|
Haber:
Gülşen Kaş
Bahar Alerjenlerine Akupunktur Tedavisi
Baharın
gelmesiyle birlikte doğa canlandı, her yer çiçeklerle bezendi.
Doğa yemyeşil bir örtüyle kaplandı. Şüphesiz baharın gelmesiyle
birlikte, insanlar da canlanmaya, üzerindeki örtüleri atmaya,
arınmaya başlıyor. Hepimiz baharla birlikte çiçek açmaya
başlıyoruz. İçimiz kıpır kıpır oluyor, dünyaya ve insanlara
daha bir olumlu bakıyoruz, daha sevgi dolu ve daha anlayışlı
oluyoruz.
Baharın bu
güzel etkilerinin yanında, maalesef alerjik etkileri de var.
Baharla birlikte, pek çok alerjik hastalık ta ortaya çıkmaya
başlıyor. Bu zamanda, polenlere ve diğer alerjenlere alerjisi
olan insanların, baharı rahat geçirebilmeleri için daha dikkatli
olmaları gerekiyor. Bu konuda Prof.Dr. Kaya Özkuş, Akupunktur
ile baharı daha rahat geçirmeleri için, bakın insanlara ne
tavsiyelerde bulunuyor.
Ürtiker ve
alerjik deri hastalıklarında etkili bir şekilde kullanılan
akupunktur, bahar aylarında alerjik nezlesi ortaya çıkan veya
artan kişilerin sıkıntılarını rahatlatıyor, semptomları ortadan
kaldırarak hastanın bu günleri rahat geçirmesini sağlıyor.
Akupunktur; üçbin yıldan beri insan sağlığı için uygulanan ve
son yıllarda Batı’da yapılan yoğun araştırmalar sonucunda
gittikçe yaygınlaşan bilimsel bir tedavi yöntemidir. Akupunktur,
iğne, lazer, vb. uyaranlarının vücut üzerinde tanımlanmış
akupunktur noktalarına uygulanması ile beyinde yer alan limbik
sistemi düzenleyip, otonom sinir sisteminin simpatetik ve
parasimpatetik bölümleri arasındaki dengeyi kurarak organizmanın
sağlığına kavuşmasını sağlar.
Akupunktur
ile Alerji Tedavisi
İstanbul Üniversitesi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve
Sağlık Bakanlığı Akupunktur Eğitim Koordinatörü Prof.Dr. Kaya
Özkuş yaptığı açıklamada; bahar alerjisi olanlarda polenlerin
veya diğer allerjenlerin neden olduğu alerjik reaksiyonlar
nedeniyle burun tıkanıklığı ve akıntısı, gözlerde kızarıklık ile
ortaya çıkan alerjik nezle gibi rahatsızlıkların solunum
sorunlarının artmasına neden olduğunu, etkili ve kökten yok
edici bir tedavi yapılamadığı için de bu ayları sıkıntı içinde
geçirdiklerini belirtti. Oysa, akupunktur uygulamasında iğne
uyaranları ile antihistaminik etki ortaya çıkarılmakta ve bu
etkiye bağlı, nedeni belli olmayan kaşıntı, ürtiker alerjik
nezle, alerjik astım gibi problemler giderilmektedir.
QI,
değişik fizyolojik, patolojik durumlarda ve klinik tedavilerin
farklı metodları içinde ortaya çıkar. Örneğin: Temiz qi,
kullanılmış qi, gıdalardan alınan qi; bu qi çeşitleri materyal
qi olarak kabul edilir ve bunlar karaciğerin, dalağın, böbreğin
ve midenin qi’sidirler. Fonksiyonel qi ise meridyenler ve
kollaterallerdeki qi’dir.
Hayat
enerjisi
olarak da tanımlayabileceğimiz qi insan vücuduna kalıtımla girer
ve sonra alınan gıdalarla takviye edilir ve fiziksel ortam
şartları ile de şekillenmektedir.
Bir
başka değişle hayat enerjisi qi meridyenlerde akarak vücutta
dolaşmaktadır
Bu enerjinin kısımları ise kalıtım enerjisi , solunum enerjisi,
beslenme enerjisi, temel enerji, koruma enerjisi, psikolojik
enerjidir. Bu enerjiler arasında devamlı bir bağlılık ve değişme
ilişkisi olup enerji akışındaki aksaklıklar ise insan vücudunun
hastalanmasına neden olmaktadır. Bu aksaklıklar örneğin dış
etkenlerle, tabiat değişiklikleri ile ya da iç etkenlerle ortaya
çıkabilir.
Binlerce
yıl önce
Amerikan ve Avrupalı bilim adamları atomları, elektronları ve
elektriği keşfetmeden önce, Çinliler “Yin” ve “Yang” enerji
faktörleri arasında dengede bulunan evren düşüncesini
geliştirdiler.
İnsan
vücudunu, sağlıklı olabilmesi için “Yin” ve “Yang” vücut
enerjileri arasında dengede olması gereken bir mikrokozmos
olarak tanımladılar. Vücudun her bölümü de aynı şekilde düzgün
çalışması için bir diğer mikrokozmos olarak tanımlandı. Hastalık
semptomlarının sebebi olarak vücudun bazı bölümlerindeki Yin ve
Yang’ın dengesinin bozulduğunu düşündüler. Bu denge bozulması
yaralanma veya bakteri istilası olarak düşünülebilirdi. İşte
akupunktur tedavisinin amacı, vücudun tamamında ve ilgili
kısmındaki Yin ve Yang’ ın dengesini kurmaktı.
