Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Haber: Didem Çivici

“Hippie”ler Yeniden Doğuyor

1960'ların ruhu Hippie'ler 40 seneden sonra tekrar bir araya geliyor. 2 Eylül'de San Francisco Golden Gate Parkı'nda yapılan "Kabileler Buluşması", 1967'deki "Human Be-In" adlı bir araya gelişin 40. yıl dönümü olarak düzendi.

"Bizler yıldız tohumlarıyız, bizler altın olanlarız; kendimizi bahçeye geri götürmeliyiz."  ~Joni Mitchell~ 

San Francisco'daki bu bir araya geliş eminim ki sadece bir yıl dönümü olmayacak, aynı zamanda şimdiki hippi enerjisine sahip gençlerin de mesajlarını iletmeleri için bir fırsat olacaktır. Zira yaşanmakta olanlar, 60'ları geride bırakacak kadar mühim ve her bireyi ilgilendiriyor. Dünya üzerinde pek çok yerde sürekli toplanan binlerce insan, her an dünya barışı ve sevgi için çalışmalar yapıyor. Aslına bakarsanız 60'ların tarzında, lakin aynı zamanda da pek çok yandan daha değişik bir dönemde bulunuyoruz. Pek çok genç, içlerindeki "60 ruhu"nu barındırıyor sanıyorum. "Psychedelic trance" müziğin de o zamanların "psychedelic rock"ının takipçisi göz önünde bulundurur ve daha pek çok yönden "çiçek çocuklar"ı aratmayacak felsefeleri ile tüm evren için çalışmalarına bakarsak, şu anda yeni bir hippi akımı içerisinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Peki bu hippiler kimlerdi? Nasıl bir araya geldiler ve neler yaşandı?

"Sevgi, kendilerini ifade edebilmeleri için bireylere özgürlük vererek ve kendi görünüşlerini yargılamaksızın diğerlerini oldukları gibi kabul etmektir. Bu, hippi felsefesinin özüdür."  ~Skip Stone~ 

"Hipster" veya "hippie", 'hip' kökünden türemiş olup, asıl anlamı bilinmemektedir (Oxford İngilizce Sözlük). Malcolm X, 1964'te yayınlanan otobiyografisinde hippy kelimesini, Afrikalı Amerikalıların, "zencilerden daha zenci davranan" beyaz adamı tasvir etmek için kullandıkları sözcük olarak kullanmaktadır. Tam olarak ilk defa 5 Eylül 1965 yılında San Franciscolu gazeteci Michael Fallon tarafından "A New Haven for Beatniks" makalesinde kullanıldı. "Hippie", 1960'ların başında Amerika'da görülmeye başlayan ve 1965'e kadar kurulu sosyal bir grup halini alarak 1970 ortalarında diğer pek çok ülkeye de yayılmış olan kültür-karşıtı alt grup üyelerine verilen ad oldu. Amerika'dan başlayarak Avrupa, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Japonya, Meksika, Brezilya ve daha pek çok ülkeye de yayıldı.

