültür Sanat Haberleri, İstanbul
2010 Avrupa Kültür Başkenti
İstanbul
Bu kararla kentin
çehresi değişecek, birçok tarihi eser restore edilecek, kültür turizmi
gelişecek.
İlk olarak 1985 senesinde Yunanistan
Kültür Bakanı Melina Mercouri tarafından beyan edilen "Avrupa Kültür
Başkenti" fikri kapsamında yürütülen kültür başkentlerine, 13 Kasım
tarihinden itibaren, 2010 senesi için Macaristan'ın Peç ve Almanya'nın Essen
kentleriyle birlikte İstanbul da katıldı. Mart ayında, AB Parlamentosu'ndan,
AB Konseyinden, AB Komisyonu'ndan ikişer ve Bölgeler Komitesi'nden bir
jürinin katıldığı heyete projeler sunulmuştu ve bu sunumun sonuçlandırdığı
karar beklenmekteydi.
Aslında
1985 yılından 2000'e kadar geçen süre zarfında sadece bir kente bu ünvan
atfedilmişti, lakin yeni binyıldan itibaren bu değişti ve birden fazla kente
verilmeye başlandı. Bu konuda değişen bir başka kural da, önceden sadece AB
üyesi ülkelere verilirken, bu değişimin kararlaştırıldığı
sene, bu ünvanın 2005-2019
arasında AB adayı ülkeler için de geçerli olacak şekilde değiştirilmesine
karar verildi. Böylelikle, AB yasalarına göre adaylığın kesinleşmesi ve
gerçekleşeceği tarih arasında beş yıllık hazırlık olması şart koşulduğundan
dolayı İstanbul da 2010 yılı için aday olarak başvuru şansını yakalamış
oldu.
13 Aralık 2005'te ise Brüksel kentinde
Avrupa Konseyi'nin Eğitim ve Kültür Müdürlüğü'ne İstanbul şehrini temsilen
"İstanbul: 4 Elementin Kenti" isimli bir dosya sunuldu. Bu sırada, dosyayı
hazırlamak için bir araya gelen Girişim Grubu, Başbakanlık, Dışişleri
Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği ve İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın işbirliği içerisinde çalışmalar
sürdürüldü.
13 Kasım
2006 günü Beyoğlu Atlas Sineması'nda
yapılan basın toplantısında mikrofon Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'a
verildiğinde salonda yankılananlar şu şekildeydi: "İstanbul'un 2010 Avrupa
Kültür Başkenti olması hepimize daha fazla güç verecek." Güç...
Elbette...Lakin ne şekilde?? Sanıyorum bu sorulması gereken bir soru.
Diğer
bir konuşmacı ise İstanbul 2010 Girişim Grubu Danışma Kurulu Başkanı ve
İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'tı. "Bu netice aynı zamanda Türkiye'nin
nereden nereye geldiğini gösteriyor. Bir zamanlar Kafka'nın, Dotoyevski'nin
kitaplarının toplandığı, Büyükşehir Başkanı'nın ders k itaplarındaki şiirleri
okuduğu için hapishanelerde yattığı bu ülke, artık düşüncelerin en özgürce
ifade edildiği sanat ve kültürün başkenti ilan ediliyor." Şu anki durumumuzu
açıklayıcı sözler bir yerde; bir yerde de değil. Her ne kadar
"iyileştirilebilinen" alanlar olsa da zihinlerdeki "tamamiyet" ve "düşünce
özgürlüğü" konularını hala daha göz önüne olduğu gibi serememiş olmamız bir
gerçek. Umarım ki elde ettiği bu sıfatı kendisine yaraşır bir şekilde
kullanabilsin.
Bu proje kapsamında yapılacağı vadedilen
restorasyon ve yapılanma çalışmalarının 2006 kışında başlatılacağı ve 2010
senesine kadar sürdürüleceği açıklandı. Bu yapılandırılmalar içerisinde
İstanbul Müzesi'nin yeniden gözden geçirilmesi, kapalı bölümlerinin finans
açıklarının kapatılması ile birlikte tekrardan halka açılması; İstanbul
Arkeoloji Müzes'nin restorasyon çalışmaları; Tersane-i Amire binasının
yapılandırılması ve Doğal Tarih Müzesi projeleri bulunmakta. Ayrıca İstanbul
şehir içi ulaşımının da rehibilite edilerek yenilendirileneceği bildirildi.
