|
CAN DUMAN
Yazar / İSTANBUL
levalse_devie@yahoo.com
1977, İstanbul doğumluyum.
1992’de Güzel Sanatlar ile başlayan lise eğitimimi, normal
liseyle noktalayıp 2001’de Marmara Üniversitesi Bilgisayar
Programcılığı ve 2005’de Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve
İdari Bilimler İktisat bölümlerini bitirdim. Okul yaşantımın
farklı farklı alanlarda seyretmesi, benim birden fazla alana
karşı ilgili olduğum şeklinde yorumlanabileceği gibi, kendimce
sebeplerin de etkisiyle oluşmuş bir takım tercihlerdi. Bu durum
daha sonrasında beni mesleki alanda seçim yapmakta da
kararsızlığa itti. Ama daha sonra ilgi alanımı tek bir konuyla
sınırlandıramadığımı farkettim. İnternetteki çeşitli ortamlarda
yazı deneyimlerim sonucunda bu uğraşın beni daha fazla mutlu
ettiğini ve kendimi iyi bir şekilde ifade edebildiğim sonucuna
vardım. Edebiyat ve deneme çalışmalarımın yanı sıra, makale
yazmayı da seviyorum. Şimdiki çalışmalarımı yazı yönünde
sürdürüyorum.
İndigo çocuklar ile tanışmam
ise internetteki tanıştığım dostlarla varolan iletişimin gerçek
hayata da aksetmesinden sonra gerçekleşti. Ancak
spiritüel/maneviyata ilişkin konular benim o ana kadar yabancısı
olduğum şeyler değildi. Erken gençliğimde tanıştığım rehber
insanlar, okuduğum kitaplar, bir tür manevi uyanışa yönelme
isteğimi güçlendiren gelişmeler, beni daha ortaokul çağlarında
Kur’an okuyan, peygamberlerin hayatını araştıran ve bunlardan
sonuçlar çıkaran, bu konuda yazılmış çeşitli temel kitapları
okuyarak kendi kendini eğiten, bir takım evrensel değer ve
olgulara ilgi gösteren, bu konulara en azından yetişkinler kadar
duyarlı bir insan haline getirdi. Ancak gelişme çağım boyunca
okumak ve öğrenmeye ilişkin istek devam ettiği için, ailemin de
yönlendirmesiyle, farklı bakış açılarına göre tek bir hakikati
aramak yerine bir bal arısı gibi hakikati farklı farklı
öğretilerden toplamanın beni bağnazlıktan koruyacağına inandım.
Yaşım biraz daha ilerledikçe yaşadığım ve yaşayamadığım
olaylarla almış olduğum o ilk manevi eğitimin karşılıklı
restleşmelerinin, hayatıma farklı bir boyut kattığını, ama bu
arada hayatı herkes gibi görmeyi içime sindiremediğimi
hissettim. Ama her zaman da içimden geldiği şekilde davrandığımı
söyleyemem.
Her zaman için şekilci ve
yüzeysel anlayışlara karşı oldum ve bir fikre sıkı sıkıya
bağlanmadan önce onu derinlemesine incelemeyi ve kendimce
testlerden geçirmeyi tercih ettim.
Kader çizgimin beni içinden
geçirdiği eğitimlerin çeşitliliği, yaşantım ve okuduklarımla
birlikte iç dünyamı biraz daha zenginleştirdiğime inanıyorum.
Şimdiki amacım niyet ve eylem tutarlılığına dönüştürecek bir
olgunluğa erişebilmek için sabretmek ve daha çok çalışmaktır. Bu
anlamda düşlerimin peşinden gitmeyi her zaman monotonluğa tercih
ettim.
Zamanla kendi değerlerimi tüm
topluma kabul ettirmekten vazgeçmenin çok daha isabetli olduğuna
inandım. Ancak bu defa karşı karşıya kaldığım problem, popüler
kültürün, eğitim ve sosyal hayat anlamında kendi değerlerini
bana dayatmaya çalışması oldu ki ben bunları içimden gelen
seslerle bağdaştıramadım. Bu gibi süregelen sorunları kendi
kendime ve bu yetmediğinde dostlarımla istişare ederek aşmaya
çalıştım.
