Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Burcu Özgeçen

Düşlediğimiz, Özgürlük ve Sorumluluk İster...

Çoğu zaman hayatı yaşamaya enerjimiz yok. Geçmişte olanların ağırlığı ya da korkular bizi bağlıyor ve bunları farkında olmak uzun zamanlarımızı alıyor. Tabii bunları farkında olmamız gereğini anlayabilmişsek. Bulunduğumuz hal bir oda, düşlediğimiz diyar. İçinde bulunduğumuz hal ve düşümüz arasındaki uçurum arttıkça kendimizle bulduğumuz dengenin niteliği ve bize getirisi de değişiyor. Pek çok durumda dengeyi bulabiliriz. Bu çözümler sonucu gelmiş bir huzur an’ının verdiği duyguya yapışıp kalma isteğimiz de olabilir. Hep o an’ı yaşamak isteriz. Aslında o andaki huzuru yaşamımızda sürekli kılmak isteriz. Peki hangi anlardır onlar? Okuduğum bir kitap şöyle demişti: ‘yaşamımızdaki en mutlu anlar tıpkı çocuklar gibi yalnızca eğlenmek için oyun oynadığımız, şarkı söyleyip dans ettiğimiz, keşfedip yarattığımız anlardır.’*  ‘Benim en mutlu olduğum anlar neydi?’ diye sorun...

Düşlediğimizi  gerçekleştirme gücü içimizdedir...

‘Hepimizin içinde bir hazine var’... Evet bana bunu pek çok şey söyledi, okudum hissettim, ama korktum. Neden korktum? Aynı, hep söylenen gibi : Onu ortaya çıkartmaktan korktum... Dünya üstünde ne kadar insan varsa o kadar düş vardır....Ve bu düşler işte bu hazineden kaynaklanır...Her biri gerçek olmayı bekler...Aslında içimizde gerçekliğini korumaktalar, bize tek düşense onları gerçekleştirmek, yani su yüzüne çıkarmak...Dünyaya duyurmak. Bu pek çok sorunumuzun çözümü olacak. Düşünüz gerçekleşiyor, üstüne üstlük bu sizin düşünüz, sizler kendi isteme ve gerçekleştirme gücünüzü kullanarak bunu herkese koşulsuzca hediye ediyorsunuz... Koşulsuz çünkü; bu sizin düşünüz ve gerçekleştirmekten mutlusunuz, sorumluluk sizin elinizde... Kendi yaşam sorumluluğunu almak demek,  kendi mutluluğumuzun sorumluluğunu da almak demektir. Bu durumun hediyesi : Özgürlük! Özgürlük en büyük sorumluluktur bence ve bu en büyük sorumluluk bizim onu gerçekleştirmemizi bekler.... Kişinin kendiyle iletişiminde dürüst olmasını gerektirir ve bir o kadar cesur!...

Bir an herkesin kendi düşünü gerçekleştirmek için harekete geçtiğini düşünün, toplam enerjinin o kadar arttığını yani... Ben bu görüntüde hareket, eğlence ve mutluluk görüyorum... Her şeyden önemlisi ‘Sevgi’yi görüyorum... Sevginin olduğu ortamda karanlığın, hüznün, acının olmadığını görüyorum... Kimse dışardan beklemiyor, içindeki kaynaktan pınar gibi akıyor, su gibi....

‘Sonsuzluğun ötesi içimizdedir.’*

Ben kocaman bir okyanusum şimdi, kendi içimde binlerce bilinmeyenim var... Çoğu zaman ‘kendimle ne yapıcam ben?!’ dediğim oldu... Kendimi bir yerlere sığdıramadım... Acı verdi bu duygu bana çünkü; kendimi dizginleyemiyorum... ‘Olması gereken gibi’ olamıyordum... Bu ‘olması gereken’ in benden farklı olduğunu görmem uzun zamanımı aldı... Pek çok acı, iç çekiş, soru, sorgu, yargı, zaman.... Kaçırılmış fırsatlar... ‘Yapardım ama şu engelim var ve bana bunu derler’ gibi ‘dış’ engellere takıldım... Oysa tüm bu karmaşayı yaratan ‘ben’dim... Ben. Tüm acılarımın, önyargılarımın, acı çekişlerimin sorumlusu bendim... Bilmeden, başkalarına yüklediğim, farkında olmadan... Biri gelip de beni kurtarsa idi... Birşey gelse, bana çözümü söyleseydi... Ah öyle çok koşullanma ve bağımlılık içinde yüzüyoruz ki! Ben çaba göstermezsem o bilgiye asla ulaşamam... Biz diledikçe ve farkındalığımız arttıkça, bilinçlendikçe, gözlerimizin önündeki perde yavaş yavaş kalkıyor sanki ve yaşamımızda nasıl döngülere girdiğimizin farkına varıyoruz... Yani çalışmak gerekiyor, iş başa düşüyor, sorumluluk!

Anahtar içimizde... Ve illa ki Yaşamak! Balıklama dalmak içine hayatın.... Su gibi akmak! Ve ben bir denizim...  Hepinizi çok seviyorum.


 * ‘Ustaca Sevmek- Don Miguel Ruiz- Ötesi Yayınları’ kitabından.

 

HABERLER

 

 

Ormanlar Yanmasın!


Söküm Tesisi mi, Zehir Yuvası mı?


Tarihin En İlginç Metro Kazası


2007, Mevlana Yılı


Yaşama Sıkılan Üç Kurşun


Kanser Tedavisinde Yeni Umutlar


Masal Evi


Güneş Fırtınaları ve Foton Kuşağı


Haydi Gençlik Yozlaşmaya!


Nilgün Sarar


Etkilemek Değil Etkileşmek!


Bugün Günlerden Pazartesi


Küresel Kaosa Modern "Meryem" Duası


Zamanın Çizgisinde Ölümün Kırılma Noktaları


Beyrut’ta kalan Anna’nın öğrettiği


Efendim, Sahibim Kalbimdir


İsimlendiremedik

lerimizden


Köye 300 Yıl Sonra Yol Geldi


Bir Kez Daha Hoşbulduk

 

 

KOSE YAZARLARI

Didem Çivici

Öz...


Uzay Gökerman

Franternité, Egalité, Liberté


Can Tığlı

Ego Ve Sen


Burcu Özgeçen

Kendi Kendinin Efendisi Olmak


Beyaz Özbalçık

Düşünce ve Güç


Rüya Yüksel

Özbenliğimiz Kendimiz Olamadığımızda...


Burçin İvren

İllüzyon ve Farkındalığımız


Burçin İvren

Kader


Can Duman

Hayata Tutunmak


Burcu Özgeçen

Düşlediğimiz, Özgürlük ve Sorumluluk İster

 

AYIN ŞİİRLERİ

Burçin İvren

Aşk, Dünyayı Bize Verdiğinde


Mukaddes Öztürk Odacı

Zamanda Kayboluş


Fırat Erdoğan

Adı Mülteci

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11