|
Yazar:
Burcu Özgeçen
– Mayıs 2008
Yol
Öğreti sevgi ve yaratım…
‘Evet’, alan bir kelimedir. Biz nereden alırız? Bizi bizden ayıran nedir?
Ayırmamak nedir? Birlik duygusu akmak ve bir eğilim olduğunu görmek...

Sen bir bilgi ve sevgi
parçasısın. Sistemler ve yaratımlar ortasında kendini ifade etmek için
seçimler yaparken neleri yargılamaktasın? Yargı içinde. Öğretileri ve
kendimizi yargılıyoruz. Aslında konulan sınırları dışarıda arıyoruz o
anlarda. ‘Ben öyle inandım’ı unutup… İnanç bizim gücümüzü yüklediğimiz bir
vagon gibi… O vagonun nereye gitmesini seçtiysek o oraya gidecek. Çünkü
yaratan biziz. Ve aslında sistemleri farkındalıkla keşfederek ve bütünü
parçalara bölerek bunu nasıl yapacağımızı bulan da biziz. Oysa kendimizi
keşfediyoruz. Diyorum ki evet kapı içeriden açılıyor. Ama diyorum ki aslında
kapı yok. Çünkü şu an öyle hissediyorum ki kapının içeriden açıldığı bilgisi
bize bizim kapıyı dışarıda aramamızdan ötürü gönderildi. Yani denge için.
Biz sadece içeride isek dışarısı, sadece dışarıdaysak içerisi… Peki, biz
neyiz? İçerisi mi, dışarısı mı? Yoksa hiçlikteki seçim ve o an mı? Akmak
bana en güzel gelen… Ama akarken yaratarak öğrenmek… Çünkü buraya oynamak
için geldik. Ve oynarken şunu unutmamak gerektiği inancındayım; yürüdüğünüz
yoldan yürümeyenleri yargılamayın. Ama farkındalık geldiğinde içinizdeki
tanrıyı tutmayın. Bırakın aksın ve siz karşınızdaki ile yüzleşin, ona da
sizinle yüzleşme fırsatı verin. Çünkü sizler Evren’in o an’ısınız. O an
olmak için hem var olduğumuzu, hem yok olduğumuzu bilmek gerekir. İşte bu
bir seçimdir. Özgür irade... Ve hiçlik. Hiçlik… Hiçlik… Hiçlik…
Fotoğraf: Burcu Özgeçen. |