Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Buse Dogan

Pembe Hayatın Kaldırım Serçesi

“Edith Piaf” 

İnsan bazen bazı şeyler hiç bitmeyecekmiş zannediyor. Sonra, hiç umulmadık bir anda bir ses, bir nefes kulağınıza öyle bir şey fısıldıyor ki, ruhunuz çok eskilere uzanıp, ince bir sızı hissediveriyor. Sözcükler, tanıdık ifadeler dilinizin ucuna kadar geliyor da, yutkunmak tek çare oluyor. Derin bir yalnızlık çöküyor  üzerinize. Öyle serin, öyle doğal ki, ancak tüm içinizi kapladığında ürperiyor yüreğiniz. Ve sonra, uzaklarda bırakılmış ne kadar melodi varsa hep bir ağızdan çınlıyor kulaklarınızda. Kalbiniz, denizden yeni çıkarılıp, kızgın kumlara bırakılmış denizyıldızı misali, tekrar denize dönüp, kuruyan parçalarını onarabilme umuduyla çırpınıyor. Tekrar o derin sessizlik... Ve asla duyulmayacak, hazin bir haykırış... Denizyıldızlarını seviyorum; kopan parçalarını kendileri onardıkları için. Tıpkı güçlü ama yalnız insanlar gibi. Tıpkı Edith Piaf gibi... 

Otuz dört numara ayakkabı giyen, izleyicilerinin karşısına siyah sade bir elbiseyle çıkmayı tercih eden, yüz kırk yedi santimetrelik bir bedendir Edith Giovanna Gassion. 1915 yılında Paris’in Belleville Sokağı’nda, bir kaldırım üzerinde doğduğu söylenir. Yirmi yıl sonra, adının sonuna Fransızca’da “serçe” anlamına gelen “Piaf’ eklenecek ve Padam Padam’ı söylerken, başlayıp bitiremediği ve şarkının ortasında yere yığıldığı o sahnede her şeyi çok güzel özetlediği gibi, 1963’te Cannes’da kanserden vefat edene dek yükselişi ve düşüşü, yaşamı ve ölümü, mutluluğu ve acıyı, başlangıcı ve sonu temsil edecektir.  

Kısacık hayatının kısacık bir dönemine dört trafik kazası, yedi ameliyat, üç karaciğer krizi, iki sinir nöbeti, dört morfin krizi sığdıran, öldüğünde otuz kg. olan, kilisenin günahkar olarak niteleyip cenaze töreni yapmadığı ama kırk bin seveninin katılımıyla tarihin en görkemli törenlerinden birinin gerçekleşmesini sağlayan, müthiş bir kadın, müthiş bir ses, müthiş bir öyküdür Piaf.  

Ve o öykü şimdi sinemalarda gösterimde. Dünya Savaşı’na, aşklara, yoksulluğa, ölüme, şöhrete, kısaca “hayata” daima mizahla yaklaşmış, röportajlarında sıkça sorulan sorulara metanetle “Ben hep, herşeyi sonuna dek, sevgiyle yaşamayı seçtim. Ölüm benim için ürkütücü birşey değil. Ben ancak, şarkı söyleyemediğim zaman ölürüm” yanıtını vermiş, sesi ruhunuzda derin yankılar uyandıran, gözleri hüzün mavisi bir “Kaldırım Serçesi”nin öyküsünü mutlaka seyretmenizi öneririm. Benim çocukluğumun yeni öğrenmeye başladığım Fransızcasının ve o zamanlar sadece hayalini kurabildiğim Paris’inin sesiydi o. Yıllar sonra, yağmurlu bir bahar gününde hayalimin sokaklarında yürürken, ruhum onunkiyle buluşmuştu. Piaf kokan yağmurlu havada daha bir romantiktir Paris. Benim gibi, romantizmi ancak bazı duraklarda, göz ucuyla yakalayabilmiş kimseler için bile romantiktir. Bu aşk ve hüzün dolu şehrin 17.yüzyıl kadınlarının bir örnek ve özenle taranmış saçlarına benzeyen Arnavut kaldırımlı sokaklarının derinliklerine teslim olmuş, aromalı bir Fransız kahvesi yudumlarken ruhumla dertleşip,  “yaşanan herşeye rağmen, hepsini iyi ki yaşamışım” dediğimi anımsıyorum. Son deminde Piaf’ın, Olympia sahnesinde, ömrünün hesabını kapatırcasına söylediği gibi;

“Hayır! Gereksiz hiçbir şeyi, hiçbir şeyi dert etmem

Ödenmiş, silinmiş, unutulmuş geçmiş beni ilgilendirmez

Hatıralarımla yaktım ateşi

Acılarım, zevklerim... Artık onlara ihtiyacım yok

Bütün aşklar süpürülmüş, duygu çalkantılarıyla sonsuza kadar süpürülmüş

Sıfırdan başlarım

Ne bana yapılan iyilik ne de kötülük benim için fark etmez.