Türkiye’de Hippie akımı

Türkiye de hippilerin favori merkezleri arasındaydı. Hala "Gökkuşağı Savaşçıları"nın toplanma merkezleri arasında yer alan Olimpos ve Kelebekler Vadisi, 60'lardaki Sirkeci taraflarındaki pansiyon ve otellerde kalan hippileri kendisine çekmekte. Hippiler, bohem ve beatniklerden geleneksel kültürü miras alan 15-25 yaş arası gençlerin oluşturduğu bir gençlik hareketi halini aldı. Kurulu olan düzeni ve Amerika hükümetini reddettiler, orta-sınıf değerlerini eleştirdiler, nükleer silah kullanımına karşı çıktılar, Vietnam Savaşı'nın karşısında durdular ve bu dönemde savaşa gönderilmeye zorlanan gençler bir direniş oluşturdu. Aynı zamanda doğu dinlerini kabul etti ve cinsel özgürlüğü desteklediler. Bireyin bilinçliliğini genişleten "psychedelic" (sanrıya neden olan-uçuran)  hapların yasal kullanımı için çabaladılar. Alternatif sanatları, sokak tiyatrosunu, folk ve psychedelic rock müziğini yaşamlarının parçası haline getirdiler ve bunları, kendilerini, protesto ettikleri değerleri, yaşam ve dünya vizyonlarını yansıtmanın bir yolu olarak kullandılar. Barış, sevgi ve bireysel özgürlük ideolojisi doğrultusunda, politik ve sosyal ortodoksluğun karşısında durdular. Hippi kültürü, rock müzik, folk, blues ve psychedelic rock aracılığı ile yayıldı; edebiyat, sahne sanatları, moda, film, poster ve konserler gibi görsel sanatlarda da kendisini gösterdi. Hippilerin çoğu kendilerini pagan olarak düşünürlerdi. Paganizm doğanın kendi içerisinde, yaşamın en önemli sorularına yanıtlara sahip olduğu inancını barındırmaktadır. Bu inanç, dünya üzerinde sahip olduğumuz doğal cennete duyulan saygıyı göstermenin bir yoludur. Her birimizin bastırmakta olduğu hayvani iç güdüleriyle iletişim içerisine sokar, ve bu sağlığımız ve yaşamımızı devam ettirebilmemiz için bir anahtardır. Doğa Ana'nın her şeyin en iyisini biliyor olduğu düşüncesi, Ekoloji Hareketi'nin temelidir. Kişisel kazanımlar uğruna doğayı küçümsemek, uzun vadede (ki şu an için kısa vade diyebiliriz) umulmadık(!) sonuçlar doğurmaya başlar.  

Gezegenin yaşayan bir varlık olduğu düşüncesi

"Hippies from A to Z" (A'dan Z'ye Hippiler) kitabının yazarı Skip Stone hippi felsefesi için ek olarak şunları söylüyor: "Felsefemizden doğan diğer inançlar şöyledir: Gaia inancı (gezegenin yaşayan bir varlık olduğu düşüncesi), Yeşiller hareketi (The Greens Movement), şamanizm ve vejetaryenlik. Bu felsefi ve politik görüşler, doğaya saygıyı içerir ve gezegeni bütün olarak görürler, ki bunlar kapitalist ve materyalist toplumumuzda olmayan kavramlardır. Dünya, köklü sisteme alternatifler yaratmak ve yaşam tarzlarımızı değiştirmediğimiz takdirde olması yakın felaketleri göstermeleri için hippilere ihtiyaç duymaktadır." 

1967'de Time dergisinde yayınlanan bir makalede, hippi hareketinin temellerinin Eski Yunan'a, Sinoplu Diyojen ve Cynics'e kadar dayandığı öne sürüldü. Ayrıca hippilerin, İsa, Buda, Assisili Aziz Francis, Henry David Thoreau ve Gandhi'den etkilendikleri de yazıldı. Aslında, 1896-1908 yılları arasında Almanya'da "Der Wandervagel" olarak bilinen bir akım yaşanmıştı. Bu akıma dahil olan gençler, sosyal ve kültürel klüplere karşı durmuş, amatör müzikleri, yaratıcı kıyafetleri ve kamp yaparak seyahat etmeleriyle tanınmışlardı. Nietzsche, Goethe, Hermann Hess ve Eduard Baltzer'den etkilenen bu akımın öncüleri, binlerce Alman gencin ilgisini çekmiş, ve doğaya dönüş ve spiritüel yaşamı baz alarak yeni bir yaşam biçimi oluşturmuşlardı. 20.yy'ın başlarında Amerika'ya göç eden Almanlar, bu akımı da beraberlerinde götürerek inançlarını ve yaşam tarzlarını Amerika gençliğine tanıtmış oldular. "Nature Boys" olarak tanınan bir grup, Kaliforniya çölünde organik sebze ve meyve yetiştirip doğaya dönüş felsefesini yaymaya başladılar. İçlerinde Gypsy Boots'un da bulunduğu bu gruptan bazıları 1967'de Kuzey Kaliforniya'ya doğru yol aldı. 

