|
Haber:
Çiğdem Aksoy
Sanatın İyileştirme Gücü
"Sanat, yaranın ışığa dönüşmüş halidir."
(Georges Braque)
Günümüzde
“sanat terapisi” olarak bilinen ve çeşitli hastalıkların
tedavisinde sanatın iyileştirme gücünden yararlanmayı içeren
yeni bir uygulama hızla yaygınlaşıyor. Tarih boyunca her
coğrafyada sanatın iyileştirme gücünden çeşitli şekillerde
yararlanıldığı halde, sanat terapisi batıda ancak 1940’lı
yılların sonlarına doğru meslek olarak kabul edilmeye başladı.
Bugün artık birçok hastane ve rehabilitasyon merkezinde davranış
bozuklukları, psikolojik ve psikiyatrik sorunlar, Alzheimer
hastalığı, kanser, AIDS gibi çok çeşitli hastalıklardan muzdarip
her yaşta hastaya yönelik sanat terapisi programları
uygulanıyor. Bu programlar sırasında hastalar bir sanat
terapistinin eşliğinde yaratıcı güçlerini ortaya çıkararak özgün
yapıtları yaratıyorlar. Burada asıl önemli olan, ortaya çıkan
sanat yapıtının sanatsal değeri değil, hastanın bu süreçte
zihnini, duygularını, bedeni ve ruhunu bütünleştirerek,
yaratmanın iyileştirici gücünden faydalanmasını sağlamak. Bugün
artık geleneksel tıp da sanat terapisinin hastalarda olumlu
gelişmelere yol açtığını kabul ediyor. Peki sanat nasıl
iyileştiriyor?
Nasıl
iyileştiriyor?
Bilimsel
araştırmalar bir sanat dalıyla uğraşmanın kişinin fizyolojisini,
genel tutumunu ve ruh halini değiştirdiğini gösteriyor. Sanatla
uğraşırken stres yerini derin gevşemeye bırakıyor. Korku ve
endişenin yerini yaratıcılık, ilham ve umut alıyor. Sağ beynin
işlevi etkinlik kazanırken, beyin dalgalarının düzenindeki
değişikliğin yanı sıra, otonom sinir sistemi, vücuttaki
hormonların düzeyi ve beyindeki nöroiletkenler de olumlu şekilde
etkileniyor. Özellikle resim, müzik ve heykelle uğraşmak bedenin
tüm hücrelerine olumlu mesajlar gönderiyor. Kişinin tavrı ve
duygusal durumundaki olumlu değişiklikler sonucunda bağışıklık
ve sinir sistemi de güçleniyor. Kişi kendini açıp duygu ve
düşüncelerinin özgürce dışarı akmasına izin verdiğinde iç sesini
daha iyi duymaya başlıyor.
Yaratırken
İyileşmek
Yaratıcı
süreç ve iyileşme süreci en derin düzeyde benzer bir kaynaktan
gelir. Iyileşmek de tıpkı yaratmak gibi dönüştürmeyi ve
dönüşmeyi gerektirir. Sanatla haşır neşirken yaratıcı enerji
vücudumuzun dışına yönlendirilir ve karanlıkta kalan yönlerimizi
keşfetmeye başlarız. İç sesimiz bizimle konuşmaya başlar.
Çevremizdeki dünyayı sözcükler, renkler, ışık, müzik ve biçimler
aracılığıyla, alışık olduğumuzdan farklı olarak yorumlayıp ifade
ederken zamanın uzayıp genişlediğini hisseder, neşe, huzur ve
mutlulukla dolarız. Önümüzde yepyeni kapılar açılır.
Sanat ve
spiritüellik farklı kavramlar olmakla birlikte aslında birbirine
benzer. Sanatla uğraşırken günlük yaşamın dışına çıkıp adeta
başka bir enerjiyle bağlantıya geçeriz. Sanat sıradan
yaşantımızı dokunma, görme, işitme düşünme aracılığıyla farklı
şekillerde anlama ve ifade etme olanağını sunar. Tüm arketipleri
içinde taşıyan sanat sayesinde ve ortak semboller aracılığıyla
kültürel ve dilsel engeller aşılır ve saf iletişim gerçekleşir.
Sanatla uğraşırken iç dünyamıza dalar ve kendimizi, kendimize
açarız. Sonuçta; zihinsel, duygusal ve bedensel boyutta içimizde
gizli kalmış düğümler zaman içinde çözülür; benliğimizi ve
yaşamımızı daha iyi anlar; dolayısıyla dönüşür ve “iyileşiriz”.
Hasta
Olmaya Gerek Yok
Günümüzün
modern dünyasında çoğu insan ister istemez hayatını sürdürme
çabası içinde sürekli “sahip olmaya” odaklanmış durumda. Kendi
iç sesinden çok dıştan gelen sesleri dinlemeye alışkın olan
insanlar sürekli iki şeyin peşinden koşuyorlar: Güç ve Haz.
