|
Deniz Onur
Dikkat Canavar Var!
‘Zamanında çok
konuştum, bir işe yaramadı, bıraktım’ diye cevap verir Organize
İşler’deki Üzeyir karakteri, neden konuşmadığını soran Süperman’e.
Filmi izlediyseniz Üzeyir’in gerçekten konuşmadığını, hayata
bulaşmadığını, yaşama dışarıdan bir gözlemci olarak katıldığını fark
etmişsinizdir.
Yaşama,
dünyaya dışarıdan gözlemci olarak katılmak... Bunun anlamı ne? Belki
de bunun anlamı hergün sadece yapmanız gereken şeyleri yapmak,
çıldırmış olan dünyanın hızıyla başınız dönerken. Her gün
koştuğumuz, nefes bile almadan yaşadığımız hayatlarımız var.
Yaptığımız işlerin gerçekte bizi mutlu edip etmediğini, bir anlamı
olup olmadığını düşünmeye hakkımız olmayan bir yarış bu. Çünkü para
kazanmak zorundayız, kiramızı ödemek, faturalarımızı yatırmak, eğer
varsa çocuklarımızı okutmak. Kendimizi garantiye almak zorundayız,
ya da zorundaymışız.
Size bir sır
vereyim mi? Yaşamımızda
bizi ele geçiren acımasız, saçmasapan bir ‘güvenlik sınırı’ canavarı
var. Ne mi yapar bu canavar? Mütemadiyen kulaklarımıza şöyle
fısıldar: ‘Çalışmak zorundasın, ne yaptığın önemli değil, para
kazanmak, ev sahibi olmak, gelecekte ihtiyacın olacak para sahibi
olmasın!’ Biz de büyük bir panikle, bunları elde etmek için, gözü
kapalı, kendimizi, "Ben"liğimizi hemen bir fanusun içine kapatırız.
Mutlu olup olmadığımızı, gerçekten nefes alıp alamadığımızı
umursamadan hem de.
Sonra canavar
der ki: ‘Arkadaşlar edin, sosyal ol, hatta mümkünse bir de sevgilin
olsun, sonra da evlenir duygusal güvenliğini sağlarsın.’ Tüm bunlar,
kendinizi, ‘Ben’liğinizi, sizi siz yapan öğeleri rafa kaldırmazsanız
iyi şeyler, hatta faydalı olabilir. Ama, bu çılgın dünya öyle bir
hale geldi ki, artık arkadaşlıklar menfaat üzerine kurulu, kimse
birbirini gerçekten sevdiği, görmek istediği için aramıyor. Vakit
geçirmek, egolarını tatmin etmek için görüşüyor insanlar. Saygı ve
sevgi öğeleri çoktan tatile çıktı boynunu bükerek. Herkes öyle
meraklı ki birbirinin hayatı hakkında yorum yapmaya, müdahele
etmeye. Seçilen hayatlara, kendi doğrularına inanmaya bile izin yok
artık. Birbirini boğan ilişkiler silsilesi almış başını gidiyor.
Yargılama, müdahele etme, ezilen tölerans sınırları ve yalan trenine
binmiş nereye gittiğimizi farketmeden gidiyoruz. En yakınım
dediğinizden saniyede en büyük kazığı yemenizin an meselesi olduğu
bir kaosun içindeyiz. Sırt çantanızı alıp gitmek yasak, bu trenden
inmek yasak...
İşte, belki
farkında olmasak da her an nefesi ensemizde olan bir ‘güvenlik
canavarı’ var peşimizde. En acısı da onun varlığını keşfetmek. Çünkü
henüz nasıl kurtulacağımızı, yok edeceğimizi keşfedemediğimiz
sevgili özgürlük katili canavarımız.
‘Güvenlik
Sınırı’ denilen şey özgürlük katilidir ilan ediyorum, hatta isyan
ediyorum! Yok öyle bir şey, güvenlik altına alınan hayatlar,
hapsedilmiş yaşamlardan başka birşey değildir.
Belki de
Üzeyir de benim gibi canavarının nefesini ensesinde hissetti ve
sessizce kurtuluşunu arıyor, gözlemci olarak, insanoğlundan ve
yaşamdan bir adım geride durarak.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Deniz Onur
1981 Kırklareli doğumlu. 2000 yılından beri İstanbul’da
yaşıyor. 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi
Eğitimi bölümünü bitirdikten sonra Anaokulu Öğretmenliği
yapmaya başladı. Gelecekte Özel Eğitim ve Psikoloji
alanlarında çalışmayı planlıyor. İndigo Dergisi’nde Çocuk
Gelişimi üzerine yazar olarak çalışıyor.
Detaylı Bilgi
|