Hayır! Gereksiz hiçbir şeyi, hiçbir şeyi dert etmem

Çünkü hayatım, çünkü zevklerim bugün seninle başlar”

(Non, Je Ne Regrette Rien) 

Piaf gibi her devrin sanatçılarının öyküleri otobiyografi olmakla kalmaz, zamanın o dönemine de tanıklık ederler. Attila İlhan bir yazısında “Piaf'ın ölmesi gerçekte, kıyısından köşesinden bizim de tanıdığımız eski bir Fransa'nın ölmesi demekti” der. Filmin yönetmeni Olivier Dahan bu noktada harikalar yaratmış; 48 yıllık bir ömrü ve 20. yüzyıl Fransa’sını, vurucu hiçbir detayı atlamadan ve kronolojiye teslim etmeden 140 dakikalık bir perdeye aktarmayı başarmış. Kostümler, dekorlar, müzikler...herşey özenle seçilmiş. Ve elbette oyuncular. Fransız sinemasının duayeni Gérard Depardieu olmazsa olmazdı bu filmde. Edith Piaf kimliğine bürünen Marion Cotillard’ın ise Oscar’a aday gösterilmesi gerektiği kanısındayım. 

Bence bu haftasonu sizi Paris’e uçuracak, ruhunuzu “Milord”un, “La Vie en Rose”un, “Padam Padam”ın büyülü melodileriyle okşayacak bir sinema bileti ısmarlayın kendinize. "Sağlığınız bozuluyor, biraz daha sakin yaşayın" diyenlere "Ekonomiye inanmam. Ne işte, ne aşkta, ne de parada. İnansaydım böyle şarkı söyleyebilir miydim?" yanıtını veren meşhur ve minicik bir kadının öyküsünü gözü yaşlı seyrederken, sizin de içinizden "Hayır, hiçbir sey için pişman değilim” diyebilmenizi dilerim... 


KALDIRIM SERÇESİ  (La Mome)

Yönetmen: Olivier Dahan

Senaryo: O. Dahan, Isabelle Sobelman

Görüntü: Tetsuo Magata

Müzik: Christopher Gunning

Oyuncular: Marion Cotillard, Sylvie Testud, Pascal Greggory, Emmanuelle Seigner, Jean-Paul Rouve, Gerard Depardieu

 


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Buse Doğan: "Görsel İletişim Tasarımı yüksek lisansı yapıyorum. Rakamsal düzlemde yirmi artı dokuz, spirituel boyutta birkaç yüz yıldır süregelen yaşantımda folklor ve voleybol oynadım, yüzdüm, mandolin ve gitar çaldım, yağlı boya çalıştım, dergilerde yazı yazdım, saçlarımı turuncuya boyattım, thaibox öğrendim, midye kabuğu topladım, Fransızca, Ingilizce ve Italyanca konuştum, Reiki uyguladım, vakıf ve kluplerde gönüllü çalıştım, kitap okudum, ahşap boyadım, rüyalar gördüm, sevdim, sevilmedim, seveni sevemedim, deja-vu’ler yaşadım, kedi besledim, motorsiklet kullandım, normal davranmaya çalıştım, olmadı...

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

“Hippie”ler Yeniden Doğuyor


Heykellerin Üstadı


Suların Çekilmesiyle Gelecek Kıyamet


Nazca Çizgilerinin Sırrı


Kadının Adı


'Engel'lenemeyen Çocuklar


Pembe Hayatın Kaldırım Serçesi


Gençlik ve Ergenlik Şeytanları


Yeni Dünya Düzeni ve Terörizm


BDönmesi Hayatı Zorlaştırıyor


Anti-Yaşlanmanın Vitaminleri


Beyin Sağlığı İçin Öneriler 


Kelaynaklar Göç Yolunda


Yüzylların Uyuyan  ilçesi: Lice


Her Şeyin Teorisi Bir Mi?


Atatürk’ten Öğrendiğim Bir Şey Var


Hala, Her Yerde, Dönüyorsun...


Dijital Magandalık 


Gömürgen’de 14 Gönüllüyüz! 


"The Secret" Hatalarına Çok Yönlü Bir Bakış


Alfred Adler, İnsan Çabalarının Temeli; Yetersizlik Duyguları


Tanıdık Yabancı

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Melda Güngül

Özgürlük İllüzyonu


Hale Karaarslan

Özgür İnsan Olmak


Can Duman

Doğru Kalemin Yazdığı Yanlış Yazılar 


Hale Karaarslan 

Sevgide Yok Olmak 


Meliha Başal

Küçük Sevinçlerimizi Kaybettik


Didem Çivici

Hu


Tuğçe Karaarslan

Dört Gün


Rüya Yüksel

Evren Boşlukları Sevmez


Eray Çetinkaya

Bu Ego’yu Sevsek Mi? 


Asu Sanem Kaya

Tanrı; Bir de Yaşamdır, Yaşam; Bir de Tanrıdır


Didem Çivici

Mor Yağmur 


Nilgün Doğan

Düşlerimdeki Yaşam - III


Burcu Akar

İçimizdeki Bizden Sesler


Didem Çivici 

Özlem


Gürhan Faik Yeğit

Biraz da Tabiatı Sevmeyi Öğrenelim

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11