|
Haber ve Röportaj: Buse
Doğan
Kültür ve Sanat Haberleri, İstanbul - Nisan 2008
Camlara Sevdalı Bir Can
Küllerinden yeniden doğmuş, yaşama kök salmış, güçlü ve pırıltılı bir ruh,
enerjisini cama yansıtırsa, ne olur?
Biz Şebnem’le bu
röportajı, onun çok sevdiği Bodrum’da gerçekleştirdik. O’ndan önce hayat
nasıldı, hatırlamıyorum... Onunla öyle renkli, dopdolu, çılgın ve öyle
hatırlanmaya değer ki, öncesi siyah beyaz eski bir film gibi... Şebnem
Erçelik, dostlarının deyimiyle Shibu, yüreğini camda eritti, cam dile geldi,
emek yemek süsledi bizi...
Röportaj:
Buse:
Takı işine başlaman nasıl oldu?
Şebnem:
Kurumsal iş yaşantıma ara verip, kendi içime döndüğüm bir dönemdi. Renkli ve
beni mutlu edecek bir şeye odaklanmak istedim. Takıya merakım hep vardı;
elimdeki takıları bozup, baştan yapardım. O dönem, cam atölyesi araştırdım.
Görünenin ötesinde, kendim bir şeyler yaratıp, sunmalıydım.
Buse:
Cam atölyesinde eğitimin ne kadar sürdü?
Şebnem:
Esasında bir yıl sürdü. Sonraki iki yıl da sadece atölye çalışmalarına
katıldım.
Buse:
Ne tür cam boncuklar yapıyorsun?
Şebnem:
Klasik boncukları sevmediğimi fark ettim. Nazar boncuğu ve baykuş gözü
dediğimiz çok sade, bakınca iç ferahlatan ama yapımı zor bir tür boncuk
yapmayı seviyorum.
Buse:
Nazara inanıyorsun bu durumda ;)
Şebnem:
Çok inanıyorum. Çatlayan nazarlıklarımı toprağa gömüyorum.
Buse:
Cam yaparken ne hissediyorsun?
Şebnem:
Cam çok ilginç bir madde. Gözlerine gözlük takıyorsun; hem kendini korumak,
hem kendini katmak zorundasın. Ben cam çalışırken müzik dinlemeyi seviyorum
çünki kafanı kafanı boşaltıp, cama konsantre olman lazım. Aksi halde cam
çatlar, kayar, sonuç vermez. Tıpkı insanın, kendi hayatına odaklanması ve
engelleri elemesi gerektiği gibi.
Buse:
Tasarımlarından bahseder misin biraz?
Şebnem:
Kolye tasarlıyorum ben. Deniz renklerini kullanmayı seviyorum; maviler,
yeşiller. Şeffaf camlar ve doğal taşlar içimi açıyor. Ayrıca doğal taşların
herbirinin kendine özel gücü var. Tene değdiğinde şans açan, ağrı dindiren,
sakinleştiren vs. Ben en çok, parlak ve derin olduğu için mor quartz
seviyorum.
Buse:
Tasarımlarını sergiliyor musun?
Şebnem:
Birkaç kermese katıldım. Televizyonda logom görülüyor. En son Paris’te Eclat
de Monde Fuarı’ndaydım. Orada, nazar boncukları çok ilgi çekti. Hemen her
üründen sadece bir tane yapıyorum; müşterilerim, kullandıkları takının
kendilerine özel olduğunun zevkini yaşıyorlar. Aynı zevki kendim de
yaşadığım ve satmaktan çok, takmak için ürettiğimden dolayı, bazı parçaların
satılmasına üzüldüğüm oluyor ;)
Buse:
İleriye yönelik planların neler?
Şebnem:
Bodrum’a yerleşip, cam atölyesi kurmayı ve insanlara camı sevdirmeyi
planlıyorum. Yabancı turistlere bizim kültürümüzü anlatmak istiyorum.
Ticaret değil amacım; ben, sevgiyi paylaşmak istiyorum. Camı başkası satsın;
ben, yaratayım.
Buse:
Camın sana kattığı en önemli şeyler neler?
Şebnem:
Sabır. Uyum. Mükemmeliyetçi olmamak ve kalıpların dışında yaratabilmek.
Nasıl ki camın yaşı ve cinsiyeti yok, nasıl ki cam soğuk görünür ama içi
sıcaktır, hayatla öyle dans etmeyi öğrendim ben de.
Hadi tıklayın!
http://www.shibudesign.com/
Takın, takıştırın.
Hayatınıza renk ve cam katın!
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Buse Doğan:
"Görsel İletişim Tasarımı yüksek lisansı
yapıyorum. Rakamsal düzlemde yirmi artı dokuz, spirituel
boyutta birkaç yüz yıldır süregelen yaşantımda folklor ve
voleybol oynadım, yüzdüm, mandolin ve gitar çaldım, yağlı
boya çalıştım, dergilerde yazı yazdım, saçlarımı turuncuya
boyattım, thaibox öğrendim, midye kabuğu topladım, Fransızca,
Ingilizce ve Italyanca konuştum, Reiki uyguladım, vakıf ve
kluplerde gönüllü çalıştım, kitap okudum, ahşap boyadım,
rüyalar gördüm, sevdim, sevilmedim, seveni sevemedim,
deja-vu’ler yaşadım, kedi besledim, motorsiklet kullandım,
normal davranmaya çalıştım, olmadı...
Detaylı Bilgi
|