|
Yazar:
Çiğdem Aksoy
Kediler Krallara
Bakabilir
Her insanın farklı bir hayvana
kendini daha yakın hissetmesi, bazı hayvanlardan hoşlanırken,
diğerlerini itici bulması ya da onlardan korkması her zaman
ilgimi çekmiştir. Üzerinde hayvan resmi olan bir tişört
alacaksanız hangi hayvanın resmini seçersiniz?
Bir
çocuğa hediye almak için girdiğiniz oyuncakçıdaki tüylü
oyuncak
hayvanların hangisi size daha
cazip gelir? Küçük sevimli aslan yavrusu mu yoksa beyaz kutup
ayısı mı? Evinizde bir hayvan besliyor
musunuz? Bir köpek ya da
kedinin bulunduğu bir eve
gittiğinizde huzursuz mu
olursunuz yoksa evin hayvancağızıyla oynayıp vakit mi
geçirirsiniz? Bir karga gördüğünüzde aklınıza ne gelir? Peki ya
bir kaplumbağa?
İnsanlar ve hayvanlar
arasındaki vazgeçilmez ilişkiyi, duvarlarını hayvan figürlerinin
süslediği İlkçağ mağaralarında, çocukların bugün de keyifle
dinlediği masallarda, sanat yapıtlarında, sporda, eğlencede, ev
hayatında gözlemek mümkün.
Ayrıca, hayvanlar geçmişten
günümüze çeşitli kültür ve mitolojilerin de değişmez unsuru
olmuştur. Astrolojide burçların çoğu hayvan figürleri tarafından
simgelenir. Çin astrolojisi ise tamamen on iki hayvan
simgesinden oluşur. Çin’de at ve koyun yıllarında tarımın
bereketli ürünün bol olacağına, kaplan yılında doğan bir kişiyle
ejderha yılında doğan bir kişinin asla evlenmemesi gerektiğine,
köpek yılında doğanların dikkatli ve sadık, öküz yılında
doğanların ise çalışkan ve ölçülü olacaklarına inanılır.
Tanrılar
ve Hayvanlar
Mezopotamya kültüründe
insanların, hayvanların çeşitli özelliklerinden çok şey
öğrenebilecekleri ve her hayvanın insanlara yaşam konusunda bir
ders verebileceği inancı vardı. Kelt mitolojisinde hayvanlar
sürekli hareket halinde olmaları ve büyüyüp gelişmeleri
nedeniyle doğurganlık ve yaşam gücüyle doğrudan bağlantılı
sayılır, ruhlar ve tanrılarla insanlar arasındaki köprüyü
oluşturduklarına inanılırdı. Mısır mitolojisinde hem hayvan
başlı tanrılar vardı hem de her tanrının hayvan simgeleri
bulunurdu. Grek ve Roma mitolojileri de hayvanlardan nasibini
almıştı.
Yılan Aztekler’de, inek Hindu
kültüründe, Apis öküzü ve kedi ise Eski Mısır’da kutsaldı. Eski
Mısır’da her kentin kutsal bir hayvanı vardı. Tanrılar ve
tanrıçaların kendilerini yeryüzünde hayvan biçiminde temsil
ettiklerine inanılırdı. Boğanın simgelediği Osiris, sıklıkla
inek biçiminde resmedilen Hathor ve İsis, Kedi başlı tanrıça
Bast, şahin başlı Horus, ölülere öteki dünyaya giderken
rehberlik eden çakal başlı Anubis bu tanrıların bazılarıdır.
Hayvan sembolizmi çeşitli
kültürlerde olduğu gibi, çeşitli dinlerde de etkili olmuştur.
Budizm’de
hayvanların yeri özeldir. Aslan en üst spiritüel düzeye ulaşmış
“bodhisattvalar”ın simgesidir. Tapınakları korumak için önlerine
aslan heykelleri dikilir. Fil zihinsel gücün simgesidir.
Kontrolsüz zihin gri fille simgelenirken, kontrollü zihnin
simgesi kutsal beyaz fildir. Hıristiyanlık’ta kuzu İsa’yı
simgeler. Müslümanlar için örümcek ve kedi uğurlu sayılır.
Bazen de aynı hayvan değişik
dinlerde farklı anlamları simgelemiştir. Örneğin tavuskuşu
Hıristiyanlık’ta ölümsüzlüğün simgesidir. Mezopotamya’da bir
ağacın çevresini saran iki tavuskuşu imgesi zihnin ikili
yapısını ve mutlak birliği simgelerdi. Budizm’de ise tavuskuşu
bilgeliği simgeler.
Çeşitli Kültürlerdeki
Benzer Hayvan Simgeleri
At: Fiziksel güç,
dayanıklılık, sadakat.
