|
Yazar:
Burcu Akar
Öz Enerji Sevgi
Her yazımda mutlaka
üstüne basa basa belirttiğim şeylerden bir tanesi de varoluş enerjimiz olan
sevgidir. Sevgi var olan en güçlü ve en büyük enerjidir. Sevgi var olan en
kutsal enerji, verdikçe çoğalan tek gerçekliktir. Çünkü sevgi; en büyük ve
en güçlü varlığın, öz enerjisidir. Bu yüzden çok kutsaldır, çok sadedir,
paylaşımı en kolay olandır. SEVGİNİN NE DİLE İHTİYACI VARDIR, NE DE BİR
ARACA ama anlaşılması en kolay olan anlatımdır.
Sevgi belki de, en büyük oyunumuzu sahnelediğimiz bu dünya oyunun tek
gerçeğidir. Çünkü SEVGİ TANRI (ALLAH, YARADAN, RAB) ENERJİSİDİR. Sevgi O’
nunla tam anlamıyla bir ve bütündür. Ve O‘nun var ettikleri de sevgiyle bir
ve bütündür. O’nun öz enerjisi (sevgi) ile yaratılmamış tek bir canlı ya da
cansız varlık yoktur. Bu yüzden 0’ndan varolan her şey bu kadar ihtişamlı,
kusursuz ve mükemmeldir. Çünkü var ettiği her şeyi kendinden, öz
enerjisiyle, kendindeki mükemmel sevgiyle var etmiştir. Hata yok, öfke yok,
kin yok, intikam yok, korku yok, şüphe yok, ayırım yok, sahiplenme yok,
kırgınlık yok; saygı var, özgürlük var, affedebilme gücü var = SEVGİ = TANRI
(ALLAH, YARADAN, RAB)
Gücümüz
Tanrısallığımızdandır, bizi yaradandır. O NE KADAR KUTSAL VE BÜYÜKSE,
VARETTİKLERİ DE O KADAR KUTSAL VE BÜYÜKTÜR. Ayırım yok, kibir yok, hor görme
yok = birlik ve bütünlük var = SEVGİ = TANRI (ALLAH, YARADAN, RAB ) = TÜM
ONDAN VAROLANLAR.
Bizler hep beraber bir
oyun yarattık. Özde ne olduğumuzu unutmadan ne olmadığımızı deneyimleme
oyunu başlattık. Asırlardır, belki de çok daha uzun bir zaman diliminde bize
yön gösterense, Tanrısallığımızdan gelen içimizdeki Sevgi rehberimizdir.
Bizi öze ulaştıracak olan sihirli anahtar. Çünkü Tanrı’ yı ( Allah’ı,
Yaradan’ı, Rab’bi) sevgi dışında hiçbir yerde bulamazsınız. Ama sadece saf
sevgide, öz sevgide. Bunu özellikle belirtmek istedim çünkü günümüz sevgi
anlayışında aranamayacak bir yerde Tanrı( Allah, Yaradan, Rab).
Özümüz
= sevgi = Tanrı(Allah, Yaradan, Rab)
Yaradılışımızdan beri ne
kadar zaman geçtiğini sayısal olarak net bilemesek de, oldukça uzun bir
zaman geçtiği belli. Biliniyor olsun ya da olmasın oldukça fazla uygarlık
var olmuş ve yok olmuş. Bu uygarlıkların oluşumu ve yok oluşları sırasında,
kimi zaman insanlık inişe geçmiş kimi zaman yükselmiş. Bu dönüşümlerde bir
çok bilginin üstü örtülmüş ya da unutulmaya yüz tutmuş. İnsanlık değiştikçe
bilgilerini de değiştirmiş. Tıpkı sevginin içeriğinin değişmesi gibi.
Günümüzde sevgi diyince
akla, sadece birkaç kişiyi kapsayan belki iki elin parmaklarının sayısını
geçmeyecek kadar az sayıda olan bize yakın insanlar aklımıza geliyor.
Günümüzde sevgi diyince;
sevdiğinizi sahiplenme güdüsü aklımıza geliyor,
Günümüzde sevgi diyince;
sevdiğimizin adına konuşma, onun adına karar verme hakkına sahip olma
hakkına sahip olduğumuz aklımıza geliyor.
