Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Burcu Özgeçen

Karanlık-Aydınlık,

Sevgi-Nefret,

Işık-Gölge.

Duyduğum tüm nefretin kendime ait olduğunu fark ettim... Bunu ben üretiyorum ve/veya kendime karşı nefret duyuyorum. Hangisi doğruysa bunu üreten benim; varlığım ve kodlamalarım... Ve şimdi tüm bu duygumu kabul ediyorum. Fark etmek hoşuma gidiyor, bir toksinin daha çözülme şansı demek bu. Derine, daha derine sevgi ve sabırla indikçe kendime ulaşacağım... İstediğim şey bencil bir şekilde kendime ulaşmak değil. İçimde hissettiğim, ‘tüm deneyimleri korkusuzca yaşayan bir ben’ var, ona ulaşmaya çalışıyorum. Denge... Tüm vücudum dengeye odaklanmış durumda. Sevgi benliğim gibi, gölge benliğimi de kucaklıyorum. İşte tüm bunu başardığımda özgür kalacağım. “Evren’deki tüm gerçeği somut olarak bilmek zorunda değilim” derken, içimde bir parçanın tüm bilgiye sahip olduğunu hatırlıyorum; yaşadığım deneyim düzleminin üstünde olduğunu fark ettiğim parçam bu. Şimdi bunun peşinde koşarak yükselmek... Bunu başarabilmek için kendimi her yönümle tanımak zorundayım. Zaman olarak uzun sürebilir elbette, ama hediyesi tüm zamanların üstünde, sonsuzlukta bir huzur ve sevgi. 

Kendini her yönünle kucaklamak... Kucaklamak... Kucaklamak...

Kendini her yönünle tanımak... Hayatın tüm gizini keşfetmek, bilgiye tıkanıklık olmadan ulaşmak, arınmak, yani deneyim yaşamana engel olan, öğrenmene engel olan korkulardan arınmak... Eğer bunu istiyorsak, bizler kendimizi karanlık yönümüzle de tanımamız gerekir. Ben bu süreçteyim ve korkularımla yüzleşmek kimi zaman bana çok büyük yük getirdi, her biri ardındansa bir bilgi ve ferahlık geldi. Tüm bunları yazmak, benim de bilmediğim şeyleri anlatmak. Hepimiz, aynı hikayenin içindeyiz ve o kadar biririmize benziyoruz ki. Sırf bu yüzden bile birbirimizi sevip, birbirimize destek olabiliriz. Evren’in evim olduğunu düşündüğümde,  bu duyguyu hissettiğimde kendimi inanılmaz heyecanlı bir sonsuzlukta buluyorum ve keşfetme arzusuyla doluyorum. Sanıyorum gerçekten istemek ve en büyük gerçeğin sevgi olduğunu anlamak, mükemmel olmaktan çok daha önemli. Bu asıl olan. Ve bu, önyargıları yıkan... İçimizdeki kendimize ve dışa karşı oluşmuş ‘Yargıç’ı öldüren...

Herkes gerçeği arıyor ve asla yalnız ya da sahipsiz değiliz. Şu an bilgisayarın başındayım ve bir anda bunları yazarken buldum kendimi. Sonra bunları sizlerle paylaşmak üzere yazmaya devam ettiğimi gördüm. Bu nasıl hızlı bir geçiş ve akıştır!... Evren böyle bir yer işte. Evren benim evim, yuvam! Ben kocaman çölde bir kum tanesiyim. Ya da sahildeki kum taneleri gibi suya ulaşmayı bekliyorum. Rüzgar ya da insanın kum üstünde yürüyüşü gibi direkt bir müdahale beni suya yaklaştıran her deneyim. Ben varlığımın bekçisi ve fark ediyorum suyun varlığını. Su bilgi gibi. Bense kum tanesi... Binlerce hikaye her kum tanesinin içinde ve o sonsuz görünen çölü yaratıyor. Evren’in minicik taneleri olduğunu düşleyin ve her yanın renkli ışıklarla dolduğunu... Her yanın ışık olduğunu... Resim gibi, düş gibi, mutluluk gibi, sadece var olmak gibi bir şey bu... Beni sınırlayan hiçbir şey yok bunu düşününce. Üstelik inanılmaz bir gösteri karşımda. Varlığın ışık hali karanlık görünen ortamda kendini kendi varlığıyla, sadece kendi varlığıyla tanımlıyor ve ben küçük ama olmazsa olmaz parçasıyım tüm bu büyük varlığın...

Sevgililer, sevgili insanlar işte ben bu düşle uçuyorum ve önümde sınır olmayınca varlığım genişleyince ve bu vizyonumu şu anda hissederken her birinizin varlığını inanılmaz seviyorum; üstelik sebebi de yok. Sebebi yok ve hepinize dokunmak istiyorum. (Güzelçamlı, 27.07.2006 22:22:00)

HABERLER

 

 

Foton Kuşağı Etkisi


Ne Zaman Bitecek Bu Öykü


Çekin Ellerinizi Bu Topraklardan 


Şu Barış Dedikleri


Özel Askerlerin Savaşları


Üçüncü Dünya’dan Gelen “Kafa Vuruşu”


Mardin, Tarih Kokan Memleket


Zamane İstanbulu


Geçmiş Yaşamlara Yolculuk


Troid Rahatsızlıklarına Dikkat!


Hayatımıza "Katkıda Bulunan" Besinler


Sessizlik


Retreat


Bir Daha Asla


Evrim-Yaradılış Yanılsaması


Tatilden Anladığımız Ne?

 

KOSE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Hayatımı Nasıl Yaşanılır Hale Getireceğim?


Rüya Yüksel

Anın Farkındalığındaki Mucizelerinize Tanık Olmak


Arbil Çelen

Biz, Mutluluk Seyyahları...


Can Duman

Değişimin Değiştiremedikleri


Burcu Özgeçen

Karanlık-Aydınlık, Sevgi-Nefret, Işık-Gölge


Burak Kaan Kızılkan

Aşk, Aşk, Evet Aşk. 


Çiğdem Aksoy

Yaşamak İçin Azalmak


Asu Sanem Kaya

Arayışlar, Yollar Üzerine


Mahmut Şaylıkay

Ey Hayat!

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00