"The Beat" jenerasyonu 60'lar kültürüne yol verdi. Beatnik, "beat" kökünden türemişti ve beatnikler hippilerin ataları sayıldılar. Bu "kabile", Allen Ginsberg, Jack Kerouac, William S. Burroughs gibi yaşamın özünün tutkuları takip etmede barındığına ve yaşamı deneyimlemenin var olması gerektiğine inananlardan oluşuyordu. Beat müziği caz, folk ve rock müziği içinde barındırıyordu. "Beatnik" terimi "hippie" kelimesine geçiş yaptı ve Allen Ginsberg gibi beatniklerin çoğu aktif olarak bu grupta devam ettiler. Beatnik teriminin hippie'ye dönüşümü tahminen 1967'de San Francisco Golden Gate Parkı'ndaki "Human Be-In" adlı etkinlikten sonra oldu. Beat'lerden sonra hippilerde oluşan fark: beatler siyaset karşıtı iken hippiler sivil haklar ve savaş karşıtı hareketlerde yer aldırlar. 60'lar boyunca Amerikan folk müziği Cambridge, Massachusetts, New York, Berkeley ve Kaliforniya'da yayılmaya başladı. Nisan 1963'te, Chandler A. Laughlin III, tüm gece boyunca yerli Amerikan peyote (sanrılaştırıcı bir tür kaktüs) ayinine katılan 50 kişilik bir kabile grubu kurdu. Bu ayin, yerli Amerikan spiritüel değerlerini içeren "psychedelic" bir deneyimden oluşmaktaydı. Bu grup, "The Red Dog Saloon" olarak bilinen, Nevada'da bir mekanda çıkmaya başladı. Bu mekanda, dinleyici ve sanatçılar birlikte deneyimlere katılıyorlardı. Bu olay, "Red Dog (Kırmızı Köpek) Deneyimi" olarak anılmaya başlandı. Grupta yer alan George Hunter ve Laughlin, uzun saçları, botları ve farklı giysileriyle ilk hippiler olarak bilindiler. Yaşadıkları deneyimlerde LSD (suni halusinojen bir madde) kullanılıyordu. "The Charlatans" grubu ise bu maddeyi kullanarak psychedelic rock müzik yapan ilk grup oldu. 1965 yazı bitince, "red dog" deneyimine katılanlar San Francisco'ya döndü ve bu yeni akımı yaymaya başladı. 21-23 Ocak 1966'da, San Francisco'nun Long Shoreman alanında "The Trips Festival" düzenlendi. Bu organizasyona 100.000 kişi katıldı. 1966 Şubatı'na kadar San Francisco psychedelic müziği herkesin kanına girmişti bile! Her yerde organizasyonlar, konserler yapılmaya başlanmış, gençler LSD alıp gecelerce dans edip spiritüel bilinçliliklere doğru yolculuklara çıkmaya başlamıştı. 

Savaş karşıtı yürüyüşler

Nisan 1965'te, SDS (Demokratik Toplum için Öğrenciler) Washington'da, içlerinde Phil Ochs, Joan Baez ve Judy Collins'in de bulunduğu 25.000 kişilik bir savaş karşıtı yürüyüş düzenledi. 16 Ekim 1965'te, ülke çapında 80 şehirde 100.000 kişi savaşı protesto etti. 1967'ye kadar savaş karşıtı hareket son hıza ulaşmıştı. 10 Nisan Vietnam Haftası'nda ülke çapında bir protesto başladı. 15 Nisan'da ise New York'ta 400.000 kişi bir araya gelerek Vietnam Savaşı'nı protesto etti; ki bu sayı o zamanki Vietnam'da bulunan asker sayısına eşitti. Yürüyüşte Martin Luther King, Stokely Carmichael ve Dr. Benjamin Spock konuşma yaptı. 

Erken San Francisco hippilerinden bazıları San Francisco Eyalet Üniversitesi öğrencileri idi. Amerika gençliği San Francisco'ya akın etmeye başlamıştı ve 1966 Haziranı'na kadar 15.000 hippi Haight'e yerleşmişti bile. Haight'teki hippi hareketi "The Diggers" çevresinde yoğunlaşmıştı. Bu getto sokak tiyatrosu grubu, anarşist hareket ve sanat olaylarını özgür şehir yaratmak amacıyla birleştirmişti. 1966 sonuna kadar Digger'lar ücretsiz yiyecek, sağlık ürünleri dağıtan, bedava ulaşım ve barınak sağlayan merkezler açtılar. Bunların yanısıra ücretsiz konserler ve siyasi sanat olayları düzenlediler. 1966 yılının 6 Ekimi'nde Kaliforniya Eyaleti LSD'yi yasal olmayan madde olarak ilan etti. Buna tepki olarak San Francisco hippileri Golden Park alanında "The Love Pageant Rally" düzenlediler. Bu organizasyonun amacı, LSD'nin yasaklanmasına tepki ve bu maddeyi kullananların suçlu olmadığını anlatmaktı. San Francisco Oracle kurucusu Allan Cohen'e göre LSD kullanmaktaki amaç, bireylerin kendi benlikleri, kainatın düzeni ve kendilerinin bu düzen içerisindeki yerleri hakkında daha çok bilgiye sahip olmak istemeleriydi. Bu madde meditasyon, yaratıcılık ve sanatsal ifadeye yardımcı olması için kullanılıyordu. 

