|
Kutlu
Gün
Meltem Bingöl
Bu memlekette bir gün sabah olursa..…..
Ve devam eder Tevfik Fikret:
“Evet sabah olacaktır, sabah olur, geceler geçer, kıyamete dek
sürmez;
En sonunda bu gök, bu mavi gök size birgün acır; usanma sakın.
Hayat neşe güneştir, usanç içindeki kişi.
Çürür bizim gibi...
Siz ey yarın uzaylılarının küçük güneşleri, artık birer birer
uyanın!
Tükenmez özlemi vardır ufukların ışığa.
Işık, ışık... Bugünün işte ruhu, özlemi bu;
Silin bulutları, silkin o korku gölgesini,
Koşun ışıklar içinden o kutlu kurtuluşa.”
Küçük güneşleriz biz... Ufukların ta o zamandan özlemi varmış
haykırır Tevfik Fikret yüzyıl öncesinden bize... Görürmüş gibi
uyandığımızı... Uyanmak isteyeceğimizi bilirmiş gibi kutlu kurtuluşa
çağırır...
Birden Nazım geldi odama... Girip yerden selamdı beni ve hane
içindekileri... Yaşamayı anlattı ve orda hala tüten hasretini:
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine.
Bu hasret bizim...
Çok misafirim var bu gece... Kapı çalındı gene... Bu kez gelen Cemal
Süreyya… :
Her ölüm erken ölümdür, biliyorum Tanrım... Ama ayrıca aldığın şu
hayat... Fena değildir, üstü kalsın...
Şimdi Edip Cansever geldi oturdu yanıma... Telaşlı, umutsuz halime
bakıp okudu içimi sanki: Heryere yetişilir, hiçbir yere geç kalınmaz
diye başladı söze... Tuttu sımsıcak elleriyle ellerimi...
Bilmezlikten gelme diye devam etti... Umudu dürt, umutsuzluğu
yatıştır... Ve Nazım devam etti söze: Yaşamak ne güzel şey!!!
Anlayarak bir usta kitap gibi, bir sevda şarkısı gibi duyup, bir
çocuk gibi şaşarak yaşamak... Yaşamak; birer birer ve hep beraber
ipekli kumaş dokur gibi... Hep bir ağızdan sevinçli bir destan okur
gibi yaşamak...
Bu gece karışırken kutlu güne, hayalini kurarken zaten olmuş
olanın... Tek bir insanın aydınlığı bile önemli bu evrende... Birer
birer ve hep beraber ipekli kumaş dokurken... Yaptığımız her şeyle
ve arındırdığımız enerjilerimizle etrafımızdaki herşeyi etkilerken
yeni dersler, yeni sınavlar yaratıyoruz bilmeden... Henüz eskilerden
tam sıyrılamamışken yenilerine sevinçle hoşgeldin derken...
Sıkışıyoruz çoğu kez... Öncüleriz biz!!! Ne oraya geçebildik tamamen
ne tam olarak buradayız... Öncüleriz biz... Temizliği, uyanışı
başlatan ve devam ettirenleriz... İndigoların ablaları, ağabeyleri
ve kristallerin anne – babalarıyız... Öncüleriz biz...
Sorumluluklarımız artıyor her geçen gün... Her geçen gün
niyetlerimiz daha da saflaşıyor: Evrenin en yüce hayrı için...
Varmıyor dillerimiz daha azını söylemeye... Gelmiyor içimizden
yalnız kendimiz için bir şey dilemek... Öncüleriz biz... Işığa hiç
soluksuz koşanlarız... Hasretle kucaklayanlarız ve hasretle
kucaklananlarız...
Yazar
Hakkında Bilgi İçin Tıklayın |