Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Burcu Özgeçen

Sevgi, Uyanış, Varlık

‘Su gibi akmak’ bu kadar zor mu? Neden ve neyi paylaşamıyoruz biz?!...

Sorular ve sınırlarda boğulurken bir sevgilinin gözlerine nasıl bakabilirsin? Nasıl, ‘an’da kalıp tüm nefesi içine çekebilirsin? Koşulsuz sevmek gerçekten zor mudur?.. Net olabilsek... Önce net olmayı öğrenebilsek, estetik kaygılar daha anlam bulmaz mıydı? Detaylar neye yarar, eğer ortada ‘temel’ yoksa... ‘Yapı’ yoksa, ortada ‘hiçbir şey’ yoksa... Düşüncelerin ve hislerin havada uçuşurken ne istediğinden emin değilsen... Nasıl söyleyebilirsin ‘seni seviyorum’ diye karşındakine? ‘Sevgi sözcüklerinin günde kaç defa söylenmesi’ dışında neleri tartıştık ve tükettik sevgiyi. Anda kalan nedir? İnsanca yaşamak. İnsanca yaşamak nedir? Değer vermek ve değer bulmak... Önce kendine, sonra karşındakine değer vermek. Paylaşmak. Hayatın anlamını paylaşmak, yani; sevgiyi paylaşmak... Hayatın anlamı ‘Sevgi’dir. ‘Emek’tir. ‘Saygı’dır , ‘insan olmak’tır... Tüm kitaplar, inanç ve inançsızlıklar, her şey bunun, ‘sevgi’nin üstüne kuruludur. Ve gerçek sevgi koşulsuzdur. Allah, Yaratıcı, ya da her ne ise senin inandığın, Öz’ü Saf Sevgi’dir... Bunu bir kere hisseden kişi, artık açıklamalardan çok, hisleriyle hareket eder ve hisleriyle düşüncelerini birleştirir... Benim için hayatın özü bu.

Nasıl mı bu kadar eminim, söyleyeyim: Ben, yaşıyorum... Ben , ‘Ben’i yaşıyorum. İçimdeki Öz’ü hissediyorum. Kalbim, beynim, bedenim ve hissedemediğim pek çok ‘ben’, bunu koşulsuzca ve korkusuzca kabul edebiliyor. İşte benim dinim, işte benden gelen... Tüm varlığım size armağandır... Her birimiz birbirimiz ve ‘Tüm’ için yaşıyoruz. Her sabah senin için ikisi de aynı anda gözlerini açıyor... Sen görmezsen, sen yoksun... Yani, hiçbir şey yok. Sen ve ‘Tüm’ berabersiniz. Her şeye ait bir parça olduğunu ve önemli olduğunu görebilirsen işte o zaman gerçek yaşamın başlar...  Sen, ‘sen’ olan armağanı hayata, insanoğluna ve tüm evrene sunmaya, yani koca bir bütünlüğe sunmaya geldin- ki ben ona ‘tüm’ ya da ‘bütün’ diyorum. Bir kez bunu hissedince durmazsın yerinde... Yaratıcı olursun: kendindeki yaratıcıyı keşfedersin. Sendeki yaratıcı... Her şey aynı Öz’ü taşıyor biliyor musun? Nereden mi biliyorum: benim gören gözlerim var... Onlar ki gerçeği görebildikleri anlarda ruhumla, bedenimle, çevremdeki her parçayla ve tüm evrenle bir oluyorlar... Yaşadığımız her an’ı bu şekilde farkında olsak hayat mükemmel olmaz mıydı bizim için. İşte bunun için geldik, farkında olmak için, korkulardan arınmak için.

Bir oyun ve sahne, beden denen giysilerimizle beraber oynuyoruz. Ve bu ne kadar önemlidir! Çünkü öğreticidir. Çocuk olduğun anları hatırlar mısın? Eğer içindeki çocuğu yeniden bulursan, bana daha fazla inanacaksın... Gerisini sana bırakıyorum, yaşamak, sevmek ve öğrenmek... Zaman, mekân ve tanımlar kifayetsiz kalır bu gerçeğe ve henüz bilmediklerime... Benim için hayatın kendisi başlı başına bir mucize... Ve bu yaşamdaki her varlık, su, ateş, her küçük zerre senle uyanır, gelişir ve batar. Herkes farklı hikâye ve giysilerde ama; aynı amaca hizmet ediyor... Aynı Öz’e sahipler... Eğer bunu görürsen kendini bir an bile yalnız hissetmezsin bu yolda ve sana sevdiklerinle paylaşacak daha mutlu anlar kalır; öyle ki artık an’da yaşamaya başlarsın... An’da yaşamak, ‘şu an’ı yaşamak! Ah, ‘yaşamak’! Su gibi akmak... Var olmak. ‘Ben varım’ demek... Ve hayata en güzel hediyeni koşulsuzca sunmak: o ‘sen’sin, uyan.

13.03.2006 23:01:00 Marsilya, oda.

HABERLER

 

 

Sinop'ta Nükleer Santral?


Nükleer Enerji Kazaları


Çocukları Vurmayın!


Şiddet


Duygusal Vampirler Geliyor...


Kitap Okumak Onların da Hakkı


Kardeşini Seç


Ritalin Dosyası


Çocuklarınızın Geleceği Sizin Elinizde


Zamane İstanbul'u


Muson Mevsiminde Uttaranchal


Afrika'nın Altın Sesi: Salif Keita


Müzik Haberleri


Masajla, Rahatsızlıklara Son


Güneş Tutulması, Dünyadaki İndigolar, Küresel Barış ve Türkiye


İstanbul Tiyatro Festivali Başlıyor


Mayıs Nane'leri (astroloji)


Renkler

 

 

KÖŞE YAZARLARI

Burcu Özgeçen

Sevgi, Uyanış, Varlık


Günyüz Keskin

İntar


Funda Umut Pakkal

Gençler Nereye Koşuyor?


Uzay Gökerman

Ruh Üzerine


Haluk Tunç İlker

DeğiŞİM Şimdi.


Rüya Yüksel

Kaosu yaşamak


Didem Çivici

Yaşam Nefesi


Günyüz Keskin

Ertelenmiş Vakitler


Mahmut Şaylıkay

Güneşe Yolculuk


Uzay Gökerman

Belki üstümüzden bir Ay geçer...


Mukaddes Öztürk Odacı

Ruh Eşime

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11