Tarihi buluşma

1967'de, 14 Ocak'ta Amerika Golden Gate Parkı'nda 20.000 hippi bir araya geldi. Monteney Pop Festivali, 16-18 Haziran arasında rock müziğini geniş bir kitleye tanıtarak bu yazı, "Summer of Love" (Sevgi Yazı) ilan etti. Scott McKenzie'nin 'San Francisco' şarkısı tüm Amerika ve Avrupa'da bir numara oldu. Şarkının sözleriyse o dönemin enerjisini yansıtacak ve "Çiçek Çocuklar" ismini tarihe yazdıracaklara yol gösterecekti: "San Francisco'ya gidiyorsan saçına çiçek takmayı unutma..." Binlerce genç saçlarında çiçekler, yollarda insanlara çiçekler dağıtarak San Francisco'ya doğru yollara düştü. Hippiler San Francisco'da "Sevgi Yazı"nı kutlarlarken, Amerika gettolarında "İsyan Yazı" yaşanıyordu. Siyahlar Chicago, Brooklyn, Cleveland, Baltimore, Nevark ve Detroit sokaklarını kapatmıştı ve bu sokaklarda 43 kişi yaşamını yitirmişti.  Bu, "Uzun Sıcak Yaz"ın sadece başlangıcı olacaktı. "Sevgi Yazı" sona erdiğinde binlerce hippi San Francisco'dan ayrıldı ve farklı yerlere dağılarak gittikleri her yere alternatif yerleşim yerleri kurarak siyasal ve sosyal eşitlik içerisinde komün yaşam sürmeye başladı. 1970'lerin başında 750.000 kişi, 10.000'in üzerinde komünde yaşamaya başlamıştı. Çervesel etkinliklerde, hippiler ayrıca Greenpeace(Yeşilbarış), Earth First! (Önce Dünya!), Friends of the Earth (Dünya Dostları) gibi organizasyonlar kurdular ve bunları devam ettirdiler. 

"Zorunlu askerliğe hayır"

21-22 Ekim 1967'de 35.000 savaş karşıtı Pentagon'da toplandı. Göz yaşartıcı gazlarla geri püskürtülmeye çalışıldılar. Göstericiler Pentagon'un önünde, yüzlerce askerin önünde oturma eylemi yaptılar. Aralık 1967'de "Zorunlu askerliği durdurun" (Stop the Draft) hareketi düzenlendi. 40 ayrı savaş karşıtı grup bu harekete katıldı, ve ülke çapında protestolar düzenlendi. 5 Aralık 1967'de 1000 savaş karşıtı New York memur merkezini kapamaya çalıştı. İçlerinde Allen Ginsberg ve Dr. Benjamin Spock'ın da bulunduğu 585 kişi tutuklandı. 

7 Temmuz 1967'de Time dergisi, "Hippiler: Felsefe ve Altkültürleri" adlı bir makale yayınladı. Makalede şunlara yer verilmişti: "Kendine ait olanı yap, nerede ve ne zaman istersen. Her şeyi bırak, terk et. Bildiğin toplumu terk et. Ulaşabildiğin her insanın zihnini değiştir." Skip Stone, bu konu hakkında kendi ideaları için şöyle diyor: "Özgürlük, bu sistemdeki en hakiki erdemdir. Akış seni nereye götürürse oraya git, ve yeni deneyimlere açık ol. Bu, kişisel büyümeyi en üst seviyeye yükseltir." 

