|
Yazar:
Çağlar Küçük
Yanlış Tarih
Josef Stalin, "Bir tarihçi, tam teçhizatlı 300 askere bedeldir''
sözüyle tarihin diğer bilimlerden farklı olduğunu toplum
üzerindeki belirleyici rolünü vurgulamıştır.
Tarih
gerçekten de devletlerin toplumları şekillendirmesinde, ideal
vatandaş yaratımında kullanılan başlıca bilimlerdendir. Tarihin
film senaryosu gibi göreceli oluşu, farklı açılardan
gösterilebilişi ve bu açıların da belgelerle desteklenişiyle
inandırıcılığının artışı devlet politikalarında sıkça kullanılan
bir bilim olmasına yol açmıştır.
Yüzyıllardır
kullanılan tarih devletlerin kusurlarını kapatışında özellikle
ve bilinçli olarak kullanılmıştır.
Önceki
yüzyılların ''güçlü'' çağımızın ''güçsüz'' devletlerinin tarih
eğitimi müfredatları incelendiğinde göze çarpan ilk ayrıntı
zaferlerden bahsedilen yüzlerce sayfadır. Ülkemizdeki ilköğretim
1-2-3-4-5 tarih kitapları ve orta öğretim 1-2-3-4 kitapları
hatta üniversite kitapları şöyle bir karıştırıldığında bu
ayrıntı kolaylıkla görülür.
Geçmişte
yaşanılan olumsuzluklar ise havadan sudan bir nedene bağlanmış
şöyle olmasaydı böyle olmazdı şeklinde geçiştirilmiştir hatta
daha da ileri gidilerek olaylar çarpıtılmıştır.
Bu tarz bir
eğitimden geçen kişiler farkında olmadan bu yanlışlığı
hayatlarında da uygulama eğilimini kazanmışlardır. Tarihte
geçmişin yapılamayan eleştirisi (zor gelen, yanlışları görmezden
gelme) insanların da hayattaki hatalarını kabul etmeme, aile
içlerinde yaşanan suçlu da olsa ben haklıyım düşüncesi eleştirel
bir yaklaşım açısına sahip olmama gibi özellikler kazandırmış ve
dolaylı olarak huzursuz bir toplum ortaya çıkarmıştır. Türkiye
Cumhuriyeti'nin yıllardır içinde bulunduğu kötü durumu tarihle
kapatmaya çalışması ülkemizdeki huzursuz toplumun başlıca
nedenlerinden birisidir. Gerçekler bazen çarpıtıldığı için
toplumun gerçekleri görmezden gelme ve kişilerdeki birçok
özellik yanlış tarih
eğitimi
kaynaklıdır. Bazen de hiç gereği yokken sırf devlet ideolojisine
ters olduğu için çarpıtma vardır ki bunların da kişiler üzerine
büyük etkisi vardır.
Örneğin:
Türklerin Müslüman oluşu lise ve orta okul kitaplarında;
Türk’lerin önceki inancıyla İslamiyet’in benzer olduğu Gök-Tanrı
inancıyla Allah inancının benzerliğinden dolayı hemen
İslamiyet’i kabul ettikleri empoze etmeye çalışılır. Türk Devletlerinin İslam
devletleriyle savaşları ufak sürtüşmeler olarak gösterilir ki
bunların birçoğu batılı devletlerle olan savaşlardan daha
kanlıdır.
Bu
anlayışın toplumumuza olumsuz etkilerinden birisi toplumumuzun
gerçekçi bakış açısını yitirmesi olmuştur.
Toplum olarak
geçmişin başarılarıyla övünürken günümüzün gereklerini yerine
getiremeyerek kötü durumlardan kurtulmak için geçmişte bize
fazlasıyla abartılarak gösterilen liderler beklemekteyiz.
Kendimize güvenimizi yitirmiş hata yaptığımızda hatamızı anlamak
yerine onu örtbas etmeye çalışan bir toplum olduk.
Ancak bu durum
sadece bizde böyle değil dünyanın birçok ülkesinde görülen bir
durumdur ki bu yanlışlık dünyamızdaki birçok sorunu beraberinde
getirmiştir.
Dünya
kendisini eleştirenlere şiddet uygulayan bir hal almış bu da
ülkeler arası gerilimlere yol açmaktadır. Güçlüyüm o halde
yapabilirim anlayışı dünyadaki yanlış tarih eğitimi ile
alakalıdır ve bir savaş veya başka ülkeye yapılan zulüm de dünya
genelinde oluşan güçlü olduğu için haklı düşüncesi, karşı
çıkışları ve tepkileri azaltıyor savaşlara daha çocukluktan
zemin hazırlıyor. Bu yanlış politikalar yüzyıllardır uyg ulandığı
için gittikçe büyüyen bu sorun çözülemez bir hal alıyor ve bu
gidişle çözülemeyecek.
Ülke ve dünya
olarak kendimizi geçmişin tatmininden kurtarmalı günün
gereklerini yerine getirmeli, olaylara daha gerçekçi bakmalı,
yanlış tarih eğitiminin verdiği yanlış tabulardan kurtulmalıyız. |