|
Sağırlar, Kaçanlar ve Gerçek Rehber
Burak Kaan Kızılkan
Dünyevi beş duyunun (duyma,
koklama, dokunma, görme, tatma) ötesinde ve üstünde olan
bilemediğimiz, anlayamadığımız pek çok değer vardır muhakkak. Ancak
iç sesler bildiğimiz beş duyunun ötesindeki değerleri algılamamızı
sağlar. Aslında iç sesler düşünüldüğünden daha basit ama daha
önemlidir. Ayrıca insanı diğerlerinden üstün kılar. Kimimiz bu
sesleri duymaz ya da duymazlıktan gelir.
Hayat sayısal verilerden
ibarettir, eğer beş duyu ile kısıtlanırsa. Bu duyular makinelere
eklenebilir, tek gereken zaman ve paradır. Ama insan makineden daha
üstündür çünkü ona rehber olan iç seslere sahiptir. Makine beş duyu
ve matematiksel hesaplamalardan ileriye gidemezken; insan
içseslerini dinleyebilir, beş duyunun topladığı veriler ile oluşan
mantık kurallarına aykırı kararlar verebilir. Aynı zamanda, bu iç
sesler çoğuldur yani birden çoktur. Bazen çok fazla sayıda, bazen de
sadece 2 tanedir. İnsanların içlerindeki o fırtınaları koparan da
bunlardır. Bu fırtınalar içimizdeki pek çok sesin birbirine muhalif
fikirler belirtmesi ile meydana gelir. İç sesler bizi insan yapan
bir özelliktir. Onlar olmaz, dinlenmezse insan sadece pencerede
gördükleriyle yetinen bir varlık olur.
İç sesler hiçbir zaman susmaz,
her zaman konuşur ama kulak vermedikçe duyulmaz. Kimi insanlar bu
seslere karşı sağırdır. Çünkü her zaman bilinçsizce ve
farkındalıktan yoksun halde düşünürler bu nedenle de çoğu hayatından
memnun değildir. Bu insanlar hep aynı tarzda düşünür ve hareket
ederler. Bir bakıma hayatları robotlaşmıştır. Nasıl insan için beş
duyudan gelen veriler mantık çerçevelerini oluşturuyorsa, makineler
de bu tip veriler ile çalışır. Yani insan eğer iç seslerini
dinlemekten acizse, makine olmuş demektir. Halbuki o sesler her
zaman bize fısıldar ve tek gereken durup dinlemektir.
Sağırlardan başka bir de kaçaklar
vardır. Kaçaklar bu sesleri duymazdan gelir. Bu insanlar bu sesleri
dinlerler ama her zaman mantıklarına yenilirler. Aslında mantık da
bir iç sestir, o sesler arasında mantığın sesi de vardır. Bir diğer
kaynak da kalptir. Kalp mantık içermez, asıl gerçek rehber odur. O
bizi serbest kılar ve olmamız gerekeni olmamıza iter, fakat mantık
her zaman onu kovalar. Bir düşünce aklımıza düştüğü anda mantık ona
karşıt bir düşünce üretir. Onun amacı hep sapkınlıktır. Hedeften
şaşırtmaya çalışır insanı. Sahte rehberdir. İşte insan da bunun
tuzaklarına düşer ve çoğu insan çoğu zaman gerçek rehber
düşüncelerine karşı mantığın öne sürdüğü düşünceleri daha mantıklı
bulur. Bu yolda giden kimse yavaş yavaş kalbinin sesini duyamaz hale
gelecek ve sağır olacak ya da sert geçişler yaşayacak gerçek rehbere
dönüşte çünkü her yanılgıya düşmesi ile daha da dibe batacak. Fakat
hiçbir şey göründüğü gibi olmadığı için belki de bu batış, çıkışın
vesilesidir.
İçsesler, 6.his, kalp… Bunların
hepsine gerçek rehber diyebiliriz. Kimi hiç dinlemez sağır olur,
kimi duyar ama mantığına yenilir ki çoğu insan böyledir. Gerçek
rehber bizi özgür kılar, kabuklarımızdan kurtarır. Onu dinledikçe
daha az kontrollü yaşamaya başlarız, yeniye açık oluruz, iyi veya
kötü fark etmeksizin; çünkü iyi veya kötü özgür seçimdir. İşte gerçek
rehber bizi özgür seçimimizi yapmak için özgür bırakır. Mantık ise
her zaman dünya koşulları çerçevesinde düşünüp kendimizi bulmamızı
geciktirir sadece, bu nedenle de bizim yükselmemize engel teşkil
eder. Örnek vermek gerekirse: gerçek rehber “her şey tam da olması
gerektiği gibi olacak” derken, mantık “ya öyle olmazsa” diyerek
gereksiz endişelere salar bizi, geciktirir, halbuki sonuçta her şey
olması gerektiği gibi olacak zaten. Sonuç olarak gerçek rehberi
dinlemeli, en azından bunun farkında olunmalı.
Işıkla…
|