|
Yazar: Can Duman
Kör Talih ve
Kahpe Felek, Günah Keçilerini Kaçırmak Gerek
Rüzgar
kırdı dalımı
Ellerin
günahı ne
Ben
yitirdim yolumu
Yolların günahı ne
Hep yar
peşinde koştum
Hem
küstüm hem barıştım
Kendim
dillere düştüm
Dillerin günahı ne
Ne kış
dedim ne bahar
Gezdim
sabaha kadar
Erken
ağardı saçlar
Yılların günahı ne (*)
Hayat
yanı başımızdan akıp giderken... Kimsenin olmadığı bir anda yalnız
bıraktığın çaresizliğine ve yapayalnızlığına arkanı dönüp gittiğinde bir
elin omzuna dokunması irkiltmez miydi seni? Tut ki sen yaşlanmış, perişan
olmuş ve pişman olmuş bir halinle geri dönüverip geçmişine yeni baştan
dokunmak istedin bir hekimin eliyle… Acılarına dokunmak, pişmanlıklarını
ortadan kaldırmak için ikinci bir şans bulmayı çok istedin… Bu şansı
kullanmaz mıydın, geriye gelip de omzuna dokunmak için, kendine çektirdiğin
çileden sonra yüzünün, saçlarının, ruhunun nasıl da solgun düştüğünü kendine
göstermek için? Buna imkân yok diye düşünüyorsun kimbilir… Ama ben var
olduğunu söylüyorum sana. Ne duruyorsun peki, geçmişe gidip uyarsana
gençliğindeki kendini… Sen şimdiki şimdidesin… Geçmişteki şimdinden farkın
ne? Farkettiysen kendini, yaşadıkların gerçekten açtıysa gözlerini yaşadığın
buğulu
geçmişin
günahı ne… Belki artık geri dönmek için çok geç, belki de bir yere
dönmek için daha
çok gençsin… Belki dönemem diye düşünüyorsun kim bilir. Ya dokunabilseydin
omuzlarına geçmişteki Sen’in… Uzar mı o zaman akşamlar yine… Kısalır mı yeni
baştan düşlediklerin… Artar mı o zaman umutların? Biter miydi heveslerin…
Ne söylerdin kendine
yaşlı ve yorgun halinle?
Konuşmak
mı isterdin sadece bakışmak mı, anlaşılmak ve susmakla, kelimelerden
arınarak.… Gerçi genç halinle gördüğünden ödün kopacak… Gerçi o omuz
sarsılacak, yüreğin çıkacak… Genç halin durumu
o an anlamayacak… Belki
de seni düşman bilip de saldıracak… Ama vakit tamam, sabahın seherinin
yolundasın, olgun olmayı ve
dalından düşmeyi
göze al ve
pişmanlıkları rüzgara bırak…
Atına atladığın gibi
yoluna düş hayallerinin… Yeni baştan inşa et yorulmuşsa bedenin… Düşlerin
ellerinden tutacaktır senin… İç huzurunun kale burçlarında dalgalansın el
değmemiş maviliklerin…
Yola
çıktığın zaman yanına ne gerekiyorsa yanına alma artık. Yükün yeterince
ağırdır sana… Yola güven, ve ona doğru ak, hızlı akan dereler bazen çağlayan
olacak, bazen de yatağında kalan huzurlu bir ırmak… Çağlayanın hışmını
artık gerinde bırak. Yollarında dolaştığın geçmişteki o sokak, dolandığını
görünce ne fısıldayacak? Hatıralar düşüncelerinden çekebilir huzursuzluk
iplerini… Hayat sana daha ne bırakacak? Yolunu yürümelisin… Ay çıkıyor, işte
güneş batacak… Gecenin kör karanlığında olsan bile… Yolunda yürümek sana çok
yakışacak.
Aşk
ol, sevgi ol, deniz ol, martı ol, rüzgar ol, balık ol, şiirde bir mısra ol,
gönülde sevinç ol… Bıraktığın adressiz mektuplar artık yola çıkacak.
Duygu ol da taşı onları,
umut ol da besle, düş ol da canlandır… Kapanan gözler yeni bir ışığa açılır
ya bir son nefeste…Sen üfle pastandaki mumları tek nefeste.. Yeniden doğ
şimdine, teslim ol(ma) kaderine, yaşarken bu göğsündeki kafeste, duymak
istediğin belki güzel bir beste… Dinle ne diyor sana…
Rüzgâr kırdıysa dalımı,
ellerin günahı ne? Ben yitirdim yolumu, yolların günahı ne? Bir yolculuk
heyecanı sardı beni, umudum yeni adreste… Akıl O’nu hissetmiyorsa kalbimin
günahı ne? Her şeyi saran nurdan bir çerçeve… Gözlerim görmüyorsa, ruhumun
günahı ne? Ruhunu kelepçeliyorsan, acıların günahı ne? Uyan bütün
kâbuslarından ve rüyalarını yaşa, derininde… Her şey sana ait, her şey
şimdide…
(*)
Güftesi Fuat Edip Baksı ve Bestesi Selahattin Erköse’ye ait
olan Türk sanat müziği eseri.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Can Duman,
1977 İstanbul doğumlu. Amatör olarak karakalem çalışmaları, 2
buçuk yılı aşkın bir müzik (gitar, piyano, şan) eğitimi var. Mesleki tercihini önce Bilgisayar programcılığı (Marmara Ün.),
daha sonra İktisat (Yıldız Teknik Ün.) üzerine yaptı. Sanatla
kendini ifade etmeden yaşamanın vermiş olduğu ağırlık onu
yeniden hobi olarak da olsa müziğe, ama daha çok yazıya
yönlendirdi. Duygularıyla ve özbilinciyle etkileşimini
şu sıralar yazıyla daha iyi ifade edebildiğini düşünüyor ve
hem edebi hem de toplumsal konularda makale çalışmalarına
profesyonel anlamda ilk defa İndigo Dergisi'nde adım atıyor. Detaylı Bilgi
|