Bu yapılandırma ve yenilenme projelerinin, Şehr-i İstanbul'un başına gelen
pek çok "kaza" ile aynı tutulmayacağını ümit etmek umarım bizler için fazla
kaçmaz. Zira, hala "yapılanmakta" olan şehrimiz, İstanbul severlerini ve
halkını bir hayli
"umutlandırmakta" ve "sevindirmekte". Her geçitte büyük
afişlerle birlikte halkın gözüne sokulan yapı çalışmalarının herkesi ne
kadar "mutlu" ettiği elbette tartışma konusu. Bir yerden kaş yapayım derken
diğer taraftan göz çıkartmak buna dense gerek. Daha İstiklal Caddesi'nin
"yapılandırılma hazzını" sindirememişken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
şehir kapsamında pek çok yere konuşlandırdığı çalışanları ile "Yeni Bir
İstanbul" adı altında çektirdiği eziyetin çıkarımını elbette onların
ödemediği zihinlerimizden çıkmıyor maalesef.
Sunulan projelerde
beklenilen kıstaslar şu şekilde sıralandı:
-
Avrupa’nın
Türkiye, Türkiye’nin Avrupa ile geçmiş ve gelecek bağlarına göndermeler
yapabilen projeler geliştirebilmek, Avrupa insanını kucaklayan kalıcı bir
kültürel işbirliğini hedeflemek,
-
Projeleri mutlaka
sivil toplumun da katılacağı, çok aktörlü bir yönetişim modeliyle
gerçekleştirmek,
-
Mümkün olduğu
takdirde İstanbul ile AB ülkelerinden bir veya ikisinin ortaklaşa
gerçekleştireceği projeler geliştirebilmek, Avrupa kültürleriyle Türkiye
kültürü arasındaki alışverişe, en temel kültürel değer olan 'diğerini
anlama'ya katkıda bulunmak,
-
AB’nin geleceğinde
etkili olacak, uzun soluklu, Avrupa insanını da kucaklayan ve
kültürlerarası diyalogu güçlendirecek ve kalıcı olacak projeler üretmek.
-
Seçilen kentin
gelişiminde önemli rol oynayan sanat akımları ve tarzlarını tanıtmak,
-
Müzik, dans,
tiyatro, görsel sanatlar, sinema gibi sanat etkinliklerinin organizasyonu,
tanıtımı ve idaresini geliştirmek,
-
Kentin tarihinde
ve kültüründe önemli rol oynamış olay ve şahsiyetleri Avrupa ve yerel
kamuoyuna tanıtmak,
-
Sanat alanındaki
yenilikleri desteklemek,
-
Kente ait sabit ve
taşınabilir sanat eserlerine ulaşımı ve bunlardan haberdar etmeyi
geliştirici önlemlerin almak,
-
Hedefi genç
insanları sanata yakınlaştırmak olan kültürel projeler düzenlemek,
-
Gençleri
yaratıcılığın büyülü dünyasıyla tanıştıracak, imkanı olmayan kitleleri de
sanat ve kültürle tanıştıracak, onları bu dünyanın içine sokabilecek
projeler,
-
Sosyal
birlikteliği artıran kültürel projeler düzenlemek,
-
Daha geniş halk
kitlelerine ulaşacak, işitsel/görsel ve bütün medya araçlarını devreye
sokarak ve birden fazla dil kullanarak etkinlikler planlamak,
-
İstihdam ve turizm
açısından ekonomik faaliyetlerin gelişmesine katkıda bulunacak projeler
üretmek
-
Kültürel mirası
sürdürebilir bir biçimde yönetecek, ziyaretçilerle yerel halkın
isteklerinin uzlaştırılmasını gözetecek kaliteli ve yaratıcı kültür
turizmi projeleri geliştirmek,
-
Yeni kent
planlaması stratejilerini kapsayan, mimari mirası gözeten ve halkla
ilişkilendiren projeler organize etmek,
-
Avrupa kültürü ile
dünyanın diğer bölgelerine ait kültürler arasındaki ilişkiyi geliştirecek
ortak projeler/etkinlikler düzenlemek.
Projenin yapılanması içerisinde yer alan
bir başka konu da elbette kültür ve sanat üzerine yoğunlaştırılan eylemler.
