Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Çiğdem Aksoy

Kediler Krallara Bakabilir

Her insanın farklı bir hayvana kendini daha yakın hissetmesi, bazı hayvanlardan hoşlanırken, diğerlerini itici bulması ya da onlardan korkması her zaman ilgimi çekmiştir. Üzerinde hayvan resmi olan bir tişört alacaksanız hangi hayvanın resmini seçersiniz?

Bir çocuğa hediye almak için girdiğiniz oyuncakçıdaki tüylü oyuncak hayvanların hangisi size daha cazip gelir? Küçük sevimli aslan yavrusu mu yoksa beyaz kutup ayısı mı? Evinizde bir hayvan besliyor musunuz? Bir köpek ya da kedinin bulunduğu bir eve gittiğinizde huzursuz mu olursunuz yoksa evin hayvancağızıyla oynayıp vakit mi geçirirsiniz? Bir karga gördüğünüzde aklınıza ne gelir? Peki ya bir kaplumbağa?

İnsanlar ve hayvanlar arasındaki vazgeçilmez ilişkiyi, duvarlarını hayvan figürlerinin süslediği İlkçağ mağaralarında, çocukların bugün de keyifle dinlediği masallarda, sanat yapıtlarında, sporda, eğlencede, ev hayatında gözlemek mümkün.

Ayrıca, hayvanlar geçmişten günümüze çeşitli kültür ve mitolojilerin de değişmez unsuru olmuştur. Astrolojide burçların çoğu hayvan figürleri tarafından simgelenir. Çin astrolojisi ise tamamen on iki hayvan simgesinden oluşur. Çin’de at ve koyun yıllarında tarımın bereketli ürünün bol olacağına, kaplan yılında doğan bir kişiyle ejderha yılında doğan bir kişinin asla evlenmemesi gerektiğine, köpek yılında doğanların dikkatli ve sadık, öküz yılında doğanların ise çalışkan ve ölçülü olacaklarına inanılır.

 

Tanrılar ve Hayvanlar

Mezopotamya kültüründe insanların, hayvanların çeşitli özelliklerinden çok şey öğrenebilecekleri ve her hayvanın insanlara yaşam konusunda bir ders verebileceği inancı vardı. Kelt mitolojisinde hayvanlar sürekli hareket halinde olmaları ve büyüyüp gelişmeleri nedeniyle doğurganlık ve yaşam gücüyle doğrudan bağlantılı sayılır, ruhlar ve tanrılarla insanlar arasındaki köprüyü oluşturduklarına inanılırdı. Mısır mitolojisinde hem hayvan başlı tanrılar vardı hem de her tanrının hayvan simgeleri bulunurdu. Grek ve Roma mitolojileri de hayvanlardan nasibini almıştı.

Yılan Aztekler’de, inek Hindu kültüründe, Apis öküzü ve kedi ise Eski Mısır’da kutsaldı. Eski Mısır’da her kentin kutsal bir hayvanı vardı. Tanrılar ve tanrıçaların kendilerini yeryüzünde hayvan biçiminde temsil ettiklerine inanılırdı. Boğanın simgelediği Osiris, sıklıkla inek biçiminde resmedilen Hathor ve İsis, Kedi başlı tanrıça Bast, şahin başlı Horus, ölülere öteki dünyaya giderken rehberlik eden çakal başlı Anubis bu tanrıların bazılarıdır.

Hayvan sembolizmi çeşitli kültürlerde olduğu gibi, çeşitli dinlerde de etkili olmuştur.

Budizm’de hayvanların yeri özeldir. Aslan en üst spiritüel düzeye ulaşmış “bodhisattvalar”ın simgesidir. Tapınakları korumak için önlerine aslan heykelleri dikilir. Fil zihinsel gücün simgesidir. Kontrolsüz zihin gri fille simgelenirken, kontrollü zihnin simgesi kutsal beyaz fildir. Hıristiyanlık’ta kuzu İsa’yı simgeler. Müslümanlar için örümcek ve kedi uğurlu sayılır.

Bazen de aynı hayvan değişik dinlerde farklı anlamları simgelemiştir. Örneğin tavuskuşu Hıristiyanlık’ta ölümsüzlüğün simgesidir. Mezopotamya’da bir ağacın çevresini saran iki tavuskuşu imgesi zihnin ikili yapısını ve mutlak birliği simgelerdi. Budizm’de ise tavuskuşu bilgeliği simgeler.

Çeşitli Kültürlerdeki Benzer Hayvan Simgeleri

At: Fiziksel güç, dayanıklılık, sadakat.

Ayı: Güç, sağaltım, rüya görme.

Baykuş: Bilgelik, gerçek, karanlık, gizem, yalnızlık, durugörü, sabır.

Çakal: Ruhların rehberi, ötedünya.

Ejderha: Dünya’nın Gücü, kuşun ve yılanın, yani madde ve ruhun birleşimi, doğaüstü güç, Güvercin: Barış, saflık.

Kaplumbağa: Kendi kendine yetme, toprak ana, planlama, uyum.

