Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Deniz Yılmaz

Solmaya Maruz Çiçekler

Çocuk tamamen kendine özgü olan ve yetişkinlerden belirgin özelliklerle ayrılan farklı bir varlıktır. Hayalleri, istekleri ve hayata bakış açıları ile bizden tamamen ayrılmış varlıklar.

Herkes çocuk olmuştur elbet. Kimi mutlu bir çocukluk kimi mutsuz ama güzel hayallerle yaşadığı bir çocukluk geçirmiştir. Nedir mutlu çocuk? Mutlu çocuk tüm çocukluğunda istekleri yerine getirilmiş, anne babasından tüm sevgiyi görmüş sosyal bir çocukluk yaşamış çocuktur. Bir de mutsuz çocuklarımız var ne yazık ki çocukluğunda çeşitli şiddet unsurlarına maruz kalmış ve yetişkinliğinde de bunun izlerini bedeninde, ruhunda, daha doğrusu içinde taşımış! Şu anda toplumda sosyal sorunları olan bireylerden bahsediyorum.

Geçenlerde televizyonda bir haber izledim ve kanımın bedenimden çekildiğini hissettim sanki... O kadar kötü bir duygu olamaz diye düşündüm. Küçük bir çocuk! Nereden baksanız 6, 7 yaşlarında ufacık bir yavrunun ellerini annesi ve babası arkadan bağlamış ve daha sonra çocuğun üzerine kapıyı kilitleyip evden çıkmışlar. Akşamüstü komşulardan biri gazetecilere haber veriyor. Akşam üzeri saat 17:00 sularında bir muhabir, çocukla cam önünde sohbete başlıyor. İşte çocuğun muhabire verdiği cevaplar:

Muhabir: Senin ellerini kim böyle bağladı? 

Çocuk: Annem ile babam bağladı ellerimi! 

Muhabir: Peki neden ellerini bağladılar? 

Çocuk: Evdeki çekmeceleri karıştırdığım için bağladılar. Bir de çok yaramazlık yaptığım için! 

Muhabir: Peki tuvaletini nasıl yapıyorsun? 

Çocuk: Yapamıyorum ki! 

Muhabir: Peki bütün gün evde ne yapıyorsun? Sıkılmıyor musun?

Çocuk: Hayır! En sevdiğim oyuncağımla oynuyorum diyor çocuk ve muhabire en sevdiği oyuncağını ağzı ile tutarak getiriyor. 

Bunun yanında çocuğun vücudunda ciddi diyebileceğimiz boyutta darp ve sigara izleri var. Artık o andan itibaren daha fazla izleyemedim diyebilirim. Çünkü o sahnelere ne eğitimci yanım ne de vicdani yanım dayanabilirdi. Böylesine masum bir meleğe bunu nasıl yaparlar diye geçiyor insanın içinden!

Muhabirden sonra eve polisler geliyor ve kapıyı çocuğun velileri olmadığı için izinsiz açıyorlar daha sonra çocuğu sağlık muayenesi için en yakın sağlık kuruluşuna götürüyorlar. Daha sonraki manzara malum; şiddet görmüş bir çocuk. Hem fiziki hem psikolojik olarak yıpranmış bir birey. Bu çocuğun gelecekte ne kadar verimli olmasını bekliyor acaba bu anne babalar. Geleceğin hastalıklı nesillerini yetiştiren bu insanlar acaba karşısındaki bu ufacık çocukları ne olarak görüyor.

Bu şiddet uygulamaları, çocuklukta mastürbasyon, kekemelik, tik, fiziksel şiddet uygulamaları, sürekli olarak ağlama, inatçılık ve yerleşmiş belirli korkulara sebep olabiliyor. O kadar bilinçsiz aileler var ki bir insanı nasıl mükemmel yetiştiririm diye düşünürken, onu nasıl yıpratacağını kendi egolarını nasıl tatmin edeceğinin sıkıntısını çeken ve bunu çocukların üzerinde şiddet olarak uygulayan anne babaların mı yoksa o küçük çocukların mı tedaviye ihtiyacı var diye düşünmüyor değil insan! Onlar bizim geleceğimizin parlak birer taşı olabilecek iken onları neden kendi mat ve solmuş hayatımızın bir parçası yapıyoruz! Bunu anlamak gerçekten çok zor...

HABERLER

 

 

Töre İnsan, İnsan Töre


Barış Çocukları


Havva Hipotezi


Şişman İnsanlar Şeker Hastalığına Daha Çok Yakalanıyor


Gençliğimizin Fırsatlarından Haberdar Mıyız?


Yeni Öğretim Yılında Öğrencilerimize Sahip Çıkalım


“Su” Düşünceye ve Sözcüklere Tepki Veriyor!


HAARP


İşaretler


İstanbul Devlet Tiyatroları Kapılarını Açıyor


Kars'ın Balerin Kızları


Solmaya Maruz Çiçekler


Sükunete Yürüyüş 


Oy Havar!


Tutkuların Esareti Üzerine


“HAC” üzerine... 


Kutuplaşan Gezegende Hibridlerin Kaçış Delikleri


Dördüncü Boyuttaki Tesla

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Aşktan Düşüş...


Dora Mengüç

Sanal Agoralar ve Dekancığım


Didem Çivici

Kavuşma...


Rüya Yüksel

Ne Hissettiğimizi Ne Kadar Biliyoruz?


Can Duman

Düşünen Adam ve Dinleyen Çocuk


Fırat Erdoğan

Mücadeleci Ruhların Sembolü 


Özge Esirgen

Yeni Çağ Sahnesi


Uzay Gökerman

Merhamet


Burcu Özgeçen

Evrende herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda


Fırat Erdoğan 

Zamana Hükmeden Sevdanın

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 19:20