Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Dönüşümün 7 Simyası Bölüm 1

Beyaz Özbalçık

İnsan yaptıklarından bilgisi ölçüsünde sorumludur. Bilgiye karşı direnç, sorumsuzluktur.

Pitagor şöyle diyordu: "Hayvânlar insâna akrabadır, insân da Tanrısına akrabadır!"

Mevlâna da buna şöyle işâret eder: "Madenler nebatlar âlemine, nebatlar âlemi hayvânlar âlemine, hayvânlar âlemi de insânlık âlemine şahlanıyor!"

Birkaç yıldır dilimize pelesenk olan "enerji" sözcüğü olur olmadık yerde kullanılır oldu. Tıpkı sevgi sözcüğü gibi anlamının dışında kullanılmaya başlandı. Sürekli bir enerji alışverişi içersindeyiz. Bunun gerçekliği nedir. Benim de kafama takıldı. Uzun süredir üzerinde çalıştığım bu konu farklı kaynaklardan aldığım bilgilerle farklı bir görüntü alarak; aslında tekâmülün, dönüşümün, gerçekliğin, yaradılışın nasıl olduğu yönünde bir anlayışa erdim. Gerçekte evrende hiçbir şeyin sır olmadığı görüşü buradan çıktı. Çünkü yukarıda olan aşağıda, aşağıda olan yukarıdadır. Eğer ben kendimde ve aşağıda “olan”ı anlamlandıramıyorsam gözümü yukarı çevirmeliydim. Atalarım haftanın her bir gününü bir gezegene adamışlardı. Ve o güne ait “ayinleri” vardı. Örneğin: Perşembe günleri iş yapılmazdı. O gün iş yapmak günahtı. Perşembe günü Jüpitere aittir ve Jüpiter, tanrıların gezegenidir. Yaradılış hikâyesinde “Tanrı 7 gün dinlendi” der.

Güneş sistemi evrende bildiğimiz kadarıyla en ideal sistemdir. 12 gezegen ve uydulardan oluşmuştur. Biz ancak gözle görülebilen 7 gezegenin enerjilerini biliyor ve tanıyoruz. 10 gezegen daha yeni bulundu ve diğer iki gezegende yakında bulunacaktır. Ve aslında insanda da 12 enerji bölgesi (çakra) vardır. 4 tanesi el ve ayaklarda.

Gözle gördüğümüz her gezegenin bir rengi dolayısıyla da bir enerjisi vardır. Yeryüzünde her renk bir enerjinin yansımasıdır. Ve insanda bu gezegen enerjilerinden hemen hepsini bünyesinde barındırır. Enerjilerin, renklerin insan üzerindeki etkisi artık tartışılmazdır. İşte buradan yola çıkarak kişi kendi yaradılış enerjisini bulabilir ve değiştirebilir. Uygulama çok basit. Aşağıda hangi gezegenin hangi rengi ve tarihsel karakterin özelliğini taşıdığını bulacaksınız. Her şey zıttıyla vardır. Bizlerde her enerjinin hem olumlu hem olumsuz yönlerini içimizde taşımaktayız. Bu enerjilerle çalışarak öncelikle kendi yaradılış enerjimizi bulur. Ve yaşamdaki gerçeğimizi anlarız. Diğer insanları tanır davranışlarımızı ona göre ayarlarız. Çalışma ilerledikçe ruhsal, zihinsel ve fiziksel sağlığa kavuşarak gerçek plana uygun bireyler haline geliriz. 99–100 yaşına kadar sağlıklı bir yaşam yaşarız ve ölüm bizim irademizle gerçekleşen bir olgu olur ki gerçek budur. Ancak 100 yaşı aşabilen insan fiziksel ölümsüzlüğün sırrına da erecektir. Yaradılanın dünyadaki varlık nedeni ortadan kalkana kadar yaşam devam eder. Bu gerçekleşmediğinde reankarne (yeniden bedenlenme) oluruz. Yaradılışın amacı tek bir ömürde tekamül tamamlanarak kaynağa geri dönmektir. Gelinen süreçte ancak ruhsal erginliğe kavuşmuş olanlar kaynağa geri dönebilmektedir.