Karınca: Disiplin, çalışkanlık, takım çalışması.

Kartal: Tanrısal güç, güneşe yakınlık, koruyucu, başarı, refah, yükselen ruh, vizyon.

Kedi: Yansızlık, bağımsızlık, duygusallık, zevk, büyü, gurur.

Kelebek: Başkalaşım (metamorfoz), özgürlük, değişim.

Köpekbalığı: Hayatta kalma, uyum sağlama yeteneği, avcı.

Kuğu: Zarafet, denge, masumiyet.

Kurbağa: Su elementi.

Kurt: Sadakat, güç, başarı, istikrar, düşünce, yön bulma.

Kuzgun: Düzenbazlık, öğretmen, istifçilik, dönüşüm, gizem, bilinçte ve biçimde değişim.

Örümcek: Yaratıcılık, yaşamsal düzen, geçmişle gelecek arasındaki bağlantı, olasılıklar.

Şahin: Haberci, gözlemci.

Tek boynuzlu at: Saflık, temizlik, erdem, güç, farklılık, büyüsellik, özgürlük, rüyalar.

Tilki: Kurnazlık, zeka, sorun çözücü, alacakaranlık, kadınsı büyü.

Turna: Yalnızlık, bağımsızlık.

Yılan: Yaşam, yeniden doğuş, tutku, iyileştirme gücü, koruyucu, yok edici, doğurganlık.

Yunus: Şefkat, oyunculuk, farkındalık, zeka, çocuksu saflık, büyü, bilgelik, bilgi.

Şaman’ın Rehberi

Birçok eski kabile kültürünün önemli unsurlarından biri olan şamanlar için hayvanlar büyük öneme sahipti. Şamanlar Yaratıcı’yla, doğa ve özellikle de hayvanlar aracılığıyla ilişki kurduklarına inanırdı ve her şamanın gücünden yararlandığı, ona rehberlik eden bir hayvan ruhu bulunurdu. Kişi, rehberi olarak seçtiği belirli bir hayvanın gücünü ve enerjisini “kendine çekip” ondan yararlanır, bazen de onun koruması altına girerek zor işleri başarırdı.

Aslında aynı yaklaşımı bugün de sürdürüyoruz. Bunu anlamak için televizyondaki reklamlara bakmak yeterli. Kediye dönüşen gizemli güzel kadınlar, aslan gibi kükreyen otomobiller, gazlı içecek tüketen kutup ayıları... Yapılan sosyolojik araştırmalar insanın bilinçaltında kendisini çeşitli hayvan arketiplerinden biriyle özdeşleştirdiği ortaya koyuyor. Farklı kültür ve mitolojilerde hayvan simgelerine çok benzer anlamlar yüklenmiştir. Bunların çoğu bu bugün de geçerliliğini koruyor.

Latince’deki animal (çoğulu animalia) sözcüğü yaşamsal nefes ya da ruh anlamına gelen anima’dan gelir. Analitik psikolojide, hayvanlar  Jung’un gölge adını verdiği arketiple ilgilidir. “Hayvan” geçmişimiz bilinçaltımızda saklıdır ve hayatta kalma içgüdüsü ve ihtiyaçlarımızın karşılanması konusundaki ısrarcılığımız belki de bu ilkel geçmişimizle ilgilidir. Hayvanlar için “iyi” veya “kötü” kavramları yoktur. Onlar tıpkı bir gölge gibi yalnızca “var”dırlar. Avlarını öldürürken bize vahşi görünseler de, öldürmelerinin asıl amacı zarar vermek, intikam almak ya da egolarını tatmin etmek gibi insanlara özgü “kötücül” dürtü veya isteklerle bağlantılı değildir. Bu yüzden de masumdurlar. Biz insan zihnimizle değerlendirdiğimizde ise onları “vahşi” olarak adlandırırız. İnsanlara özgü “iyi” veya “kötü” özellikleri hayvanlara yakıştırır, onları insani bakış açımızla tanımlamaya çalışırız. Masallarda canavarlar, ejderhalar, yılan ve kurtlar peşimizi bırakmazken, soylu atlar, çalışkan karıncalar ve bilge kuğular bize ormandan çıkış yolunu gösterir. Hayvanlarla mücadele ederken aslında kendimizle savaşır ve kendimizi özdeşleştirdiğimiz başka hayvanlar aracılığıyla bu kez kendi kendimizin kurtarıcısı oluruz.

