|
Haber:
Burcu Akar
Sağlık
Haberleri, Antalya
Hastalıkların Ruhsal Sebepleri
Yaşam
kalitemizi düşüren en büyük faktörlerden biri sağlıksal sorunlarımızdır.
Kronik olsun olmasın vücudumuzda meydana gelen her türlü ağrı ya da acı;
devam süresine göre tüm hayatımızı olumsuz yönde etkiler.
Moralimiz bozulur,
dikkatimiz dağılır, sinirlerimiz gerilir, kısacası hayatımız çekilmez bir
hale gelir. Yaşantımızda başımıza gelen tüm olaylar gibi sağlıksal
sorunlarımız da tesadüfen meydana gelmez. Her sağlıksal sorunun mutlaka bir
nedeni vardır. Doğuştan gelen rahatsızlarımız dışındaki tüm sağlıksal
problemler, vücudumuzun bize karşı kullandığı, artık durmamız gerektiğini
hatırlatan uyarı sinyalleridir. Vücut, hangi dünyevi düşünce kalıbından
memnun değilse, o dünyevi düşünce kalıbını yansıtan organının işleyişini
yavaşlatmaya başlar. Kısacası her organın bağlı bulunduğu bir duygu
bağlantısı vardır. Dikkat edin lütfen, siz ne kadar mutlu ve huzurluysanız
vücudunuz da o kadar mutlu ve sağlıklıdır.
Siz
ne kadar huzursuz ve mutsuzsanız, vücudunuz da o kadar mutsuz ve
sağlıksızdır. Evrenin ilahi zinciri burada da kendini gösterir. Yaşadığınız
duygu sarsıntısına bağlı olan organ, mukavemetini kaybeder sorunsuz çalışan
bir saatin alışması gibi. Eğer ki saat hor kullanılırsa, bozulmalar baş
göstermeye başlar. Ve ne zaman ki tamir ettirip, saatinize itinayla
davranmaya başlarsanız her şey normale döner.
Başımıza gelen büyüklü
küçüklü kazalar, yaralanmalar, bereler de bizlere bedenimizin bir
ifadesidir. Unutmayın lütfen, ruhumuz olduğu kadar bedenimizde canlı bir
varlıktır. Ve doğal olmayan her türlü şeye tepki vermek de en doğal
hakkıdır.
Aşağıda sizlere birkaç
sağlıksal problemin nedenini anlatmaya çalıştım. Siz de var mı, yok mu ya da
kaç tane var bilemiyorum bu problemlerden. Ama lütfen karşılarında yazan
nedenleri dikkatlice okuyun. Ve lütfen kendinize dürüst olun. Bulduktan
sonra bu saati toparlamaya çalışacağız. Ama önemli olan kendinizi tanımanız.
Alerjiler:
Kime karşı alerjiniz var. Kendi gücünü yâdsıma, ( eğer ki biriyle
anlaşamadığınızı düşünüyorsanız ve bunu ciddi bir sorun haline
getirmişseniz, vücut kendini devreye sokar ve bu işin ne kadar ciddi
olduğunu size gösteriri)
İştahsızlık:
Kendi hayatından vazgeçme. Aşırı korku, kendinden nefret etme, kendini
reddetme. ( eğer ki hayata karşı büyük korkularınız varsa, bir de
kendinizden hoşnut değilseniz iştahınızın kesilmesi hiç de olasılık dışı bir
olay olmayacaktır)
AŞIRI
KİLO: Hayattan korkma. İncinme, aşağılanma, eleştiri veya cinsellikten
korunma ihtiyacı duyma, duygulardan kaçmak güvensizlik. Doyum arama.
ATEŞ: Yakıcı öfke.
(eğer ki öfkeyi hep uç noktalarda yaşayanlardansanız, bol bol hasta olmanız
ve ateşlenmeniz gayet normaldir)
Baş ağrısı:
kendini eleştirme, korku. Kendini muteber görmeme.
Baş dönmesi:
kararsız, dağınık düşünme. Dikkatle bakıp görmeyi reddetme.
Arpacık:
yaşama öfkeli gözlerle bakma. Birisine kızgınlık duyma. (eğer sabit birine
sürekli öfkeleniyorsanız, gözleriniz onun güzel yönlerini asla
görmeyecektir. Hangi gözünüzde arpacık çıktığı önemlidir. Sağ ise; erkek
enerji, sol ise; dişi enerjidir.)
Bayılma:
korku. Başa çıkamayıp bırakma. Geçici olarak bilincini yitirmek.
Unutkanlık:
korku, hayattan kaçış. Kendine sahip çıkamama.
Beyaz saç:
gerilim. Baskı altında olduğuna, fazla zorlandığına inanma.