Ayı: Güç, sağaltım,
rüya görme.
Baykuş: Bilgelik,
gerçek, karanlık, gizem, yalnızlık, durugörü, sabır.
Çakal: Ruhların
rehberi, ötedünya.
Ejderha: Dünya’nın
Gücü, kuşun ve yılanın, yani madde ve ruhun birleşimi,
doğaüstü güç, Güvercin: Barış, saflık.
Kaplumbağa: Kendi
kendine yetme, toprak ana, planlama, uyum.
Karınca: Disiplin,
çalışkanlık, takım çalışması.
Kartal: Tanrısal
güç, güneşe yakınlık, koruyucu, başarı, refah, yükselen ruh,
vizyon.
Kedi: Yansızlık,
bağımsızlık, duygusallık, zevk, büyü, gurur.
Kelebek: Başkalaşım
(metamorfoz), özgürlük, değişim.
Köpekbalığı: Hayatta
kalma, uyum sağlama yeteneği, avcı.
Kuğu: Zarafet,
denge, masumiyet.
Kurbağa: Su
elementi.
Kurt: Sadakat, güç,
başarı, istikrar, düşünce, yön bulma.
Kuzgun: Düzenbazlık,
öğretmen, istifçilik, dönüşüm, gizem, bilinçte ve biçimde
değişim.
Örümcek:
Yaratıcılık, yaşamsal düzen, geçmişle gelecek arasındaki
bağlantı, olasılıklar.
Şahin: Haberci,
gözlemci.
Tek boynuzlu at:
Saflık, temizlik, erdem, güç, farklılık, büyüsellik, özgürlük,
rüyalar.
Tilki: Kurnazlık,
zeka, sorun çözücü, alacakaranlık, kadınsı büyü.
Turna: Yalnızlık,
bağımsızlık.
Yılan: Yaşam,
yeniden doğuş, tutku, iyileştirme gücü, koruyucu, yok edici,
doğurganlık.
Yunus: Şefkat,
oyunculuk, farkındalık, zeka, çocuksu saflık, büyü, bilgelik,
bilgi.
Şaman’ın
Rehberi
Birçok eski kabile kültürünün
önemli unsurlarından biri olan şamanlar için hayvanlar büyük
öneme sahipti. Şamanlar Yaratıcı’yla, doğa ve özellikle de
hayvanlar aracılığıyla ilişki kurduklarına inanırdı ve her
şamanın gücünden yararlandığı, ona rehberlik eden bir hayvan
ruhu bulunurdu. Kişi, rehberi olarak seçtiği belirli bir
hayvanın gücünü ve enerjisini “kendine çekip” ondan yararlanır,
bazen de onun koruması altına girerek zor işleri başarırdı.
Aslında aynı yaklaşımı bugün
de sürdürüyoruz. Bunu anlamak için televizyondaki reklamlara
bakmak yeterli. Kediye dönüşen gizemli güzel kadınlar, aslan
gibi kükreyen otomobiller, gazlı içecek tüketen kutup ayıları...
Yapılan sosyolojik araştırmalar insanın bilinçaltında kendisini
çeşitli hayvan arketiplerinden biriyle özdeşleştirdiği ortaya
koyuyor. Farklı kültür ve mitolojilerde hayvan simgelerine çok
benzer anlamlar yüklenmiştir. Bunların çoğu bu bugün de
geçerliliğini koruyor.
Latince’deki
animal (çoğulu animalia) sözcüğü yaşamsal nefes ya
da ruh anlamına gelen anima’dan gelir. Analitik
psikolojide, hayvanlar Jung’un gölge adını verdiği arketiple
ilgilidir. “Hayvan” geçmişimiz bilinçaltımızda saklıdır ve
hayatta kalma içgüdüsü ve ihtiyaçlarımızın karşılanması
konusundaki ısrarcılığımız belki de bu ilkel geçmişimizle
ilgilidir. Hayvanlar için “iyi” veya “kötü” kavramları yoktur.
Onlar tıpkı bir gölge gibi yalnızca “var”dırlar. Avlarını
öldürürken bize vahşi görünseler de, öldürmelerinin asıl amacı
zarar vermek, intikam almak ya da egolarını tatmin etmek gibi
insanlara özgü “kötücül” dürtü veya isteklerle bağlantılı
değildir. Bu yüzden de masumdurlar. Biz insan zihnimizle
değerlendirdiğimizde ise onları “vahşi” olarak adlandırırız.
İnsanlara özgü “iyi” veya “kötü” özellikleri hayvanlara
yakıştırır, onları insani bakış açımızla tanımlamaya çalışırız.
