Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Yazar: Burçin İvren

Kozmik Bilinç: TEZAHÜR

Önce beynin biyolojik yapısını biraz inceleyelim. Şimdilik ihtiyacımız, bilgelikle örtüşen kısım; hipofiz ve epifiz bezi olduğu için bunları kolay ve anlaşılır şekilde inceleyip, bunun ruhsallık ve  yaşam enerjisi ile nasıl bir bağlantıda olduğunu paylaşacağım. 

Beynin sağ ve sol yarımküresinin arasındaki hipofiz salgı bezi, beyni yönetir. Yaklaşık tüm hormonal denetim, hipofizin kontrolü altındadır. Hipotalamusun yardımcısı hipofizdir ve sorumlu oldukları bedensel işlevler; vücut sıcaklığı, su dengesi, iştah, karbonhidrat ve yağ metabolizması, uyku, vücut ağırlığı ve heyecan mekanizmalarıdır. Ve cinsel organların çalışmaları, sindirim organları ve tiroit bezi fonksiyonlarını da etkiler. Epifiz de beynin yarım küreleri arasında yer alan, hipofizin uyarılmasıyla hormon salgısı yapan bir bölümdür. Ancak beynin kimyasal yapısı daha çok bilinirken, beynin elektriksel akımlar ürettiği henüz araştırılan bir durumdur. Ve tam da bizim yaşam enerjisini kullanma hakkındaki bilgeliğimizi, tıp ile birleştirerek, beraberce gerçeğe götürecek bilgi sistemi burada saklıdır. 

Hipofiz bezi -olaya kozmik bilinç açısından bakarsak- düşünce frekanslarını tutan bir sistemdir. Düşünce frekansları önce epifize gelerek, buradan daha güçlü bir yayılımla bedenin her hücresine gider. Yani düşünce frekansları, elektriksel akıma çevrilerek, epifizden daha güçlü bir akımla, merkezi sinir sistemi vasıtasıyla hücrelere gönderilir. Bedenin her hücresi kan dolaşımıyla beslenirken, aynı zamanda düşüncenin elektriksel akımıyla da beslenir. 

Anlam olarak güçlü ve coşkulu düşünceler, frekansları daha yüksek olduğu için, hipofizi ve epifizin daha çok hormon üretmesine, akımın hızlı ve aktif olmasını sağlayarak, bedendeki her bir hücrenin titreşimini arttırır ve bizler bunu duygu, his olarak algılarız. Örneğin coşkulu düşünceler kendimizi daha hafif hissetmemize neden olur. Çünkü hücrelere gönderilen yüksek titreşimli elektriksel akım, ışık ve hafiflik olarak hissedilir. 

Beynin kullanamadığımız geri kalan kısmı, hipofiz bezinin ağzının daha az açılması anlamına geliyor ve % 100'lük bir açılım, insanın ışık beden haline gelmesini sağlar. Yeni Çağ anlayışındaki  ‘ışık beden’ kavramı, insanların farkındalıkları arttıkça ve ruhsallığı hissettikçe,  yani aynı zamanda hipofiz, epifiz ve tiroit bezi faaliyetlerini arttırdığında, titreşim yüksekliği sonucu daha hafif ve saydam bir görünüme sahip olunduğunu anlatır. Çünkü çakralar açılmıştır ve enerji alışverişi temizdir. Belki de yüzüne nur doğmak terimi, bunu ifade etmektedir.

Enerji, kendisine benzeyen enerjiyi çeker

Hücrelere iletilen elektriksel akım, his ve duygu olarak alınır. Ve burası önemli bir noktadır; ruhumuz bedende hissedilen her düşünceyi, auramızın elektromanyetik alanına kaydeder. (Aura; canlıların etrafını saran enerji ışınlarıdır. Aura yani enerji alanı; kirlian fotoğrafçılığı tekniği ile görüntülenebilmekte, MR, ultrason ve termal aletlerle enerjisi ölçülebilmektedir.) 

Ve auramızda kaydolan enerji aynı zamanda yayılım da yapar. Evrensel yasalardan biri şudur; enerji kendisine benzeyen enerjiyi çeker. Bu nokta, yani ruhumuzda kaydolan enerjinin benzerini çekmesi demek; birbirini tamamlayan ve benzeyen frekanstaki kişilerin, ya da bize o beslediğimiz duyguyu yaşatacak olayların dünyamıza çekilmesi demektir. 

