|
Yazar:
Burçin İvren
Köşe Yazısı, İzmir
"The Secret"
Hatalarına Çok Yönlü Bir Bakış
Geçmişten Bugüne, Farkındalık Arayan İnsanlığa Bir Bakış
The Secret kitabının çok
satılmasında, yazılı ve görsel basın kullanıldı. İyi bir reklam, çok
öncesinden Ne Biliyoruz Ki adlı filmin de tutulması ve akabinde The Secret
tanıtımlı videolar internette yayınlanmaya başlanması ile “plan” devreye
girmiş oldu.
İnsanlık, dini bilgilerin
içindeki sembol anlatımların ardındaki evrenin ve bunun zihin-beden-ruh
arasındaki etkileşimi bilmekten yoksun olduğu için, kendilerine gerçeği
bildiklerini ifade eden öğretilerin içine -hatta bu dini kültüre aykırı olsa
dahi- sorgusuzca atmış durumdalar.
İnsanlık uzun zamandır,
kendini ruhsal açıdan önemli hissetmedi. İçindeki yaşadığı bedeninin
biyolojik işleyişine dair bile bir kontrole sahip değildi. Ve insan,
gerçekte acizliği ile boğuşuyordu.
Şifa
ve bilgelik, farkındalık dağıttığını iddia eden gruplar ve bu amaçla
medyumlar aracılığı ile yazılmış kitaplar, her seferinde isimleri değişerek
ama aynı amaca hizmet eden bir işleyiş ile empoze edilmekteydi. Bir gruba
dahil edildiğinde kendini özel ve arınmış hisseden, kurtuluşu arayan
insanlar, empozeler doğrultusunda kendilerin birer tanrı ilan ettiler.
Şifacı olmaya dair bir etiket kimliğine sahip olmak isteyen insanlar, dolar
bazındaki eğitimlere katıldılar. Her eğitim kısmen, enerji bedeni ve
evrensel enerji ile bilinç arasındaki bağı anlatmasana karşın, eğitimlerin
isimleri farklı farklı sunuluyordu.
Şifa hakkında kendilerini
gerçekte geliştirmiş, yurt dışında eğitimler almış insanlar, Türkiye’de
niyet enerjisinin bilinmesine yardımcı “ Sırları ”anlatan bu tarz kitabı
sevgi ve şükranla sorgusuzca kucakladılar. Çünkü yaptıkları iş, ilk defa bu
kitap aracılığı ile en uzun ‘reklam’ını yapmıştı, parapiskoloji ile
ilgilenen ilgilenmeyen binlerce kişi bu kitaba koşuyordu ve artık açık
zihinler! tarafından kabul edilmekteydi.
(Not:
Enerji düzeyinde şifa vermek olasıdır. Çünkü (ilerde de çalışacağım bir alan
olarak da) bizler sadece fiziksel bedene sahip mekanizmalar değiliz. Bizler
evrensel enerji ile bağlantılı olan enerji bedenlerine de sahibiz. Bir
hastalık fiziksel ve enerjisel düzeyde vuku bulduğunda, enerji düzeyinde
yapılan düzeltmeler ve iyileştirmeler bağlantılı olduğu fiziksel bedenin
işleyişine de yansımaktadır. Yanlış olarak gördüğüm nokta, The Secret tarzı
kitapların enerji sistemi kısmen anlatsa da içinde hatalı inanışların da var
olduğudur)
Plan devredeydi.
İnsanlığı doğru bilgiler ile başlayıp sonucu saptıran bilgiler ile kişilerin
din ve Tanrı inançları karmaşaya uğratılacaktı.
Kuantuma
Bir Bakış
Ve Kuantumu kullandılar.
Kuantum Fiziğinin
işleyişi, şu yaşadığımız fiziksel dünyanın sebep sonuç- mantık ilişkisinden
tamamen farklıdır. Kuralları insanı anlamaya zorlayan, anladıkça şaşkına
uğratan bir sistem içinde işler.
