|
Enerji ve Biz
Burak Kaan Kızılkan
Bildiğimiz, inandığımız, hayal
edebildiğimiz, aklımızın almadığı şeylerin yani her şeyin temeli,
özü, tümü enerjidir. Enerji evrende her şeyi oluşturur, onları sarar
ve onlara nüfuz eder. Enerji evrenin düzenini sağlar ve evrene hayat
verir, bizi besler. Onu hissedebiliriz; onu yönlendirebiliriz.
Evrende saat gibi işleyen, mükemmel bir düzen
vardır. Evrendeki düzeni kütle çekim, elektromanyetik kuvvet,
nükleer kuvvet ve tam olarak bilinmeyen karanlık enerji sağlar. Bu
kuvvetler enerjinin 3.boyuttaki etkileridir. Kütle çekimden karanlık
enerjiye kadar bütün kuvvet sistemleri atomlar ve enerji odaklıdır.
Yani evreni düzende tutan şey enerjidir. Bu sınırsız enerjidir işte
yoktan var eden. Ama aslında hiç bir şey yoktan var olmamıştır.
Enerji korunur, azalmaz da çoğalmaz da. Ve yoktan var etmek de
sadece bir form değişikliğidir, enerjinin 3. boyutta bir forma
bürünmesidir.
Enerji yaşamı başlatır ve onun sürmesini
sağlar. Bedenimizi oluşturan atomların yapı taşı olan enerji, kendi
eseri olan bedene hayat enerjisini verir. Mesela kalbi durmuş birine
elektroşok uygulanır, duran motora aküden gelen elektrik ile bujiler
elektroşok uygular. Bu iki örnektekine benzer şekilde hayat enerjisi
de bedeni, yaşamı başlatır. Enerji, yaşamın sürmesini sağlar.
Bedenin yaşaması için gereken her şey doğada vardır ve doğadaki her
şey zaten enerjiden meydana gelmiştir ve enerjiden oluşan beden
enerji ile beslenir. Fiziksel olarak yaşamın odak noktası enerjidir
ve yaşamı başlatıp devam ettiren odur.
Enerji her zerremize kadar nüfuz ettiği, bizi
oluşturduğu ve sardığı nedenle ondan kaçmak veya onu hissetmemek
gibi bir olanağımız yoktur. Ama onu gerçekten hissetmek için de bunu
bilinçli yapmalıyız. Her şeyin bir enerji alanı vardır, bu alan küre
şeklinde yukardan basık şekilde aynı dünyanın manyetik alanı gibidir
ki zaten dünya dâhil olmak üzere her şeyin ama her şeyin böyle bir
enerji alanı vardır. Bu kalkanı odaklanarak hissedebiliriz. Bu
alandaki hareketleri takip ederek kendimizi daha iyi takip
edebiliriz, onu tamir edebiliriz. Bunun yanı sıra bir de tepe
çakrası dediğimiz kafamızın 1–2 cm üstünde olan yerde bir küre
vardır. Nefes alırken oksijen, hidrojen, azot ve bir sürü molekül
nasıl ciğerlerimize çekiliyorsa, her aldığımız nefeste de o yaşam
enerjisi tepemizdeki küreye dolar. Bizi sarmalayan yaşam enerjisini
orda ve etrafımızda, her gördüğümüz canlı cansız her objede
hissedebiliriz.
Enerji asi atlar gibi değildir, evcilleşebilir
ki zaten sözümüzü en çabuk geçirebileceğimiz, en uysal şeydir
enerji. Ruhumuz dediğimiz asıl benliğimiz, asıl olduğumuz yerdedir
ve enerjiyi odaklandığımız yere istediğimiz amaç ile
yönlendirebiliriz. Mesela, bedenimiz şu an bu yazıyı okuyor olabilir
ama aklımız başka yerlerde olabilir. İşte o asıl odaklandığımız
yerdeyizdir şu an ve enerjimizi oraya yönlendirmişizdir. Enerji
düşünce ile yol alır, aklımız ile. Çünkü yaşam aklın eseridir. Şu an
olmasını istediğimiz bir şeyin olması için farkında olmadan (bekli
de) o amaca yönelik enerji yüklüyoruz. Bu da demek oluyor ki aslında
olan her şeyde herkesin bir paydası var ve enerji yönlendirilebilir.
Enerji nereye isterseniz oraya ve hangi amaç ile göndermek
isterseniz öyle gider. Enerjinin gücünü de ona ve amaca olan
inancımız sağlar.
Enerji, her yerdedir. Onu kullanabilir,
hissedebiliriz. Kendimizi karbon bazlı bir canlı olarak görmektense,
bir enerji formu olarak görürsek enerjiyi daha iyi anlar, hisseder
ve kullanabiliriz. Düşüncelerimiz ile onu yönlendirebildiğimiz için
düşüncelerimize dikkat etmeliyiz ama bu kendimizi kısıtlayalım demek
değil aksine kendimize kısıtlama koymadan enerjiye set çekmeden,
enerjinin akışı içinde yaşamalıyız. Bütün evreni bir bütün halinde
tek bir enerji halinde düşünmek şu an daha kolay olmalı çünkü
biliyoruz ki hepsi zaten enerjiden oluştu. Bu da demek ki hepsi
zaten birdir. Bir olduğumuzu fark edip, farkındalıkla yaşayalım.
Işıkla.
|