|
Deniz
Onur
Yağmurlar, Rüzgarlar ve Zekalar Aşkına...
Bahar yağmurları başladı, çok
üşütmeyen, birçoğumuzun ıslanmaktan zevk aldığı, hatta şahsen benim
özellikle ıslanmak için çaba harcadağım, ruhumu ferahlatan
yağmurlar... Çok iyi gelir bana yağmur altında yürümek, dalga
sesleriyle yağmur damlalarının kucaklaşmasını seyretmek. Sanki o an
dünyada hiç birşey yokmuş, olmuyormuş gibi... Özürdileyerek, böyle
hafif bir girişten sonra sıkıcı bir konuya atlamak zorundayım.
Aslında sıkıcıdan çok ilginç bir konu, IQ! Nedir IQ? Hadi bakalım
buyrun size ayın sorusu? En sıkıcı ve zorundan. Bu soruya karşılık
ilk etapta ‘zeka düzeyi’ olur herhalde.
Ya
da tam tersi, “Zeka nedir?” denildiğinde hemen IQ gelir aklımıza.
Peki hiç sorguladık mı, ya da merak ettik mi acaba bu IQ denilen şey
nedir, bir kriter midir diye? Zeka kavramı bu kadar sayısal ve kesin
midir? Yani diyelim ki IQ testi aldınız ve ‘normal’in altında çıktı.
O anda ve yaşamınızın geri kalanında ben aptalım diye dolaşır
mısınız? Benim çevremde ya kötü çıkarsa diye IQ testinden korkan
birçok insan var. Ben korkmuyorum, çünkü IQ (Intelligence Quotient)
kavramına inanmıyorum. Bu kavram 1912 yılında Alman psikolog Whelm
Stern tarafından geliştirldi. Stern tarafından IQ zeka testleriyle
ölçülen, bir kişinin zihinsel yaşının kronolojik yaşına oranı olarak
tanımlandı. Ardından daha birçok zeka kavramı ortaya atıldı,
Spearman’ın faktör analizine dayanan g’si, Sternberg’in üçlemesi,
Thurnstone’un çok yönlü zekası gibi.
Ben
zekamı, IQ denilen bir
kavramın karşılayacağına ya da açıklayacağına inanmıyorum. Diyelim
ki testi alırken karnım ağrıyordu, uykusuzdum, sıkıldım. Bunlar
geçerliliğini düşürmez mi? Biraz etiketleme gibi kokuyor sanki IQ.
Peki o zaman nedir zeka? Biz nasıl anlarız? Zeka: Bir veya birden
fazla kültürel alanda, üretici olma ya da problem durumlarla
başedebilme yeteneğidir. Bu benim değil çoklu zeka teorisinin sahibi
Howard Gardner’ın tanımıdır. Gardner’e göre çoklu zeka teorisinin üç
ana temeli vardır:
1. Birden fazla zeka vardır (8
zeka alanından bahseder)
2. Zeka bizim performansımız,
ürettiklerimiz ve düşüncelerimizle açıklanır, psikometrik bir test
sonucu ile değil.
3. Zekanın ifade şekli
kültürden kültüre değişir. Howard Gardner’a göre her birey sekiz
zekaya sahiptir, bunlar; dil, mantık-matematik, müzik,
görsel-alansal, vücut-kinestetik, doğa, kişisel ve kişilerarası.
Hepimiz
birey olarak farklı kişiliklere ve özelliklere sahip olduğumuz için,
yetenek ve zekalarımızı ifade şekilerimiz de değişir. Bunun yanında
yeryüzünde çok sayıda farklı kültürlerden geldiğimizi ve kültürün
insanın kendini ifade şeklini nasıl etkileğini de varsayarsak, her
bireyin kendine özgü bir ifade şekli olması gerçeğini de göz ardı
edemeyiz. Her insan yaşadığı çevreye, deneyimlere ve empoze olduğu
yaşam tarzına bağlı olarak sahip olduğu yetenekleri ve zekaları ön
plana çıkarıyor. Gardner’e göre zeka okulda gösterilen başarı ya da
bir testle ölçülebilen psikometrik bir kavram değildir. Daha geniş
bir açıdan bakmamız gerekiyor. Çoklu Zeka aslında daha çok zeka
alanlarımızı ve
yeteneklerimizi
ortaya çıkarmak ve onları desteklemek için bir yol, kullanma
kılavuzu. Günümüzde bir çok okul ve eğitimci çoklu zekayı
programlarında kullanıyorlar. Bu sayede öğrencilere çok çeşitli
fırsatlar sunulurak onların kendilerini ifade etmeleri ve hangi zeka
alnında daha yetenekli hangisinde biraz daha zayıf olduklarını
anlamarını sağlıyorlar. Böylece eğitimci olarak öğrencileri de
desteklemek ilgi ve ihtiyaçlarına ulaşmaları için onlara gereken
ortam ve materyali sağlama şansımız doğuyor. Peki çoklu zeka
sınıflarda ya da okullarda nasıl uygulanabilir derseniz, bundan da
bi dahaki yazımda bahsedeceğim. Giriş olarak önce Çoklu zeka
(Multiple Inteligence) kavramını anlamamız gerekiyor. Bir kaç
tane MI inventory linki koymak istedim, uygulayıp kendi güçlü ve
zayıf taraflarını görmek isteyenler için...

http://surfaquarium.com/MI/inventory.htm
http://www.jobsetc.ca/toolbox/quizzes/mi_quiz.do?lang=e
http://literacyworks.org/mi/assessment/findyourstrengths.html
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Deniz Onur
1981 Kırklareli doğumlu. 2000 yılından beri İstanbul’da
yaşıyor. 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi
Eğitimi bölümünü bitirdikten sonra Anaokulu Öğretmenliği
yapmaya başladı. Gelecekte Özel Eğitim ve Psikoloji
alanlarında çalışmayı planlıyor. İndigo Dergisi’nde Çocuk
Gelişimi üzerine yazar olarak çalışıyor.
Detaylı Bilgi
|