Örneğin ; madde aleminin
derinlerini inceleyen kuantum fiziğindeki bilgilere göre;
Her şey bir enerjidir ve
bizim cansız dediğimiz hatta yok dediğimiz her şey, gerçekte sırf onu
düşündüğümüz ve bir enerji yüklemesi yaptığımız için yine bir enerjiye
sahiptir ve vardır..Üstelik bu enerjiler o kadar iç içedir ki, her şey ayrı
birer kalıp enerji değil de gözlemciyi de içine alan tek bir enerji
bütünüdür.
Yani etrafa baktığınızda
parça parça ve birbirinden ayrı duran kanepenizi halınızı kitabınızı
görürsünüz. Oysaki kuantum fiziği bilimine göre, kanepe, halı ve kitabınız
farklı frekanslarda titreşen ve birbirinin içine girmiş tek bir enerji
bütünü gibi gözüken canlı bir bilince- enerjiye sahiptir. Üstelik, madde
olarak görmediğimiz, düşüncelerimiz de, kendine ait frekansa sahip birer
dalga boyudur- bir enerjidir.
Yani
kuantum fiziği, birbirinden ayrı algıladığımız tüm maddeleri; canlı sürekli
titreşen ve ritmik kalıplara sahip, karşılıklı etkileşim değişim dönüşüm
hareketinde bulunan bir enerji paketi olarak değerlendirir.
Ve gelelim yine çok
ilginç bir noktaya;
Ve bu kuantlar aynı
anda- taki gözlemci tarafından izleninceye kadar- olasılık dalgalarıdırlar.
Ve kuantlar aynı anda her yerde olabilir. Bunu makroya uyarlarsak örneğin,
sizin kanepenizin en alt düzeyindeki kuantlar, aynı anda Çin’ de olabilir.
Dalga olarak her yerde bulunma ihtimalini taşıyan bu kuantlar, ancak siz onu
gözlemlemeye kalktığınızda dalganın çökmesi ile parça haline gelir. Ne kadar
mantıksız ve akıl dışı değil mi ? Ama mikro düzeyde, düzen akıl almaz
şekilde işliyor. Ve bizim beynimiz milyonlarca yıldır makro düzeyin
yasalarına göre biçimlenmiş.
Her neyse, burada Secret’
ta anlatılan Kuantum’un, aşinalık olsun diye işleyiş sisteminden küçük bir
parçayı, kedi algılayış kapasiteme oranla anlatmak istedim.
Kuantum Fiziğinde, ancak
gözlemci kuantum alanına baktığında dalgaların çökmesi ve parça haline
dönüşmesi, yani bu bilinmez etki, bizlere zihnimizin enerji düzeyinde,
yaşamın işleyişine etki etme ihtimalimiz olduğunu inanmamızı isteyen gizli
ve daha çok bağlantılarının da araştırılması gereken bir sır gerçekten.
1400
Yıl Öncesindeki Bize Sunulan Sırra Bakış
Ve
eğer araştırılırsa, ya da şöyle diyeyim bizim şu farkındalık sahibi ışık
işçilerimiz dışarıdan gelen her sırlı bilgiye balıklama atlamayıp,
işleyişinden bihaber olduğu dinini, kültürüne bir bakmayı bir araştırmayı
bilse, DUA'nın
işleyiş sisteminde de bu sırrın var olduğunu bilecek.
Ve 21 inci yüzyılda,
bize, eksiklikleri ve yanlışları ile empoze edilmeye çalışılan bu sırlı
bilgilerin, gerçekte yüzyıllar önce
-
Bana dua edin icabet edeyim - ayet
-
Dua müminin silahıdır - hadis
-
Kaderi ancak dua değiştirir - hadis
-
Allah istemedikçe siz isteyemezsiniz- ayet
Ayet ve hadislerinde de,
bu sırra dikkat çekilmiş olunduğunu fark edecek.
Bu hadisler ve ayetlerin
ışığında, insanın dua gücünün,- niyet gücünün, kader açısından bakarsak
olması planlanan durumlara etki edebileceğini hatta değiştirebileceği
vurgulanıyor. Vermek istemeseydi istemek vermezdi hadisi ile de, duanın,
yaratıcının bize verdiği bir güç olduğunu görüyoruz.
