|
Yazar: Çağlar Küçük
Nükleer
Yayılma
Silahların hiyerarşik
tarihine baktığımızda silah teknolojisinin ilerlemesiyle
birlikte, savaşların sivil alanlara müdahalesinin arttığını
görüyoruz. Yontulmuş ağaç parçasından, kılıçtan, nükleer
silahlara kadar sivil ölümlerinde sürekli bir artış gözlenir,
çünkü silahın etki alanı sürekli genişlemekte bundan dolayı
kontrolü de zorlaşmaktadır. Birçok nedeni var ama bu nedenin de
etkisiyle sivil halkın savaşlara katılımı da artmıştır. Bugün
bilinen en etkili silahlar nükleer silahlardır. (Sivil halka
açıklanmamış yeni tür silahlarda üretilmiş olabilir).
İnsanlığın bugüne kadar
üretmiş olduğu en yıkıcı ve kontrolsüz silahlar nükleer
silahlardır. Nükleer silahlar 2 yöntemle üretilir fizyon ve
füzyon. Fizyon: Atom çekirdeğinin parçalanması, Füzyon ise
kaynaşması ile tepkimeye başlar. Nükleer silahlar için
kullanılan hammadde uranyumdur. Uranyum doğada 3 izotop halinde
bulunur, nükleer silah için kullanılan uranyum izotopu
U-235'tir. Düşük izotoptaki uranyum sarı pasta denilen bir
maddeyle birlikte kullanıldığında uranyum Hekza Florid (6u)' a
dönüşür. Nükleer silahlar için kullanılan diğer bir ham madde
plütonyum’dur.
Nükleer silaha sahip olan ilk
ülke Amerika Birleşik Devletleri olmuştur. Bilim adamlarından
oluşan bir komisyon Amerikan başkanı Franklin Roosevelt' e daha
önce bir nükleer silah programı için öneride bulunmuş ancak bu
ilk etapta kabul edilmemiştir. Roosevelt 'i bir mektupla ikna
eden kişi 20.yüzyılın en büyük bilim adamlarından biri olan
Albert Einstein olacaktır. Hitler Almanyası’nın uranyum atomunu
parçalaması da Roosevelt 'in ikna olmasında büyük rol oynayacak
aslında Einstein'ın da bu mektubu yazmasına bu olay neden
olacaktır ancak bu olaydan ötürü bir pişmanlık duyacaktır ve
ölümünden 5 ay önce Kasım 1954'teki mektubunda şu sözleri
söyleyecektir. ''Hayatımda bir büyük yanlış yaptım... Başkan
Roosevelt'e yazdığım, atom bombası üretimini önerdiğim mektubu
imzaladığımda. Gerçi bazı haklı nedenlerde vardı, örneğin
Almanların bu bombayı üretme tehlikesi.''
Günümüzde nükleer silahlara
sahip olduğu bilinen ülkeler şunlardır: ABD, Rusya, Çin,
İngiltere, Fransa, Hindistan, İsrail, Pakistan, Kuzey Kore.
Bunlar sadece bilinen ülkelerdir. Uluslararası nükleer silah
anlaşmaları mevcut ancak kurallara pek uyulmamaktadır. Örneğin:
Nükleer Silahların Yaygınlaştırılmasını Önleme Anlaşması (NPT)
ile 14 anlaşma daha mevcuttur. Nükleer güce sahip olan ülkeler
özel bir konum kazanmaktadır. NPT'deki bir madde bu ayrıcalığa
sahip ülkelerin konumlarını sağlamlaştırma kaygısı taşır
1:Dünyada sadece 5 devlet:'' ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve
Çin.'' Irak'a yapılan saldırının kaygısı ve İran'a yapılması
ihtimal bir saldırının da kaygısı budur.
İsrail sahip olduğu nükleer
silahlarla Ortadoğu'da bölgesel güç konumundadır. Bölgenin en
etkili 3 ülkesi İsrail, Türkiye ve İran'dır. Türkiye - ABD
yakınlaşmasında sonra İsrail - Türkiye ilişkilerinde de büyük
gelişmeler olmuştur. Bir anlaşmalar dizisi özellikle Tansu
Çiller ve Mesut Yılmaz'ın başbakanlıkları döneminde
imzalanmıştır. 23 Şubat 1996 Askeri
Eğitim İşbirliği Anlaşması,
Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması, 28 Ağustos 1996
Türkiye - İsrail Savunma Sanayi İşbirliği ve daha birçok
anlaşma... Bu anlaşmalar sonucu İran, bölgede yalnız kalmıştır.
Ortadoğu'daki bu yakınlaşma
bir nükleer silahlanma yarışına neden olmuştur. İran en güçlü
iki rakibinin ittifakı dolayısıyla bölgedeki konumunu korumak
için bir nükleer program başlatmıştır veya başlatma
niyetindedir. Eski ABD Dışişleri Bakanı Robert Gates bir Alman
televizyonuna yaptığı açıklamada; İran’ın
doğusundaki Pakistan, kuzeyindeki Rusya ve batısındaki İsrail
gibi nükleer silaha sahip devletlerle çevrili olması nedeniyle
nükleer silaha sahip olmak isteğindedir demişti.
Nükleer silahlar öyle
etkilidir ki bir zamanlar dinmek bilmeyen Hindistan, Pakistan
arasında ki savaşı dahi bitirmiş, nükleer barış diyebileceğimiz
bir dönem başlatmıştır. Türkiye’nin önceleri İsrail ve İran’a
eşit mesafede durma politikasını terk etmesi İran’ın
nükleer silaha sahip olma isteğini iyi kabartmıştır. Bu
senaryoda Türkiye de bugünlerde nükleer enerji için büyük
kararlılık göstermekte, kim bilir belki de gizli bir nükleer
silah programı niyeti içindedir. Bunun için birçok sebebe de
sahip ülkenin konumu, önemi, çevredeki ülkelerin nükleer güce
sahip olması ve daha birçok neden... Türkiye’nin kadim
dostlarından Pakistan’ın nükleer silaha sahip olması, bu
komployu daha da destekler hale getirmekte.
Ancak nükleer silahlar
gelişmiş füze fırlatma sistemleriyle, denizaltılarıyla veya
uçaklarla kullanıldığında dünyada nükleer tehdit altında olmayan
bölge kalmamaktadır. Bu senaryoya devam ederse önümüzdeki
yıllarda nükleer silaha sahip olmayan ülkeler kendi güvenlikleri
için nükleer silah elde edeceklerdir. Nükleer silahların
yaygınlaşmasının önleneceğini veya olanların bu silahları
bırakacağını zannetmiyorum. Benim tek kaygım, ikinci bir
Hiroşima ayıbının yaşanmaması ve ikinci bir Enola Gay’in hiçbir
ülkenin semalarında görülmemesi.
Kaynak:
Yılmaz DİKBAŞ, İsrail’in nükleer silah cephaneliği
|