Diğer bir yandan bu inatlaşma
bende birey-toplum çelişkisi de yarattı. Erdeme ilişkin
sorgulamalarım devam ettikçe, yozlaşma endişesiyle hayatı
deneyimlemekten korktum ve kenara çekildim. Ancak bu durum
potansiyelimi açığa çıkarmamı geciktirdi. Bu tip korkularımı
aştığım zaman kendimi daha iyi gerçekleştirdiğimi gördüm. Kader
ve hayatın akışı noktasındaki anlayışlarım geliştikçe,
yaşadıklarımın gelişme adına bir gereklilik olduğunu farkettim.
Yaradan’ın ortaya koyduğu mükemmel işleyişe dair kafamda yeralan
kuşkular da bir bir yok olmaya başladı. Halen hakikati ararken
ve anlamaya çalışırken, metafiziksel felsefe ve düşünsel
açılımlara her zaman ihtiyacım olduğunu düşünerek, naçizane
bilgelik yolculuğumdaki araştırmalarıma ve kendi egomun ruhsal
gelişimim üzerinde yarattığı olumsuz etkileri alt etmeye
çalışıyorum. Tanıştığım yeni ve farklı insanları, farklı
deneyimleri ve öğrendiğim konuları bu çerçeve içinde
değerlendiriyorum. Kendimi de daha tarafsız görmeye çalışıyorum
ve birşeyleri teoride kabul etmek ve kenara çekilmektense hata
yapa yapa öğrenmeye kendimi alıştırıyorum.
Ego’nun zararlı etkilerinden
sıyrılabilmek ve kendini sevme arasındaki hassas dengeyi
içselleştirmek, yaratıcılık ve öz gelişime dair bir çaba içinde
bulunmak adına doğayla ve Yaradan’ın kuşatıcı varlığıyla herkes
gibi benim de öz varlığımda bulunan sevgiye ilişkin evrensel
bağlantıları kurabilmek, eylemlerimizle niyetimizi birleştirecek
yaşam öğretilerini tecrübe etmek için başladığım aydınlanma
çabasına, nasibim olduğu ölçüde devam edeceğime tüm kalbimle
inanıyorum...

Zamansız Sonbahar
Ağustos, 2008
Suskun ve Keskin
Ağustos, 2008
Bilinmezin
Sensizi
Ağustos, 2008
Marjinal Pesimist Haziran, 2008
Şerbetli
Muzdaripliklerin Garabetli Şikâyetnamesi
Mayis, 2008
Kelebek Gibi
Uçamayan Şişman Peygamber Devesinin Celallenişleri
Mayis, 2008
Zıt Yönlerde
Giden
Kara Sevdalı
Trenler Mayis, 2008
Gezgin Aşığın
Düşledikleri-1
Nisan, 2008
Kör Talih ve
Kahpe Felek, Günah Keçilerini Kaçırmak Gerek
Mart, 2008
Bugün
Mart, 2008
İllüzyonist
Zaman ve Şapkasındaki Sırlar
Subat, 2008
Sevgiliye Mektuplar Ocak,
2008
Bir Yoksulluk, Bir Varsıllık, Bir Ölüm Aralik, 2007
O’nsuzdan Sonsuza Kasim,
2007
Garipnameler Kasim, 2007
Gerçek
Vatan Sevgisi Aslında Hangisi? Ekim, 2007
Elbette
Varlığım Elimde Yokken Yokluğum Kadar Varlık’ım… Ekim, 2007
Doğru Kalemin Yazdığı Yanlış Yazılar
Eylül,
2007
Rüzgârın
Hoyratlığında Mağrur Bir Yaprak Gibi Olabilmek Ağustos, 2007
Olmak Ya Da Olmamak Mayıs, 2007
Sen Bir Meleksin
Nisan, 2007
Ksilofonun Kısılası Sesi
Şubat, 2007
Sebepsiz Fırtına
Aralık, 2006
Sonbahar Melankolisi, Öz Derdinle Düçar mısın? Kasım, 2006
Düşünen Adam
ve Dinleyen Çocuk
Ekim, 2006
Hayata
Tutunmak
Eylül, 2006
Değişimin
Değiştiremedikleri Ağustos, 2006
Merhaba Hayat
Temmuz, 2006
Anjelika Akbar'la Bir Söyleşi
II.Bölüm
Ocak, 2006
Anjelika Akbar ile Bir Söyleşi I.Bölüm Aralık, 2005
Kalpleri
Yuva’larından Sökülen Küçük Çocuklar, Kalplerinin Büyük
Tamircilerini Bekliyor
Kasım, 2005
|