Burada, fiziksel ve
ruhsal gereklilikleri yaptıktan sonra, en iyisini bizim adımıza bilir
gerçeği ile sonucu yaratıcıya bırakırız. Ve biliriz ki, Ancak Yaratıcının
izni dahilinde bir şeylere sahip olabiliriz.
The Secret’ teki hata
tüm sırrı, sadece bizim düşünce çekimine bağlaması ve kendimizin birer küçük
tanrı olduğumuzu projekte etmesidir.
***
Velhasıl, The Secret
kuantum gerçekliğini kullanarak, akıllıca bir giriş yapmış.
Ancak ilerleyen
bölümlerde, kısa bilimsel veriler ile planın işleyişine uygun olan inanç
sistemimizi yıkmaya çalışan yoğun tekrarlamalar ile karşılaşıyoruz.
The
Secret’ten Seçmeler
“Tüm yaşantınız çekim
yasası tarafından şekillendirilirken bu her şeye muktedir yasa
düşünceleriniz aracığıyla işliyor. … yaratım sisteminin bir bütün olarak
dayandırılabileceği en büyük ve en mutlak yasa…
Düşüncelerinizle sadece
kendi hayatınızı yaratmakla kalmayacak, onlar aracılığıyla dünyanın
yaratımına da güçlü biçimde katkıda bulunacaksınız.
Siz evrendeki en güçlü
mıknatıssınız. İçinizde barındırdığınız manyetik güç yeryüzündeki her şeyden
daha güçlü. Bu akıl sır ermez çekim gücünü yayan ise yine sizin
düşünceleriniz.
İnsan kendi evrenini
kendisi yaratır.”
Yanlışlık
Taşıyan
Empoze
Edilmeye
Çalışılan
Fikirler
Şimdi burada, yaşadığımız
her şeyi, düşüncelerimize bağlayan bir bakıma, ‘kader yoktur’u empoze eden
ve asıl kader sizin düşüncelerinizdir’i sunan bir yaklaşım var.
Hata
1: Kader Yoktur
İslam bilgilerine göre
kader vardır ve kadere dualarımız etki eder ve dualarımızın olacak bir
durumu değiştirebilme gücü vardır -ki değişse dahi bu değişim olasılık
olarak yine kader bilincinin içinde mevcuttur.-
Kişiler kader bilinci
sınırları içinde özgür seçimlere ve kader bilinci içindeki ama kendi
dışındaki etkilere de maruz kalan bir yaşam sürerler. Örneğin, istediğiniz
kadar ‘kader yok’ ya da ‘kaderi ben yaratırım’ deyin. Sizin anne
karnınızdaki 40'ıncı gün ve doğum anınızdaki,
gezegenlerin enerji bedeninize etkisine maruz kaldınız.
Kişiliğiniz ve olası
düşünce süreçleriniz bile, gezegenlerin sizdeki açılımındaki etkiler
altında. Sizden önceki atalarınızın genetik özelliklerinin karışımını
taşıyorsunuz ve yaşadığınız ortamın ortak bilincinden etkileniyorsunuz.
Aldığınız eğitim, var
olan zeka potansiyeline etki ediyor.
Ve insan olarak, sınırlar
ile de yaratıldık. Ayrıca doğum zamanınız haricinde, şu anki yaşamınızda da,
yükselen burcunuz ve ay burcunuzun, yanı gezegenlerinin şuandaki
hareketlerinin size özgü açılımları ile yaşamınızda olası etkileri
altındasınız. Üstelik yaşadığınız şehrin, dünyanın manyetik alanından
çeşitli derecelerde etkileniyor. Ve yaşadığınız yerdeki elektronik aletlerin
elektromanyetik dalgalarından etkileniyorsunuz. Hatta siz kendi biyolojik
saat ritminden bile etkileniyorsunuz. Yediğiniz besinlerin ve içindeki katkı
maddelerin de etkisi altındasınız. Tabi daha işin içine medyayı katmadım ve
fiziksel düzeyde değil de enerjisel düzeydeki etkilerin bir kısmını kattım.