Yin
ve Yang kabaca negatif ve pozitif yüklenmiş elektrik akımıyla
eşleştirilebilir.
Akupunktur
pratiği vücuttaki enerji akışı konusundaki teorileri temel alır
ve içsel bozuklukların dışsal iyileştirilmesi olarak
tanımlanabilir. Çinliler bu teorileri binlerce yıl önce
geliştirdiler ve vücudun zaruri organlarına giden ve gelen
enerji iletim meridyenlerinin diyagramlarını çizdiler. Aynı
düşük-gerilim elektriği gibi bu vücut enerji iletiminin ana
kanalları gözle görülmez ve kadavralar üzerinde de yoktur. Uzun
deney yılları sonucunda Çinliler bu meridyenler üzerinde belirli
noktalara yüzeysel olarak sivri cisimler batırıldığında ağrının
azaldığını veya bu noktalardan biraz uzaktaki bölgelerde
iyileşmeler olduğunu keşfettiler. Bu noktalara batırılan
iğnelerin Te-Chi adını verdikleri özel bir uyarı yarattığını
gördüler. Derinin yan yana olan alanlardaki noktalara batırılan
iğnelerin bu uyarıyı yaratmadığını keşfettiler.
Ağrının
sinir yolları üzerinden iletildiği yolundaki araştırmalarımız
akupunktur teorisiyle birbirine uyar, fakat bioelektriğin
iletimi için tamamen sinir liflerine bağlı olmadığını daha yeni
onaylamaya başlıyoruz. Modern embriyoloji bilgisi doğumdan sonra
birbirinden tamamen ayrı gözüken vücut bölümlerinin olağan
fiziksel incelemede belli olmayan bir tarihsel ilişki ve kökü
olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Modern elektronik cihazlar
akupunktur noktalarının eski Çinlilerin gösterdiği yerlerde tam
olarak bulunmasını sağlar. Bu cihazlar akupunktur noktasında onu
saran dokulara göre daha alçakta kalan elektrik direncini
ölçerler.
Akupunkturun Fizyolojik Etkileri
-
Analjezi
-
Spastik kasların gevşemesi
-
Cilt
ve müköz membranların çeşitli faktörlere bağlı aşırı duyarlılığı
-
Yüksek kan basıncının düşürülmesi
-
Sirkülasyonun düzenlenmesi
-
Lipolizin uyarılması
-
İmmün
cevap ve bakteriyel infeksiyonlara direncin artırılması
-
Mental depresyonun kaldırılması , hiperaktivitenin düzeltilmesi
-
ACTH
ve benzeri maddelerin salgılanması
.jpg)
İğne
cilde girerken sırasıyla şu hisler aranır:
-
Oldukça keskin bir ağrı (A delta liflerinin uyarılması)
-
Künt
bir ağrı ile karakterize bir acı hissi (C liflerinin uyarılması)
-
Ağırlık hissi (basınca hassas korpüsküllerin uyarılması ile)
-
Şişkinlik hissi (mikrosirkülasyon sisteminin interferansı ve
permeabilitenin artmasına bağlı olarak)
-
Akupunktur iğnesinin çevresinde kırmızı halka (kapiler ve
arteriollerin lokal vazodilatasyonuna bağlı)
-
İğnenin çevresinde ılıklık hissi (mikrosirkülasyonun artmasına
bağlı)
-
Manipülasyonun sürdürülmesi veya elektriksel stimülasyona bağlı
olarak parestezi hissi)
|
PROF.DR.
KAYA ÖZKUŞ KİMDİR?
1963
yılında İstanbul'da doğan Özkuş, 1986 yılında Trakya
Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. 1992 yılında
Akupunktur uygulama sertifikası aldı ve aynı yıl Anatomi Doçenti
oldu. 1998'de Anatomi Profesörü oldu. Nisan 2002 'de Sağlık
Bakanlığı'nın onayı ile Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi' nde
başlayan Akupunktur eğitim seminerlerinde eğitmen olarak görev
aldı. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı
bünyesinde Türkiye'de ilk defa Üniversite senatosu onayı ile
kurulan Akupunktur Uygulama ve Araştırma Biriminin kuruluşunda
görev aldı ve bu birimde Sağlık Bakanlığının izniyle Eğitim
Koordinatörü olarak Akupunktur kursu düzenledi. Prof. Dr. Kaya
Özkuş halen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim dalında
öğretim üyesi olarak görev yapmasının yanı sıra Sağlık
Bakanlığının Bilim komisyonu üyeliği ve Akupunktur Eğitim
Koordinatörlüğü görevini de yürütmektedir.
Ayrıntılı
bilgi için:
www.aku-med.net
|
EDİTÖR
HAKKINDA BİLGİ
Gülşen Kaş 1975
İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi AÖF. İşletme 4.sınıfta
öğrenimine devam ediyor. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı.
Özgürlük onun için çok önemli. Hayattaki tek amacı her şeyden
özgür olmak. Detaylı Bilgi
|