Bademcik
iltihabı: korku, bastırılmış duygular.
Boğulmuş yaratıcılık, yapmak istediği şeyi yapamama.
BOĞAZ AĞRISI:
Kendini, kendi cümleleriyle ifade edememek. Yaratıcılığın kısıtlanması.
(lütfen takip edin, ne zaman ki bir şeye kızıp söyleyemezseniz, kendi
düşüncelerinizi kelimelere dökemezseniz ardından boğazınızın ağrıması gayet
normaldir. Kronik boğaz ağrıları olan insanlar kendilerini ifade edemeyen ve
hep içine atan insanlardır)
Boyun ağrısı:
Hayata bakış açısından esnek olamamak. İnatçılık. (eğer hayata esnek
bakamayanlardan, hep tek yönden bakanlardansanız boynunuzun ağrıması,
tutulması gayet normaldir.)
BRONŞİT: Huzursuz
bir aile ortamı. Tartışmalar ve bağrışma. Bazen sessiz sürtüşmeler.
Burun
akıntısı: içsel ağlama, içsel feryat.
Yardım isteme.
Burun kanaması:
tanınma, kabul edilme ihtiyacı hissetme. Sevgi isteme. Umursanmadığını
hissetme.
Burun tıkanıklığı:
kendi değerini kabullenememe.
DİŞETİ KANAMASI:
hayatında verdiği kararlardan memnun olmama.
EGZAMA: soluk
kesici kin. Zihinsel patlamalar.
GASTRİT: süregelen
belirsizlik. Kötü beklentiler. Kaygılanma.
Hazımsızlık:
korku, endişe, dehşet hissetme, sızlanma ve homurdanma.
İshal:
korku, reddetme, kaçış
KEKEMELİK:
güvensizlik, kendini ifade eksikliği. Ağlamasına izin verilmemiş olmak.
(çocukluğunda konuşmasına izin verilmemiş, hep susturulmuş
bir insanın kekelemeden konuşmasını beklemek biraz zor.)
KESİKLER: kendi
kurallarınıza uymadığınız için kendi kendinizi cezalandırma.
KİSTLER: eski acı
veren bir filmi oynatıp durma,. Yaraları besleme. ( eğer ki sürekli
geçmişte yaşayan bir insansanız, o geçmişinizin bağlı olduğu üzüntüyü temsil
eden organınızda kist görülebilir)
KULAK
ÇINLAMASI: dinlemeyi reddetme. İç sesini işitmeme, inatçılık.
KULAK AĞRISI:
öfke. İşitmemek istememe. Tartışan ana baba.
KUSMAK:
konuşamayacak kadar çok kızmış olmak. Çekinmeden, açıkça söylemekten
korkmak. Otoriteye içerlemek.
MİGREN: kusursuz
olma isteğiyle kendi üzerinde aşırı baskı yaratma. Çok fazla bastırılmış
öfke. Hayatın akışına direnme. Cinsel korkular.
MİDE RAHATSIZLIKLARI:
büyük korku, dehşet. Yeni den korkmak, Yeni yi özümseyememe.
ÜLSER:
korku,yeterince iyi olmadığına inanmak. Birilerini hoşnut etmeye can atmak.
ÖKSÜRÜK: dünyaya
bağırma arzusu. “beni dinleyin, beni görün” haykırışı.
SIRT AĞRILARI:
hayattan maddi manevi destek talebi. Alt sırt:
para konusunda korku, mali destek istemek. Orta sırt:
suçluluk duygusu. Üst sırt:
duygusal olarak destek arayışı. Sevilmediğini hissetmek. Bu yüzden kendini
sevmemek.
YARALANMALAR:
kendine kızma. Öfkeyle için için yanma. ( genelde öfkeli olduğumuz
zamanlarda bedenimizi bir şekilde yaralarız)
YATAĞI ISLATMAK:
ana-babadan (özellikle babadan) korkmak. Fiziksel olarak ya da ruhsal olarak
korku.
Bu konuya gelecek ay daha
derinlemesine inmeye çalışacağım. Bu ay lütfen sadece bir şeyleri fark edin.
Gelecek ay bu sorunları, düşünce kalıplarımızda oynamalar yaparak
halletmeye çalışacağız.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Burcu Akar,
1980, İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi Turizm
Otelcilik bölümünde öğrenim gördü. Staj için gittiği
Antalya’ya yerleşti. Sanat ve sporla ilgileniyor. Hayata
sadece doğmak, üremek ve ölmek üçlemesi için gelmediğine
inananıyor. Bunun üzerine yıllardır kitaplar okuyup,
araştırmalar yapıyor. Bu konuyla ilgili bir kitap yazıyor.
Detaylı Bilgi
|