Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Didem Çivici

Kültür Sanat Haberleri, İstanbul

2010 Avrupa Kültür Başkenti

İstanbul

Bu kararla kentin çehresi değişecek, birçok tarihi eser restore edilecek, kültür turizmi gelişecek.

İlk olarak 1985 senesinde Yunanistan Kültür Bakanı Melina Mercouri tarafından beyan edilen "Avrupa Kültür Başkenti" fikri kapsamında yürütülen kültür başkentlerine, 13 Kasım tarihinden itibaren, 2010 senesi için Macaristan'ın Peç ve Almanya'nın Essen kentleriyle birlikte İstanbul da katıldı. Mart ayında, AB Parlamentosu'ndan, AB Konseyinden, AB Komisyonu'ndan ikişer ve Bölgeler Komitesi'nden bir jürinin katıldığı heyete projeler sunulmuştu ve bu sunumun sonuçlandırdığı karar beklenmekteydi.

Aslında 1985 yılından 2000'e kadar geçen süre zarfında sadece bir kente bu ünvan atfedilmişti, lakin yeni binyıldan itibaren bu değişti ve birden fazla kente verilmeye başlandı. Bu konuda değişen bir başka kural da, önceden sadece AB üyesi ülkelere verilirken, bu değişimin kararlaştırıldığı sene, bu ünvanın 2005-2019 arasında AB adayı ülkeler için de geçerli olacak şekilde değiştirilmesine karar verildi. Böylelikle, AB yasalarına göre adaylığın kesinleşmesi ve gerçekleşeceği tarih arasında beş yıllık hazırlık olması şart koşulduğundan dolayı İstanbul da 2010 yılı için aday olarak başvuru şansını yakalamış oldu.

13 Aralık 2005'te ise Brüksel kentinde Avrupa Konseyi'nin Eğitim ve Kültür Müdürlüğü'ne İstanbul şehrini temsilen "İstanbul: 4 Elementin Kenti" isimli bir dosya sunuldu. Bu sırada, dosyayı hazırlamak için bir araya gelen Girişim Grubu, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın işbirliği içerisinde çalışmalar sürdürüldü.

13 Kasım 2006 günü Beyoğlu Atlas Sineması'nda yapılan basın toplantısında mikrofon Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'a verildiğinde salonda yankılananlar şu şekildeydi: "İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması hepimize daha fazla güç verecek." Güç... Elbette...Lakin ne şekilde?? Sanıyorum bu sorulması gereken bir soru.

Diğer bir konuşmacı ise İstanbul 2010 Girişim Grubu Danışma Kurulu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'tı. "Bu netice aynı zamanda Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gösteriyor. Bir zamanlar Kafka'nın, Dotoyevski'nin kitaplarının toplandığı, Büyükşehir Başkanı'nın ders kitaplarındaki şiirleri okuduğu için hapishanelerde yattığı bu ülke, artık düşüncelerin en özgürce ifade edildiği sanat ve kültürün başkenti ilan ediliyor." Şu anki durumumuzu açıklayıcı sözler bir yerde; bir yerde de değil. Her ne kadar "iyileştirilebilinen" alanlar olsa da zihinlerdeki "tamamiyet" ve "düşünce özgürlüğü" konularını hala daha göz önüne olduğu gibi serememiş olmamız bir gerçek. Umarım ki elde ettiği bu sıfatı kendisine yaraşır bir şekilde kullanabilsin.

Bu proje kapsamında yapılacağı vadedilen restorasyon ve yapılanma çalışmalarının 2006 kışında başlatılacağı ve 2010 senesine kadar sürdürüleceği açıklandı. Bu yapılandırılmalar içerisinde İstanbul Müzesi'nin yeniden gözden geçirilmesi, kapalı bölümlerinin finans açıklarının kapatılması ile birlikte tekrardan halka açılması; İstanbul Arkeoloji Müzes'nin restorasyon çalışmaları; Tersane-i Amire binasının yapılandırılması ve Doğal Tarih Müzesi projeleri bulunmakta. Ayrıca İstanbul şehir içi ulaşımının da rehibilite edilerek yenilendirileneceği bildirildi. Bu yapılandırma ve yenilenme projelerinin, Şehr-i İstanbul'un başına gelen pek çok "kaza" ile aynı tutulmayacağını ümit etmek umarım bizler için fazla kaçmaz. Zira, hala "yapılanmakta" olan şehrimiz, İstanbul severlerini ve halkını bir hayli "umutlandırmakta" ve "sevindirmekte". Her geçitte büyük afişlerle birlikte halkın gözüne sokulan yapı çalışmalarının herkesi ne kadar "mutlu" ettiği elbette tartışma konusu. Bir yerden kaş yapayım derken diğer taraftan göz çıkartmak buna dense gerek. Daha İstiklal Caddesi'nin "yapılandırılma hazzını" sindirememişken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin şehir kapsamında pek çok yere konuşlandırdığı çalışanları ile "Yeni Bir İstanbul" adı altında çektirdiği eziyetin çıkarımını elbette onların ödemediği zihinlerimizden çıkmıyor maalesef.     