Projenin içeriğine eklenen etkinlikler kapsamında dünya kültürlerinin
İstanbul'a taşınması da mevcut. Buna göre; 2007 yılı Piri Reis adı altında
yapılacak olan pek çok çalışmaya ev sahibi olacak; 2008, "Marco Polo'nun
Ayak İzlerinde İpek Yolu" adını taşıyor; 2009, "Jules Verne'nin Ayak
İzlerinde Karadeniz"; ve 2010 ise Franz Liszt ve Danube Köprüsü projesi. Bu
isimler altında toplanması düşünülen pek çok etkinlik var elbette. Çeşitli
kültürel etkinlikler olarak konserler, film çalışmaları, çeşitli ülkelerden
sanatçıların İstanbul'a getirilmesi ve bu projeler kapsamında
birlikte-çalışımların düzenlenmesi başta geliyor.
Burada akla gelen elbette önemli bir soru
daha var, o da bütçe. Projelerin eyleme geçirilmesi ile birlikte
harcanılacağı düşünülen miktarlar devlet tarafından belirlenmiş durumda
aslında, yani en azından "tahminen". Buna göre: 2007'de yapılması düşünülen
sanatsal etkinliklerin tutarının 1.175.000 Avro; 2008 yılında 845.000 Avro;
ve 2009 yılında ise bunun 905.000 Avro olması bekleniyor. Devletin buna
karşılık öne sürdüğü ve bize "gelir" olarak geri dönüşümü ise 2.934.000 Avro
civarında. Ne diyelim, arada 10.000 gibi bir kar gözüküyor, pek de fena
sayılmaz hani. Lakin şunu söylemeden geçemem: Dikkatimi çeken nokta İstanbul
2010 sitesinden de ulaşabileceğiniz proje kapsamı içerisinde yayınlanan
bölümlerde belirtilen harcama ve gelirlerin hepsinin denk geldiği ya da ucu
ucuna kar bıraktıkları. Bu hesaplamalar bir yana, umuyorum ki getirisi
umulduğu gibi olur; en başta kültür alanında, ve elbette yeniden yapılanma.
Sitede, bu "Kültür Başkenti Olma"nın İstanbul'a sağlayacağı düşünülen
katkılar is şöyle sıralanıyor:
-
‘İstanbul’un adı,
2006 yılından başlayarak dünya kültür sanat gündeminin merkezine oturacak.
-
Tarihi boyunca
farklı kültürleri bir arada yaşatan İstanbul, sahip olduğu dünya kültür
mirasını tüm zenginliğiyle Avrupa’yla paylaşacak.
-
İstanbul, kültür
varlılarımızın korunacağı ve çağdaş müzecilik anlayışıyla sergileneceği
yeni müzeler kazanacak.
-
Katılımcı bir
yaklaşımla oluşturulacak kentsel dönüşüm projeleri bir yandan kentin
çehresini değiştirecek, öte yandan kentlinin yaşam kalitesini yükseltecek.
-
İstanbul yeni
kültür mekanlarına kavuşacak, kentin kültür altyapısı güçlendirilecek.
-
İstanbullular
farklı sanat disiplinleriyle kucaklaşacak, İstanbullu gençler sanatsal
yaratıcılıkla daha yakın bir ilişki kurma olanağı bulacak.
-
İletişimden
organizasyona, eğitimden tasarıma pek çok yeni iş sahaları açılacak,
Avrupa’yla kültürel ilişkilerin gelişmesinin yanı sıra ekonomik ilişkiler
de gelişecek.
-
İstanbullu
sanatçılar, yaratıcılar uluslararası alana açılacak.
-
Uluslararası
projeler bir yandan Avrupa ülkelerine Türk kültürünü tanıtacak, öte yandan
Avrupalı ve Türk sanatçılar arasında esin paylaşımına olanak sağlayacak.
-
İstanbul, 2oo6
yılından başlayarak, Avrupa ve dünyanın dört bir yanından pek çok kültür
sanat insanının yanı sıra pek çok seçkin medya temsilcisini de misafir
edecek; bir dünya kültür başkenti olarak uluslararası alanda ününü
perçinleyecek.
