|
Yazar: Burcu
Akar
Yazabilmek
Adına
Yazmak; özgürlüktür. Yazan kişi; kendini
bir kalemin ucundan çıkacaklara teslim ediyormuş gibi görünse de aslında;
yazdığı yazılar esaretin delinişidir. Düşüncelerin dile geldiği, bedene
büründüğü, kana cana kavuştuğu tek güçtür. Yazan kişi; her neyi ya da kimi
anlatıyor olursa olsun; aslında kalemiyle hayat bulan sadece kendi
düşüncelerinin yansımasıdır. İnsan neyi ya da kimi düşünüyor olursa olsun,
kâğıda dökülenler sadece gerçekliktir, içsel bir rahatlamadır. En içinden
çıkılmaz anlarda yazılan birkaç satır yazı, umuda giden yola en kestirme
çıkıştır. İçte saklanan dışa vurulmayan, inkâr edilen her duygu, günün
birinde mutlak bir mutasyona mahkûmdur. Artık geriye ummak kalır, mutasyona
uğramış köklenmiş duygu zarar vermese keşke diye. El altında, hazırda
tutulabilecek bir kalem ve bir kâğıtla, insan hayatı çok kolay kılınabilir.
Zoru yaşamak mıdır zor olan, yoksa kolayı görmek mi?
Yazmak,
insanın sesini hiç ummadığı kadar gür çıkmasına sebep olan bir araçtır. En
umulmadık uzaklıklardan; kendi kalem rengine benzer sesler duyar insan,
aynı duyurduğu gibi. Yazan kişi, yazdıkların da; ben buraydım, ben de
buradayım demenin verdiği özgüvenle hayata bakış açısını olması gereken yere
çevirmeyi başarandır. Belki olanı kabullenmektir paylaşılan duygularla,
belki de olanı kabullenmemektir kurulan cümlelerle. Yazmak paylaşmaktır;
yaşanılanı paylaşmaktır. Sessizlikle yaşanılan ama yaşandıktan sonra, yaşama
potansiyeli olanlarla paylaşılmayan her bilgi, sessizliğin keskin bir
çığlığıdır. Aktarılacak olan en ufak bilgi; kim bilir kaç sessizliği yırtış
olacaktır.
Yazmak
sevmektir; kendine vakit ayırmaktır, kendine vakit ayırmayı sevmektir.
Yazmak kendi adına konuşabilmeyi öğrenirken aynı zamanda kendini tanımaktır.
Kendini; belki okuyana, belki de sadece kendine ifade edebilmek adına eline
geçirmiş olduğu en etkili fırsattır. En zoru da sanırım, insanın kendini
kendine ifade edebilmesidir. İnsan, kendine bile itiraf edemediklerini
yazarak, kendini anlamaya, kendini kendinden özgür kılmaya başlar.
Yazmak;
hafızaya yapılmış olan bir haksızlık olarak görünse de aslında,
hafızamızdakilerin elle tutulur en geçerli kanıtıdır. Göz görür, hafızaya
alır. El tutar, kalem arşivler. Hafıza nankördür, gördüğünün üstüne bir
yenisi eklenince hiç çekinmeden yeni geleni büyük bir heyecanla kabul edip,
öncekini, benzer bir olayla karşılaşıp ona hatırlatıncaya kadar, görünmez
tozlu raflara kaldırıverir. Hatırlamak, unutmamak adına; atılabilecek en
geri dönüşümsüz adımdır yazmak.
İŞTE BU YÜZDEN YAZAN KİŞİ ÖZGÜRDÜR, ÇÜNKÜ
KALEM ÖZGRÜLÜKTÜR.
Yolumuz sevgiyle açık olsun.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Burcu Akar,
1980, İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi Turizm
Otelcilik bölümünde öğrenim gördü. Staj için gittiği
Antalya’ya yerleşti. Sanat ve sporla ilgileniyor. Hayata
sadece doğmak, üremek ve ölmek üçlemesi için gelmediğine
inananıyor. Bunun üzerine yıllardır kitaplar okuyup,
araştırmalar yapıyor. Bu konuyla ilgili bir kitap yazıyor.
Detaylı Bilgi
|