Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Çağlar Küçük

Nükleer Yayılma

Silahların hiyerarşik tarihine baktığımızda silah teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte, savaşların sivil alanlara müdahalesinin arttığını görüyoruz. Yontulmuş ağaç parçasından, kılıçtan, nükleer silahlara kadar sivil ölümlerinde sürekli bir artış gözlenir, çünkü silahın etki alanı sürekli genişlemekte bundan dolayı kontrolü de zorlaşmaktadır. Birçok nedeni var ama bu nedenin de etkisiyle sivil halkın savaşlara katılımı da artmıştır. Bugün bilinen en etkili silahlar nükleer silahlardır. (Sivil halka açıklanmamış yeni tür silahlarda üretilmiş olabilir).

İnsanlığın bugüne kadar üretmiş olduğu en yıkıcı ve kontrolsüz silahlar nükleer silahlardır. Nükleer silahlar 2 yöntemle üretilir fizyon ve füzyon. Fizyon: Atom çekirdeğinin parçalanması, Füzyon ise kaynaşması ile tepkimeye başlar. Nükleer silahlar için kullanılan hammadde uranyumdur. Uranyum doğada 3 izotop halinde bulunur, nükleer silah için kullanılan uranyum izotopu U-235'tir. Düşük izotoptaki uranyum sarı pasta denilen bir maddeyle birlikte kullanıldığında uranyum Hekza Florid (6u)' a dönüşür. Nükleer silahlar için kullanılan diğer bir ham madde plütonyum’dur.

Nükleer silaha sahip olan ilk ülke Amerika Birleşik Devletleri olmuştur. Bilim adamlarından oluşan bir komisyon Amerikan başkanı Franklin Roosevelt' e daha önce bir nükleer silah programı için öneride bulunmuş ancak bu ilk etapta kabul edilmemiştir. Roosevelt 'i bir mektupla ikna eden kişi 20.yüzyılın en büyük bilim adamlarından biri olan Albert Einstein olacaktır. Hitler Almanyası’nın uranyum atomunu parçalaması da Roosevelt 'in ikna olmasında büyük rol oynayacak aslında Einstein'ın da bu mektubu yazmasına bu olay neden olacaktır ancak bu olaydan ötürü bir pişmanlık duyacaktır ve ölümünden 5 ay önce Kasım 1954'teki mektubunda şu sözleri söyleyecektir. ''Hayatımda bir büyük yanlış yaptım... Başkan Roosevelt'e yazdığım, atom bombası üretimini önerdiğim mektubu imzaladığımda. Gerçi bazı haklı nedenlerde vardı, örneğin Almanların bu bombayı üretme tehlikesi.''

Günümüzde nükleer silahlara sahip olduğu bilinen ülkeler şunlardır: ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Hindistan, İsrail, Pakistan, Kuzey Kore. Bunlar sadece bilinen ülkelerdir. Uluslararası nükleer silah anlaşmaları mevcut ancak kurallara pek uyulmamaktadır. Örneğin: Nükleer Silahların Yaygınlaştırılmasını Önleme Anlaşması (NPT) ile 14 anlaşma daha mevcuttur. Nükleer güce sahip olan ülkeler özel bir konum kazanmaktadır. NPT'deki bir madde bu ayrıcalığa sahip ülkelerin konumlarını sağlamlaştırma kaygısı taşır 1:Dünyada sadece 5 devlet:'' ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin.'' Irak'a yapılan saldırının kaygısı ve İran'a yapılması ihtimal bir saldırının da kaygısı budur.

İsrail sahip olduğu nükleer silahlarla Ortadoğu'da bölgesel güç konumundadır. Bölgenin en etkili 3 ülkesi İsrail, Türkiye ve İran'dır. Türkiye - ABD yakınlaşmasında sonra İsrail - Türkiye ilişkilerinde de büyük gelişmeler olmuştur. Bir anlaşmalar dizisi özellikle Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz'ın başbakanlıkları döneminde imzalanmıştır. 23 Şubat 1996 Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması, Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması, 28 Ağustos 1996 Türkiye - İsrail Savunma Sanayi İşbirliği ve daha birçok anlaşma... Bu anlaşmalar sonucu İran, bölgede yalnız kalmıştır.