-
İstanbul’un Avrupa
Kültür Başkentliği’nden en önemli kazanımı, yöneten ve yönetilenlerin
İstanbul için birbirlerine dayanarak, güvenerek, bilgi, birikim ve
deneyimlerini paylaşarak ortak refahları için el ele çalışıp üretecekleri
yepyeni bir yönetişim anlayışına kavuşmaları olacak.
-
Kentlilik bilinci
gelişecek, İstanbullular kentlerinin sahip olduğu değerleri keşfederken
böyle bir kentte yaşama şansına sahip oldukları için gurur duyacaklar.
Bunları burada bir kez daha belirtmemin
nedeni önümüzdeki dönemde bu sayfaya dönüp nerede olduğumuza bir kere daha
bakma şansını yakalayabilmek aslında. İçimizden elbette İstanbul'un
hakettiği değeri "her alanda" tekrardan kazanması yatıyor; lakin
bulunduğumuz şartlar altında, ve "bizlerin" kendimize sunduğumuz koşullar
içerisinde bu düşün nasıl gerçekleşebileceği de üzerinde düşünmemiz gereken
başka bir konu sanıyorum.
Geri dönüşümünde, tarihimizin tekrardan
gözler inüne serilebilmesi, turizmin hakettiği yeri bulması, kalkınmanın
hızlanma şansının yükselmesi, restorasyon çalışmaları ve yapılanmalar ile
şehrin görüntüsünün pozitif yönde değişmesi elbette bizlerin yaşamında büyük
değişikliklere neden olacaktır. Projenin kapsamında bir aksilik göremiyor
olabiliriz; lakin söz konusu yapılacak olan eylemlerin "gerçekten" eyleme
geçirilmeleri ve bu çalışmaların "nasıl" yapılacakları konusuna gelince
sorula bir yerde cevapsız kalabiliyor, her zaman olduğu gibi.
"Toprak, Ateş, Hava ve Su". Projenin ismi
adı altında sunulan bu kutsal dört elementin de tam da bu zamanda boşuna
kullanılmadığını düşünüyorum aslında. İstanbul'u temsil eden özellikler;
zira İstanbul'un, yaşam kaynaklarını oluşturan bu 4 elementin tamalayıcı
nitelikte olduğunu düşünüyorum. Dünya üzerinde, muazzam özellikleri, konumu,
tarihi ve enerjisi ile önemli bir yer tutan Şehri İstanbul'un bu isim
altında icra edilen proje ile, kendisini Avrupa'ya götürmesine gerek
kalmadan, sadece Avrupa değil tüm dünya kültürlerini de kendisine çekmesi
arzusunun, düşler kapsamında gerçekleşeceğini hala umuyoruz. Ne dersiniz,
önümüzde beklenilen muhteşem bir dönemle birlikte aynı zamanda İstanbul
şehrinin de dünya üzerinde "Merkez" olduğunu görebilecek miyiz dersiniz?
Düşler bizi gerçeklere götürür...
Avrupa Kültür Başkenti [AKB]
Seçilen Kentler
1985 Atina -Yunanistan
1986 Floransa -İtalya
1987 Amsterdam -Hollanda
1988 Berlin -Almanya
1989 Paris -Fransa
1990 Glasgow -İskoçya
1991 Dublin -İrlanda
1992 Madrid -İspanya
1993 Anvers -Belçika
1994 Lizbon -Portekiz
1995 Lüksemburg
1996 Kopenhag -Danimarka
1997 Selanik -Yunanistan
1998 Stockholm -İsveç
1999 Weimar -Almanya
2000 Avignon -Fransa, Bergen -Norveç, Bologna -İtalya, Brüksel -Belçika,
Helsinki -Finlandiya, Krakov -Polonya, Reykjavik -İzlanda, Prag -Çek
Cumhuriyeti, Santiago de Compostela -İspanya
2001 Porto -Portekiz, Rotterdam -Holanda
2002 Bruges -Belçika
2003 Salamanca -İspanya, Graz -Avusturya
2004 Genova -İtalya, Lille -Fransa
2005 Cork -İrlanda
2006 Patras -Yunanistan
2007 Lüksemburg, Sibiu -Romanya
2008 Liverpool -İngiltere, Stavanger -Norveç
2009 Linz -Avusturya
Kapak fotoğrafı: Mehmet
Karaarslan
İstanbul 2010:
http://www.istanbul2010.org
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Didem Çivici,
1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve
Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve
latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor.
Detaylı Bilgi
|