Oysa ki;
O; Hepimizi eşit olarak
ayırım yapmadan sevmektedir. Ne yaptığımız, ne söylediğimiz, hangi dine
mensup olduğumuz ya da hangi dili, konuştuğumuz, hangi uygarlıktan önemli
değildir. O sadece bizi ( kendini ) gözlemlemekte, bizi izlemek de ve O’na
geri döndüğümüz zaman o ihtişamlı sevgisiyle bizleri kucaklamak üzere
özlemle beklemektedir. Müdahale etmez, olanı değiştirmeye çalışmaz. Ayırım
yapmak en büyük egolardandır.
O; bizim canlı ya da
cansız olduğumuza bakmadan zaten O’na ait olduğumuzu bildiği için, bizleri
burada özgür bırakmıştır. Biz yardım istemeden, asla müdahale etmeden
sabırla neler yapabildiğimizi ( yapabildiğini) gözlemlemektedir. Bizim
adımıza konuşmaz, bizim adımıza kararlar almaz, bizim adımıza adım atmaz. O
sadece BİZ İZİN VERİRSEK; kendi özgür irademizle adımıza konuşurken, kendi
özgür irademizle bir karar alırken, özgür irademizle attığımız her adımda
yine asla müdahale etmeden sadece sonsuz bir sevgisiyle destekler. Özgürlüğü
engellemek büyük bir egodur.
O’nun sevgisinde; O’na
inanmayanlara bile cezalandırma yoktur. Cezalandırma hakkını bile
varettiklerine bırakmıştır. O sadece bekler, karara ise saygı duyar. Dünya
da kendimize yarattığımız her türlü yaşam şartıyla bunu zaten kendimize
hakkıyla bizler veriyoruz. Müdahale etmez sadece bekler. İntikam duygusu
büyük bir egodur.
O’nun
sevgisinde; bizler yargılanmayız çünkü bize ve yaptıklarımıza saygı duyar,
bizi kendinden büyük görmez çünkü zaten O’ndan var olduğumuzu bildiği için
ne kadar mükemmel olduğumuzu da bilir. Kibir duygusu büyük bir egodur.
Tanrı’nın ( Allah’ın,
Yaradan’ını, Rabbın ) olduğu yerde ego, egonun olduğu yerde Tanrı (
Allah’ın, Yaradan’ını, Rabbın ) yoktur.
Tanrı’nın ( Allah’ın,
Yaradan’ın, Rabbın ) olduğu yerde sevgi, sevginin olduğu yerde Tanrı (
Allah’ın, Yaradan’ını, Rabbın ) vardır.
Küçük bir paragrafla bu
ayki yazımı tamamlayacağım. Unutmayın; EGOLARINDAN ARINMIŞ BİR GÖZLE BAKILAN
AYNADA TANRI’YI ( ALLAH’I, YARADAN’I, RABBI ) GÖRMEMEK OLANAKSIZDIR.
Küçük insanlar küçük
şeylerle uğraşır. Yargılar, kızar, kimin ne dediğini hep önemser. Küçük
insanlar küçük adımlar atıp, küçük cümleler kurarlar. Korkaktırlar,
güvensizdirler. Büyük insanlar büyük adımları küçükmüş gibi atıp büyük
mesafeler kaydederler. Büyük insanlar büyük cümleler kurup ardında büyük bir
cesaretle dururlar. Küçük insanlar, kendinden başka herkesi ve her şeyi
küçük görüp büyük olduklarını düşünürler. Büyük insanlar değerlerinin
farkındadırlar ve herkesi kendi gibi büyük görürler. Küçük insanlar sevgiyi
ararlar, büyük insanlar sevgiyi yayarlar. Küçük insanlar egolarına
yenilirler, büyük insanlar egoları önlerinde eğdirirler.
Yolumuz sevgiliye Açık
olsun!
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Burcu Akar,
1980, İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi Turizm
Otelcilik bölümünde öğrenim gördü. Staj için gittiği
Antalya’ya yerleşti. Sanat ve sporla ilgileniyor. Hayata
sadece doğmak, üremek ve ölmek üçlemesi için gelmediğine
inananıyor. Bunun üzerine yıllardır kitaplar okuyup,
araştırmalar yapıyor. Bu konuyla ilgili bir kitap yazıyor.
Detaylı Bilgi
|