Medya toplumu, tüketim ve anında tatmin kültürünü hiç durmadan
yeni imgelerle besliyor. Bütün bu koşuşturma ve gürültünün
arasında insanlar sanatı bile bir tüketim aracı, daha iyi ve
daha başarılı olacakları yeni bir alan, toplumsal statülerini
güçlendirecek bir araç olarak görüyorlar. Fakat sanatın
iyileştirici gücünden yararlanmak için ne hasta olmak gerekiyor
ne de son moda pahalı kurslara yazılmak. Herkes kendi olanakları
doğrultusunda az bir kaynak ve zaman ayırarak bugüne kadar
keşfetmediği yaratıcı yönünü ortaya çıkartabilir. Belki
başlangıçta, tek başına öğrenmesi biraz daha zor olan sanat
dalları söz konusu olduğunda makul bir ücret karşılığında bir
kursa bir süre giderek temel bilgiler edinilebilir. Bütün büyük
kitapçılarda çeşitli sanat dalları konusunda öğretici kitaplar
var. Ayrıca İnternet’te de pek çok konuda ayrıntılı bilgi
bulmak mümkün. Üstelik yabancı dil biliyorsanız,
ulaşabileceğiniz ücretsiz bilgi kaynaklarının sayısı inanılmaz
şekilde artıyor. Yapmanız gereken ilk şey, hangi sanat dalıyla
ilgileneceğinize karar vermek.
Seçenekler
Sonsuz!
-
Resim.
Resim malzemeleri artık kolaylıkla bulunuyor ve o kadar da
pahalı değil. Yağlı boya, sulu boya, akrilik ve pastel
çalışabilirsiniz. İsterseniz kara kalem çizim de
yapabilirsiniz. Çok sayıda kitap, web sitesi, CD ve bir o
kadar da kurs var. Mükemmel olmanıza gerek yok. Kendi başınıza
başlayıp sadece zevk almak için denemeler yapabilirsiniz.
Renkler, ellerinize bulaşan boyalar, gece yattığınızda ertesi
günkü çalışmanıza ilham olacak imgenin zihninizde belirlemesi
pek keyifli olacak.
-
Heykel.
Böyle bir çalışma için en iyisi kille çalışmak. Çok çeşitli
killer mevcut. Resim malzemesi satan dükkanlar size yardımcı
olacaktır. Kili ellerinizin arasına alın ve bütün
sıkıntılarınız ellerinizden akıp dışarı çıksın.
-
Bir müzik
enstrümanı çalmak.
Virtüöz olmanız gerekmiyor. Biraz tımbırdatmak bile size iyi
gelecektir. Bir sürü konservatuar öğrencisi evinize gelerek
çok uygun fiyatlarla ders veriyor. Gitar, piyano, bas gitar,
akordeon, ud veya tambur çalmayı deneyebilirsiniz. Ya da
vurmalı bir çalgıl olan bir jembe satın alıp, evde müziği
açar
sonra da eşlik edebilirsiniz.Varsın komşular biraz kızsın. Bir
başlayınca bir
daha
bırakamayacaksınız.
-
Dikiş
dikmek. Semt
pazarından, kumaşçıdan ya da anneannenizin sandığından elde
edeceğiniz kumaşlarla giysiler veya başka eşyalar
dikebilirsiniz. Kumaşların dokuları ve renkleri size iyi
gelecek. İşe konsantre oldukça zihniniz dinlenecek.
-
Patchwork
(Kırkyama).
Kitaplar, dergiler ve İnternet’te bol miktarda bilgi mevcut.
Kolay projelerle başlayıp karmaşık patchwork tablolara
geçebilirsiniz. Renkler ve geometrik biçimlerle uğraşmak size
ilham verecek.
-
Ebru.
Belki bu konuda kursa
gitmek gerekebilir. Sistemi bir kez oturtunca gerisi
gelecektir. Sabırlı değilseniz tam size göre. Kısa sürede bile
ilginç çalışmalar yapabilirsiniz.
-
Tezhip.
Büyük konsantrasyon, dikkat, sabır ve zaman gerektiriyor. Bir
bilenden öğrenmek en iyisi. Gerektirdiği çaba ile sonuçta elde
edeceginiz zevk doğru orantılı.
-
Dans.
Vals, tango, samba, hip hop ve diğerleri. Evinize yakın bir
yere yazılırsanız daha iyi olur. Her seanstan sonra kolayca
eve ulaşabilmek sürekliliği sağlayacaktır.
-
Şarkı
söylemek. Şan
derslerine de katılabilirsiniz evde kendiniz de
çalışabilirsiniz. Piyasada artık bol miktarda karaoke DVD veya
VCD’si bulunuyor. Söyleyin söyleyebildiğiniz kadar.
-
Yemek
yapmak. Bildiğiniz
yemekleri değil bilmediklerinizi yapın. Her hafta yepyeni bir
yemek yaratın. Yaratıcılığınızı sonuna kadar kullanın. Ya da
her hafta başka bir ülkenin mutfağından bir yemek pişirmeye
çalışın. Bunu bir proje olarak planlayın ve tadını çıkartın.
-
Örgü ve
dantel. Rengarenk,
yumuşacık yünlerle oynayın. Çok sayıda dergiden yararlanarak
ilginç şeyler yapabilirsiniz.
