|
Yazar:
Burçin İvren
Bir Hikaye
Yorgundu. Artık kıyısına bile
gelmediği, şu yaratmak istediği hayatın düş dünyasındaki mutlu
hayalleri, ama gerçek hayatın sıradanlığı ve tıkanmışlığı
içinde, kendisini anlamlı hissediyordu. Yeni biriyle tanışmıştı
ve onu dinlemişti. Onu dinlerken ne kadar da farklı hayatlar var
diye düşündü ve kendi hayatını yargıladı. 20 yıllık ömründe,
deneyim olarak kazanılmamış bir şeyler, bir yerlerde yalnızlık,
doyurulmamış duygular ve sadece dostlarının bildiği diğerlerinin
bihaber olduğu, bir sürü mücadelesi... Pembe görünüşün altında
ya da diğerlerinin sadece ‘değişik’ belki ‘hafif’ olarak
algılandığı görüntüsünün altında, aslında yoğun düşünceler,
yalnızlık ve mücadeleler taşıyordu.
Kendisini bilmeye başladığı
dönemlerden bu yana, kişisel gelişim kitapları okudu ve
dünyasındaki psikolojik sorunlarını kendi kendine uyguladığı,
gevşeme üzerine yaptığı telkinler, yaratıcı imgeleme,
olumlamalar ve bilinçaltına yönelik çalışmalarıyla, kendi
kişiliğini yükseltmişti ve bilinçaltındaki korkularından arınmaktaydı. Kendini sevmekle beraber, yargılanmak ve
anlaşılmamak ona hep acı veriyordu. İçinde bir güç vardı ve o
bir şeyleri başaracaktı. Olacağım diyorsa, olacaktı.
Ama insanların, düşlerinden
vazgeçmiş insanların bazılarının ona sevgi desteği haricinde
verebileceği bir şey yoktu ve hep yolunda tek başınaydı. Zaten
ortasındaydı vazgeçmenin, acaba fazla mı hayaller kuruyordu?
Kendi mücadelesinde tek
başınaydı ve gücünü - güçsüzlüğünü içinde barındırıyor, kötü
olduğunda da dostlarını arayıp, yanlışın nerede olabileceğini
bulmaya çalışıyordu. O sene dört şeye girişmişti ve ona coşku
katabilecek dört şeyi de yapamadığını düşünüyordu. İçinde büyüklüğü
taşırken hayat ona hiç de bir şey vermiyordu. İstanbul’a aşkını
anlattığı şiir yarışmasında, metafizik içerikli yazmayı tercih
ettiği kompozisyon yarışmasında derece alamamıştı. En önemlisi;
bölüm değiştirmek için gireceği ÖSS sınavında, sistem değiştiği
için ve hala eksik konuları olduğu için, yine istek duyduğu
yüksek puanlı yere, niyetlendiği zamanda gidemeyecekti ve yine
bir düş kırıklığı daha eklenmişti.
Tanrı’ya isyan etmeden
“Neden
böyle?” diye sordu. Neden herkes daha iyi ve mutluyken, daha
çoklukken, onun hep karmaşası ve mücadelesi ve yolunda tek
başınalığı vardı? Ya da mücadelesinin anlamı neydi de
çocukluğundan beri ona verilmişti ya da o bunu seçmişti? Ya da
"Neden?" dedi tanrıya, içinde kendini hissedişine göre, daha
büyük bir şeyi taşırken, hayat ona önü açık kapıları
vermiyordu.
Yorgunken, hatta yorgun
olduğunu düşünemeyecek kadar yorgunken, internette kendisi
hakkında anlam bulabilir diye ‘Numeroloji’ hakkında araştırma
yaparken, umudunu da yitirdiği ‘İndigo
Dergisi’nin sitesine girmişti. Ve orada geçen ay başvurusunu
yaptığı yazarlık için, derginin yazar kadrosuna
kabul edildiğini gördü. Yayınlanan ilk yazısına ve tanıtımına
defalarca baktıkça kendisini iyi hissediyordu, çünkü artık
manevi olarak besleniyordu ve beslenecekti. Ve o bunu bilmenin
hazzını, kendisine en çok destek veren kendisi ile paylaştı ve
yoluna geri döndü... Ve artık Tanrı’ ya neden diye sorduğu
sorunun cevabının bir kısmını almıştı...
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Burçin İvren,
1986 Aydın doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi, İlköğretim Matematik
Öğretmenliği'nde okuyor ve istek duyduğu yaşama sahip olmak için
tekrar ÖSS sınavına hazırlanıyor. Metafizik, parapiskoloji, bilim,
din adı altındaki bilgileri, birbirleriyle birleştirerek ortak
sentez yapıyor.
Detaylı Bilgi
|