 

NEDEN GEZEGENLER: Yukarıda olan aşağıdadır. Sistemin merkezi güneştir. Güneş kaynaktan aldığı enerjiyi sistemdeki tüm gezegenlere yansıtır. Sistemin kaynağı güneştir. Güneşten yayılan ışınlar 7 ana tayfa (renge) ayrılır. Dünya sistemde 3. gezegendir ve sistemin üçüncü gözüdür. Ve ışınımların yansımaları dünyada farklı formlarda tezahür eder. Tüm bu enerjileri üzerinde taşıyan tek varlıksa insandır.

 

UYGULAMA: Aşağıda haftanın günleri, gezegenleri ve kişileri var. Güne başlarken gezegene ya da o enerjiye açık olduğunuzu kendinize hatırlatın. Ve gün boyunca o gün neler hissetiğinizi neler deneğimlediğinizi akşam gelince bir deftere yazın. Böylece hangi enerjilerin size iyi geldiğini, hangilerin size kötü hisettirdiğini keşfedersiniz. Bir sonraki aşama o enerjiye ait sevmediğiniz bir şeyi kişi, duygu veya düşünce ile sembolleştirin. Bir eşyanız olabilir. Kıyafet süs eşyası gibi. Ve bunu olumlu hale dönüşmesi için suya atın veya toprağa gömün. Yanına bir tohum ekebilirsiniz. Bir limon çekirdeği olabilir. Olumsuzlardan kurtuldukça içinizde o enerjinin olumlu olanı açığa çıkacaktır.

 

Bir sonraki aşama ise kendini tekrarlayan zamansallık zincirini kırmaktır. Hayatımızda bazı önemli olaylar farklı görüntülerle ve farklı aralıklarla deneyimlenir. Bu o enerjinin deneyimlenmemiş olduğunu gösterir. Burada önemli olan deneyimin olumlu yada olumsuz olması değildir. Eğer birini çok sevdiniz ve söylemediyseniz bu karşınıza çıkar (farklı kişilerle fakat aynı enerji türünden biri) ta ki ifade bulana kadar. Deneyim iyi – kötü olmasından bağımsız olarak yaşanmadığında deneyimlenene kadar karşımıza çıkar. Bu şey ifadesini bulamadığında blokaj yaratır. Ve önce psikolojik sonra da patalojik hastalığa dönüşür. İnsan bedeni mükemmel yaratılmıştır. Her durumda kendini onaracak potansiyeli vardır. Yeter ki bunu bilelim. Ağrılar ve hastalıklar bize o bölgede bir arıza olduğunu haber verirler. Başlangıçta müdahale edilirse doktora ihtiyaç duymayız. Bedeni ve ruhu dinlemeyi öğrendiğimizde doktorlar da gerçek hastaları tedavi etmekle uğraşacaklardır. Her durumda önce kendinizi dinleyin sonra yardım arayın. Gerçekten o durumla baş edemeyeceğinizi anladığınızda yardım alın. Bu durum beslenmeden tutun da her hangi bir psikolojik yada zihinsel durumla ilgili olabilir. Unutmayın ki bir sorun varsa çözümde vardır ve çözüm sorunun olduğu yerdedir. Her problemin bir cevabı vardır. Cevap hep sorunun içindedir. Sınavlarda soruları iyi okuyup anladığımızda aslında cevabı verdiğine sıkça tanık olmuşuzdur.

Ancak bazı sorunlar vardır ki kaynağı “ben” olmadığı halde o sorunla karşı karşıya kalmışızdır. Bunun nedeni ise yansıtmalardır. Zayıf ve güçsüz zamanlarımızda baskın olan enerji üzerimize yapışır. Ve biz bunun farkında olmadan “ben”e ait gibi davranırız. Bu enerjilerle çalışmanın en güzel yanı da bu dur. Böylece neyin “ben”e ait, neyin olmadığının farkına varır ve kendimizden uzaklaştırırız. Bu en çok “Ben şimdi neden böyle davrandım? Kendimi tanıyamıyorum.” dediğimiz zamanlardır. Böyle anlarda bunun kaynağını araştırın.

