“İki
şey bende hayranlık ve huşu uyandırır; yukarıdaki yıldızlı gökyüzü ve içteki
manevi evren”.
Albert Einstein
Günlerdir bu röportajı
toparlamaya çalışıyorum, elim bir türlü varmadı. Söze nasıl başlayacağımı,
bende hayranlık uyandıran bir manevi evreni nasıl betimleyeceğimi bilemedim.
Beklemeye karar verdim. Böylesi bir maneviyat, kendi için en doğru zamanı
seçecek ve dile gelmek üzere benimle irtibata geçecekti nasılsa...
Sözcükler; yağmurdan sırılsıklam saçları, o güzelim yüzünü gelişigüzel
örtmüş bir İstanbul gece yarısı çaldı ruhumun kapısını. “It’s now or never”
(Ya şimdi, ya asla) diye fısıldadı bir ses usulca. Başladım yazmaya...
Elimde, sırf kendim
seviyorum diye, bir kutu kadayıfla, Sevgili Emrah Çoruh’un evinde aldım
soluğu bir akşam. İçeri adımımı atar atmaz, Alice Harikalar Diyarında’nın
İstanbul versiyonunda esas kızı oynayacağımı hissettim. Emrah, her zamanki
nezaketi ve güleryüzüyle buyur etti beni o gizemli mabede; dört tarafını
Elvis’le donattığı küçük müzik odasında, koskocaman bir dünya keşfettim ben
o akşam, orada. Soracak sorum, yazacak tek cümlem yoktu. Emrah Elvis’i
anlatıyordu; filmlerle, şarkılarla, fotoğraflarla, yıllarca adanmışlıkla.
Nefes almadan dinliyordum. Yokluktan gelen bir adamla, ona hayran, yoktan
var etmiş başka bir adamın hikayesiydi beni büyüleyen...
Röportaj:
Buse
Doğan
Buse:
Elvis Presley’den kısaca bahseder misin lütfen?
Emrah:
Yüzyılın sanatçısı seçilen Elvis’in dolu dolu geçen hayatını birkaç satıra
sıdırmak mümkün değil tabii.
Elvis Presley, 8 Ocak
1935 tarihinde Tupelo Missisippi’de dünyaya geldi. Küçük yaşlardan itibaren
müziğe büyük ilgi duyan Elvis, ailesi ile birlikte gittiği kiliselerde dini
şarkılar söylüyordu. Yıllar sonra büyük şöhrete sahip bir şarkıcı olduğunda
o günleri anlatırken, tüm kilise şarkılarını ezbere bildiğini söylemişti.
11. doğum gününde hediye edilen gitar ile şarkıcılık hevesi büsbütün arttı.
1945 yılında Alabama
Fairy Dairy Show’da ‘Old Shep’ ile ikincilik ödülü kazandı. 1948’de Presley
ailesi Memphis’e taşındı. 1953 senesinde Humes High School’u bitiren Elvis
Presley, Crown Electric şirketinde şoför olarak çalışmaya başladı.
Memphis’te kendi plağını doldurma imkanı sağlayan Sun Plak Şirketi, Elvis’in
dikkatini çekmişti. İlk kaydı annesi için yaptığı ‘My Happiness’ oldu.
Şirketin sahibi Sam Philips’in desteği ile Elvis, 1954 yılı 5 Temmuz’unda
bir “rhythm and blues” şarkısı olan “That’s All Right”ı kaydetti. Şarkıyı
radyoda çalan DJ Dewey Philips, Elvis’i kitlelere ulaştıran ilk kişi oldu.
Ancak yine de şöhretini arttırmak için daha büyük bir firmaya gereksinimi
vardı. Beklenen fırsat 1955 yılında geldi ve 35 bin dolara RCA firmasına
geçti. Bu dönemde Atlantic Plak’ın sahibi Ahmet Ertegün, Elvis’i transfer
etmek istemiş ancak bunu başaramamıştı.
1956 yılı ile birlikte
Elvis Presley’in ünü hızla yayıldı. Ocak ayında RCA için yapılan ilk
kayıtlardan sonra 28 Ocak’ta ulusal yayın yapan bir televizyon ekranında ilk
defa göründü. ‘Heartbreak Hotel’i söyleyen Elvis, cezbeden dansı ve
hareketleri ile çığır açtı. Peşpeşe gelen televizyon şovlarının ardından
1956 ağustosunda ilk filmi ‘Love Me Tender’ için kamera karşısına geçti. ABD
televizyonlarının en beğenilen programlarından ‘Ed Sullivan Show’da iki kez
boy gösterdi. Yılsonuna gelindiğinde Elvis ile ilgili her şey çılgınca
satılıyor, plaklarını bulabilmek mesele oluyor, her gittiği yerde inanılmaz
ilgi ile karşılanıyordu.
