Sayı 38|KASIM 2008            Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Aşkı Var

Şair: Yasin Sarı


Sıla Mektubu

Şair: Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Erdoğan Barış

Doğuda Öğrenci Olmak

Doğunun eğitim sorunlarını birkaç cümlede anlatmak ne kadar zor olsa da anlatmamak, vatandaşlık görevini yerine getirmemek demektir. Hele bir de bu manzaranın tam ortasında bulunup ta "Yok böyle bir şey" demek, görme ve işitme duyularımızla beraber vicdanımızın bazı şubelerinin de iflas ettiğinin göstergesidir.

Eğitim ve öğretim, hayatın birçok yönüyle alakalı kavramlardır. Anne rahminden başlayan bu süreç, hayatın olumsuzluklarını doğrudan yansıtır. Net bir ifadeyle izah etmek istersek eğitilen kişinin eğitim-öğretim döneminde iyi gözlemlenmesi sonucu, onun hayatının gidişatı hakkında birçok malumata ulaşabiliriz. İşte doğudaki eğitimin en büyük sorunlarından biri de yaşam standartlarıdır.          

Anneler yeterli ve gerekli gıdalar alamadıkları için doğan çocukların sinir sistemleri yeterince gelişememekte ve buna bağlı olarak da algılama kıvraklıkları olabileceğinin altında kalmaktadır. Tabi ki yüksek bir eforla bazı kabiliyetler geliştirilmekte ve ara kapanabilmektedir ama kaçında görebiliriz bu örneği?

Çocuk, dünyaya gelişinden itibaren anadil olarak aile ortamında Kürtçe’yi öğreniyor ve 1.sınıfa Türkçe’den mahrum olarak başlıyor. Bu da öğretmenleri çok zor durumda bırakıyor. Buna bir de kalabalık sınıflarda okuma olumsuzluğu eklenince bazı çocuklar okuma yazma bilmeden, yollarına devam ediyorlar. Tabi bu durum, çocukta mahçup duruma düşme korkusu oluşturuyor. Çocuk bu yüzden derslerde ders dışı konular da dahi geri duruyor ve sosyal gelişimini tamamlayamıyor.

Öğrencilik hayatına bu olumsuzluklarla başlayan çocukları en çok etkileyen durum da öğretmenlerinin sık sık değişmesidir. Yasal zeminde gelişen bu durumun en önemli sebebi doğunun olumsuz şartlarından yeni öğretmenlerin daha iyi imkanlar için batıya hiç olmazsa merkezi yerlere yönelmesidir. Bu ayrılıklar öğretmenlerine bir anne baba gözüyle bakan öğrencilerde duygusal çöküntülere yol açıyor.

Eğitim hayatlarının devamı da başlangıçları gibi olumsuzluklarla geçiyor. O küçük bedenler, taşımalı eğitime tabi tutulan yerlerde sabahın erken saatlerinde ve keskin soğuğunda servislere doluyor, o bozuk yollarda iyice yorulduktan hatta tehlikeler atlattıktan sonra yorgun bedenleriyle dağınık dikkatleriyle derse geliyorlar. Bu da takdir edersiniz ki o günün en verimli saatlerini değerlendirememelerine sebep oluyor.

Bünyeleri de çok zayıftır yavrularımızın. Çeşitli gıdalardan mahrum vücutları bazen bırakıverir kendini. Hele kış aylarında biraz daha çıkar mahrumiyet ortaya. Ayakkabısı yırtık çok öğrenci görmüşümdür. Karı çamuru yara yara okula gelir, ıslak çoraplarını gizleye gizleye dersi dinlemeye, anlamaya çalışırlar. Elleri de üşümüştür yavrularımın, ilk derste kalem tutamazlar. Mont zaten lükstür onlar için. Sorsanız gururlarından da taviz vermezler. Üşümediklerini montlarının evde olduğunu filan söylerler. Serçe gururu...

Kız çocuklarının okutulmaması da apayrı bir derttir doğu için. Bir veliye kızını niçin göndermediğini sorduğumuzda, bize, "Kız evin namusudur, okula göndermem" demesi bizi paramparça etmişti. Bir anne, evinin dibindeki okulu gösteriyor ve ben buraya göndermedim kasabaya mı göndereceğim diyerek övünüyordu hem de gülerek. Niye okusunlar ki zaten 18’inde kocaya verilmeyecekler miydi?

Altmış kişinin bir sınıfta nefes alıp verdiğini ve bunun bir de kış ayında kapısı penceresi kapalı bir sınıf olduğunu düşünün. Öğretmen kaçının ödevini kontrol etsin ve kaçının derdini dinlesin, siz söyleyin?

Kırsalın bu olumsuz yönleri, şehir merkezinde bulunan ama kıyı mahallelerde kurulmuş okullar için de geçerlidir. Bunlardan birinde öğretmenlik yapmaktayım. Bu kıyı mahalleler, genellikle terör nedeniyle köylerinden çıkan ve bir daha da dönecek gücü kendinde bulamayan vatandaşların çocuklarıdır. Hayatları boyunca çiftçilikten başka bir şey yapmamış bu insanlar, şehirde işsiz güçsüz kalmakta ve çocuklarını mendil satmaya üç tekerlekli bisikletlerle çalışmaya göndermektedirler. İşte hayatın acımasız yönüyle bu şekilde karşılaşan çocuklar çatlamış elleriyle kalem tutmaya çalışıyorlar. Boyacılık yapıp okul masrafını çıkarmaya çalışan öğrencilerim var benim. Ellerini gizlerler genellikle, onlara göre kirli, bana göre öpülecek kadar temiz ellerini...

Anlayacağınız doğuda öğrenci olmak çok zor; çünkü onlar hiçbir zaman sadece ama sadece öğrenci olamıyorlar. Bize düşen görev, böyle bir ortamda onlara öğrenci olduklarını bir daha fısıldamak. Serçelerimin bir gülümsemeye, bir baş okşamaya dahi ihtiyaçları var.

EPosta Gönderin

HABERLER

 

 

Sivil Toplum Bilinci


Aile Hekimliği 10 İlde daha Hayata Geçiyor


AIDS Üzerine Strecker Muhtırası


Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye: Ekonomi


BİRGİ Korunması Gereken Bir Kültürel Miras


Yaratıcılık Çocuklukta Öğrenilen Bir Alışkanlık


Türkiye'nin Belgesel Kanalı İZ TV


Diş Rahatsızlıkları Böbrek ve Kalp Yetmezliğine Sebep Olabiliyor


Gençler Gelecekten Korkuyor Mu?


İşte Karşınızda Windows Vista


2005’in İlginç Buluşları

 

KÖŞE YAZARLARI

Doruk Oğuz

İnternet ve Bilincin Dönüşümü 


Deniz Onur

Dikkat Canavar Var!


Funda Umut Pakkal

Değerleri Kaybetmek, Kaybedildiğini Görmek


Rüya Yüksel

An Ve Zaman


Meltem Bingöl

Sonsuzluğa Açılan Kapı


Beyaz Özbalçık

Aşkla Niyaz Ederim


Tuğba Kavas

Sevgi 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  14 KASIM 2008 TSİ 07:11