|
Yazar:
Burçin İvren
Kozmik Bilinç: TEZAHÜR
Önce beynin biyolojik
yapısını biraz inceleyelim. Şimdilik ihtiyacımız, bilgelikle
örtüşen kısım; hipofiz ve epifiz bezi olduğu için bunları kolay
ve anlaşılır şekilde inceleyip, bunun ruhsallık ve yaşam
enerjisi ile nasıl bir bağlantıda olduğunu paylaşacağım.
Beynin sağ ve sol
yarımküresinin arasındaki hipofiz salgı bezi, beyni yönetir.
Yaklaşık tüm hormonal denetim, hipofizin kontrolü altındadır.
Hipotalamusun yardımcısı hipofizdir ve sorumlu oldukları
bedensel işlevler; vücut sıcaklığı, su dengesi, iştah,
karbonhidrat ve yağ metabolizması, uyku, vücut ağırlığı ve
heyecan mekanizmalarıdır. Ve cinsel organların çalışmaları,
sindirim organları ve tiroit bezi fonksiyonlarını da etkiler.
Epifiz de beynin yarım küreleri arasında yer alan, hipofizin
uyarılmasıyla hormon salgısı yapan bir bölümdür. Ancak beynin
kimyasal yapısı daha çok bilinirken, beynin elektriksel akımlar
ürettiği henüz araştırılan bir durumdur. Ve tam da bizim yaşam
enerjisini kullanma hakkındaki bilgeliğimizi, tıp ile
birleştirerek, beraberce gerçeğe götürecek bilgi sistemi burada saklıdır.
Hipofiz
bezi -olaya kozmik
bilinç açısından bakarsak- düşünce frekanslarını tutan bir
sistemdir. Düşünce frekansları önce epifize gelerek, buradan
daha güçlü bir yayılımla bedenin her hücresine gider. Yani
düşünce frekansları, elektriksel akıma çevrilerek, epifizden
daha güçlü bir akımla, merkezi sinir sistemi vasıtasıyla
hücrelere gönderilir. Bedenin her hücresi kan dolaşımıyla
beslenirken, aynı zamanda düşüncenin elektriksel akımıyla da
beslenir.
Anlam olarak güçlü ve coşkulu
düşünceler, frekansları daha yüksek olduğu için, hipofizi ve
epifizin daha çok hormon üretmesine, akımın hızlı ve aktif
olmasını sağlayarak, bedendeki her bir hücrenin titreşimini
arttırır ve bizler bunu duygu, his olarak algılarız. Örneğin
coşkulu düşünceler kendimizi daha hafif hissetmemize neden
olur. Çünkü hücrelere gönderilen yüksek titreşimli elektriksel
akım, ışık ve hafiflik olarak hissedilir.
Beynin
kullanamadığımız geri
kalan kısmı, hipofiz bezinin ağzının daha az açılması anlamına
geliyor ve % 100'lük bir açılım, insanın ışık beden haline
gelmesini sağlar. Yeni Çağ anlayışındaki ‘ışık beden’
kavramı, insanların farkındalıkları arttıkça ve ruhsallığı
hissettikçe, yani aynı zamanda hipofiz, epifiz ve tiroit
bezi faaliyetlerini arttırdığında, titreşim yüksekliği sonucu
daha hafif ve saydam bir görünüme sahip olunduğunu anlatır.
Çünkü çakralar açılmıştır ve enerji alışverişi temizdir. Belki
de yüzüne nur doğmak terimi, bunu ifade etmektedir.
Enerji,
kendisine benzeyen enerjiyi çeker
Hücrelere
iletilen elektriksel
akım, his ve duygu olarak alınır. Ve burası önemli bir noktadır;
ruhumuz bedende hissedilen her düşünceyi, auramızın
elektromanyetik alanına kaydeder. (Aura; canlıların etrafını
saran enerji ışınlarıdır. Aura yani enerji alanı; kirlian
fotoğrafçılığı tekniği ile görüntülenebilmekte, MR, ultrason ve
termal aletlerle enerjisi ölçülebilmektedir.)
Ve auramızda kaydolan enerji
aynı zamanda yayılım da yapar. Evrensel yasalardan biri şudur;
enerji kendisine benzeyen enerjiyi çeker. Bu nokta, yani
ruhumuzda kaydolan enerjinin benzerini çekmesi demek; birbirini
tamamlayan ve benzeyen frekanstaki kişilerin, ya da bize o
beslediğimiz duyguyu yaşatacak olayların dünyamıza çekilmesi
demektir.
Bunun bir diğer açıklaması
şudur; zihnimizde uzun süre tuttuğumuz düşünceler, arzular
korkular, yani bize herhangi bir duyguyu hissettirecek her türlü
vizyon ve inanç; madde dünyamızda benzerini ve kendini
tamamlayanı çekmektedir. Yayılan düşünce frekanslarının nereye
yoğunlaştığına göre; kendine benzerini, fiziksel dünyamızda,
koşullar zaman ve mekanlar gibi dünyaya ait durumların şekil
vermesiyle, hayatımıza girer. Örneğin aynı anda hem arzuyla, hem
de korkuyla beklenti duyulan bir ‘şey’ yaşantımıza, arzunun mu
korkunun mu baskın olduğu dengesine göre, çekilimini sürdürür.
Tezahür denilen olay;
yüzlerce olasılık içinde, beynin ve ruhun bütünüyle yayılan
dalgaların, sadece içinden kendine benzeyen ve tamamlayan
olasılığı, kendisine çekmesidir.
Kuantum fiziği; her şeyin bir
dalgacık olduğunu ve onlarca olasılığı aynı anda kapsadığını
kanıtlar. Örneğin yaşantımızdaki küçük ve o üzerinde
durmadığımız tesadüfler; birer tezahür bilgeliğini taşıyan
anlamlardır oysa.
Yaratıcının yaratmış olduğu
bir enerji sistemi var. Ve beyin dalgaları, atom altı
parçacıklarının fiziksel kuralları, evrensel enerji; içten dışa,
birbirine sebep-sonuç olarak örtüşen kozmik bir sistemdir ve
birbiriyle daima bağlantı içindedir. Burası önemli bir noktadır;
‘dua’ sadece dinsel bir kural değildir, o tümüyle henüz
bilinmeyen bu enerji sisteminin, doğru odaklanma sayesinde, bize
hizmet etsin diye verilmiş bir ‘enerjiyi etkili kullanım yolu’dur.
Olayın tıp, kozmik bilim, din
ve metafizik bağlantıları ile bildiklerimi paylaştım. Bir dahaki
sayımızda, tezahür için nelerde farkındalıklarımızı
arttırmalıyız onu paylaşacağım. Ve tezahür hakkında, yaşantımdaki anlaşılması ve üzerinde düşünülmesi kolay olan
küçük bir örneği paylaşmak istiyorum bu sayıda.
Işık bizimle olsun.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Burçin İvren,
1986 Aydın doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi, İlköğretim Matematik
Öğretmenliği'nde okuyor ve istek duyduğu yaşama sahip olmak için
tekrar ÖSS sınavına hazırlanıyor. Metafizik, parapiskoloji, bilim,
din adı altındaki bilgileri, birbirleriyle birleştirerek ortak
sentez yapıyor.
Detaylı Bilgi
|