|
Yazar: Can Duman
- Nisan 2008
Şerbetli
Muzdaripliklerin Garabetli Şikâyetnamesi
Çelişkiler yumağında yün
eğiren uyuz bir kedinin sağ bacağının kırık diziyle kilerin kapısına
sıkışmış kuyruğunun acısı arasında gidegelen, halden anlayan ve anlamayan
fareleri kovalamak gibi bir misyon üstlenmek zorunda kalmasının getirdiği
ağır yük bir yana, hiç de hesapta olmayan bir isyan çıkarmıştı pireler
başımıza. Kaşıntıya tutulduk, prensipli farelerin aceleyle üstümüze
bıraktığı doğruları gerçeklerdeki yanlışlarda kaybedip, yanlışların
gerçekliğindeki ikiyüzlülüğü haklı çıkartacak denli abartmıştık
gerçekçiliğin kaburgasız pragmatizmini. Yaşamaktan iğreniyorduk, oysa anı
yaşamaktan bahsediyorduk. Sevdiğimiz ne varsa elimizden alınmış, gönlümüz bu
adaletsizliğe ses çıkarmamaya alışmıştı. Bazen iki kere doğru gibi
yaptığımız şeyleri bazen bir kerede yazgının silgisiyle siler olmuştuk...
Her şey boş ve her şey ne kadar hoştu... Bilmiyorduk, doğrular mı aslında
yanlıştı yoksa yanlışlar mı gerçekti. Ama uçup giden hayaller, gerçeklerin
üçkâğıtçılığında ölesiye gelişti... Düzen değişti. Artık giden gelene eşti.
Bilmek ve bildiğini
bilmemekten, bildiğini düşündüğünden, düşündüğünü yaptığından, yaptığını
sandığı şeyi aslında keşkesini yapamadığından dolayı yaptığından, keşkesini
yaptığında da pişman olduğundan dolayı artık keşke diyememenin vermiş olduğu
keşmekeşlikten habersiz, ne yaptıklarını ne de yapmadıklarını hesap edecek
kadar hesabını bilmeyen kimi kuşku yöneticileri, (hesaba yaz geç), hiddetli
bir haysiyet peşinde olurken bir o kadar da hatalar içinde beslemekteydi
kendilerini (...uzatmaktan ve uzanmaktan vazgeç)...Hepimiz aynıyız, sadece
densizlikler benzersiz...
Kale önünde gole uzak
kalmış bir forvetin yapacağı en aptalca şey sakatlanmaktı... Gözden uzak
olmanın gönüle verdiği mecburiyet sonucu istemeye istemeye ayrılmıştı
bezelyeler fasulyelerden... Siftahı olmayan esnafın komşusunun müşterisine
göz koyması kadar normaldi bazı şeyler, ne var ki eski ve tozlu şeylere
dayanan bir şeyler yok etmişti tarihi eser kaçakçılarının pişmanlık
duygularını... Ve yine ne varki tarihe olan saygıları yerli yerinde,
pazarlarken onu. Sonuç: Tarihe geçememiş forvetler siftah etmedikleri için
asla pişman olmazlar... Bir not: düşünmeyin, bunun niyesini.
İsyanım yok yalnızlığa,
güneşin erken batışına, dalların kiraz vermeyişine, aşkın gözden
kayboluşuna, forvetlerin sakatlanışına, dünyanın hızla bozulmasına, bunların
hepsi doğal şeyler... Ne işim olur ki benim bunlarla. Benim derdim günüm
alaturka.
Seviyorum dediğime asla
aldırma, sevmiyorum demek daha zor olduğundan söylemişimdir ben bunu.
Yaramaz çocukları da severim ben. Bitmez denilen ne varsa bitmiştir benim
gözümde, yoksa bu kadar uzun olabilir miydi yaşam dediğin? Güç içimizde,
sevgi diye bir şey yok. Yok sana artık kurabiye. Gölgesi yetmez çınar
ağacının, salıncak için ağlayan bir çocuğa... Gölge yetmez başka ihsan
isteriz demem normaldir bu durumda...
Hoşçakal demenin anlamı
kalmadı, bitti demek bitmedi demenin yarısı kadar değerli değil. Bulutlar
yağmur yağdıktan sonra çıkıyor, gözlerim güzelliklerden dolayı yorgun düştü.
Çirkini yakından sevmek aşkların en güzeli. Bitmeyen bir şey varsa, o da
sonu olmayan başlangıçlardı...
Gözlerime bak, seni
sevmiyorum de ve aşklarımdan çek git artık.
Yoksa bırak da seni
düşünürken öleyim ve bitsin artık son delikanlılık dileğim... Haysiyetimden
iğrenmenin son demlerindeyim, dizlerimde mecalim yok artık.
İstediğim tek şey eski
bir daktiloydu, ama bilgisayarda daha iyisin dediler, vermediler...
İmza: yeteneğinden
bihaber bir süper kahraman.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Can Duman,
1977 İstanbul doğumlu. Amatör olarak karakalem çalışmaları, 2
buçuk yılı aşkın bir müzik (gitar, piyano, şan) eğitimi var. Mesleki tercihini önce Bilgisayar programcılığı (Marmara Ün.),
daha sonra İktisat (Yıldız Teknik Ün.) üzerine yaptı. Sanatla
kendini ifade etmeden yaşamanın vermiş olduğu ağırlık onu
yeniden hobi olarak da olsa müziğe, ama daha çok yazıya
yönlendirdi. Duygularıyla ve özbilinciyle etkileşimini
şu sıralar yazıyla daha iyi ifade edebildiğini düşünüyor ve
hem edebi hem de toplumsal konularda makale çalışmalarına
profesyonel anlamda ilk defa İndigo Dergisi'nde adım atıyor. Detaylı Bilgi
|