|
Dönüşümün 7
Simyası
Bölüm 1
Beyaz
Özbalçık
İnsan
yaptıklarından bilgisi ölçüsünde sorumludur. Bilgiye karşı direnç,
sorumsuzluktur.
Pitagor şöyle
diyordu:
"Hayvânlar insâna
akrabadır, insân da Tanrısına akrabadır!"
Mevlâna da
buna şöyle işâret eder:
"Madenler nebatlar
âlemine, nebatlar âlemi hayvânlar âlemine, hayvânlar âlemi de
insânlık âlemine şahlanıyor!"
Birkaç yıldır
dilimize pelesenk olan "enerji" sözcüğü olur olmadık yerde kullanılır
oldu. Tıpkı sevgi sözcüğü gibi anlamının dışında kullanılmaya
başlandı. Sürekli bir enerji alışverişi içersindeyiz. Bunun
gerçekliği nedir. Benim de kafama takıldı. Uzun süredir üzerinde
çalıştığım bu konu farklı kaynaklardan aldığım bilgilerle farklı bir
görüntü alarak; aslında tekâmülün, dönüşümün, gerçekliğin,
yaradılışın nasıl olduğu yönünde bir anlayışa erdim. Gerçekte
evrende hiçbir şeyin sır olmadığı görüşü buradan çıktı. Çünkü
yukarıda olan aşağıda, aşağıda olan yukarıdadır. Eğer ben kendimde
ve aşağıda “olan”ı anlamlandıramıyorsam gözümü yukarı çevirmeliydim.
Atalarım haftanın her bir gününü bir gezegene adamışlardı. Ve o güne
ait “ayinleri” vardı. Örneğin: Perşembe günleri iş yapılmazdı. O gün
iş yapmak günahtı. Perşembe günü Jüpitere aittir ve Jüpiter,
tanrıların gezegenidir. Yaradılış hikâyesinde “Tanrı 7 gün dinlendi”
der.
Güneş sistemi evrende bildiğimiz kadarıyla en ideal sistemdir. 12
gezegen ve uydulardan oluşmuştur. Biz ancak gözle görülebilen 7
gezegenin enerjilerini biliyor ve tanıyoruz. 10 gezegen daha yeni
bulundu ve diğer iki gezegende yakında bulunacaktır. Ve aslında
insanda da 12 enerji bölgesi (çakra) vardır. 4 tanesi el ve
ayaklarda.
Gözle gördüğümüz her gezegenin bir rengi dolayısıyla da bir enerjisi
vardır. Yeryüzünde her renk bir enerjinin yansımasıdır. Ve insanda
bu gezegen enerjilerinden hemen hepsini bünyesinde barındırır.
Enerjilerin, renklerin insan üzerindeki etkisi artık tartışılmazdır.
İşte buradan yola çıkarak kişi kendi yaradılış enerjisini bulabilir
ve değiştirebilir. Uygulama çok basit. Aşağıda hangi gezegenin hangi
rengi ve tarihsel karakterin özelliğini taşıdığını bulacaksınız. Her
şey zıttıyla vardır. Bizlerde her enerjinin hem olumlu hem olumsuz
yönlerini içimizde taşımaktayız. Bu enerjilerle çalışarak öncelikle
kendi yaradılış enerjimizi bulur. Ve yaşamdaki gerçeğimizi anlarız.
Diğer insanları tanır davranışlarımızı ona göre ayarlarız. Çalışma
ilerledikçe ruhsal, zihinsel ve fiziksel sağlığa kavuşarak gerçek
plana uygun bireyler haline geliriz. 99–100 yaşına kadar sağlıklı
bir yaşam yaşarız ve ölüm bizim irademizle gerçekleşen bir olgu olur
ki gerçek budur. Ancak 100 yaşı aşabilen insan fiziksel ölümsüzlüğün
sırrına da erecektir. Yaradılanın dünyadaki varlık nedeni ortadan
kalkana kadar yaşam devam eder. Bu gerçekleşmediğinde reankarne
(yeniden bedenlenme) oluruz. Yaradılışın amacı tek bir ömürde
tekamül tamamlanarak kaynağa geri dönmektir. Gelinen süreçte ancak
ruhsal erginliğe kavuşmuş olanlar kaynağa geri dönebilmektedir.
NEDEN
GEZEGENLER: Yukarıda olan aşağıdadır. Sistemin merkezi güneştir.
Güneş kaynaktan aldığı enerjiyi sistemdeki tüm gezegenlere yansıtır.
Sistemin kaynağı güneştir. Güneşten yayılan ışınlar 7 ana tayfa
(renge) ayrılır. Dünya sistemde 3. gezegendir ve sistemin üçüncü
gözüdür. Ve ışınımların yansımaları dünyada farklı formlarda tezahür
eder. Tüm bu enerjileri üzerinde taşıyan tek varlıksa insandır.
