|
Yazar:
Buse Doğan
Kasım 2007
Gözlerini Gözlerimden Ayırma Hiç
Sen hayatının arkadaşı
olmamı teklif edene kadar;
Bir yolun iki farklı yönü
gibiydi öncem,
Gidişi ve dönüşü farkli
manzaralar içeren...
“Lezzetli
bir akşam yemeğinin üzerine içtiğim,
Sade Türk kahvesi keyfim
gibisin” diyorsun.
Ve bana, aşka inanıp,
inanmadığımı soruyorsun.
“İnandığım tek birşey
var; o da sensin”...
Gel, sen inandır beni
aşka.
Ve ben, seni yaşatayım
şiirlerde, dualarda, şarkılarda.
Aklımda, kalbimde,
günümde, gecemde, her an, her yerde benimlesin.
Bazen sözcükler silik
kalır hislerin gölgesinde.
Anlatmak istersin,
saatlerce ve herkese.
Öyle birşeysin sen;
Çok eskilerden tanışık,
kendilerine özgü kadim bir lisanı olan iki yaşlı ruhuz seninle.
Bu uzun dünyevi gidişatın
aksine,
Kısacık bir zamanda
sevdim seni; hesapsız ve keyifle.
Sen yokken,
Ben…
Bu sehirde kendimi,
Perdeler kapanınca
gölgede kalan yağlı boya tablolar gibi hissediyorum.
Renkli,
Pırıltılı,
Ama
içe dönük…
Ve sen uzaktayken;
Kırkikindi yağmurları
iniyor vakitsizce,
Sevginle sımsıcacık
yüreğime.
Öyle beklemiş ve öyle
dilemişim ki seni,
Yalnızlığım bile yarım
sanki sensizliğimde.
Serin bir sonbahar
geceyarısı sokak ortasında kalakalan,
Rengarenk ama suskun bir
çocuk parkının,
Zincirlerinden boşanıp,
rüzgarla avunan salıncağı gibi,
Ağlamaklı bitiyor gece.
Hiç gitme...
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Buse Doğan:
"Görsel İletişim Tasarımı yüksek lisansı
yapıyorum. Rakamsal düzlemde yirmi artı dokuz, spirituel
boyutta birkaç yüz yıldır süregelen yaşantımda folklor ve
voleybol oynadım, yüzdüm, mandolin ve gitar çaldım, yağlı
boya çalıştım, dergilerde yazı yazdım, saçlarımı turuncuya
boyattım, thaibox öğrendim, midye kabuğu topladım, Fransızca,
Ingilizce ve Italyanca konuştum, Reiki uyguladım, vakıf ve
kluplerde gönüllü çalıştım, kitap okudum, ahşap boyadım,
rüyalar gördüm, sevdim, sevilmedim, seveni sevemedim,
deja-vu’ler yaşadım, kedi besledim, motorsiklet kullandım,
normal davranmaya çalıştım, olmadı...
Detaylı Bilgi
|