-
Maket.
Yeniden çocuk olmanın zamanı geldi. Maket setlerini hobi
dükkanlarından veya internet üzerinden alabilirsiniz.
Çocuklarınızla veya arkadaşlarınızla işbirliği yapabileceğiniz
gibi tek başına da tadını çıkartabilirsiniz.
-
Yazmak.
Tek ihtiyacınız olan kalem, defter (ya da bilgisayar) ve sakin
bir köşe. Yaşam öykünüzü veya ailenizin öyküsünü
yazabilirsiniz. Ya da öykü, roman, şiir yazabilir, günlük
tutabilirsiniz. Ücret ödeyerek veya ücretsiz hizmetlerden
yararlanarak kendi web sitenizi hazırlayıp yazdıklarınızı
burada yayımlayabilir veya sitenizde blog yazabilirsiniz.
-
Edebiyat.
Normalde tek başına gerçekleştirilen kitap okuma eylemini daha
farklı bir hale getirmek için bir kitap kulübü kurabilirsiniz.
Kulübünüze katılan arkadaşlarınızla her ay düzenli olarak evde
toplanıp o ay okumak için birlikte seçtiğiniz kitap üzerinde
uzun uzun tartışabilir, karakter analizleri yapabilir,
alternatif sonlar yazabilirsiniz.
-
Takı.
Rengarenk yüzlerce çeşit boncuğun sizi yönlendirmesine izin
verip göz alıcı takılar tasarlayabilirsiniz.
-
Balkon
bahçesi.
Balkonunuzda minyatür bir bahçe yaratabilirsiniz.
Kitaplardan veya İnternet’ten balkon bahçeciliği konusunda
yığınla bilgi elde edip bunları sabır ve
sevgiyle
uygulayabilir ve kendinize doğayla iç içe, huzurlu saatler
geçirebileceğiniz harika bir köşe hazırlayabilirsiniz.
-
Fotoğrafçılık.
Gitgide ucuzlayan dijital fotoğraf makinelerinden bir adet
edinip bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Doğa fotoğrafları
çekebilir, portre veya ölü doğa çalışabilirsiniz. İster renkli
isterse siyah beyaz çekeceğiniz fotoğrafları daha sonra
bilgisayara aktarıp üzerinde oynayabilir, sınırsız
değişiklikler yapabilirsiniz.
-
Film
çekmek. Mini bir
kamera edinmeyi başarabilirseniz, kısa film denemelerine
girişebilirsiniz. Yazdığınız kısa senaryoları ailenizin
üyelerini veya arkadaşlarınızı oyuncu olarak kullanarak
çekebilir veya doğaya çıkarak kendi bakış açınızı yansıtan
kısa belgeseller çekebilirsiniz.
.jpg)
Bu
sanatsal etkinliklerden biri veya birkaçıyla uğraşırken dikkat
edilmesi gereken bazı önemli noktalar var:
-
Mükemmel
olmaya veya başarı kazanmaya odaklanmayın. Ürettiklerinizi
yargılamayın.
-
Sürece
odaklanın ve keyif alın.
-
Seçtiğiniz sanatsal etkinlikle mümkün olduğunca düzenli olarak
ama kendinizi strese sokmadan uğraşmaya çalışın. Örneğin
haftada bir gün çalışacaksınız, her hafta aynı günü o işe
ayırmaya çalışın. Ritim duygusu sanatın iyileştirme gücünü
artıran bir etmen.
-
Etkinlikleri
cinsiyete göre sınıflandırmayın. Erkekler dikiş dikebileceği
gibi, kadınlar da ahşap ev eşyaları yapabilir.
-
Ellerinizi mümkün olduğunca işin içine katmaya çalışın.
Ruha Açılan
Kapı
“Sanatçının Yolu” adlı kitabın yazarı Julia Cameron’un dediği
gibi, “Sanat; içimizdeki sandıkları ve yüklükleri açar,
mahzenleri ve tavanaralarını havalandırır. Bizi iyileştirir.”
Yaratma gücümüzü ne oranda kullancağımız tamamen bize bağlı.
Sanat, ruhumuza açılan en güzel kapı. Önümüzdeki sayısız olanağı
kullanarak her birimiz bu kapıdan geçebiliriz.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Çiğdem Aksoy,
1971 İstanbul
doğumlu. Üsküdar Amerikan Lisesi’nde sonra Mimar Sinan
Üniversitesi’nde Sineme ve Televizyon alanında eğitimine devam
etti. Şu anda bir vakfın eğitim bölümünde çalışıyor. 1988 yılından
beri İngilizce’den Türkçe’ye kitap çevirisi yapıyor ve
çevirilerinden sekizi yayımlandı. 2002’de Zülfü Livaneli’nin
Mutluluk adlı romanını Türkçe’den İngilizce’ye çevirdi ve
Türkçe’den İngilizce’ye edebiyat çevirisi yapmayı sürdürüyor.
Yaşamın, neşeli ve hüzünlü anlarıyla çok keyifli bir süreç
olduğuna inanıyor.
Detaylı Bilgi
|