Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Can Duman

Olmak Ya Da Olmamak

Olmak ya da olmamak(*) ve bunun ardında kalanlar… Bizi bizden alanlar, yüreğimizden bir şeyleri alıp yerine ağrılar bırakanlar… Garip ama gerçek olan bütün yaşadıklarımız… Bize lazım olmadığını bildiğimiz halde uçup gidesiye yaşananlar, maziden bize emanet atiye ait hatıralar... Hayır demenin mümkün olmadığı, evet demenin de zor olduğu, dur demenin elimizde olmadığı, öl demenin de kahırdan ağır olduğu durumlar… Ah etmenin kaçınılmaz olduğu anlar… Belki bu işte bir grilik daha var… Matlaşıyor gitgide cümleler. Beni yarımlayamıyor bu içimden geçenler… Ama yine de alnımıza damlıyor kanlı bilmeceler… Düşünmek, bir yüreklik sanat iken düşünmüyor bu kursakta kalan hevesi, kaderin son saniyede attığı ofsayttan goller... Hayatın liginden düşüyoruz yalnızlık ve ıssızlıktan, belki de birbirimizden habersiz boş yere üşüyoruz… 

Doğarken ağladı ya her insan, acısıyla yanan ciğerlerinin… Sonra büyüdü ve yakmaya devam etti, kâh egzozla kâh nikotinle sıvayarak duvarlarını… Bir yangından arta kalan küllerle yanardağlar yaratmak istedi, düşünmeksizin var olmanın acılarını. Hedef tahtası olmamak için, olmayı hedeflemek ve küllenmemek için, içten içe yanmak ve acılarla pişmek istedi, zaman zaman gülmek için… Kime konarsa yürek onu koklamak, ya da kim daha fazla severse onu sevmek değil, beklentisizce ve sonsuza dek sevmek istedi, sevdikçe genişleyen bir yüreğe sahip olmak için… Bazen seni sevmeyeni sevmek de doğru, seni göremeyeni görmek gibi, talihsizce bir çarpışmaya engel olmak için… Kabul edebilmek de iyidir bazen vazgeçilmeyi, hoş görmek gözden çıkarılmayı, tencereden buharlaşan bir damla su olup, bir dirhemden bir bütüne ulaşabilmek ve tekrar susayan kupkuru toprağa düşmek için… Belki o zaman filizlenen güçlü bir meşe ağacının ululuğuna yetişirdi boyumuz ve seksenlik bir ninenin toprak rengi gözlerindeki yorgunluğun ve suyu kana kana içen Mali’deki bir çocuğun neşesi kadar görkemli olurdu kim bilir... 

Çok daha soyut olabilir miydi ifadeler, bilinmezliğin tarif edilemez gizemliliğine sürüklenseydik biraz daha eğer… Ama yine de eksik kalacak bazı şeyler, yaşamaya ve olmaya dair. O zaman süpürgeyi ele almak ve süpürmek gerekir yere dökülen hayal kırıklarımızı. Yaşamın daha neleri var çantasında gizlediği, kaç tane tavşanı var bizim bilmediğimiz. Belki de bilmemektir gizli tercihimiz ve bunun yarattığı heyecanın verdiği kifayetsiz kalışlar… Kim büyüsünü bozmak ister ki kaderin gizemli ağının ve an be an değişen etkisinin varacağı son noktayı kaç kişi görmek ister, elleriyle çizdiği hayat yolunun patikalarındaki sırları keşfetme şansını reddedip de? Ya bir keçi yolunda kaybolarak bitiyorsa bu hikâyenin sonu? Gökten kaç elma düşerse düşsün, keyifli olabilir mi bunu bilerek dinlemek?

