|
Yazar:
Beyaz Özbalçık
Şu Barış
Dedikleri
Çocukluğumdan beri iki şey takılır
kafama. Birincisi insanlar barış için neden savaşıyorlar. İkincisi bu
kadar çok insan barış istiyorsa dünya barışı neden gerçekleşmiyor.
Önümüzde bir gün var dünya barış günü kitleler yine meydanlara çıkacak
yetkili ağızlar bir sürü laf edecek. Ama aynı zamanda yine savaş da
sürecek. Hatta belki bu toplantılarda kavga bile çıkacak. İnsan evladı
paradokslarını çözemiyor. Çözmeye nereden başlamalı. Acaba içsel barışa
kavuşan daha çok insan olsa dünyada da barış olur mu ki? Toplu
katliamlar yapan insan ırkı toplu barış yapabilir mi? Kimbilir?
Bizim neslin dünyada barışı
göremeyeceği çok açık. “O halde bize ne barıştan kafa yormaya da gerek
yok” diye mi düşünüyor insanlar.
Barış için savaşmanın sosyal,
politik, ekonomik nemaları var. Hatta belki duygusal neması da vardır.
Birileri bu durumdan besleniyor. Üstelik ulvi bir amacı da var. Dünyada
barışı için savaşılıyor. Mağdur olanı esaretinden kurtarmak için
savaşılıyor. Aslında savaşmak için çok neden var. Sistem kendini bunun
üzerine kurmuş. Zıtların savaşı.Yaşamı algılarken daha doğrusu yaşarken
aynı şey öğretilmiyor mu? Mücadele et savaş.Yaşam bir mücadeledir. Dış
mihraklar hep iş başındadır. Gece gündüz uyumazlar. Su uyur düşman
uyumaz. Uyanık ol.
Gözümün
görmediği düşmanlara karşı sürekli uyanık kalmalıyım. Kim bu düşman?
İçimde mi dışımda mı?
Bu soruları sormaya devam ederken
aklıma takılan bir başka şeyse savaşı çıkaran yetkili ağızlar. Erk
bunların elinde. Para da öyle. Teknoloji de öyle. Neden savaş
çıkarıyorlar. Sebebin petrol ya da başka bir ekonomik bir nedenden
olabileceğini aklım almıyor. Yoksa ben kendini akıllı sanan budalanın
birimiyim? Eğer öyleysem çok rahatlarım. Durumu kabullenirim.
Diğer taraftan kitlelerin meydanlara
çıkıp nara attıklarını görüyorum. Zaman zaman bende bulundum o
meydanlarda. Sadece nara atıp rahatlamaya mı geliyor bu insanlar. Neden
bir şey olmuyor.
Elimde bir sihirli değnek olsaydı.
Allah Allah diye savaş meydanlarında cenk edenlere dokunur silahlarını
alır ellerine kalem boya müzik aleti verirdim. Dünyayı Tanrının cennet
olsun diye yarattığını kanıtlamak için.
İnsan evladı böyle kendi
doğruları için yaratıcısını bile kullanıyor. Çünkü benim aklım
Allahın-Tanrının insana savaşın diyebileceğine inanmıyor.
Ah şu zavallı insanlık. Üç günlük
dünyayı zehir zemberek yaşayıp gidiyor. Acılar içinde. Gerçekte bu
dünyanın cennet olduğuna inanan bir avuç insanda beraber. Kurunun
yanında yaş da yanıyor.
Yine de TEK YOL BARIŞ. |