Tüm bu hippi dalgalanması boyunca Kadın Özgürlüğü hareketi de kendini gösterdi. Kadınlar, savaş karşıtı hareketlerde en ön sıralarda yer almaya başladılar. Düzenlenen organizasyonlarda yer aldı ve para sağladılar, yürüdüler, şarkılar söyledi ve diğer herkes gibi tutuklandılar. 1969 başladığında, tüm Amerika'da öğrenciler kampüslere yerleşti ve isteklerini dile getirmeye başladılar. Her yerde şiddet baş göstermişti ve Amerika, o zamana kadar Kuzey Vietnam üzerine yaptıkları en büyük bombalamayı tarihe kazıdılar.

Eşcinsel Özgürlük Hareketi

New York'ta Greenwich Kasabası'nda bir eşcinsel bar polis tarafından raid edildi. Bu olay, "The Stonewall Uprising" direnişine yol açarak 2000 kişinin 400 polisle savaşmasına neden oldu, ve böylece "Eşcinsel Özgürlük Hareketi" başlamış oldu. 15 Ekim 1969'da, birinci Vietnam Moratorium süresince milyonlarca insan Amerika sokaklarında barışı savundu. Bir ay sonra ise 500.000 kişi, Washington DC'ye yürüyerek Amerika tarihindeki en büyük savaş karşıtı olayını gerçekleştirdiler. Bu yürüyüşte bulunan bazı konuşmacılar ise şöyleydi: Eugene McCarthy, George McGovern, Coretta King, Dick Gregory ve Leonard Bernstein. Tüm ülkede üniversite öğrencilerinin protesto gösterileri devam ederken, 1970 geldiğinde hiç de beklenmeyen bir olay gerçekleşecekti: Kent Eyalet Üniversitesi öğrencilerinden 13'ü vurulmuş, 4'ü ise yaşamını yitirmişti. Bu olay, tüm dünyada yankı bulmuş ve herkesi şoke etmişti. 

Çiçek çocuklar değişimi yarattılar

Evet, çiçek çocuklar muhteşem bir idealle yola çıkmışlardı. Dünya barışı ile BİRLİK düşüncesini bir araya getirmiş, yaşamlarını bu düşünceleri doğrultusunda değiştirmekle kalmamış, bunu dünyanın her yerine yayma kararını almışlardı. Çok şeyi değiştirdi, binlerce insanı etkilediler. "Tohumları" teker teker sabırla ektiler her karış toprağa. Belki görünürde baki olamadı, lakin örnek teşkil edecek mükemmel bir değişim sergilediler bizler için. Onlar, insanın özüne inebilmek için kadim uygarlıkların öğretilerini temel aldırlar, her şeyi terk ettiler. Zaman içerisinde kendi içlerinde de değiştiler, farklı yansımaları oldu belki; ancak şu bir gerçek ki, muazzam bir toplumsal dalgalanma yarattılar kısa süre içerisinde. Ve bu dalga, dünya üzerindeki her insana ulaştı; hala daha etkileri yaşanmakta. 

Onlar korkuyu reddetti, maddeyi reddetti, savaşı reddetti, toplumu reddetti; onlar sevgiyi kabullendi, barışı kabullendi ve kainatın düzenini kabullendiler. Eksikleri var mıydı, elbette ki hayır! Evet, ebeveynlerimden hep şu sözleri duyuyorum: "Onlar ellerindeki değerleri dejenere ettiler ve kendi hazları için boşa kullandılar."; lakin her şey olması gerektiği gibi süregeldi ve bizlere yol açan varlıklar olarak dünyanın tarihinde yer aldılar. Saf sevgiyi aşılayarak üzerlerine düşeni en güzel şekilde yerine getirdiler. 

Şu anda olmakta olanlar da pek farklı değil; ve bir o kadar da farklı. Enerji, aynı titreşimleri barındırıyor: barış ve sevgiyi tüm dünyada oluşturmak. Farklı olan ise şu: terk edişeler yine olagelmekte, lakin artık maddeden bağımsız yaşamak vakti değildir kanımca; zira BİR olmak, madde ve ruhu bir araya getirmek olmalı. Ancak somut ve soyut diye tabirlendirdiklerimizi, ruh ve bedeni bir tutarsak kâinatın sırrına erişebiliriz ve birleşmek, tüm değerleri kabul ederek, reddedişlerin değerini idrak ederek ve kâinattaki "gerçek ve mutlak" yerimizi fark ederek mümkündür. "Değişim"... İşte şimdi gerçekten anlayacağımız ve yaşamlarımızı yaşanır kılacak olan yegâne kabulleniş budur.