UYGULAMA:
Aşağıda haftanın günleri, gezegenleri ve kişileri var. Güne
başlarken gezegene ya da o enerjiye açık olduğunuzu kendinize
hatırlatın. Ve gün boyunca o gün neler hissetiğinizi neler
deneğimlediğinizi akşam gelince bir deftere yazın. Böylece hangi
enerjilerin size iyi geldiğini, hangilerin size kötü hisettirdiğini
keşfedersiniz. Bir sonraki aşama o enerjiye ait sevmediğiniz bir
şeyi kişi, duygu veya düşünce ile sembolleştirin. Bir eşyanız
olabilir. Kıyafet süs eşyası gibi. Ve bunu olumlu hale dönüşmesi
için suya atın veya toprağa gömün. Yanına bir tohum ekebilirsiniz.
Bir limon çekirdeği olabilir. Olumsuzlardan kurtuldukça içinizde o
enerjinin olumlu olanı açığa çıkacaktır.
Bir
sonraki aşama ise kendini tekrarlayan zamansallık zincirini
kırmaktır. Hayatımızda bazı önemli olaylar farklı görüntülerle ve
farklı aralıklarla deneyimlenir. Bu o enerjinin deneyimlenmemiş
olduğunu gösterir. Burada önemli olan deneyimin olumlu yada olumsuz
olması değildir. Eğer birini çok sevdiniz ve söylemediyseniz bu
karşınıza çıkar (farklı kişilerle fakat aynı enerji türünden biri)
ta ki ifade bulana kadar. Deneyim iyi – kötü olmasından bağımsız
olarak yaşanmadığında deneyimlenene kadar karşımıza çıkar. Bu şey
ifadesini bulamadığında blokaj yaratır. Ve önce psikolojik sonra da
patalojik hastalığa dönüşür. İnsan bedeni mükemmel yaratılmıştır.
Her durumda kendini onaracak potansiyeli vardır. Yeter ki bunu
bilelim. Ağrılar ve hastalıklar bize o bölgede bir arıza olduğunu
haber verirler. Başlangıçta müdahale edilirse doktora ihtiyaç
duymayız. Bedeni ve ruhu dinlemeyi öğrendiğimizde doktorlar da
gerçek hastaları tedavi etmekle uğraşacaklardır. Her durumda önce
kendinizi dinleyin sonra yardım arayın. Gerçekten o durumla baş
edemeyeceğinizi anladığınızda yardım alın. Bu durum beslenmeden
tutun da her hangi bir psikolojik yada zihinsel durumla ilgili
olabilir. Unutmayın ki bir sorun varsa çözümde vardır ve çözüm
sorunun olduğu yerdedir. Her problemin bir cevabı vardır. Cevap hep
sorunun içindedir. Sınavlarda soruları iyi okuyup anladığımızda
aslında cevabı verdiğine sıkça tanık olmuşuzdur.
Ancak bazı
sorunlar vardır ki kaynağı “ben” olmadığı halde o sorunla karşı
karşıya kalmışızdır. Bunun nedeni ise yansıtmalardır. Zayıf ve
güçsüz zamanlarımızda baskın olan enerji üzerimize yapışır. Ve biz
bunun farkında olmadan “ben”e ait gibi davranırız. Bu enerjilerle
çalışmanın en güzel yanı da bu dur. Böylece neyin “ben”e ait, neyin
olmadığının farkına varır ve kendimizden uzaklaştırırız. Bu en çok
“Ben şimdi neden böyle davrandım? Kendimi tanıyamıyorum.” dediğimiz
zamanlardır. Böyle anlarda bunun kaynağını araştırın.
İnsanlar kendi
içilerinde olumsuz kör ve karanlık taraflarıyla yüzleşmekten
çekinir, bu çok doğaldır. Hiç kimse kendisinin kötü olduğunu
düşünmek istemez. Ama herkes iyi olsaydı bu dünya böyle olmazdı. Ama
insanlar şunu bilmiyorlar “kötü” tabir edilen şeyler bir başkasının
iyisidir. Ve en önemlisi bu özelliklerin bir çoğu “ben”e ait
değildir. Sonradan yapışmıştır. Bu durum ancak farkındalıkla
değişebilir. Bu çalışmalarda amaç öze dönmek olmalıdır.
UYARI:
Enerjilerin sembolü olan kişilerle çalışmaya başladığınız andan
itibaren dönüşmeye başlayacaksınız ve işiniz bitene kadar sizi
bırakmazlar. Çalışmaya başlamadan önce kendinize sorun gerçekten
istiyor musunuz diye. Hayır, istemiyorum, dersenizde geri çağırmak
için bir öncekinden çok daha fazla çağırmanız gerekir. Küserlerse
bilgilerini sizinle paylaşmakta nazlanırlar. Ne kadar süreceği
çalışmanıza bağlı olarak değişir. Her çalışmanın başında ve sonunda
beyaz ışığı çağırın ve kendiniz ışıkla yıkayın.
Çalışma
boyunca enerjilerin kişilerinden yardım isteyin bir mum yakın ve o
kişiyi davet edin. Bilgisini sizinle paylaşmasını rica edin. Bundan
önce kendinizi şimdiye kadar olan şeylerden dolayı affedin. “Bilerek
ve bilmeden yaptığım her şey için beni affet ve kendimi
affediyorum.” Sonra da rüyalarınıza ve sezgilerinize kulak verin.
İlk uyandığınızda aklınıza ilk gelen şey doğrudur. Ondan şüphe
etmeyin. Ve arada bir şüpheden arınmak için dua edin.
|