Bunun bir diğer açıklaması şudur; zihnimizde uzun süre tuttuğumuz düşünceler, arzular korkular, yani bize herhangi bir duyguyu hissettirecek her türlü vizyon ve inanç;  madde dünyamızda benzerini ve kendini tamamlayanı çekmektedir. Yayılan düşünce frekanslarının nereye yoğunlaştığına göre; kendine benzerini, fiziksel dünyamızda, koşullar zaman ve mekanlar gibi dünyaya ait durumların şekil vermesiyle, hayatımıza girer. Örneğin aynı anda hem arzuyla, hem de korkuyla beklenti duyulan bir ‘şey’   yaşantımıza, arzunun mu korkunun mu baskın olduğu dengesine göre, çekilimini sürdürür. 

Tezahür denilen olay;  yüzlerce olasılık içinde, beynin ve ruhun bütünüyle yayılan dalgaların, sadece içinden kendine benzeyen ve tamamlayan olasılığı, kendisine çekmesidir.

Kuantum fiziği; her şeyin bir dalgacık olduğunu ve onlarca olasılığı aynı anda kapsadığını kanıtlar. Örneğin yaşantımızdaki küçük ve o üzerinde durmadığımız tesadüfler; birer tezahür bilgeliğini taşıyan anlamlardır oysa. 

Yaratıcının yaratmış olduğu bir enerji sistemi var. Ve beyin dalgaları, atom altı parçacıklarının fiziksel kuralları, evrensel enerji; içten dışa, birbirine sebep-sonuç olarak örtüşen kozmik bir sistemdir ve birbiriyle daima bağlantı içindedir. Burası önemli bir noktadır; ‘dua’ sadece dinsel bir kural değildir, o tümüyle henüz bilinmeyen bu enerji sisteminin, doğru odaklanma sayesinde, bize hizmet etsin diye verilmiş bir ‘enerjiyi etkili kullanım yolu’dur. 

Olayın tıp, kozmik bilim, din ve metafizik bağlantıları ile bildiklerimi paylaştım. Bir dahaki sayımızda, tezahür için nelerde farkındalıklarımızı arttırmalıyız onu paylaşacağım. Ve tezahür hakkında, yaşantımdaki anlaşılması ve üzerinde düşünülmesi kolay olan küçük bir örneği paylaşmak istiyorum bu sayıda.  

Işık bizimle olsun.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Burçin İvren, 1986 Aydın doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi, İlköğretim Matematik Öğretmenliği'nde okuyor ve istek duyduğu yaşama sahip olmak için tekrar ÖSS sınavına hazırlanıyor. Metafizik, parapiskoloji, bilim, din adı altındaki bilgileri, birbirleriyle  birleştirerek ortak sentez yapıyor.

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Sadece Duyarlı Olmak Yetmiyor!


Niye Kadının İnsan Hakları?


Küreselleşme ve Krizler


Hayallerdeki İnsan Hakları


Üniversite: Girmek Mi, Çıkmak Mı Daha Zor?


Açlık Çoğunluktadır


Caz'a Bakış


Japon Kültürü ve Café Bunka


Şifa Niyetine: Edirne Sultan II. Bayezid Külliyesi Darüşşifası 


İçimizdeki Çocuğu Öldürmeyelim!


Müzik ve Teknoloji: Galatasaray ITM


Obezite ve Sağlıklı Beslenme


Sanatın İyileştirme Gücü


Kozmik Bilinç: TEZAHÜR


Nedir Şu Ezoterizm?


Yaşanılası Aşklar (Astroloji)


Birbirimize Kendimizi, Kendimize Birbirimizi Vermek

 

KÖŞE YAZARLARI

Can Duman

Merhaba Hayat


Didem Çivici

Var Olmaya Hazır Mısın?


Çiğdem Aksoy

Kediler Krallara Bakabilir


Funda Umut Pakkal

Birey Olmak Çok Zor Zanaat!


Rüya Yüksel

Her Özgürlüğün İçinde Bir Tutsaklık Vardır


Mahmut Şaylıkay

Kars Kadın Eğitim Vakfı Neden Olmasın?


Burçin İvren

Yaşantımdaki Küçük Bir Tezahür Öyküsü


Burçin İvren

Bir Hikaye

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11