Jimi Hendrix'in dediği gibi: "Sevginin gücü, gücün sevgisini alt ettiğinde dünya barışı bilecektir." Şu anda etkin olan güçler, değişmeye ve yerlerini sevginin gücüne bırakmaya mahkûmdurlar. Ne zaman ki her bir atomumuzda sevgiyi titreştiririz, işte o vakit özgürlüğümüz mümkün kılınmış olur. Ve şu da aşikârdır ki, ola gelen ve değişim potansiyeli olan her bir olgu sadece bizlerin elindedir; işte şu anda dünya gezegenine doğan her bir varlığın idrak etmekte olduğu mutlak hakikat de budur.

Değişim, düşünce ve inançla gelir, ki 60'larda tohumları ekilen niyetler de bu şekilde oluşmuştur. Şu an ortalama 20'li yaşlarında olan her varlığın hücresel yapısına işlenmiş olan "çiçek çocuk" enerjisi ile aktifleşmeye başlayan bir dalga mevcuttur; ve bu dalga, 60'lar kuşağının düşlediği, bizlere miras bıraktığı saf sevgi düşüncesini gerçek kılacak olan en büyük güçtür. Bu gücün etkinleşmesine mani olacak tek şey, kişinin kendisi, yani korkularıdır; ancak Bertrand Russell'ın da dediği gibi: "Korkuyu yenmek, bilgeliğin başlangıcıdır." Bilgelik ise, sevgiyi deneyimlemek ve BİR olmaktır. Hippiler ölmedi, onlar sadece dinlenceye geçti ve dünyanın bu değişim sürecine tanık olmak amacıyla bir adım geriden bizleri izlemeyi seçtiler. Şu anda, burada değişimi yaratmak amacıyla dünyaya gelmeyi seçmiş milyonlarca varlık var, ve bu değişim artık kaçınılmazdır. Zaman, gerçek tanrıyı keşfetme zamanıdır; yani özgürlüğümüzü yaşama ve sevgiyi özümseme zamanı. 

"Dünya mistik bir devinime hazırdır, içlerdeki Tanrı'yı keşfetmeye..." ~George Harrison~


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor, araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına inanıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

“Hippie”ler Yeniden Doğuyor


Heykellerin Üstadı


Suların Çekilmesiyle Gelecek Kıyamet


Nazca Çizgilerinin Sırrı


Kadının Adı


'Engel'lenemeyen Çocuklar


Pembe Hayatın Kaldırım Serçesi


Gençlik ve Ergenlik Şeytanları


Yeni Dünya Düzeni ve Terörizm


BDönmesi Hayatı Zorlaştırıyor


Anti-Yaşlanmanın Vitaminleri


Beyin Sağlığı İçin Öneriler 


Kelaynaklar Göç Yolunda


Yüzylların Uyuyan  ilçesi: Lice


Her Şeyin Teorisi Bir Mi?


Atatürk’ten Öğrendiğim Bir Şey Var


Hala, Her Yerde, Dönüyorsun...


Dijital Magandalık 


Gömürgen’de 14 Gönüllüyüz! 


"The Secret" Hatalarına Çok Yönlü Bir Bakış


Alfred Adler, İnsan Çabalarının Temeli; Yetersizlik Duyguları


Tanıdık Yabancı

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Melda Güngül

Özgürlük İllüzyonu


Hale Karaarslan

Özgür İnsan Olmak


Can Duman

Doğru Kalemin Yazdığı Yanlış Yazılar 


Hale Karaarslan 

Sevgide Yok Olmak 


Meliha Başal

Küçük Sevinçlerimizi Kaybettik


Didem Çivici

Hu


Tuğçe Karaarslan

Dört Gün


Rüya Yüksel

Evren Boşlukları Sevmez


Eray Çetinkaya

Bu Ego’yu Sevsek Mi? 


Asu Sanem Kaya

Tanrı; Bir de Yaşamdır, Yaşam; Bir de Tanrıdır


Didem Çivici

Mor Yağmur 


Nilgün Doğan

Düşlerimdeki Yaşam - III


Burcu Akar

İçimizdeki Bizden Sesler


Didem Çivici 

Özlem


Gürhan Faik Yeğit

Biraz da Tabiatı Sevmeyi Öğrenelim

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00