|
Yazar: Burçin İvren
Konuşurcasına
-Dua Hakkında-
Bir araştırma vardı. İçeriğini tümüyle
bulduğumda, dergiye vereyim. Özeti şuydu, yoğun bakımda dizili hastalar var.
İçlerinden dua edilen hastalar –ki aslında doktorun kendisi ve hasta bunu
bilmiyor- daha hızlı bir şekilde iyileşiyorlardı. Duanın sadece dini bir
öğreti olmasından ziyade, bunun bilimsel fiziksel önemleri var.Araştırmaları
sizinle paylaşmaktayım.Benim bakış açıma göre, bir kişi için dua edildiğinde
onun yaşam enerjisini büyüten besleyen ve destekleyen , negatifliklere karşı
bir zırh gibi saran –ışık- göndermiş oluyoruz. Dua edildiğinde yaşam
enerjisi büyüyen bireyin, yaşam enerjisine bağlı organları, hücreleri, ve
zihnindeki düşünce süreçlerini , niyetin tesiri yönünde etkilemiş oluyoruz.
Bir dostum için dua ederken, sanki Allah
yukardaymış gibi algıladığımı ve onun istediğim şeyi gerçekleştirmesi için,
bir bakıma ikna için, aynı cümleyi onlarca kez tekrarlıyordum. Ama yanlış
olduğunu düşündüm. Birincisi, bizden çok uzaktaymış gibi, ikincisi ise onu
ikna için ya da duyması için ne kadar çok dersek, o kadar çok bizi duyma
ihtimali artacakmış gibi. Gerçi son cümlenin doğruluk payı var ama fark
edemediğimiz şey şu; birinci cümleyi söylerken, ardından ikinci cümleyi
hızlı hızlı söylemeyi planladığımız için, birinci cümlenin anlamına
odaklanamamış olmamız.
Dua yürekten gelir ve bir tarifi yoktur.
Ama dua ‘sistemli enerji yaratımı’dır.
Yani enerjinin beyin dalgalarının doğru ve odaklı kullanılabilmesi gerekir.
Benim bakış açıma göre, Yaratıcının
tepemizde bir yerde değil de ona bir şey dediğimizde nefes kadar, damar
kadar, hava kadar bize yakın olduğunu bilmek ve hissetmek gerekiyor.
İkincisi aynı cümlenin hızlı ve ezbereymiş gibi tekrarları bol söylenimi
yerine, bir defada, -tam odaklı- istenilen durumun başlangıcı,
genişleyişi ve sonucunu tümüyle gerçek olmuş gibi yapılan dua, bence daha
hayırlıdır. Yani bir defada istenilen sonucun gerçekleştiğinin imgelendiği
bir dua… Ve bir defada odaklanılmış duanın ardından, elbette ki tekrarları
yapılmalıdır.
Yani şöyle açıklayayım.
-Allah’ ım çabuk iyileşsin, çabuk
iyileşsin – diye onlarca kez ezber tekrar yerine O kişinin kendisini huzurlu
hissettiğini varsayan enerji gönderimi, ardından o kişi ile zihinsel
bağlantı yani kişisel boyutta değil de ikinizin ruh olduğunu farz ederek ona
ilettiğiniz güçlendirici ifadeler, ardından Allah’ın onun ihtiyacına uygun
şeyi sürekli vermesini istemek, Allah’ın o şeyi verdiğini farz etmek. Sanki
gerçekten verdiğini, istek duyulan durumun şimdi gerçek olduğuna inanmak bir
süre… Ve o kişinin ihtiyacı olan şeyin enerjisel düzeyde karşılandığını
hayal etmek. Ve sonra şükretmek…
Tek seferde yoğunlaştırılmış dua yani…
Şimdi şunu fark etmek gerek.
İyileşmesini istemek yerine –iyileştiğini düşünmek, öğle hissetmek- de
gerekir.
Çünkü Allah’ın yarattığı enerji
sisteminde, enerji işleyişinde, bir şeyin gerçekleşmesi için,’onun
gerçekleşmiş olduğu’na inanmak gerekiyor… Yani zihin ‘oluş’dan önce
geliyor.
