|
"İletim Raporu" ve
"Mertlik" Üzerine
Sevi Çiçek
Hatırlıyorum da ilkokuldayım, konu anlatım şekilleri, öğretmenimiz
anlatımı ikiye ayırıyor “sözlü ve yazılı anlatım” diyor, sonrada
örneklendirmemiz için bizlere söz hakkı tanıyor ve örnekler gelmeye
başlıyor: Yüz yüze konuşma, mektup, telefon, şimdi gülüyorum ama
hatta telgraf örneği bile geliyor.
O dönemleri düşündüğümde, iletişim alternatiflerinin daha sınırlı ve
yavaş, iletişimin daha ayrıntılı ve güçlü olduğunu anlıyorum.
Bakkaldan dakikalarca beklenilerek edilen telefonlar, el yazısıyla
özenle yazılmış mektuplar,özel günlerde atılan tebrik kartları...
Aklıma teyzemin, eniştem askerdeyken hava şartlarından dolayı
yolların kapalı olup da eniştemden haber alamayınca son çare
yolladığı telgrafı geliyor. Aşkın hava, yol, bulunulan durum
dinlemeden “iyiyim” yanıtı için çabalamasına örnek belki de.
Tabi dönemimiz itibariyle çoğu iletişim aracı gelişim, değişim
yaşadı, bazı iletişim araçları da tedavülünü doldurdu. Çağın
öğrencilerinin iletişim araçları listelerine de yenileri eklendi.
Aslında da ne kadar şanslıyız...Ne kadar şanslıyız çünkü iletişim
donanımımız ne kadar da güçlü. Hem iletişim alternatifimiz çok
fazla, hem de kendimizi ifade etme yolumuz yalnızca kelimelerle
sınırlı kalmıyor, görsel ifadelere kadar uzanıyor. Peki bizler bu
kadar donanımlıyken ne kadar iletişiyoruz? Dönemimizde aşk soru
işaretlerine istinaden yanıt aramak için ne kadar çaba harcıyor?
Sabahtan akşama kadar İnternet üzerinden kullandığımız çeşitli
yollardan, günün 24 saati yanımızdan ayırmadığımız cep
telefonumuzdan ne kadar iletişim kurabiliyor, ne kadar bu iletişimi
sürdürebiliyoruz? Yükümlülükler, yapılması gereken işler, mutlu
edilmesi gereken insanlar… İptal edilecek plana dair özentisizce
yazılmış mesajlar hatta yoğunluktan fırsat bulunulamadığından hiç
yazılmamış mesajlar. Mesaj diline o kadar çok alışıyoruz ki, günlük
hayatımızda yüz yüze gerçekleştirdiğimiz sohbetler bile mesaj
niteliği taşıyor. Kısa cümleler kuruyoruz, hiçbir konuyu açıklama
gereği duymuyoruz. Belki çok konuşuyoruz ama ne anlatıyoruz ya da
bize anlatılan üzerinde ne kadar duruyor, karşımızdakini ne kadar
anlamaya çalışıyoruz.
Teknolojinin nimetleri, mertlik bozup bünyede olumsuzluk mu
yaratıyor diye düşünüyorum. Yanıtını veremiyorum ama, sanırım bir
süre sonra yanımızda ne derdimizi anlatacak birini ne de derdimizi
anlatırken kullanabileceğimiz kifayeti okkalı söz bulabileceğiz.
Korkarım yaşanılması gereken aslolan değerleri yaşayamadan belki
kalabalıkta ama yalnız ve suskun öleceğiz.
|