|
Yazar:
Didem Çivici
– Mayıs 2008
Aşk’a Geldik
Dünümü hatırlatan yükler,
geleceğe taşınamayacak kadar ağır. Bırak artık! Dönüp duran spiral sana
dönecek zaten, ne gerek var? Rengârenk kâğıtlara karaladığın sevgi
sözcüklerini her varlığa dağıtmaktan başka yapacağın bir şey yok sevgilim…
Olasılıklar evreninin
içine düştüğün o gün, mavi solucan deliğinden çıkmanın sersemliğini ne kadar
da rahat atlatmıştın hatırla!
Az kalan bir şey yok seni
ahmak! Yaşamayı dilediğini “yaşarken”, bunun ağırlığıyla hantallaşmış
olabilirsin, lakin ağır olan ne? Bir düşün!
Ciğerlerine soluduğun
hava su gibi arındırıyor her zerreni. Bedenin yok. Yok et her şeyi! Hiç var
olmamış olan ve yok olmayacak olan bedenini kaldır ortadan! Ve o an hiç var
olmamış ve var olmayacak olanı var etmiş olacaksın!
Şimdi!
Ne
biliyorsan unut!
Hiçbir
şey bilmiyorsun.
Ve şimdi diyorum ki:
Aşk’a
geldik…
Binlerce
yıldır beklenen “an”a varmış olmanın, “uyanış”ın sinyallerini almaya
başladığımız 1900’lü yıllar, bizleri “şimdi”ye ulaştırdı.
Bahar çiçekleriyle
birlikte açan adamantin partiküllerinin coşkuyla söylediği şarkıları
duyumsuyorum! “OM SHANTİ!!!”
Ormana özlem var, lakin
burada o kadar olağanüstü, “Tanrı-üstü” şeyler olmakta ki! Bedenler siluet
halinde, işittiklerim dahi sıvılaşıyor, zira o kadar boş ve hiç geliyorlar
ki… Mantığın sona erdiği yerdeyim; bedenin yok olduğu, ruh ile birleştiği
andayım! Her şey öldü! Ben öldüm! Tanrı öldü! Nietzsche, şimdi seni
anlıyorum tüm varlığımla. Ve Leonardo, sen ki şöyle demiştin bir keresinde:
“İnsanoğlu hareket
etmeden yürümeli; var olmayanla konuşmalı, konuşmayanı işitmeli…” Ey insan!
Sen ne muhteşem bir varlıksın! Hareket etmeden var oluşunu kutlamalısın
uçarak ve konuşman, zihninden ötedeki enerji iledir; işittiklerin ise hiçbir
vakit duyulmamış olanlar. Uyanışının tınıları yankılanıyor göklerde, duyuyor
musun!? İşte “zamanın bittiği”, kıyametin koptuğu an! Daha ne bekliyorsun?
2012, şimdi. Bir an sonrası yok artık. Elveda de her şeye ve sonsuzluk
akmaya başlasın damarlarında. Her şey sende. Her şey seninle Olası; ve her
şey sensin, Hiçlikle Bütün.
İfadesizliğin
sunucu büyüsünde sevişmenin getirdiği huzur deryasında aşka gelmenin doğa
ötesi buluşmasıyla çözünüyor bedenlerimiz. Baktığımız yüzler “onlar” değil;
işittiklerimiz ses değil; soluduğumuz hava kainatın tüm sihrini içen bir
sulak adeta.
Dudaklarım su damlalarını
barındıran bir çift bulut. Öyle boş ki her şey… Öylesine dolu ki aşkla!
Hissetmiyor ellerim; bu kelimeleri dahi nasıl yazıyorsam…
Aşk’a Geldik! En sonunda!
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Didem Çivici,
1985 yılında İstanbul'da doğdu. Maltepe Üniversitesi İngilizce
Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi. Yoga yapıyor, kitap yazıyor,
araştırıyor, dans ediyor ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Yeni
deneyimler ve sonsuz bir bakış açısının yaşamı değerli kıldığına
inanıyor. Detaylı Bilgi
|