Sunulan projelerde beklenilen kıstaslar şu şekilde sıralandı: 

  • Avrupa’nın Türkiye, Türkiye’nin Avrupa ile geçmiş ve gelecek bağlarına göndermeler yapabilen projeler geliştirebilmek, Avrupa insanını kucaklayan kalıcı bir kültürel işbirliğini hedeflemek,

  • Projeleri mutlaka sivil toplumun da katılacağı, çok aktörlü bir yönetişim modeliyle gerçekleştirmek,

  • Mümkün olduğu takdirde İstanbul ile AB ülkelerinden bir veya ikisinin ortaklaşa gerçekleştireceği projeler geliştirebilmek, Avrupa kültürleriyle Türkiye kültürü arasındaki alışverişe, en temel kültürel değer olan 'diğerini anlama'ya katkıda bulunmak,

  • AB’nin geleceğinde etkili olacak, uzun soluklu, Avrupa insanını da kucaklayan ve kültürlerarası diyalogu güçlendirecek ve kalıcı olacak projeler üretmek.

  • Seçilen kentin gelişiminde önemli rol oynayan sanat akımları ve tarzlarını tanıtmak,

  • Müzik, dans, tiyatro, görsel sanatlar, sinema gibi sanat etkinliklerinin organizasyonu, tanıtımı ve idaresini geliştirmek,

  • Kentin tarihinde ve kültüründe önemli rol oynamış olay ve şahsiyetleri Avrupa ve yerel kamuoyuna tanıtmak,

  • Sanat alanındaki yenilikleri desteklemek,

  • Kente ait sabit ve taşınabilir sanat eserlerine ulaşımı ve bunlardan haberdar etmeyi geliştirici önlemlerin almak,

  • Hedefi genç insanları sanata yakınlaştırmak olan kültürel projeler düzenlemek,

  • Gençleri yaratıcılığın büyülü dünyasıyla tanıştıracak, imkanı olmayan kitleleri de sanat ve kültürle tanıştıracak, onları bu dünyanın içine sokabilecek projeler,

  • Sosyal birlikteliği artıran kültürel projeler düzenlemek,

  • Daha geniş halk kitlelerine ulaşacak, işitsel/görsel ve bütün medya araçlarını devreye sokarak ve birden fazla dil kullanarak etkinlikler planlamak,

  • İstihdam ve turizm açısından ekonomik faaliyetlerin gelişmesine katkıda bulunacak projeler üretmek

  • Kültürel mirası sürdürebilir bir biçimde yönetecek, ziyaretçilerle yerel halkın isteklerinin uzlaştırılmasını gözetecek kaliteli ve yaratıcı kültür turizmi projeleri geliştirmek,

  • Yeni kent planlaması stratejilerini kapsayan, mimari mirası gözeten ve halkla ilişkilendiren projeler organize etmek,

  • Avrupa kültürü ile dünyanın diğer bölgelerine ait kültürler arasındaki ilişkiyi geliştirecek ortak projeler/etkinlikler düzenlemek.

Projenin yapılanması içerisinde yer alan bir başka konu da elbette kültür ve sanat üzerine yoğunlaştırılan eylemler. Projenin içeriğine eklenen etkinlikler kapsamında dünya kültürlerinin İstanbul'a taşınması da mevcut. Buna göre; 2007 yılı Piri Reis adı altında yapılacak olan pek çok çalışmaya ev sahibi olacak; 2008, "Marco Polo'nun Ayak İzlerinde İpek Yolu" adını taşıyor; 2009, "Jules Verne'nin Ayak İzlerinde Karadeniz"; ve 2010 ise Franz Liszt ve Danube Köprüsü projesi. Bu isimler altında toplanması düşünülen pek çok etkinlik var elbette. Çeşitli kültürel etkinlikler olarak konserler, film çalışmaları, çeşitli ülkelerden sanatçıların İstanbul'a getirilmesi ve bu projeler kapsamında birlikte-çalışımların düzenlenmesi başta geliyor.