İnsanlar kendi içilerinde olumsuz kör ve karanlık taraflarıyla yüzleşmekten çekinir, bu çok doğaldır. Hiç kimse kendisinin kötü olduğunu düşünmek istemez. Ama herkes iyi olsaydı bu dünya böyle olmazdı. Ama insanlar şunu bilmiyorlar “kötü” tabir edilen şeyler bir başkasının iyisidir. Ve en önemlisi bu özelliklerin bir çoğu “ben”e ait değildir. Sonradan yapışmıştır. Bu durum ancak farkındalıkla değişebilir. Bu çalışmalarda amaç öze dönmek olmalıdır.

 

UYARI: Enerjilerin sembolü olan kişilerle çalışmaya başladığınız andan itibaren dönüşmeye başlayacaksınız ve işiniz bitene kadar sizi bırakmazlar. Çalışmaya başlamadan önce kendinize sorun gerçekten istiyor musunuz diye. Hayır, istemiyorum, dersenizde geri çağırmak için bir öncekinden çok daha fazla çağırmanız gerekir. Küserlerse bilgilerini sizinle paylaşmakta nazlanırlar. Ne kadar süreceği çalışmanıza bağlı olarak değişir. Her çalışmanın başında ve sonunda beyaz ışığı çağırın ve kendiniz ışıkla yıkayın.

Çalışma boyunca enerjilerin kişilerinden yardım isteyin bir mum yakın ve o kişiyi davet edin. Bilgisini sizinle paylaşmasını rica edin. Bundan önce kendinizi şimdiye kadar olan şeylerden dolayı affedin. “Bilerek ve bilmeden yaptığım her şey için beni affet ve kendimi affediyorum.” Sonra da rüyalarınıza ve sezgilerinize kulak verin. İlk uyandığınızda aklınıza ilk gelen şey doğrudur. Ondan şüphe etmeyin. Ve arada bir şüpheden arınmak için dua edin.

HABERLER

 

 

Ne Yapmalı?

Eşcinsellik Dosyası

Anjelika Akbar İle Bir Söyleşi

Müzik Terapi ve Türk Müziğiyle Tedavi

Gen Haritası Tamamlandı

Dubai'nin Kuleleri

Çocuklarımızdan beklentilerimiz onları zorluyor

Yeni Çocukların Bilimi: İkinci Bölüm

Kristallerle Gelen Şifa

Kuşbakışı: Ruh ve Cinsellik

Yoga Sınıfı'nda Bu Ay

Alternatif Eğitim Sempozyumu

Editörün Seçtikleri

Aralık ayı Astroloji Yorumları

Babam ve Oğlum: Ağlatan Film

Dönüşümün 7 Simyası

Aşka Göçebedir Sonbahar!

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Beklenti Fenomeni


Rüya Yüksel

Hayat Eğlenceli Bir Oyundur Aslında


Meltem Bingöl

Aşk Ölmez Biz Ölürüz


Haluk Tunç İlker

Kabul


Funda Umut Pakkal

Gün boyunca kaç gölgeniz var?


Gürhan Faik Yeğit

Hedeflerimize Ulaşmamız için İşleyen Çabasız Güç


Doruk Oğuz

Farkındalık Notları


Tuğba Kavas

Yargısız İnfaz


Deniz Onur 

O Bir Şey İçmez


Meriç Tuncer

Bizi Fütüristler Mi Kurtaracak? 


Burak Kaan Kızılkan   

Sağırlar, Kaçanlar ve Gerçek Rehber

Google
 
Web indigodergisi.com

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  6 Eylül 2008 TSİ 20:00