Yani demek istediğim,
insan olarak bizler, kaderimizi kendimiz yaratmıyoruz. Kaderimiz; enerjisel,
fiziksel, zihinsel, kültürel, maddi, kurumsal vb birimlerin etkileri
altındaki sınırlardan geriye kalan seçim olasılıklarından birini
seçmek ve sizin de diğerleri tarafından seçilmeniz yönündeki olası
seçilmişler olarak yaşamımızı sürdürmeyi kapsıyor.
Dolayısıyla kısmi bir
yanılma içinde, yaşamımızdaki seçimleri kendimiz seçiyoruz gibi algılasak da
bunlar; en başlangıçtaki düzeyde etki altındaki seçimlerimiz, çoktan
seçmelilerimiz ve diğerleri tarafından seçilmişliklerimizdir.
Olasılık
Dalgaları
Bu etkiler, olasılık
dalgalarıdır.
Yani örneğin
gezegenlerden gelen anlam yüklü ışınlar, sizin yaşamınızda o anlamın vuku
bulma ihtimalini arttırıcı yöndedir.
Ancak bu, o anlam
yüklü dalganın kesinlikle, sizde etkisini açığa çıkaracağı anlamına gelmez.
Bu etki, ihtimali yoğun
olan bir olasılık dalgasıdır.
Dolayısıyla biz etkiler
alanında yaşıyoruz ve kaderimiz, diğer kaderler ile çok yönlü bağlantılara
sahip.
Lafı fazla uzatmadan, The
Secret'daki ikinci
hata:
Hata 2:
Düşüncelerimiz İle Yaratırız
Doğru olan kaderimizi
kendimiz yarattığımız değil; kaderimizdeki olasılık dalgalarına istediğimiz
yönde etkide bulunma ihtimalimizin olduğudur.
Bu
kaderi yaratmak değil, Var olan ve içinde olasılıkları canlı bulunduran bir
kader sisteminin içinde, dua ile başlangıcın, gidişatın ve sonucun değişmesi
adına etkide bulunabileceğimizdir.
Düşünce niyeti ile
yoğunlukla düşlediğimiz ve zihnimizde gerçek yaptığımız bir olasılığın
enerji kalıbından fiziksel düzeye indirgenmesine tezahür diyoruz.
Ancak bu noktada dikkat
edilmesi gereken bizim yine bir yaratım yapıyor oluşumuz değildir, zaten
yaratılmış potansiyelleri bir eşzamanlılık hali ile yaşamımıza alıyor
oluşumuzdur.
Örneğin, aradığımız bir
kitabın bir arkadaşınız tarafından size hediye edilmesi bir yaratım
değildir. Kitap zaten yaratılmıştır. O zaten vardır. Onun yaratılmış hali
ile sizin isteğiniz, fiziksel düzeyde birleşmiştir.
Ya da bir fikir
bulduğunuzda o fikri ben yarattım diyebilirsiniz. Ama bu gerçek değildir.
Her fikir yaratılma potansiyeli içinde zaten vardır, mevcuttur, sizden önce
belki de bulunmuş ve işleme sokulmuştur. Sizler ve ben de dahil ancak ve
ancak zaten bir potansiyel içinde var olan düşünceleri, fikirleri
bulabiliriz. Bu bizim yaratımınız değil zaten var olan bir yaratımı, kendi
zihnimizi almaya açtığımız için, evrensel bilinç dedikleri bir boyuttan
kendimize çekmemiz ve bunun bizden söz- düşünce ya da işleyiş olarak açığa
çıkmasıdır.
\Dolayısıyla
anlatmak istediğimi buraya kadar okuduysanız anlamışınızdır. Bizler Yaratıcı
değiliz.
Düşünce
ya da fiziksel düzeyde yaratılmışları, düşünce niyetinden etkilenen bir
enerji sisteminin değişim dönüşüm hareketine, bir bilgi yüklemesi yapıyoruz.
