|
Yazar: Beyaz Özbalçık
Pozitivizmin
Kadın Üzerindeki Etkileri
Tartışacağımız konuya mantık çerçevesinde
yaklaşmayı seçtim. Çünkü mantıklı bir sorgulama çoğu durumda olumlu bir
sonuç vermekte. Konuyu başka bir çerçevede tartışmak mümkün.
Öncelikle enerji düzeyinde biraz bakalım
duruma. Pozitif eril bir kavramdır. En azında mistizmde bu böyledir. Negatif
ise dişil bir kavram. İşte tam bu noktada kavram kargaşa yaşanmakta. Negatif
günlük kullanım diline olumsuzluk anlamını katarak var oluyor. Pozitif ise
olumluyu. Negatif aynı zamanda duyguları temsil eder. Pozitif ise aklı ve
mantığı. Bir anlamada pozitif olmak duyguları yok saymak anlamına da
geliyor. Kadın ise duygusal bir varlıktır. Elle tutulmayan gözle görülmeyen
hisler gerçeklik ve yanılsama arasında ki uçurumu biraz daha açıyor.
Pozitivizm de duygulara yer yoktur. Her şeyi akıl ve mantık çerçevesine
oturtmak gerekir.
Oysa günlük yaşam içinde bizlerin yakıtı
duygulardır. Ne kadar yok sayarsak o kadar teslim oluruz. Hissettiğimiz her
duyguyu yaşamak durumundayız. Bu da insan olmamızın bir özelliği. Diğer
taraftan mantıklı ve akıllı da olmalıyız. Bu da bizi olumsuz deneyimlerden
alıkoyar.
Kadın olarak bizler ise bu her ikisi
arasında gider geliriz. Bir türlü “gerçek” kavramını oturtamayız.
Negatifliğimiz bizi dışlar. Bizde dışlarız. Bu çağda duygusallıklara yer
yok. Ancak bilinmelidir ki mantıkta her sorununun cevabını vermez.
Bu durumda bu etkileşimleri kendi
yararımıza nasıl kullanacağımız sorusu çıkıyor. Her bir durum bir başka
realite. Realiteler arasında gidip gelirken ister istemez kafa karışıklığı
ortaya çıkıyor. Yadsınan oluşumuz bizi duygularımızı baskı altına almaya
itiyor. Yaşanmamışlıklarla dolu bir yaşamda yer edinmeye çalışırken etrafa
“negatif” olumsuzluk yaymak kaçınılmaz oluyor. Yaşadığımız olumsuzluklar hem
bizi hem de çevremizi olumsuz etkiliyor.
Elbette hepsi yaşamın bir bütünü. Ancak
bu bütünün içinde nasıl var olduğumuz ve ne ürettiğimize bağlı olarak doyum
elde edebiliyoruz.
Bu nedenle felsefi bir bakış açısı
gerekli. Soru sorma ve çözüm üretme yeteneklerimizin açığa çıkması ve ya
yeni bir bakış açısı edinmek.
Duygular var. Her ne kadar elle tutulur
gözle görünür olmasalar da. Ya da bunları elle tutulur gözle görülür hale
getirmek te mümkün. Adına elma, para, giysi, yiyecek dersiniz. Renkler de
var, ayrıca müzik, resim ya da enerji... Nasıl algılarsanız öyle var.
Görmeyi bilen gözlere her şey aşikardır. Kavramlardan uzaklaşıp ya da bu
kavramları doğru manalarıyla günlük yaşamda kullanıldığında sorunlarımızın
bir kısmı daha çözülecektir. |