1957’ye
iki film sığdıran Elvis, bunun yanı sıra konserlere yoğun biçimde devam
etti. O sene ABD dışındaki tek konserini Kanada’da verdi. Ertesi yıl ise
Elvis’in yaşamını değiştirecek iki olay yaşandı. Tüm dünyayı şok eden bir
kararla askere alındı. Texas Fort Hood’da başladığı askerlik görevi
sırasında annesi Gladys hastalandı. 14 Ağustos 1958 tarihinde de yaşama veda
etti. Annesine çok düşkün olan Elvis için bu ölüm büyük bir darbeydi. Eylül
ayında ise askerlik
hizmetinin geri kalan kısmı için Almanya’ya gönderildi.
Burada gelecek yıllarda yaşamını birleştireceği Almanya’da görevli bir
subayın üvey kızı olan Priscilla Beaulieu ile tanıştı. Oldukça zorlu
koşullarda askerlik yaptıktan sonra 3 Mart 1960 tarihinde terhis oldu.
Elvis’in Amerika’ya
dönüşü çok görkemli oldu. Hayranları tarafından büyük ilgiyle karşılanan
Kral, yeni albümü için kayıtlar yaptı. Ünlü şarkıcı Frank Sinatra’nın
televizyon şovuna konuk oldu. ‘G.I. Blues’ ile de film setlerine dönüş
yaptı. Yine eskisi gibi yoğun bir çalışma temposuna giren Kral, 1961 ile
birlikte yavaş yavaş sinema çalışmalarına ağırlık vermeye başladı. O yıl
şubatta Memphis’te, Mart’ta Hawaii’de verdiği konserlerden sonra sahnelerden
çekildi. 1962 senesinde ‘Girls Girls Girls’, ‘Kid Galahad’ gibi filmleri ile
seyirci ile buluştu. Elvis’i artık sinema dışında görmek zordu. 1963 yılında
28 yaşına giren Elvis, mayıs ayında film dışı kayıtlar gerçekleştirdi. Ancak
ağırlık yine sinemadaydı. O yılın en çok kazanan erkek sinema yıldızları
arasında ismi üst sıralarda yer aldı. 1964 yılında tüm dünyada ‘Beatles’
ağırlığını iyice
hissettirmeye başladı. Elvis Presley ise o yıl ‘Roustabout’,
‘Kissin Cousins’ ile beyazperdede göründü. 1965’te ‘Beatles’ ile buluştu.
İki efsanenin bir araya gelmesi büyük bir olaydı. 1966 yılında artık film
dışı çalışmalara biraz daha fazla yer vermek isteyen Elvis, mayıs ayında
ağırlıklı olarak gospel şarkıları olmak üzere kayıtlar gerçekleştirdi.
1967 senesinde piyasaya
çıkan ‘How Great Thou Art’ adlı gospel albümü Elvis’e Grammy ödülü
kazandırdı. 1 Mayıs’ta ise 1959’dan beri arkadaşlığını sürdürdüğü Priscilla
ile evlendi. 1 Şubat 1968’de kızı Lisa Marie dünyaya geldi.
1969 yılı Ocak ve Şubat
ayında on dört yıl aradan sonra Memphis’te stüdyoya giren Elvis Presley, iki
başarılı albüm çıkardı. Aynı yılın Mart ayında son filmi ‘Change Of Habit’i
çekti. 31 Temmuz’da Las Vegas International Hotel’de 8 yıl sonra ilk
konserini gerçekleştirdi. 1970 yılı yaz ayında ilk dokümanter filmi olan
‘That’s The Way It Is’ çekildi. Eylül’de ise 1957’den sonra ilk turnesine
çıkan Elvis Presley, 1971 yılında Amerika’nın en başarılı kişilerine verilen
‘Bing Crosby’ ödülüne layık görüldü. Mayıs 1971 yılında yapılan gospel
kayıtları ile ertesi sene yayınlanan ‘He Touched Me’ plağı Elvis’e ikinci
Grammy Ödülü’nü kazandırdı. Elvis, Temmuz 1971’de Lake Tahoe’da konserlere
başladı. 1971’in sonunda karısı Priscilla’nın evi terketmesi ise Kral’a
büyük şok oldu.
