|
Yazar:
Can Tığlı
Ego Ve Sen
Hakikat, entelektüel bilinçle
tanımlanamaz. Hakikat, benliğinin farkına vardığın zaman senin yanında
olmaya başlar. Bilindiği gibi bedende ancak bir şey yaşar; bu ya ruh ya da
ego olur. Ruhlar bir beden kiralamak için ego ile gerçek anlamda bir savaş
yapar. Bu savaşın sonucunu ise zaman geçtikce anlarız... Sonsuzluğu yaşama
hissine kapılmak için ego ölmeli ve biz bir hiç olmalıyız. Yok olduğunu fark
etmek, sonsuzluktan bir parça ısırmak gibidir... Savaşın sonucu egonun
lehine gelişirse, ego bedeni kendi boyalarıyla boyar ve yeni bir sen
yaratır. Sen ego için sensindir ama acı çeken ruhun ve beden çiftliği yani
dünya için sen bir hiçsindir! Bunu fark ettiğinde gözlerin dolar ve
ağlarsın. İşte bu bu ağlaman savaşın sonudur ve savaştan yeni çıkmış egoya
senin gözyaşların bir serinlik kolası gibi gelir... 2. bir savaş hakkın var.
Elindeki tek asker, hırs dolu, savaşçı bir bedendir ancak
acemidir. Sen ona silah tutmayı öğretirken ego karşında keyif sigarasını
dumanlar. Hazır olduğunda
savaşı
başlatmalısın... Aklında bulunsun, somut savaşlar zamanla soyut savaşlar ise
sonsuzlukla ölçülür...
Egoyu yenmeyi başarırsan, bedenine sahip
çıkamayan ruh, bavulunu toplar ve sana geri döner. O an sözler verilir " bir
daha seni bırakmayacağım " diye. Verilen bu sözler galibiyetin kanıtıdır.
Galibiyeti kutlamak için sonsuzlukta bitmeyen bir tatile çıkarsın. Bu
yolculukta kendini gökyüzündeki tek bir yıldız kadar yalnız hissedebilirsin.
Bu ruhunun bedeninin içine oturduğunu kanıtlar. Siz artık SEN olmuşsundur!
Ego gururludur. Bükemediği bileği öper ve basıp gider bir daha dönmemek
üzere... Şimdi sıra ruhundan dünyaya gelen çocuğu büyütmektedir, adı
karakterdir. Yaşı, bedeninde gizlidir. Ego çorak bir çöldeki kurnaz tilki
gibi çocuğunun içine sızmak ister, önlemini alman lazım! Çocuğunu korurken
döktüğün gözyaşları egonun ayağını kaydırır ve sen savaşı kaybettiğini
sandığın egonun bu sefer öldüğünü sanarsın... Buğulu yıldızların
aydınlatamadığı tünelden çıkmayı başardın. Şimdi bulduğun ilk hayal oteline
yerleş ve çocuğunla ilgilen biraz. Gün
ışığını görünce yola devam et. Sakın
yolun sonu gelecek elbet diye bekleme, unutma sen artık sonsuzlukta
yaşıyorsun... Çocuğun büyüdü ve arkadaşlarını senle tanıştırmaya getirecek.
Bence mutlu olma çünkü onlar aslında kahve bahane sözünün ta
kendisi! Çocuk bahane onlar senin kafadarların." aaa sadece bi kaç kafadar
beden mi " diye kendi kendinle çelişkilere düşme. Unutma kafadar olmak
DOSTLUĞUN yalan adıdır. Bedenlerin içine bak ve mutsuz olanları, asık
suratlıları seç. Ego hilebazdır, sırf sana bir daha yaklaşabilmek için
emrindeki bedenleri mutluluk boyalarıyla boyamış olabilir, sakın kapılma
ona. Hem unutma mutsuz suratları aksine çevirmek senin elinde. Zamanın var,
hatırlasana sen sonsuzlukta yaşıyorsun...
Savaşı kazandın, ruhun sana geri döndü,
zamanı sonsuzluk yaptın, beden apartmanından bir daire aldın ve en önemlisi
çocuğun dünyaya geldi. Bundan sonra tek amacın sonsuzluk yolunda haritanı
kaybetmemek olsun! Şimdi aklında bir tek şüphe kaldı, hani ego yenilirse bir
daha gelmezdi geri? hani gururluydu? Şimdi sana egoyu tanıtayım; ego yalan
duygularla beslenir, ego bir maskeli balo kahramanıdır, gerçek mesleği ise
beden boyacılığıdır... Sana gururlu olduğunu mu söyledim? Kahretsin!!!
Sanırım o an maskeli bir balodaydım ve elimde içki, sohbet ettiğim kişiyi
sen sanıyordum meğer egoymuş! Şimdi bu yazıdan alacağın derslere gelelim...
Egonun bir sahtekar olduğunu anla, hakikat mı? hakikat bu yazının içinde ki
maskeli baloda gizli onu sen bulacaksın. Ben kim miyim? Ben bir ego mu
yoksa bir ruh muyum? Onu sen hissedeceksin... Şimdi benim gitmem gerek,
biraz çocuğumla ilgilenmeyelim... |