Burada akla gelen elbette önemli bir soru daha var, o da bütçe. Projelerin eyleme geçirilmesi ile birlikte harcanılacağı düşünülen miktarlar devlet tarafından belirlenmiş durumda aslında, yani en azından "tahminen". Buna göre: 2007'de yapılması düşünülen sanatsal etkinliklerin tutarının 1.175.000 Avro; 2008 yılında 845.000 Avro; ve 2009 yılında ise bunun 905.000 Avro olması bekleniyor. Devletin buna karşılık öne sürdüğü ve bize "gelir" olarak geri dönüşümü ise 2.934.000 Avro civarında. Ne diyelim, arada 10.000 gibi bir kar gözüküyor, pek de fena sayılmaz hani. Lakin şunu söylemeden geçemem: Dikkatimi çeken nokta İstanbul 2010 sitesinden de ulaşabileceğiniz proje kapsamı içerisinde yayınlanan bölümlerde belirtilen harcama ve gelirlerin hepsinin denk geldiği ya da ucu ucuna kar bıraktıkları. Bu hesaplamalar bir yana, umuyorum ki getirisi umulduğu gibi olur; en başta kültür alanında, ve elbette yeniden yapılanma. Sitede, bu "Kültür Başkenti Olma"nın İstanbul'a sağlayacağı düşünülen katkılar is şöyle sıralanıyor:

  • ‘İstanbul’un adı, 2006 yılından başlayarak dünya kültür sanat gündeminin merkezine oturacak.

  • Tarihi boyunca farklı kültürleri bir arada yaşatan İstanbul, sahip olduğu dünya kültür mirasını tüm zenginliğiyle Avrupa’yla paylaşacak.

  • İstanbul, kültür varlılarımızın korunacağı ve çağdaş müzecilik anlayışıyla sergileneceği yeni müzeler kazanacak.

  • Katılımcı bir yaklaşımla oluşturulacak kentsel dönüşüm projeleri bir yandan kentin çehresini değiştirecek, öte yandan kentlinin yaşam kalitesini yükseltecek.

  • İstanbul yeni kültür mekanlarına kavuşacak, kentin kültür altyapısı güçlendirilecek.

  • İstanbullular farklı sanat disiplinleriyle kucaklaşacak, İstanbullu gençler sanatsal yaratıcılıkla daha yakın bir ilişki kurma olanağı bulacak.

  • İletişimden organizasyona, eğitimden tasarıma pek çok yeni iş sahaları açılacak, Avrupa’yla kültürel ilişkilerin gelişmesinin yanı sıra ekonomik ilişkiler de gelişecek.

  • İstanbullu sanatçılar, yaratıcılar uluslararası alana açılacak.

  • Uluslararası projeler bir yandan Avrupa ülkelerine Türk kültürünü tanıtacak, öte yandan Avrupalı ve Türk sanatçılar arasında esin paylaşımına olanak sağlayacak.

  • İstanbul, 2oo6 yılından başlayarak, Avrupa ve dünyanın dört bir yanından pek çok kültür sanat insanının yanı sıra pek çok seçkin medya temsilcisini de misafir edecek; bir dünya kültür başkenti olarak uluslararası alanda ününü perçinleyecek.

  • İstanbul’un Avrupa Kültür Başkentliği’nden en önemli kazanımı, yöneten ve yönetilenlerin İstanbul için birbirlerine dayanarak, güvenerek, bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaşarak ortak refahları için el ele çalışıp üretecekleri yepyeni bir yönetişim anlayışına kavuşmaları olacak.

  • Kentlilik bilinci gelişecek, İstanbullular kentlerinin sahip olduğu değerleri keşfederken böyle bir kentte yaşama şansına sahip oldukları için gurur duyacaklar.

Bunları burada bir kez daha belirtmemin nedeni önümüzdeki dönemde bu sayfaya dönüp nerede olduğumuza bir kere daha bakma şansını yakalayabilmek aslında. İçimizden elbette İstanbul'un hakettiği değeri "her alanda" tekrardan kazanması yatıyor; lakin bulunduğumuz şartlar altında, ve "bizlerin" kendimize sunduğumuz koşullar içerisinde bu düşün nasıl gerçekleşebileceği de üzerinde düşünmemiz gereken başka bir konu sanıyorum.