1972 yılı nisan ayında
bir başka konser filmi olan ‘Elvis On Tour’ çekildi. Film ertesi sene Altın
Küre ödülü kazandı. Haziranda kariyerinde ilk kez New York’ta konsere çıkan
Elvis, Madison Square Garden’da üç gün boyunca dört konserde toplam seksen
bin kişiye seslendi. 1972’de Priscilla’dan sonra en uzun ilişkisini yaşadığı
Linda Thompson ile tanıştı. 1973 yılı 14 Ocak tarihinde ‘Aloha From Hawaii’
şovu ile uydu aracılığı ile 40 ülkeden naklen yayınlanan konserini
gerçekleştirdi. 9 Ekim 1973 tarihinde ise Priscilla ile resmen boşanan
Elvis, aralıkta Stax Stüdyoları’nda yeni kayıtlar gerçekleştirdi. 16 Mart
1974’de Memphis’te on üç sene sonra ilk şovuna çıkan Elvis Presley, 20
Mart’ta aynı yerde verdiği konserde söylediği ‘How Great Thou Art’ ile bir
Grammy daha kazandı. 8 Ocak 1975’te 40 yaşına giren Elvis, sağlık sorunları
ile de boğuşmaya başladı. İki kez
hastaneye yatan Kral, Mart ayında ‘Today’
albümü için stüdyoya girdi. 31 Aralık 1975 tarihinde Pontiac Michigan’da
verdiği yeni yıl konseri ise 62.000 hayranı tarafından izlendi.
1976 yılı konser ve
turneler açısından çok yoğun bir döneme rastladı. Şubatta bu kez Graceland’da yeni albümünün kayıtlarını gerçekleştiren Elvis Presley,
sağlığı elvermemesine karşın kısa aralıklarla çok sayıda turneye çıktı.
Mayıs ayında son defa Lake Tahoe’de program gerçekleştirdi. On dört şovdan
oluşan gösteri kapalı gişe olarak gerçekleşti. Ekim’de ise yaşamının son
kayıtlarını yine Graceland’da yaptı. Kasımda Ginger Alden ile birlikte
olmaya başladı. Aralık ayında Las Vegas’ta son konserlerini verdikten sonra
31 Aralık’ta bu kez Pittsburg’da hayranlarının karşısına çıktı.
1977 yılı şubatı ile
birlikte yeni turnelere çıkan Elvis, o dönemde yapılması planlanan yeni
albüm çalışmasını gerçekleştirmedi. Mart, Nisan, Mayıs ayları birbiri ardına
verilen konserlerle geçti. Yeni çalışma yapılmayınca RCA, 1976 yılı
kayıtlarının yanı sıra ve konser şarkılarını da içeren albümü ‘Moody Blue’yu
yayınlandı. Bu arada 1 Haziran’da Elvis’in CBS Televizyonu’nda yeni bir
şovunun yayınlanacağı ilan edildi. Bu program Elvis’in haziran turnesinden
görüntüler içerecekti. Çekimler 19 ve 21 Haziran tarihlerinde yapıldı. 26
Haziran 1977’de Indianapolis’te kariyerinin son konserine çıktı. Elvis, 31
Temmuz 1969 tarihinden son şovuna dek 1126 konser verdi. Yeni turne 17
Ağustos 1977 tarihinde Portland kentinden başlayacaktı. Ancak 16 Ağustos
1977’de Graceland’ın banyosunda kız arkadaşı Ginger Alden tarafından yerde
yatar halde bulundu. Hastaneye kaldırılan Elvis yaşama döndürülemedi. Bütün
dünyayı şoke eden ölümün ardından Elvis, Forest Hill Mezarlığı’na annesinin
yanına defnedildi. 2 Ekim 1977 tarihinde ise annesinin naaşı ile birlikte
mezarı Graceland’a nakledildi. 3 Ekim 1977’de Elvis’in son turnesini
kapsayan ‘Elvis In Concert’ programı CBS Televizyonu’nda yayınlandı.
Buse:
“Hızlı yaşa, genç öl” desene... Şu ana kadar Elvis’in sadece bilindik
şarkılarını dinlemişim meğer. Şimdi fark ediyorum ki, değişik pek çok tarzda
söylemiş.
