|
Beyaz
Özbalçık
Aşkla Niyaz Ederim
Ben insanların birbirlerine aşkla
selam verdikleri bir kültürden geliyorum. Bu kültür bu coğrafyada
birçok dine, millete, uygarlığa beşiklik etmiş Anadolu’nun kendisi.
Aşkla niyaz edilerek başlanır güne. Allaha yalvarırken aşkla
yakarılır. Sevgiliye aşkla yaklaşılır. Sevgili dedimse sadece karşı
cins değildir sevgili. Kâinatta var olan her şey sevgilidir.
Aşk bir var oluştur. Aşk denizde
balık olmak, ormanda ağaç olmaktır. Toprakta toz zerresi havada
bulut misali, gökte yıldız, yerde insandır. Her şeyin içinde ve
dışındadır. Varlık ve yokluktur.
Aşk bir
dışavurumdur. İçteki tüm
duyguların bileşimidir. Kendi zıddımızla birleştiğimiz andadır aşk.
Başka türlüsünü ne yüreğimiz ne de aklımız kabul eder. Kendi
varlığımızdan yeni bir varlık yaratmak için aşka ihtiyaç duyarız.
Ayaklarımız yerden kesilsin, başımızda kavak yelleri essin, aklımız
başımızdan gitsin isteriz. Gitsin ki aşkı yaşayabilelim. Var
edebilelim.
Aşk denilince aklıma Eros gelir
hep. Sevimli yaramaz ufaklık. İlk bakışta bir tanrı olduğuna inanmak
güçtür. Var olmak için seçimini yapar. Derler ya biz doğmadan önce
seçimleri yaparız. İşte o Eros’tur. Alır okunu eline fırlatır. Ne
yaşa bakar ne mevkiye ne de başka bir şeye çünkü onun tek bir arzusu
vardır. Var olmak. Hiç ummadığımız bir zamanda hiç düşünmediğimiz
birine ilgi duymaya başlarız. Çünkü seçilmişizdir. Ne kadın seçer ne
erkek seçer. Esas seçimi doğacak çocuk yapar. Ben sizden var
olacağım diyerek. Efsanede dediği gibi yüzümü görmeyeceksin ama beni
her koşulda seveceksin. Bu ruhların anlaşmasıdır. Ebeveyn ve çocuk
arasındaki ilişki bu değil midir? Koşulsuzluk üstüne kurulur.
Böylece başlar aşkla tekrar
tanışmamız. Bir süre ayrı gibi kalmışızdır. Hatırlatılır. İlk
ergenlikte başlarız hatırlamaya sonra devam eder. Ve hep sanırız ki
o bir başkasında dışarıda. Ararız aşkı yerde ve gökte. Hep buluruz
aslında ama gözler kör edilmiş bir kez göremeyiz. Çünkü göz
dışarıdadır içe dönmez. Artık hiçbir şeyi içte aramıyoruz ki her şey
dışarıda başkasında. Efsanelerde kutsanan acıyla yıkanan aşklar hoş
gelir olmuş. Ulaşılmaz kılınmış.
Oysa gerçek
aşkta acı yoktur. Özlem
vardır. Yanı başındayken sevgiliyi özlemektir aşk. Ne kadar yakın
olursan o kadar özlersin. Bir bütün olup o bütünlükte yok olmak
istersin. Ve o bütünlüğün içinde yeniden dönüşerek var olmak, var
etmek sevgilileri.
Eh
aşk mevsimi geldi. Yakında sevgililer günü, ardından ilkbahar. Doğa
uyanışa geçerken bizi de baştan çıkarır. Börtü böcek sarar etrafı.
İnsanlar kelebekleşir melek misali. Aşk sarar dört bir yanı. Dur
demek olmaz aşka. Sarsa tüm yeryüzünü, güzel olmaz mıydı? Herkes
âşık olsa. Aşk olsa. Ne savaş kalır ne yokluk. Bir sevinç kaplar
cennetimizi. Yeniden inşa ederdik yeryüzünü. Yaralarımızı sarar.
Varlığımızı kutsardık var olan her şeyle. Ve yeniden, yenileyerek
dönüşerek tekrar tekrar var olurduk kâinatta.
Aşk kutsaldır. İster yaratana
dönük olsun ister yaratılana. Biz yaratılanı da yaratandan ötürü
severiz ya. Bir günü, bir anı aşka ayırın. Okların hedefi olun bir
an. Korumalarınızı kaldırın. Egonuzdan bir an izin isteyin. Ve
kollarınızı havaya kaldırın. “Teslim oluyorum” diye bağırın. BİR AN.
AŞKLA NİYAZ EDERİM.
|