Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Can Tığlı

Ego Ve Sen

Hakikat, entelektüel bilinçle tanımlanamaz. Hakikat, benliğinin farkına vardığın zaman senin yanında olmaya başlar. Bilindiği gibi bedende ancak bir şey yaşar; bu ya ruh ya da ego olur. Ruhlar bir beden kiralamak için ego ile gerçek anlamda bir savaş yapar. Bu savaşın sonucunu ise zaman geçtikce anlarız... Sonsuzluğu yaşama hissine kapılmak için ego ölmeli ve biz bir hiç olmalıyız. Yok olduğunu fark etmek, sonsuzluktan bir parça ısırmak gibidir... Savaşın sonucu egonun lehine gelişirse, ego bedeni kendi boyalarıyla boyar ve yeni bir sen yaratır. Sen ego için sensindir ama acı çeken ruhun ve beden çiftliği yani dünya için sen bir hiçsindir!  Bunu fark ettiğinde gözlerin dolar ve ağlarsın. İşte bu bu ağlaman savaşın sonudur ve savaştan yeni çıkmış egoya senin gözyaşların bir serinlik kolası gibi gelir... 2. bir savaş hakkın var. Elindeki tek asker,   hırs dolu, savaşçı bir bedendir ancak acemidir. Sen ona silah tutmayı öğretirken ego karşında keyif sigarasını dumanlar. Hazır olduğunda savaşı başlatmalısın... Aklında bulunsun, somut savaşlar zamanla soyut savaşlar ise sonsuzlukla ölçülür...

Egoyu yenmeyi başarırsan, bedenine sahip çıkamayan ruh, bavulunu toplar ve sana geri döner. O an sözler verilir " bir daha seni bırakmayacağım " diye. Verilen bu sözler galibiyetin kanıtıdır. Galibiyeti kutlamak için sonsuzlukta bitmeyen bir tatile çıkarsın. Bu yolculukta kendini gökyüzündeki tek bir yıldız kadar yalnız hissedebilirsin. Bu ruhunun bedeninin içine oturduğunu kanıtlar. Siz artık SEN olmuşsundur! Ego gururludur. Bükemediği bileği öper ve basıp gider bir daha dönmemek üzere... Şimdi sıra ruhundan dünyaya gelen çocuğu büyütmektedir, adı karakterdir. Yaşı, bedeninde gizlidir. Ego çorak bir çöldeki kurnaz tilki gibi çocuğunun içine sızmak ister, önlemini alman lazım! Çocuğunu korurken döktüğün gözyaşları egonun ayağını kaydırır ve sen savaşı kaybettiğini sandığın egonun bu sefer öldüğünü sanarsın... Buğulu yıldızların aydınlatamadığı tünelden çıkmayı başardın. Şimdi bulduğun ilk hayal oteline yerleş ve çocuğunla ilgilen biraz. Gün ışığını görünce yola devam et. Sakın yolun sonu gelecek elbet diye bekleme, unutma sen artık sonsuzlukta yaşıyorsun... Çocuğun büyüdü ve arkadaşlarını senle tanıştırmaya getirecek. Bence mutlu olma çünkü onlar aslında kahve bahane sözünün ta kendisi! Çocuk bahane onlar senin kafadarların." aaa sadece bi kaç kafadar beden mi " diye kendi kendinle çelişkilere düşme. Unutma kafadar olmak DOSTLUĞUN yalan adıdır. Bedenlerin içine bak ve mutsuz olanları, asık suratlıları seç. Ego hilebazdır, sırf sana bir daha yaklaşabilmek için emrindeki bedenleri mutluluk boyalarıyla boyamış olabilir, sakın kapılma ona. Hem unutma mutsuz suratları aksine çevirmek senin elinde. Zamanın var, hatırlasana sen sonsuzlukta yaşıyorsun...

Savaşı kazandın, ruhun sana geri döndü, zamanı sonsuzluk yaptın, beden apartmanından bir daire aldın ve en önemlisi çocuğun dünyaya geldi. Bundan sonra tek amacın sonsuzluk yolunda haritanı kaybetmemek olsun! Şimdi aklında bir tek şüphe kaldı, hani ego yenilirse bir daha gelmezdi geri? hani gururluydu? Şimdi sana egoyu tanıtayım; ego yalan duygularla beslenir, ego bir maskeli balo kahramanıdır, gerçek mesleği ise beden boyacılığıdır... Sana gururlu olduğunu mu söyledim? Kahretsin!!!  Sanırım o an maskeli bir balodaydım ve elimde içki, sohbet ettiğim kişiyi sen sanıyordum meğer egoymuş! Şimdi bu yazıdan alacağın derslere gelelim... Egonun bir sahtekar olduğunu anla, hakikat mı? hakikat bu yazının içinde ki maskeli baloda gizli onu sen bulacaksın. Ben kim miyim?  Ben bir ego mu yoksa bir ruh muyum?  Onu sen hissedeceksin... Şimdi benim gitmem gerek, biraz çocuğumla ilgilenmeyelim...

HABERLER

 

 

Ormanlar Yanmasın!


Söküm Tesisi mi, Zehir Yuvası mı?


Tarihin En İlginç Metro Kazası


2007, Mevlana Yılı


Yaşama Sıkılan Üç Kurşun


Kanser Tedavisinde Yeni Umutlar


Masal Evi


Güneş Fırtınaları ve Foton Kuşağı


Haydi Gençlik Yozlaşmaya!


Nilgün Sarar


Etkilemek Değil Etkileşmek!


Bugün Günlerden Pazartesi


Küresel Kaosa Modern "Meryem" Duası


Zamanın Çizgisinde Ölümün Kırılma Noktaları


Beyrut’ta kalan Anna’nın öğrettiği


Efendim, Sahibim Kalbimdir


İsimlendiremedik

lerimizden


Köye 300 Yıl Sonra Yol Geldi


Bir Kez Daha Hoşbulduk

 

 

KOSE YAZARLARI

Didem Çivici

Öz...


Uzay Gökerman

Franternité, Egalité, Liberté


Can Tığlı

Ego Ve Sen


Burcu Özgeçen

Kendi Kendinin Efendisi Olmak


Beyaz Özbalçık

Düşünce ve Güç


Rüya Yüksel

Özbenliğimiz Kendimiz Olamadığımızda...


Burçin İvren

İllüzyon ve Farkındalığımız


Burçin İvren

Kader


Can Duman

Hayata Tutunmak


Burcu Özgeçen

Düşlediğimiz, Özgürlük ve Sorumluluk İster

 

AYIN ŞİİRLERİ

Burçin İvren

Aşk, Dünyayı Bize Verdiğinde


Mukaddes Öztürk Odacı

Zamanda Kayboluş


Fırat Erdoğan

Adı Mülteci

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11