Sayı 34|TEMMUZ 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Yasin Sarı

Bir Semazen

 

Yazar: Efe Elmas

Düşen Melek

 

Yazar: Fehmi Özçelik

Zıtlık

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Kayıp Rüyalar

 

 

 

 

 

Yazar: Burçin İvren 

Konuşurcasına

-Dua Hakkında-

Bir araştırma vardı. İçeriğini tümüyle bulduğumda, dergiye vereyim. Özeti şuydu, yoğun bakımda dizili hastalar var. İçlerinden dua edilen hastalar –ki aslında doktorun kendisi ve hasta bunu bilmiyor- daha hızlı bir şekilde iyileşiyorlardı. Duanın sadece dini bir öğreti olmasından ziyade, bunun bilimsel fiziksel önemleri var.Araştırmaları sizinle paylaşmaktayım.Benim bakış açıma göre, bir kişi için dua edildiğinde onun yaşam enerjisini büyüten besleyen ve destekleyen , negatifliklere karşı bir zırh gibi saran –ışık-  göndermiş oluyoruz. Dua edildiğinde yaşam enerjisi büyüyen bireyin, yaşam enerjisine bağlı organları, hücreleri, ve zihnindeki düşünce süreçlerini , niyetin tesiri yönünde etkilemiş oluyoruz. 

Bir dostum için dua ederken, sanki Allah yukardaymış gibi algıladığımı ve onun istediğim şeyi gerçekleştirmesi için, bir bakıma ikna için, aynı cümleyi onlarca kez tekrarlıyordum. Ama yanlış olduğunu düşündüm. Birincisi, bizden çok uzaktaymış gibi, ikincisi ise onu ikna için ya da duyması için ne kadar çok dersek, o kadar çok bizi duyma ihtimali artacakmış gibi. Gerçi son cümlenin doğruluk payı var ama fark edemediğimiz şey şu; birinci cümleyi söylerken, ardından ikinci cümleyi hızlı hızlı söylemeyi planladığımız için, birinci cümlenin anlamına odaklanamamış olmamız. 

Dua yürekten gelir ve bir tarifi yoktur. 

Ama dua ‘sistemli enerji yaratımı’dır. Yani enerjinin beyin dalgalarının doğru ve odaklı kullanılabilmesi gerekir. 

Benim bakış açıma göre, Yaratıcının tepemizde bir yerde değil de ona bir şey dediğimizde nefes kadar, damar kadar, hava kadar bize yakın olduğunu bilmek ve hissetmek gerekiyor. İkincisi aynı cümlenin hızlı ve ezbereymiş gibi tekrarları bol söylenimi yerine,  bir defada, -tam odaklı- istenilen durumun başlangıcı, genişleyişi ve sonucunu tümüyle gerçek olmuş gibi yapılan dua, bence daha hayırlıdır. Yani bir defada istenilen sonucun gerçekleştiğinin imgelendiği bir dua… Ve bir defada odaklanılmış duanın ardından, elbette ki tekrarları yapılmalıdır.

Yani şöyle açıklayayım. 

-Allah’ ım çabuk iyileşsin, çabuk iyileşsin – diye onlarca kez ezber tekrar yerine O kişinin kendisini huzurlu hissettiğini varsayan enerji gönderimi, ardından o kişi ile zihinsel bağlantı yani kişisel boyutta değil de ikinizin ruh olduğunu farz ederek ona ilettiğiniz güçlendirici ifadeler, ardından Allah’ın onun ihtiyacına uygun şeyi sürekli vermesini istemek, Allah’ın o şeyi verdiğini farz etmek. Sanki gerçekten verdiğini, istek duyulan durumun şimdi gerçek olduğuna inanmak bir süre… Ve o kişinin ihtiyacı olan şeyin enerjisel düzeyde karşılandığını hayal etmek. Ve sonra şükretmek…

Tek seferde yoğunlaştırılmış dua yani…

Şimdi şunu fark etmek gerek. İyileşmesini istemek yerine –iyileştiğini düşünmek, öğle hissetmek- de gerekir.

Çünkü Allah’ın yarattığı enerji sisteminde, enerji işleyişinde, bir şeyin gerçekleşmesi için,’onun gerçekleşmiş olduğu’na inanmak gerekiyor… Yani zihin ‘oluş’dan önce geliyor. 

Tabi bu işlemler sırasında, zihnimizden, şifayı engelliyecek, korkuya dayalı ya da olumsuz bir sürece dayalı herhangi bir duygu geçmezse, enerji aktarı kesilmemiş olur.

Çünkü bir bakıma, olumsuz duygularda enerji yaydığından, aslında onlar bir bakıma ‘bilinçsiz dua’ sayılabilir. 

Tabi bunun yanında Kuran ayetlerinin şifa gücü olduğuna inanıyorum. Bu konu hakkındaki araştırmayı diğer sayıda aktaracağım.  

Bir de size şunu diyeceğim. Hasta olan yoğun bakımda olan bir yakınınız varsa, sakin olun. Onun şuanda sizin sevgi gözyaşlarınıza, zihninizden geçen korku ve kaybetmek üzerine kurulu senaryolara ihtiyacı yok…

Onun kendi yaşam enerjisi üzerine, sizin dualarınızın sevgisine ihtiyacı var. Sessizce odaklanın ve bağlantı kurun. Şifanın verildiğini hissedin. Yaratıcının istediğinizi kabul ettiğini düşünün ve topluca dua edin. 