Tabi bu işlemler sırasında,
zihnimizden, şifayı engelliyecek, korkuya dayalı ya da olumsuz bir sürece
dayalı herhangi bir duygu geçmezse, enerji aktarı kesilmemiş olur.
Çünkü bir bakıma, olumsuz duygularda
enerji yaydığından, aslında onlar bir bakıma ‘bilinçsiz dua’
sayılabilir.
Tabi bunun yanında Kuran ayetlerinin
şifa gücü olduğuna inanıyorum. Bu konu hakkındaki araştırmayı diğer sayıda
aktaracağım.
Bir de size şunu diyeceğim. Hasta olan
yoğun bakımda olan bir yakınınız varsa, sakin olun. Onun şuanda sizin sevgi
gözyaşlarınıza, zihninizden geçen korku ve kaybetmek üzerine kurulu
senaryolara ihtiyacı yok…
Onun kendi yaşam enerjisi üzerine, sizin
dualarınızın sevgisine ihtiyacı var. Sessizce odaklanın ve bağlantı kurun.
Şifanın verildiğini hissedin. Yaratıcının istediğinizi kabul ettiğini
düşünün ve topluca dua edin.
Bir yerde okumuştum. Yoğun bakımda olan
kişiler için yapılan dualar, çekme enerjisi oluşturuyor ve buradan
ayrılmaları zorlaşıyor. Çünkü yapılan sevgi ve kal içerikli dualar, onların
burada bedenlerinin içinde kalmaları, yaşamlarına devam etmeleri
gerektiğini hücresel ve ruhsal düzeyde hissettiriyormuş. Ve burada kalma
olasılıkları bu durumda, -eğer ki Tanrı onu almak adına kesin bir kader
çizmemişse-, arttırmış oluyoruz.
Birisi için düşündüklerimiz onu
etkiliyor. Diyelim bir organda hasar var hastamızın. Biz o organ için özel
şifa ile sarıldığını hayal edebiliriz ve kendimiz ile o insan arasında
bağlantı olduğunu hissedip, zihinsel güçlendirici ifadelerle, ona yardım
edebiliriz. Aklıma gelmişken söleyeyim. (Bir Çift Yürek adlı aborjinler
hakkında yazılmış kitapta, hastanın üzerinden elle şifa verme yöntemi ile,
kemikleri kaynaştırmışlardı örneğin.)
Ben öğle olduğunu düşünüyorum ki, ben
eğer zihnimde o organın sağlıklı temiz iyileşmiş olduğunu hayal edersem ve
bunu sürdürürsem, o kişinin organının gerçekten de daha sağlıklı ve
iyileşmiş olma ihtimalini arttırırım.
Bir de toplu dua önemlidir.
Camilerde ve dinsel önemi bulunan yerlerde duanın daha çok kabul edilmesinin
sebebinin biri budur.
Bu konu hakkında bilimsel içerikli
araştırmaları size sunacağım zamanla. Örneğin aklıma gelmişken secdede
yapılan duanın kabul edilme olasılığının çok olmasının sebebinden biri, baş
eğik iken, ayakta -kine oranla beyin hücrelerinin kan ile daha çok temas
etmesi ve daha çok oksijen alması nedeni ile, daha güçlü dalgalar
yayabilmeleridir.
Ya da gecenin duanın daha kabul
edilmesinin faziletinin biri de; geceleyin beyin dalgalarının güneş enerjisi
ile kesintiye uğramamasıdır.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Bu yazının çıkış noktası dostum
Ceylan’dır. Yoğun bakımdaydı ve şuan iyileşmek üzere. Hatta bu yazı
yayınlandığında, aradan bir buçuk ay gibi bir zaman geçmiş olacak ve
inşallah o tümüyle iyileşmiş olacak… Sevgi bağı hissettiğimiz kişiler ile
aramızdaki şifayı büyütmek dileğimle…
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Burçin İvren,
1986 Aydın doğumlu. Dokuz Eylül Üniversitesi, İlköğretim Matematik
Öğretmenliği'nde okuyor ve istek duyduğu yaşama sahip olmak için
tekrar ÖSS sınavına hazırlanıyor. Metafizik, parapiskoloji, bilim,
din adı altındaki bilgileri, birbirleriyle birleştirerek
ortak sentez yapıyor.
Detaylı Bilgi
|