Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Çağlar Demirdoğan

Bir Kente Ait Olmak

Hayatımın farkına vardığım  dönemden buyana kendime sürekli sorduğum bir soruydu nereye ait olduğum. Ben nereye aittim ? Bir kente ve o topluma ait olmak zorunlu bir yaşama kuralı mıydı?

Hani  gezdiğiniz kentlerde karşınıza çıkan bir soru vardır ya: Hemşerim memleket neresi? Bu sorunun altında yatan iki düşünce vardır kanımca. Birincisi 'hemşerim' sözcüğünün altında gizlidir. Sizin nereli olduğunuzu bilmez ama bu sözcüğü kullanarak sizin hemşerisi olduğunuzu umduğunu açığa vurur. Ait olduğunu hissettiği kitlenin bir parçasıyla karşılaşmış olmayı umar. Oraya ait şeylerin izini arar sizde. İkincisi 'memleket neresi?'  sorusunda gizlidir. Size şunu söylemek ister, madem benim ait olduğum kitlenin dışında bir yerlerdensin , o zaman nereye aitsin? Dost musun, düşman mı?

İşte ben bu sorulara hayatımın büyük bölümünle içten olmayan cevaplar verdim. Evet  Anadolu’nun ortasında bir yerlerde  orada doğdum , orada büyüdüm . Ama hiçbir zaman kendimi tam anlamıyla oraya ait hissetmedim. Çünkü bir kitleye ait olmanın gerektirdiği niteliklerin ruhuma yapışmasına izin vermemiştim.  O kentin ve toplumun kültürünü biliyordum, etkileniyordum, ama kendimi o toplumun tam bir parçası hissetmem için gerekli ritüelleri kabullenmiyordum. Bu da beni ister istemez toplum içinde tanımsız , yalnız bir bölgeye itiyordu. Anadolu’nun bozkırlarında değil  yaşadığım hiçbir yere ait hissetmedim kendimi aslında.

Üç yıl Güneydoğu’nun batısında  yaşadım, Doğu Akdeniz de  dördüncü yılımı yaşıyorum, ailem Başkent te  yaşıyor. Fakat ben bu kentlerin hiçbirine tam olarak ait olmadığımı biliyorum. Ait değilim ama yaşadığım  kenti, toplumu inkar etmiyorum. Yaşadığım her kentte kendime ait hissettiğim şeyler oldu. Hayatı öğrendiğim güzel insanlar tanıdım. Ama onlar da biliyorlardı ki , ben bir yolcuydu, bir gün gidecektim. Gelip geçiciydim hayatlarında. İçtendim ama . Bir gün başka bir kentte yaşayacak olsam da gönül bağıyla bağlı olacağım dostlarım , aşklarım  hep yanımda olacaktı. Bu yolculukta belki de başka bir mekanda bir araya geleceğimizi bildiğimiz için ... Hiç gitmeyecekmişiz gibi bağlanırdık.

Bu memleketsiz yaşama hali beni derin bir yalnızlığa itti bir dönem. Boşlukta aslılı kalmış gibiydim. Dayanışma dernekleri...İstanbul'un gettoları... Kendimi dışında hissettiğim memleketliler mahalleleri....

Rahatsız oluyordum. Kapısından hiç girmedim memleket  derneklerinin. 

Bu yalnızlık duygusu  içimde memleketimi arama yolculuğuna çıkmama sebep oldu.  Kayıp bir gezgin gibi yolları eskittim. O soru her zaman peşimdeydi: Geziyordum çünkü , başka yerlerden başka insanlarla karşılaşıyordum. Hem şehrim memleket neresi?

Geçiştiriyordum halen içten olmayan cevaplarla , onlara bir yere ait hissetmediğimi anlatmaya çalışmak boşuna bir çabaydı benim için belki de.

Yolculuğum sürerken başka memleketlerden, memleketsiz insanlarla karşılaştım. Yalnızlık düşüncelerim dağılmaya başladı. Onlar da benim gibi yolcuydular. Yolculuk hayatlarının temel felsefesi gibiydi. Hiçbir yere ait olmamak  önemli bir erdemdi onlar için.

Sonunda anladım ki biz zaten sonsuz bir yolculuktaydık. Şimdiki durağımız Dünya idi. Dünya ismini verdiğimiz durakta Asya ile Avrupa olarak tanımladığımız yaşam parçalarının ortasında , kurulmuş medeniyetlerin kesiştiği güzel bir yerde yolculuğuma devam etmekteydim.  Ne kadar küçüktü aslında  yolculuk diye büyüttüğüm bu gezinti.  Böyle yukarıdan bakınca  sonsuz bir iç huzuru ve çok daha büyük bir bütünün parçası olmanın getirdiği sonsuz güven duygusu kapladı içimi.

Sonunda bulmuştum yurdumu. Anadolu'da güzel bir kentte doğmuş ve büyümüştüm. Orası eskiden büyük kralların yönettiği, insana huzur veren Yüce bir dağının eteklerinde kurulu güzel bir kenttir. İnsanları ticaretle uğraşır genellikle. Ama ben oraya ait değilim.  Bu evrenin tamamına aittim . Nerede yaşarsam yaşayayım, her zaman yabancı adam , hem de hemşeri olacağımı biliyorum toplum içinde.  Şimdi sorarlarsa ' hemşerim memleket neresi diye? Şöyle cevap vereceğim:  Yolculuk nerede biterse ben oralıyım hemşerim!  

Şimdi bazı yolcular buldum onlarlayım . Yüzlerini görmüyorum, seslerini duymuyorum, gözlerinin içine bakmıyorum. Ama anlıyorum onları , yalnız olmadığımı biliyorum. Merhaba İndigo Dergisi. Şimdi bir memleketim de burası.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Çağlar Demirdoğan, 1980 Kayseri doğumlu. Çukurova Üniversitesi Mimarlık Bölümü son sınıf öğrencisi. Tasarım, mimarlık, fotoğraf, müzik, tenis, kayak ve motor sporları yazarın ilgi alanları arasında. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Ses Dehâ

Cem Adrian


Pinochet ve Saddam’ın Sonları


140 Milyon Çocuk Okula Gitmemiş


Reklamcılar ve Topluma Etkileri


Kuantum Düşünce Tekniği


Tarih Dostları Darphane’de Buluştu


Nobelli Orhan Pamuk


Tercihimiz Ne Kadar Ahlâkî?


Loreena McKennitt’in Taşıdığı Oryantalizm


Tüp Bebek Yöntemi


Vejetaryenlik


Tamaro'dan Yeni Kitap


RealAge ile Sağlıklı Gençleşin


Şeker Hastalığına Son


Tek Göz Evde 24 Kişi


İşte Bir Öğrenci Servisi


Enerji & Tıp


Dua Araştırmaları


Emekliler Çalışıyor


Özgür Seçimler ve Umutlar (astroloji)

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Çağlar Demirdoğan

Bir Kente Ait Olmak


Hümeyra Tümay

Nefesimiz, Hayatımız & Biz


Melda Güngül

Çalışmak ya da Çalışmamak


Didem Çivici

Yazı'nın Dualitesi


Didem Çivici

Sadece... Ben...


Asu Sanem Kaya

Rüyacı; Duvarların Ötesinde


Fırat Erdoğan

Kalmak Geçmişe Mecbur Yaşamaktır 


Rüya Yüksel

Kendini Sevebilmek


Didem Çivici

Kristalize Yaşam ve Yeni Bir Yolculuk 


Funda Umut Pakkal

"Kristal Çocuk" Annesi Olmak

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11