Rengârenk bir piyano tuşlarında gezen müzik sihirbazının tınıları(**), ruhumun kayıp ırmaklarına giden yollardan geçermiş… Timbuktu’dan yükselen bir blues ritminin evrene yükselişleri (***) düş dünyamın derinliklerinden bulutlara merdiven dayarken, engelli bir kız çocuğu ayağa kalkıp arkadaşlarıyla oynamayı düşlermiş… Dar gelirli bir genç kız hayalindeki gelinliği alıp evleneceği günü hayal ederek başkalarının giyeceği şeyleri dikerken, Ankara’daki bir memur çocuğunu iyi bir okuldan mezun olurken görebilir işten eve giderken…

İnsanların hayalleri insanlara yetmezken, biz kimiz ki onlara mutlu olmaktan bahseden? Yine de bulaşır ve ulaşır birbirine içimizdeki hisler belki birleşik hayal dünyamızdan… Olmak lazım galiba, hiçlik çukuruna yuvarlanmadan önce… Ve dokunabilmek lazım, salt düşüncenin donakaldığı yerde, eylemsizliğin sevimsizliğine... El uzatmak ve sevindirmek lazım çocukları, çünkü onların gülümsemesi değebilirdi ancak yetişkin bir kalbin çocuksu yaralarına... Fakat ya her yetişkin büyümeye çalışan bir çocuksa? Sonrası sessizlik midir dersin? İlacımız yoktur zamandan gayrı, meğerki kalbimizin yarasını yaralı kalplerin sevgisi iyi etsin… Yine de “çocuklar” sevinsin, çocuk gibi sevinsin…


*     “Hamlet”, Shakespeare, “to be or not to be ...

**    Anjelika Akbar

***   Ali Farka Toure


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Can Duman, 1977 İstanbul doğumlu. Amatör olarak karakalem çalışmaları, 2 buçuk yılı aşkın bir müzik (gitar, piyano, şan) eğitimi var. Mesleki tercihini önce Bilgisayar programcılığı (Marmara Ün.), daha sonra İktisat (Yıldız Teknik Ün.) üzerine yaptı. Sanatla kendini ifade etmeden yaşamanın vermiş olduğu ağırlık onu yeniden hobi olarak da olsa müziğe, ama daha çok yazıya yönlendirdi.  Duygularıyla ve özbilinciyle etkileşimini şu sıralar yazıyla daha iyi ifade edebildiğini düşünüyor ve hem edebi hem de toplumsal konularda makale çalışmalarına profesyonel anlamda ilk defa İndigo Dergisi'nde adım atıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Yükselen Yeni Tür; Homo Violents


Her Şeyin Teorisi


İklim Dostu Bir Yaşam


Şifacı Doktor İnci Erkin


Kanser Tedavisinde Akıllı Moleküller


Balinaların Nesli Tehlikede!


İki Kültür Arasında Çocuk Yetiştirmek


Yaratıcı İmgeleme Araştırmaları


Selçuk Erdem: İyi Çocuklar Değiliz Biz!


Okumanın Dinamiği


Nükleer Yayılma


Tiyatro Sporu ve Mahşer-i Cümbüş


Psikiyatrik Suistimalin Bilinmeyen Tarihi


Çocukluk Çağı Sinüzitleri


Barış Kadıköy'deydi 


Merakla Beklenen Seçim Kampanyaları


Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?


Haydi Türkiye Günde Bir Yumurta


Ayrıştırma


AKM Yıkılsın Mı?

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman 

Aydın Olgusu


İdil Soyseçkin

Mayıs Karnesi


Nilay Altın

Sihirli Dokunuşlar 


Burcu Akar

Anne Karnında Başlayan Öğrenilmiş Korkular -I-


Can Duman

Olmak Ya Da Olmamak


Didem Çivici

Her Şey Güzel


Arbil Çelen

Tamam O Zaman


Engin Sezen

Anne Babaların Yapageldikleri Hatalar


Melda Güngül

Ne Yapmalıyım?


Özge Esirgen

Dünya’da Büyümek 


Rüya Yüksel

Sevgiliye Mektup


Özge Gündem

AKM Yıkılırsa Sevgilimi Nerede Bekleyeceğim?


Volkan Burnaz

Burası Ne Kadar Bizsiz


Buse Doğan

Nasıl yani, anlamak için yaşamak, özlemek için yitirmek mi gerekir?


Didem Çivici

Salıncak


Eray Çetinkaya

Zaman Yaşamı Yiyor


Fırat Erdoğan

Kapatılan Köy Enstitüleri ve Açık Olan Okullarımız 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11