Sayı 34|TEMMUZ 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Yasin Sarı

Bir Semazen

 

Yazar: Efe Elmas

Düşen Melek

 

Yazar: Fehmi Özçelik

Zıtlık

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Kayıp Rüyalar

 

 

 

 

 

Yazar: Can Duman – Mayıs 2008

Kelebek Gibi Uçamayan Şişman Peygamber Devesinin Celallenişleri

Görebilmeliyim peşime düşen bulutların azizliklerini, sükûta uğrayan karıncaların süpürge tohumlarını yutuşlarını ve hisse satışlarının düşüşlerini. Görebilmeliyim diye geldim Kafdağı ülkesine, Kaf dağının ardındaki pembe renkli bulutların çocuk uçuran uçurtmaları yutuşlarını. Oysa görebildiğim tek şey, ufkun hayal edebildiğimden daha da uzakta olduğu oldu, Batıdan daha Doğu. Ufka doğru yürümek ufuksuzluğun daniskası ve düşüncelerin en sıskasıydı, evet bu doğru.

Koklayabilmek isterdim parayı,  güzel kokar dedikleri fakat kirleten elleri, kapatan gönülleri ve körleten gözleri.  Hayatta kesekâğıdından daha keskin olan tek şey olan kâğıt paranın akçe kesesine dönüştürdüğü o demirden eller, kirli tırnaklar, yumak yumak olmuş içten pazarlıklı göbekler ve yumuk yumuk olmuş gözlerden yana olmayı başaramamış ufku dar insanlardan biri olabilirdim belki. Oysa pelerinsiz kahramanlar gibi parasızdı da insanlık, bunu ne bilirdim?  Ne hikmetse bir türlü bitmeyen ihtiyaçtı, kararttığı gözlere inen açık yeşil bir perde, tuhafiyecide duyamayacağınız kadar da tuhaf bir sesle açılıyor işte;  ikinci perde.

Anlatsam da anlamazdılar beni, dinlesem de dinlemedikleri gibi, ilk defa duymadıkları ve asla anlamadıkları şeyleri. Barutların patlayamadığı tek yerdi,  leş kokulu çürümüş botlarımın içi. Öyleyse barutlar patlamalıydı içimizde, dökülmeden cümlelerimize, gelmeden fikirler üstümüze üstümüze. Cümle âlemin dökemediği baruttan çöpleri döktükleri tek yerdi komşumuzun arka bahçesi.  Kanla yıkandığı belliydi sahte kurtarıcının dünyayı kendisinden kurtardığı kıllı elleri. Kesekâğıdına doldurup toprağa gömmeli işe yaramaz düşleri, içine de –di’li geçmiş zaman eklerini koymalı. Böylece başka cümleler kurmayı öğrenir kimi işsiz ve sözel yeteneksiz yazıcılar. Kös kös tef çalmakla değerlenecekse eğer Türk sanat musikisiyle yıllanan konaklar, zamanda sıkışıp kalmak için kaç gramafonluk şarkı var?

Onu bunu bilmem ama izini bilmediğim, suyunu içmediğim yerlerde ruhumu kaybettiğimde,  eve döneceğim yolu bir kez öğrensem bile bana yeterde artar.

Bir okul bir duvarı yıkık bir bina yapana kadar, bir öğretmen ve bir öğrenci bulana kadar, bir de ders çalışmayı öğütleyen ana babalar olmadan bitmiş sayılmaz. Bir ülke, uzaktan bakmadan, istemeye istemeye terketmeden, soğumuş yüzlere dokunup ellerin yanmadan önce sevilmiş olmaz. Ve hiç bir yar, yer bile işgal etmediği halde özlenmeden önce kıymete binmez. Ellerimiz yıkanmadan yemek yenmez. Kurallar delinmeden ceza verilmez.  Deliye 41 birinci kez deli denmeden hiç kimse delirmez.

Hasta olduğun her gün sağlıklı gibi davran prensibine uyuyordum elbette, ama günden güne ustalaşıp beni doktor sanmasınlar diye bu huyumdan vazgeçtim. İçime attığım şeylerden yaptığım el işlerini satarak zengin olabilirdim ama onun yerine işte bu cümleyi edebiyat hazinesi ya da sözeniyet gazinosu hevesine uyup da yanlamasına yazdım. Elleri işte gözü oynaşta dedikleri insan tipine aykırı bir biçimde insan gibi yaşamaktan yorulan bir aylak ve hayatta iyi pişmemiş ama zamanından önce kartlaşmış bir çaylak için alnının terlemesi kadar garip bir şey olamazdı bence. Hâlbuki acılarla dolu hayat, koyayım da on tur at tarzında bir komediye dönmeden önce kaybedeceği bir kültür seviyesi bırakmamakta bu kez ısrarcı görünüyorsa da,  sağlık ve zaman değerleri keşfedilen hazinelerden ibaretti, ıssız bir adada ne kadar zengin olabilirseniz işte o kadar. Gitmem gereken yerlerde bir saniyeden daha fazla durmamdı bütün kabahatim. Niyet ne kadarsa, akıbet yarısı kadar. 

Yaşamaktan şikâyet ettiğim falan yok benim, beni ister böyle sevin ister yerin. Fakat hiç görmeden sevebilen bir körün aşkına nankörlük eden gönül âmâ’larına yas tutup ağlamak için önümde daha çook uzun yıllar var,  önümü bile göremesem de yarınımdan eminim...


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Can Duman, 1977 İstanbul doğumlu. Amatör olarak karakalem çalışmaları, 2 buçuk yılı aşkın bir müzik (gitar, piyano, şan) eğitimi var. Mesleki tercihini önce Bilgisayar programcılığı (Marmara Ün.), daha sonra İktisat (Yıldız Teknik Ün.) üzerine yaptı. Sanatla kendini ifade etmeden yaşamanın vermiş olduğu ağırlık onu yeniden hobi olarak da olsa müziğe, ama daha çok yazıya yönlendirdi.  Duygularıyla ve özbilinciyle etkileşimini şu sıralar yazıyla daha iyi ifade edebildiğini düşünüyor ve hem edebi hem de toplumsal konularda makale çalışmalarına profesyonel anlamda ilk defa İndigo Dergisi'nde adım atıyor. Detaylı Bilgi


 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  4 Temmuz 2008 TSİ 08:30