Ortadoğu'daki bu yakınlaşma bir nükleer silahlanma yarışına neden olmuştur. İran en güçlü iki rakibinin ittifakı dolayısıyla bölgedeki konumunu korumak için bir nükleer program başlatmıştır veya başlatma niyetindedir. Eski ABD Dışişleri Bakanı Robert Gates bir Alman televizyonuna yaptığı açıklamada; İran’ın doğusundaki Pakistan, kuzeyindeki Rusya ve batısındaki İsrail gibi nükleer silaha sahip devletlerle çevrili olması nedeniyle nükleer silaha sahip olmak isteğindedir demişti.

Nükleer silahlar öyle etkilidir ki bir zamanlar dinmek bilmeyen Hindistan, Pakistan arasında ki savaşı dahi bitirmiş, nükleer barış diyebileceğimiz bir dönem başlatmıştır. Türkiye’nin önceleri İsrail ve İran’a eşit mesafede durma politikasını terk etmesi İran’ın nükleer silaha sahip olma isteğini iyi kabartmıştır. Bu senaryoda Türkiye de bugünlerde nükleer enerji için büyük kararlılık göstermekte, kim bilir belki de gizli bir nükleer silah programı niyeti içindedir. Bunun için birçok sebebe de sahip ülkenin konumu, önemi, çevredeki ülkelerin nükleer güce sahip olması ve daha birçok neden... Türkiye’nin kadim dostlarından Pakistan’ın nükleer silaha sahip olması, bu komployu daha da destekler hale getirmekte.

Ancak nükleer silahlar gelişmiş füze fırlatma sistemleriyle, denizaltılarıyla veya uçaklarla kullanıldığında dünyada nükleer tehdit altında olmayan bölge kalmamaktadır. Bu senaryoya devam ederse önümüzdeki yıllarda nükleer silaha sahip olmayan ülkeler kendi güvenlikleri için nükleer silah elde edeceklerdir. Nükleer silahların yaygınlaşmasının önleneceğini veya olanların bu silahları bırakacağını zannetmiyorum. Benim tek kaygım, ikinci bir Hiroşima ayıbının yaşanmaması ve ikinci bir Enola Gay’in hiçbir ülkenin semalarında görülmemesi.  


Kaynak: Yılmaz DİKBAŞ, İsrail’in nükleer silah cephaneliği

HABERLER

 

 

Yükselen Yeni Tür; Homo Violents


Her Şeyin Teorisi


İklim Dostu Bir Yaşam


Şifacı Doktor İnci Erkin


Kanser Tedavisinde Akıllı Moleküller


Balinaların Nesli Tehlikede!


İki Kültür Arasında Çocuk Yetiştirmek


Yaratıcı İmgeleme Araştırmaları


Selçuk Erdem: İyi Çocuklar Değiliz Biz!


Okumanın Dinamiği


Nükleer Yayılma


Tiyatro Sporu ve Mahşer-i Cümbüş


Psikiyatrik Suistimalin Bilinmeyen Tarihi


Çocukluk Çağı Sinüzitleri


Barış Kadıköy'deydi 


Merakla Beklenen Seçim Kampanyaları


Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?


Haydi Türkiye Günde Bir Yumurta


Ayrıştırma


AKM Yıkılsın Mı?

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman 

Aydın Olgusu


İdil Soyseçkin

Mayıs Karnesi


Nilay Altın

Sihirli Dokunuşlar 


Burcu Akar

Anne Karnında Başlayan Öğrenilmiş Korkular -I-


Can Duman

Olmak Ya Da Olmamak


Didem Çivici

Her Şey Güzel


Arbil Çelen

Tamam O Zaman


Engin Sezen

Anne Babaların Yapageldikleri Hatalar


Melda Güngül

Ne Yapmalıyım?


Özge Esirgen

Dünya’da Büyümek 


Rüya Yüksel

Sevgiliye Mektup


Özge Gündem

AKM Yıkılırsa Sevgilimi Nerede Bekleyeceğim?


Volkan Burnaz

Burası Ne Kadar Bizsiz


Buse Doğan

Nasıl yani, anlamak için yaşamak, özlemek için yitirmek mi gerekir?


Didem Çivici

Salıncak


Eray Çetinkaya

Zaman Yaşamı Yiyor


Fırat Erdoğan

Kapatılan Köy Enstitüleri ve Açık Olan Okullarımız 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  6 Eylül 2008 TSİ 20:00