Geri dönüşümünde, tarihimizin tekrardan gözler inüne serilebilmesi, turizmin hakettiği yeri bulması, kalkınmanın hızlanma şansının yükselmesi, restorasyon çalışmaları ve yapılanmalar ile şehrin görüntüsünün pozitif yönde değişmesi elbette bizlerin yaşamında büyük değişikliklere neden olacaktır. Projenin kapsamında bir aksilik göremiyor olabiliriz; lakin söz konusu yapılacak olan eylemlerin "gerçekten" eyleme geçirilmeleri ve bu çalışmaların "nasıl" yapılacakları konusuna gelince sorula bir yerde cevapsız kalabiliyor, her zaman olduğu gibi.

"Toprak, Ateş, Hava ve Su". Projenin ismi adı altında sunulan bu kutsal dört elementin de tam da bu zamanda boşuna kullanılmadığını düşünüyorum aslında. İstanbul'u temsil eden özellikler; zira İstanbul'un, yaşam kaynaklarını oluşturan bu 4 elementin tamalayıcı nitelikte olduğunu düşünüyorum. Dünya üzerinde, muazzam özellikleri, konumu, tarihi ve enerjisi ile önemli bir yer tutan Şehri İstanbul'un bu isim altında icra edilen proje ile, kendisini Avrupa'ya götürmesine gerek kalmadan, sadece Avrupa değil tüm dünya kültürlerini de kendisine çekmesi arzusunun, düşler kapsamında gerçekleşeceğini hala umuyoruz. Ne dersiniz, önümüzde beklenilen muhteşem bir dönemle birlikte aynı zamanda İstanbul şehrinin de dünya üzerinde "Merkez" olduğunu görebilecek miyiz dersiniz? Düşler bizi gerçeklere götürür...

Avrupa Kültür Başkenti [AKB] Seçilen Kentler

1985 Atina -Yunanistan
1986 Floransa -İtalya
1987 Amsterdam -Hollanda
1988 Berlin -Almanya
1989 Paris -Fransa
1990 Glasgow -İskoçya
1991 Dublin -İrlanda
1992 Madrid -İspanya
1993 Anvers -Belçika
1994 Lizbon -Portekiz
1995 Lüksemburg
1996 Kopenhag -Danimarka
1997 Selanik -Yunanistan
1998 Stockholm -İsveç
1999 Weimar -Almanya
2000 Avignon -Fransa, Bergen -Norveç, Bologna -İtalya, Brüksel -Belçika, Helsinki -Finlandiya, Krakov -Polonya, Reykjavik -İzlanda, Prag -Çek Cumhuriyeti, Santiago de Compostela -İspanya
2001 Porto -Portekiz, Rotterdam -Holanda
2002 Bruges -Belçika
2003 Salamanca -İspanya, Graz -Avusturya
2004 Genova -İtalya, Lille -Fransa
2005 Cork -İrlanda
2006 Patras -Yunanistan
2007 Lüksemburg, Sibiu -Romanya
2008 Liverpool -İngiltere, Stavanger -Norveç
2009 Linz -Avusturya

 

Kapak fotoğrafı: Mehmet Karaarslan


İstanbul 2010: http://www.istanbul2010.org


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul


Beyin Göçü


Nükleere Hayır!


Uygarlığımızın Vicdanında Yargılanmak!


Yüreğimde Bir Çocuk, Yüreğim de Bir Çocuk!


Doktor Sülükler Hayat Veriyor


Resimlerle Konuşun


Düşler Atölyesi'nde Hedef 80 Bin Çocuk


X-Ray Cihazına Takılan Güvenlik Tutumu


Düşünce İkliminde Serbest Salınımlar


Gençlik Çalışmaları Birimi


Dondurmam Gaymak


Hayatımızdaki Büyüteç (astroloji)


Aralık Numeroskopu


Ayurveda


Maya Takvimi’nin Beşinci Gündüzü Başladı

 

kitap

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Fırat Erdoğan 

Üniversitelerim


Arbil Çelen

Aralık Issızı, Sızı Aralığı...


Rüya Yüksel

Her şey çok güzel olacak


Uzay Gökerman

Aşkın Kuantumunda


Can Duman

Sebepsiz Fırtına


Mahmut Şaylıkay

Mavi Çarşaflı Siverek


Serpil Ata 

İspanya=çok (sıcak×sıcak)


Mahmut Şaylıkay

En Büyük Söz, Sözcüklerde Gizlidir


Didem Çivici

Şimdi ve Burada

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  6 Eylül 2008 TSİ 20:00