|
Yazar: Can Duman
Sen Bir Meleksin
Herkesten geç gelirsin
okulundan evine… Herkesten erken kalkmalısındır yetişmek için ilk derse.
Merdivenleri çıkamazsın yalnız başına… Oynayan arkadaşlarına uzaktan
bakarsın, el sallayarak...
Teneffüsleri
sınıfta geçirirsin genellikle… Kalemle yazı yazamazsın ellerine söz
geçiremediğin için… Derslerinden geri kalırsın bu yüzden… Öğretmenlerin
ilgilenmez seninle… Yine de okulunu seversin, arkadaşlarını da. Senin
yapamayacağın hareketler var diye beden eğitimi dersinde yalnız başına
oturturlar seni… Yüreğini de, tutmayan ayakların gibi tutmuyor zannederler..
Sen yine de aldırmazsın olanların hiçbirine.. Taa Erzincan’dan görülecek
kadar kocaman bir gülümseme var yüzünde… Taa Edirne’den hissedilecek kadar
büyük bir mutluluk var kalbinde. Okuma aşkın herkesi neşelendirmekte… Sen ne
harika bişeysin çocuk.
Fizyoterapistinle
çekişirsin bazen kahkahalar atarak… O da olmasa sözünü dinlemeyen bacakların
seni hiç taşımayacak.. Ama kızdırır yine de bu kadar canını yakarak, bütün
gün çalışmayan yarı canlı adalelerini gererek.. Aslında seni kızdıran
fizyoterapistin değil, tutmayan bacaklarındır belki ama… Hiç mi şikayet
etmezsin şu adaletsiz hayattan sen çocuk.. Yüzündeki kaybolmayan gülücük
mutluluğun resmi mi?… Gülümserken büyüyorsun çocuk, söz dinlemeyen bacak
kaslarının tersine… Ne güzel bir ruhun var öyle…
Hasta olan biz miyiz
yoksa sen misin bilemiyorum… Seni gördükçe yüreği açılıyor insanın, geniş
ufuk gibi .. Sen güzel günleri bize açtın bugün iyice. Bizlerinse güneş
görmeyen yürekleri var, sağlam bassa da ayaklarımız… Adım atıyoruz biz
yollarda, ama senin attığın mutluluk adımlarına yetişemiyoruz koşabilen
sağlam bacaklarımızla da… Ya bir de yürekten engelli olmasaydık da senin
gibi olsaydık? Ahlar vahlar hangimize daha çok yakışır acaba?
Seni
okula hazırlıyor annen her gün… Tekerlekli sandalyeni taşırken belini
incitmiş bir gün… Ama of bile demiyor hiç ve yüreği senin için çarpıyor...
Senin bir gülümsemen yetiyor ona, ağrı sızı bitiyor. Gördüm bugün ben de
seni, duymuştum methini… Aydınlattın yüreğimi, örümcek tutmuş kalbimi..
Günlerce gün ışığına bedel bir büyük damla gözyaşı döküyorum makus talihine…
Birgün yenebileceğini bilerek de seviniyorum içten içe… Hangimize daha fazla
üzülmeli acaba, bakınca yaşama tutunma azmine ve bizim içimizi çürüten küçük
mutsuzluklarımıza…
Okulundaki
“bazı” sevgili öğretmenlerin diğer öğrencilerden daha fazla yardıma
ihtiyacın olduğunu bile bile sana farklı muamele edemeyeceklerini
söylemişler anneannene.. Eminim onların bu tercihine teşekkür edeceksin
ileride, kirletmedikleri için ruhunu o değerli bilgileriyle… Çünkü senin tek
başına taşıyamadığın bedeninin yanında, onların taşıyamayacakları günahları
var kimbilir, bugün sana yüklemek istedikleri … Annen öğretmenlerini
devletin üst kurumuna şikayet edince birden değişivermiş o kaprisli
tavırları… Ama yine de bütün o toplu çalışmaları senin tek başına çıkmakta
zorlandığın en üst katlara almayı tercih etmişler… Yalnız bırakıvermişler
seni koca sınıfta bir başına… Yine de gülümsüyorsun kocaman… Ne kadar büyük
bir yürek var sende, seni anlayamayan sevgi engellileri bile içine alan…
Nasıl bir yaşama sevinci bu sendeki.. Birazını versene sevgili
öğretmenlerine, ve bizim gibi mutlu olma engellilere…Daha ne söyliyeyim
senin için bilmiyorum sevgili küçük kız. Ufacık yüreğine dünyaları
doldurmuşsun sen, bizi utandıracağını bilemeden… Allah’ın bir hikmeti
sanırım görebilmek seni, bu diyardan gitmeden… Ve öğrenmek senden hayatın
sihrini…
Gözlerine
bakan iyice anlıyor içindeki güzelliği ama ayaklara bakarmış ya düşman olan…
Onlar hiçbirşey göremiyorlar, gözlerindeki perdeler kaldırmadan…
Yüzündeki kocaman
gülümseme, sesinde kimseyi umursamayan neşeye karışıyor. Seninle daha bugün
tanıştım ama sanırım hatırlayacağım gün’ler’ce… Sevgiyle kal diyemem çünkü
sende var bolca.. Bizlere de öğret yürüyemeden uçmayı sevgili çocuk… Hangi
katından düştün göğün de incittin onları? Çooook yukarıdan olmalı…
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Can Duman,
1977 İstanbul doğumlu. Amatör olarak karakalem çalışmaları, 2
buçuk yılı aşkın bir müzik (gitar, piyano, şan) eğitimi var. Mesleki tercihini önce Bilgisayar programcılığı (Marmara Ün.),
daha sonra İktisat (Yıldız Teknik Ün.) üzerine yaptı. Sanatla
kendini ifade etmeden yaşamanın vermiş olduğu ağırlık onu
yeniden hobi olarak da olsa müziğe, ama daha çok yazıya
yönlendirdi. Duygularıyla ve özbilinciyle etkileşimini
şu sıralar yazıyla daha iyi ifade edebildiğini düşünüyor ve
hem edebi hem de toplumsal konularda makale çalışmalarına
profesyonel anlamda ilk defa İndigo Dergisi'nde adım atıyor. Detaylı Bilgi
|