Her insanın kişiliğindeki ve yaşamındaki “hayvan temaları”, rüyalarda karşılaştığımız hayvan figürleri, evimizde bizimle yaşayan hayvanlara ilişkin seçimimiz, bazı hayvanlarla ilgili fobilerimiz bize kendimizle ilgili çok şey söyleyebilir. Örneğin, baykuş uyanmak, varlığın derinliklerine dalmak ve gizemli bilgilere ulaşmakla ilgilidir. Aslan tutkudur. Güçtür. Cesur ve korkusuzdur. Kendine yeter ama yine de bir grupla birlikte yaşar. Ayı içsel yolculukla ilgilidir. Özellikle erkek ayılar yalnızdır. Doğanın derinliklerinde inzivaya çekilirler. Avcı kuşlar sizi bir anda yakalayıp rüyalarınızın, en büyük korkularınızın derinliklerine götürürler. Başka bir dünyaya geçer ve dillerini anlamaya başlarsınız. Onlarla birlikte yüksekten uçar, altınızdaki uçsuz bucaksız sandığınız topraklara ilk defa tepeden bakar, aslında bütünlüğe  ve belirli bir düzene sahip olduklarını görürsünüz. Sonra siz de avcı olur, kendi doğanızın ve karanlığınızın içine dalar, kendi benliğinizi avlayıp anlamaya çalışırsınız. 

Onlar Her Yerde

Çocuklarla hayvanlar arasında büyülü bir ilişki vardır. Birbirlerini iyi anlarlar. Küçük bir çocuğa aslan nasıl bir hayvandır diye sorduğunuzda, size hemen, “ormanların kralıdır, çok güçlüdür, hayatta kalmayı bilir, karnı aç değilse kimseyi öldürmez, küçük çocuklara iyi davranır,” gibi şeyler söyleyecektir. “Peki ya kaplumbağa nasıldır?” deseniz, bu defa, “Evini sırtında taşır, o yüzden her istediği yere gidebilir, toprağı sever, kendini korumayı iyi bilir,” diyecektir. Kartal ise, aynı çocuk için cesareti, özgürlüğü, avını görmek için en yüksek noktaya uçmayı ve ihtişamı simgeler. 

Hayvanlar her yerde. Doğada, şehir içinde hayvanat bahçelerinde, kendi evinizde, televizyonda reklamlarda, filmlerde, kitaplarda, resimlerde, heykellerde, masallarda ve öykülerde. Öyleyse siz de bir gün boş bir zamanınız olduğunda kendinize hayvanların sizin için ne ifade ettiğini sorun. Aklınıza gelen ilk on veya on beş hayvanın sizin için neyi simgelediğini üşenmeyip bir kağıda yazın. Bunu yaparken tıpkı küçük bir çocuk gibi aklınıza ilk gelen kavram ve imgeleri not edin. Sizi olumlu veya olumsuz olarak en fazla etkileyen hayvanları belirleyin ve üzerlerinde düşünün. Güçlerini, hayatta kalma stratejilerini inceleyin.

Çok sevdiğim bir çocuk kitabının bölümlerinden birinde kedilerin de krallara bakabileceği anlatılır. Bütün bu işleri yaparken, kimbilir belki siz de bir gün bir kedi gördüğünüzde onun da başını kaldırıp, bilge bakışlarını bir kralın yüzüne dikebileceğini fark edersiniz.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Çiğdem Aksoy, 1971 İstanbul doğumlu. Üsküdar Amerikan Lisesi’nde sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sineme ve Televizyon alanında eğitimine devam etti. Şu anda bir vakfın eğitim bölümünde çalışıyor. 1988 yılından beri İngilizce’den Türkçe’ye kitap çevirisi yapıyor ve çevirilerinden sekizi yayımlandı. 2002’de Zülfü Livaneli’nin Mutluluk adlı romanını Türkçe’den İngilizce’ye çevirdi ve Türkçe’den İngilizce’ye edebiyat çevirisi yapmayı sürdürüyor. Yaşamın, neşeli ve hüzünlü anlarıyla çok keyifli bir süreç olduğuna inanıyor.  

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Sadece Duyarlı Olmak Yetmiyor!


Niye Kadının İnsan Hakları?


Küreselleşme ve Krizler


Hayallerdeki İnsan Hakları


Üniversite: Girmek Mi, Çıkmak Mı Daha Zor?


Açlık Çoğunluktadır


Caz'a Bakış


Japon Kültürü ve Café Bunka


Şifa Niyetine: Edirne Sultan II. Bayezid Külliyesi Darüşşifası 


İçimizdeki Çocuğu Öldürmeyelim!


Müzik ve Teknoloji: Galatasaray ITM


Obezite ve Sağlıklı Beslenme


Sanatın İyileştirme Gücü


Kozmik Bilinç: TEZAHÜR


Nedir Şu Ezoterizm?


Yaşanılası Aşklar (Astroloji)


Birbirimize Kendimizi, Kendimize Birbirimizi Vermek

 

KÖŞE YAZARLARI

Can Duman

Merhaba Hayat


Didem Çivici

Var Olmaya Hazır Mısın?


Çiğdem Aksoy

Kediler Krallara Bakabilir


Funda Umut Pakkal

Birey Olmak Çok Zor Zanaat!


Rüya Yüksel

Her Özgürlüğün İçinde Bir Tutsaklık Vardır


Mahmut Şaylıkay

Kars Kadın Eğitim Vakfı Neden Olmasın?


Burçin İvren

Yaşantımdaki Küçük Bir Tezahür Öyküsü


Burçin İvren

Bir Hikaye

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11