Bir yerde okumuştum. Yoğun bakımda olan kişiler için yapılan dualar, çekme enerjisi oluşturuyor ve buradan ayrılmaları zorlaşıyor. Çünkü yapılan sevgi ve kal içerikli dualar, onların burada bedenlerinin içinde kalmaları, yaşamlarına devam etmeleri gerektiğini  hücresel ve ruhsal düzeyde hissettiriyormuş. Ve burada kalma olasılıkları bu durumda, -eğer ki Tanrı onu almak adına kesin bir kader çizmemişse-, arttırmış oluyoruz. 

Birisi için düşündüklerimiz onu etkiliyor. Diyelim bir organda hasar var hastamızın. Biz o organ için özel şifa ile sarıldığını hayal edebiliriz ve kendimiz ile o insan arasında bağlantı olduğunu hissedip, zihinsel güçlendirici ifadelerle, ona yardım edebiliriz. Aklıma gelmişken söleyeyim. (Bir Çift Yürek adlı aborjinler hakkında yazılmış kitapta, hastanın üzerinden elle şifa verme yöntemi ile, kemikleri kaynaştırmışlardı örneğin.)

Ben öğle olduğunu düşünüyorum ki, ben eğer zihnimde o organın sağlıklı temiz iyileşmiş olduğunu hayal edersem ve bunu sürdürürsem, o kişinin organının gerçekten de daha sağlıklı ve iyileşmiş olma ihtimalini arttırırım. 

Bir de toplu dua önemlidir. Camilerde ve dinsel önemi bulunan yerlerde duanın daha çok kabul edilmesinin sebebinin biri budur.

Bu konu hakkında bilimsel içerikli araştırmaları size sunacağım zamanla. Örneğin aklıma gelmişken secdede yapılan duanın kabul edilme olasılığının çok olmasının sebebinden biri, baş eğik iken, ayakta -kine oranla beyin hücrelerinin kan ile daha çok temas etmesi ve daha çok oksijen alması nedeni ile, daha güçlü dalgalar yayabilmeleridir.

Ya da gecenin duanın daha kabul edilmesinin faziletinin biri de; geceleyin beyin dalgalarının güneş enerjisi ile kesintiye uğramamasıdır.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. 

Bu yazının çıkış noktası dostum Ceylan’dır. Yoğun bakımdaydı ve şuan iyileşmek üzere. Hatta bu yazı yayınlandığında, aradan bir buçuk ay gibi bir zaman geçmiş olacak ve inşallah o tümüyle iyileşmiş olacak… Sevgi bağı hissettiğimiz kişiler ile aramızdaki şifayı büyütmek dileğimle…

 


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Burçin İvren, 1986 Aydın doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi, İlköğretim Matematik Öğretmenliği'nde okuyor ve istek duyduğu yaşama sahip olmak için tekrar ÖSS sınavına hazırlanıyor. Metafizik, parapiskoloji, bilim, din adı altındaki bilgileri, birbirleriyle  birleştirerek ortak sentez yapıyor.

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Marmara’nın Altı Çatırdıyor!


Olasılıklar Fiziği Kuantum


Zaman Omurgası


Şiddeti Önce Çocuklar Sonra Gençler Önleyecek


Denizler Sizi Çağırıyor!


Küresel Isınma Alaska'nın Göllerini Kurutuyor


Ve Ortadoğu’da Güneş Bir Kez Daha Battı...


Okullarda Satranç Dersi


Füzyon Deneyi Başarıldı


Manyetik Alanın Sağlığa Etkileri


Dünya'nın Salınımları, Yokoluşu Tetikliyor


Kanseri Yok Eden Virüs


Her Derde Deva İsveç İksiri


Rembrandt Desen Sergisi Pera Müzesi'nde


An'da Öz'e Dair Sohbetler: Şiva


Astroloji: Hazırlık


Nezle ve Grip İçin Doğal Reçete: Yoga

 

KÖŞE YAZARLARI

Özgür Teker

Bekliyorum Gelmiyorsun  


Uzay Gökerman

Anlayış


Mahmut Şaylıkay

Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni


Melda Güngül

Tarihi Yeniden Yazma Dairesi


Uzay Gökerman

Kabul Edilebir “Risk”


Funda Umut Pakkal

Olanıksızlıklar Alanında Uzmanlaşmak


S.Kuzey Yıldız

Nemos Kek Renginde Acı Bir Deneyim


Fırat Erdoğan

Renklerin Gölgesinde 


Rüya Yüksel

Sınırlar, İçinde Sonsuz Özgürlüğü Barındırır


Didem Çivici

İlişkideki Ben


Özge Esirgen

Biraz daha Doğu(m)


Can Duman

Sonbahar Melankolisi, Öz Derdinle Düçar mısın?  


Didem Çivici

Sonbahar


Burçin İvren 

Holistik Evren Tasarımı


Burçin İvren 

Konuşurcasına


Burçin İvren 

Sosyal Zeka Mı, Ya Da Bir Oyun Mu?

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  4 Temmuz 2008 TSİ 08:30