Ve
sizin niyetiniz bilgi olarak yüklenirken, sizin dışınızdaki milyonların
niyetleri yükleniyor. Ve bizim şuan ki niyetlerimiz haricinde,
sistemin işleyişi hakkındaki kader denilen bir yazılım bilgisi daha var.
Düşünün artık olasılıkları…
Sizin yüklediğiniz bilgi
ile yüklediğiniz bilgi ile bir benzerlik taşıyan başka bir bilgi eğer ki
birleşme adına ortak bir amacı var ise, fiziksel düzeyde birleşiyor ve biz
buradaki zamanlamaya “eşzamanlılık” diyoruz.
Ayrıca bir açıdan
bakarsak, kendimize çeken yine biz değiliz. Enerji sistemi bu şekilde
işliyor o yüzden. Yani benim dışımdaki olayların zincirleme bir bağlantı ile
yararıma gerçekleşmesi, benim yaratımım olmuyor.
Enerji sistemi zaten,
yoğunlaşan bir enerji olasılığını fiziksel düzeyde gerçek yapma zorunluluğu
etkisi ile değişim-dönüşüme uğruyor.
Yani biz bu sisteme etki
etmiş oluyoruz, yine yaratan olmuyoruz. Sistem bizden önce, hatta 21 inci
yüzyılda bulduğumuz bu sırlı düşünceyi bilmezden önce, yoktan var olduğu an
zaten bu şekilde Yaratılmış.
Tasavvuf
Açısından Bir Bakış
İslam dininde tek bir
yaratıcı vardır. O da Allah’tır. Bizler, ondaki 99 vasfı, potansiyel olarak
taşımaktayız. İnsana Allah’ın ruhundan üflenmesi buna işaret eder. Yani,
insanlar yaratıcının vasıflarını insan olma sınırı içinde, fiziksel
evrende elde ederler.
The Secret içindeki
yanlış ve kişilerin inanç sistemlerini yıkmayı planlayan düşüncelerden biri
bizleri tanrılaştırmasıdır. Bu geçmişten buyana, ruh-yaratım-insan-evren-
arasındaki gerçekçi bağlantıları bilmemenin acizliğinde olan insanlar için
ferahlatıcı bir ifadedir.
Ancak, bizim kendi
özümüzden çıkan tasavvufumuzda, zaten bizler ve her şey, yaratıcının birer
parçası olduğumuz anlatılır.
Parçası olma açısından
bakarsak, doğru anlatım: Allahın sıfatlarının( yaratıcı sıfatının da)
bizlerde, insan olma sınırı ile -beyinde o yönde bir kapasite artışı
sağlayarak da- ortaya çıkabileceğidir.
Sonuç
Dolayısıyla demek
istediğim: İslam bilgilerinden yoksun batı ülkelerinin dinleri ya da
ataistlikleri ruhsal açlığı doyurmadığında, bunu doğu mistik bilgiler ile
birleştirip ve arasına kuantumu serpiştirerek insanlığa sır reçetesi olarak
satışa sunuyorlar.
İçinde düşüncelerin çıkış
noktası olarak gerçek bir işleyen mekanizmadan bahsetmesi kısmen doğru olsa
da bunları “kesin bir güçtür” fikri ile satmaları yanlıştır.
Ve bilgiler, çekimi
mekanizmasını öğreneyim diyen ancak gerçek dinsel-düşünsel öğelerden yoksun
insanların, belli düşünce tarzlarında sıkıştırma ve inançlarını bozma
ihtimali taşımaktadır.
O yüzden, dikkat
diyorum...
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Burçin İvren,
1986 Aydın doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi, İlköğretim Matematik
Öğretmenliği'nde okuyor ve istek duyduğu yaşama sahip olmak için
tekrar ÖSS sınavına hazırlanıyor. Metafizik, parapiskoloji, bilim,
din adı altındaki bilgileri, birbirleriyle birleştirerek
ortak sentez yapıyor.
Detaylı Bilgi
|