Emrah:
Elvis için ‘tek tarzdan’ bahsedemeyiz. Çünkü Elvis, rap hariç (onun
zamanında rap müzik yoktu) her tarzı okumuştur. Sesinin tınısıyla alakalı,
Tanrısal birşey. Daha önce de bahsettiğim gibi, gospel (ilahi) melodilerine
aşinadır. Ayrıca, Blues ve Country müziğinden de etkilenir. Ve biz onu,
Rock’N Roll Kralı olarak biliriz ;)
Buse:
“Elektronik müzik iyi ki 50’lerde icat edilmemiş” demek geçti içimden
:)
Emrah:
Yeni nesil müzikte duygu yok. Şimdiki kayıtlar dijital kayıt. Oysa Elvis’in
kayıtlarına baktığımızda, arkasında orkestrası, şarkıyı hissedebilmek için
stüdyoda gece yarısı yalın ayak “Are you lonesome tonight” söyleyen bir adam
görüyoruz; şakaları, hataları ve tüm gerçekliğiyle.
Buse:
Elvis’i her yaş grubu dinliyor. Bu da ayrı bir özelliği olsa gerek.
Emrah:
Elvis, müzik seven herkese hitap eden bir sanatçı. Dinledikçe, dinleyiciyle
Elvis arasında doğal bir bağ oluşuyor. O, kişinin hayatı boyunca, müzikal
tatminini sağlayabilecek güçte. Hakkında söylendiği üzere “Before anybody
did anything, Elvis did everything” (Henüz hiç kimse hiçbir şey yapmamışken,
Elvis her şeyi yapmıştı).
Buse:
Elvis’in hâlâ yaşadığına dair söylentiler var.
Emrah:
Bir kesim, Elvis’in kendi ölüm senaryosunu tasarladığını ve aslında
ölmediğini savunuyor ama bence öldü. Memphis’teki evi, Beyaz Saray’dan sonra
yıllık en çok ziyaret edilen ikinci mekan.
Buse:
Peki, neden Elvis?
Emrah:
Elvis bir yaşam biçimidir. Müziği, hayatta duruşu, felsefesi ve kültürüyle.
Nasıl ki ekmek ve su temel gıdalarsa, Elvis de benim için öyle. Tam 26
senedir ruhumu Elvis’le besliyorum ben ;)
Emrah Çoruh bir
koleksiyonerdir. Türkiye’de, müzik konusunda ve özellikle Elvis Presley
hakkında “yaşayan bir arşive” sahip tek koleksiyoner hem de. Elvis’le
Emrah’ın, her ikisinin de “E” harfiyle başlayan beş harfli isimleri dışında
başka ortak yönleri de var; tıpkı Elvis’in söylediği gibi “Music should be
something that makes you gotta move, inside or outside” (Müzik, sizi hem
içinizden, hem de dışınızdan hareket ettirecek birşey olmalıdır), ikisi de
hayatla dans ediyorlar ve “Henüz hiçkimse hiçbir şey yapmamışken, ikisi de
her şeyi yapmıştı”...
Emrah Çoruh kimdir?
1968 yılında, Erzurum’da
dünyaya gelmiştir. Evli ve bir çocuk babasıdır. Lisanslı bir sporcu, ödüllü
bir inşaat mühendisi, başarılı bir koleksiyoner olmasının yanı sıra ben,
onu, “Elvis’in yaşayan ruhu” olarak tanımlamayı tercih edeceğim...
Elvis Presley konser bileti:
Yeni turne 17 Ağustos 1977 tarihinde Portland kentinden başlayacaktı. Ancak 16 Ağustos
1977’de Graceland’ın banyosunda kız arkadaşı Ginger Alden tarafından yerde
yatar halde bulundu. Hastaneye kaldırılan Elvis yaşama döndürülemedi.
Video: Elvis
Presley, In The Ghetto (1970)
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Buse Doğan:
"Görsel İletişim Tasarımı yüksek lisansı
yapıyorum. Rakamsal düzlemde yirmi artı dokuz, spirituel
boyutta birkaç yüz yıldır süregelen yaşantımda folklor ve
voleybol oynadım, yüzdüm, mandolin ve gitar çaldım, yağlı
boya çalıştım, dergilerde yazı yazdım, saçlarımı turuncuya
boyattım, thaibox öğrendim, midye kabuğu topladım, Fransızca,
Ingilizce ve Italyanca konuştum, Reiki uyguladım, vakıf ve
kluplerde gönüllü çalıştım, kitap okudum, ahşap boyadım,
rüyalar gördüm, sevdim, sevilmedim, seveni sevemedim,
deja-vu’ler yaşadım, kedi besledim, motorsiklet kullandım,
normal davranmaya çalıştım, olmadı... Detaylı Bilgi