Masallarda canavarlar, ejderhalar, yılan ve kurtlar peşimizi
bırakmazken, soylu atlar, çalışkan karıncalar ve bilge kuğular
bize ormandan çıkış yolunu gösterir. Hayvanlarla mücadele
ederken aslında kendimizle savaşır ve kendimizi
özdeşleştirdiğimiz başka hayvanlar aracılığıyla bu kez kendi
kendimizin kurtarıcısı oluruz.
Her
insanın kişiliğindeki ve yaşamındaki “hayvan temaları”,
rüyalarda karşılaştığımız hayvan figürleri, evimizde bizimle
yaşayan hayvanlara ilişkin seçimimiz, bazı hayvanlarla ilgili
fobilerimiz bize kendimizle ilgili çok şey söyleyebilir.
Örneğin, baykuş uyanmak, varlığın derinliklerine dalmak ve
gizemli bilgilere ulaşmakla ilgilidir. Aslan tutkudur. Güçtür.
Cesur ve korkusuzdur. Kendine yeter ama yine de bir grupla
birlikte yaşar. Ayı içsel yolculukla ilgilidir. Özellikle erkek
ayılar yalnızdır. Doğanın derinliklerinde inzivaya çekilirler.
Avcı kuşlar sizi bir anda yakalayıp rüyalarınızın, en büyük
korkularınızın derinliklerine götürürler. Başka bir dünyaya
geçer ve dillerini anlamaya başlarsınız. Onlarla birlikte
yüksekten uçar, altınızdaki uçsuz bucaksız sandığınız topraklara
ilk defa tepeden bakar, aslında bütünlüğe ve belirli bir düzene
sahip olduklarını görürsünüz. Sonra siz de avcı olur, kendi
doğanızın ve karanlığınızın içine dalar, kendi benliğinizi
avlayıp anlamaya çalışırsınız.
Onlar
Her Yerde
Çocuklarla hayvanlar arasında
büyülü bir ilişki vardır. Birbirlerini iyi anlarlar. Küçük bir
çocuğa aslan nasıl bir hayvandır diye sorduğunuzda, size hemen,
“ormanların kralıdır, çok güçlüdür, hayatta kalmayı bilir, karnı
aç değilse kimseyi öldürmez, küçük çocuklara iyi davranır,” gibi
şeyler söyleyecektir. “Peki ya kaplumbağa nasıldır?” deseniz, bu
defa, “Evini sırtında taşır, o yüzden her istediği yere
gidebilir, toprağı sever, kendini korumayı iyi bilir,”
diyecektir. Kartal ise, aynı çocuk için cesareti, özgürlüğü,
avını görmek için en yüksek noktaya uçmayı ve ihtişamı
simgeler.
Hayvanlar her yerde. Doğada,
şehir içinde hayvanat bahçelerinde, kendi evinizde, televizyonda
reklamlarda, filmlerde, kitaplarda, resimlerde, heykellerde,
masallarda ve öy külerde.
Öyleyse siz de bir gün boş bir zamanınız olduğunda kendinize
hayvanların sizin için ne ifade ettiğini sorun. Aklınıza gelen
ilk on veya on beş hayvanın sizin için neyi simgelediğini
üşenmeyip bir kağıda yazın. Bunu yaparken tıpkı küçük bir çocuk
gibi aklınıza ilk gelen kavram ve imgeleri not edin. Sizi olumlu
veya olumsuz olarak en fazla etkileyen hayvanları belirleyin ve
üzerlerinde düşünün. Güçlerini, hayatta kalma stratejilerini
inceleyin.
Çok sevdiğim bir çocuk
kitabının bölümlerinden birinde kedilerin de krallara
bakabileceği anlatılır. Bütün bu işleri yaparken, kimbilir belki
siz de bir gün bir kedi gördüğünüzde onun da başını kaldırıp,
bilge bakışlarını bir kralın yüzüne dikebileceğini fark
edersiniz.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Çiğdem Aksoy,
1971 İstanbul
doğumlu. Üsküdar Amerikan Lisesi’nde sonra Mimar Sinan
Üniversitesi’nde Sineme ve Televizyon alanında eğitimine devam
etti. Şu anda bir vakfın eğitim bölümünde çalışıyor. 1988 yılından
beri İngilizce’den Türkçe’ye kitap çevirisi yapıyor ve
çevirilerinden sekizi yayımlandı. 2002’de Zülfü Livaneli’nin
Mutluluk adlı romanını Türkçe’den İngilizce’ye çevirdi ve
Türkçe’den İngilizce’ye edebiyat çevirisi yapmayı sürdürüyor.
Yaşamın, neşeli ve hüzünlü anlarıyla çok keyifli bir süreç
olduğuna inanıyor.
Detaylı Bilgi
|